FORUM SUPERMEYDAN  
Saatte 30 YTL
Kazan
  rüya tabirleri,rüya yorumları   Şifalı bitkiler, Bitkisel ilaçlar   Kadinca ya üye ol
lens kazan
  Bu alana reklam verebilirsiniz
25/YTL

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > Yaşam > Kültür, Sanat > Opera Bale Dans

Opera Bale Dans Salsa, Hiphop, Tango, Cha cha, Breakdance, Sirtaki, Bale, Opera, Oryantal, Latin dansları, Dans videoları, dansçılar, dans dersleri..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-05-2007, 12:47 AM   #1
SİTE ADMİN
 
doğangüneş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kula Bela Gelmez..Hak Yazmadıkça..Hak Bela Yazmaz..Kul Azmadıkça...!!
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Nerden: istanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 7.568
Blog Mesajları: 24
Cinsiyet:
Rep Gücü: 269 Rep: 26033
doğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud ofdoğangüneş has much to be proud of
Türk dans tarihi

Avrupa’da, 16. yüzyılda salon dansının ilk biçimleri, küçük ölçekli saray törenlerinde ve diplomatik kutlamalarda kendini göstermeye başladığında, Osmanlı sarayında onlarca cariyeden oluşan yerel orkestralar eşliğinde dans eden harem kızları, oğlanları, çengiler ve köçekler vardı. Haremin misk kokulu buğulu havasında ipekler ve tüllere bürünmüş şahane rakkaseler dans eder, zat-ı şahaneleri de onları büyük bir zevkle izlerdi.

Bazı Osmanlı padişahlarının Avrupa ziyaretlerine müzisyenler ve dansçılar götürdükleri, tarihi kayıtlarda var. Prof. Metin And “Türk Köylü Dansları” adlı kitabında 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlılar’ın birçok Avrupa saray dansını bile oynadıklarını aktarıyor.

Ancak Osmanlı’nın son dönemlerinde raks (dans) ve musiki bazı kurumlarda öğretilmeye başlandığında, yani saray dışına çıktığında sorunlar baş gösterdi. Kadınlarla birlikte veya partnerli dans kabul edilemezdi.

16 Aralık 1919’da Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi, dönemin Dahiliye Nazırı’na yazdığı bir mektupla Beyazıt’ta kurulan Osmanlı Musiki ve Raks Cemiyeti’nin faaliyetlerinden yakınmıştı. Bu cemiyette kadınlar ve erkekler birlikte müzik yaparak ve dans ederek günaha giriyordu. Başkanlığını müzisyen İsmail Hakkı Bey’in yaptığı kuruluş, Dahiliye Nazırı’nın talimatı ile polis tarafından basılarak 25 Aralık 1919’da kapatıldı.

Günümüzde ise durum biraz daha farklı…

Türkiye’de dansla ilişki ve dansın konumlanması tarifine varmak istersek, ilk referansımız kuşkusuz halk dansları olacaktır. Bu durum Batı dans tarihi için de geçerlidir ve tüm dünyada dansın kökenlerinde, ritüeller ve halk dansları vardır.

Türkiye Mezopotamya, Akdeniz ve Orta Asya kültürleri ile beslenen köklü bir Anadolu kültürünün mirasçısı. Bu durum dansla olan tarihsel ilişkimizi de oldukça iddialı bir biçimde izah ediyor. Şarap, bereket ve tiyatro tanrısı Dionysos’un doğduğu iddia edilen Anadolu toprakları, aynı zamanda O’nun dans kültürünün doğduğu topraklardı ve daha Dionysos doğmadan bin yıllar önce dans sanatı, kendini birçok duvar resminde göstermişti.

“Ancak dans eden bir tanrıya inanabilirim” diyen büyük filozof Nietzsche, sanki bunu Anadolu’nun ilk halkları için söylemiş gibi.

Ülkemizde bulunan, neolitik çağdan kalan tüm kaya resimlerinde dans eden figürler tasvir edilmiş. Bugün, bu tarihsel mirasın takipçisi, çok köklü bir dans kültürünün üzerinde oturuyoruz. Akla gelebilecek her temayı içeren zengin bir halk dansları koleksiyonuna sahibiz.

Prof. And dans evrelerimizi, yer, soy, din, imparatorluk ve batılılaşma evrelerine ayırarak incelemiş, “oyun” ve “büyü” kavramlarının bugünün danslarında yaşadığını belirlemiş:

“Bugün Anadolu’nun hemen her bölgesinde rastladığımız seyirlik köylü oyunlarının gerek konusu ve bazı büyüsel ayrıntıları bakımından, gerekse belli mevsimlere uyarak süreli oluşlarından bunların eski uygarlıkların bolluk, dinsel törenlerinin kalıntıları olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz”.

Tarihçilerin “bereketli hilal” diye tarif ettikleri bölgenin bir bölümü olan Anadolu, şenlikleriyle ile ön plana çıkan Dionysos’a tapınılan çok önemli bir dans coğrafyası… Ve bu coğrafyada dansa verilen değerde Cumhuriyet döneminin farklı bir yeri var.

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Şavaşı’nın ardından gerçekleştirmeye çalıştığı kültür devriminde dansa da özel önem atfetmişti.

Dönemin popüler dansları o zamanlar ülkemizde yaşayan gayrimüslümler tarafından uygulanırken Atatürk, bu kültürün Türkiye’deki gençler tarafından da öğrenilmesi için öncülük etmişti.

Atatürk, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu gibi yapılanmalarla birlikte Halkevleri’ni kurarak ülkedeki binlerce halk dansı figürünün derlenmesini de önermişti.

O dönemin ünlü sporcu ve halk bilimcilerinden Selim Sırrı Tarcan’a uluslararası etkinliklerde dans etmesi için koreografi siparişi bile verilmişti. Atatürk, Tarcan’dan “Milli hususlarımızı gösteren bir dans dizayn ederek” günlük kostümlerle dans etmesini istemiş; Tarcan da, buna karşılık ünlü “Sarı Zeybek” ve “Tarcan Zeybeği” danslarını yaratmıştır.

Selim Sırrı, Paris’te 1924’te yapılan Olimpiyat Oyunları’nda zeybek oynadı, daha sonra bu dansı geliştirerek Atatürk’ün istediği forma soktu. Ardından, zeybek danslarından esinlenerek yaptığı koreografiyi, İzmir Kız Muallim Mektebi’nin konferans salonunda okulun öğretmenlerinden Mualla Hanım ile birlikte Atatürk’ün huzurunda sergiledi.

Atatürk, gösteri bittiğinde yaptığı konuşmada şöyle demişti: Hanımefendiler, Beyler! Selim Sırrı Bey raksını ihya ederken ona bir şekl-i medeni vermiştir. Bu sanatkar üstadın eseri hepimiz tarafından seve seve kabul edilerek milli ve içtimai hayatımızda yer tutacak kadar tekemmül etmiş, bedii bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara, bizimde mükemmel bir raksımız var, diye biliriz ve bu oyunu salonlarımızda, müsamerelerimizde oynayabiliriz. Zeybek dansı bu yeni şekli ile her içtimai salonda kadınlarla beraber oynanabilir ve oynanmalıdır”.

Mustafa Kemal bu konuşmanın ardından Selim Sırrı’ya dönerek, “Yorulmadınızsa Mualla Hanım’la birlikte bir defa daha şehir elbiseleriyle oynadığınızı görmek isterim” demiş ve dans bu kez modern kostümlerle alkışlar arasında tekrar edilmişti.



Selim Sırrı, koreografisini Atatürk’e ithaf etmiş, ilk kez kadınlarla birlikte icra edilen bu dansı, “Atatürk’ün içtimai hayatımızda kadına verdiği mevkii düşünerek bu küçük eseri vücuda getirdim” diyerek gerekçelendirmişti. Atatürk, dansı ülkenin kültürel yaş***** sokmayı da hedefleri arasına almıştı. Cumhuriyet balolarında tüm politikacıların dans etmesini teşvik etmişti. Aynı zamanda Cumhuriyet baloları ülkemizin ilk “batı dansı” atölyelerine dönüştü. Dönemin klasik salon dansları bu sayede ülkemizde tanındı.

Aradan geçen yıllar, Türkiye’nin modernleşme atılımı yaptığı yıllardı. Yeni eğlence anlayışı, Batılı kalıplarla büyük kentlere hakim olurken, halk da kendi yaratımlarını, kendi kültürel aktarımlarını zenginleştirerek sürdürdü. Her türlü hakim ifade biçiminin karşısına yarattığı folklor değerleriyle çıkan halk, birbirinden güzel eserler yaratarak yanıt verdi.

Türkiye halkı dans eden, dansı seven bir halk... Dans kültürü genlerinde var. Türkiye danslarının genel karakterinden söz etmek oldukça zor. Hem derin tarihsel birikim, hem etnik çok renklilik, hem de coğrafi farklılıklar çok kültürlü bir dans karakteri ortaya çıkarıyor. Ege’de ağır ve mağrur danslar, Trakya’da kıvrak karşılamalar, Karadeniz’de hızlı horonlar, doğuda aşiret kültürünün etkisi ile omuz omuza uygulanan danslar tek tip bir karakter dansı tarifini zorlaştırıyor. Aslında buna gerekte yok. Çünkü Anadolu’da her duygunun dansı var ve güzellikleri de barındırdıkları çeşitlilik ve renklilikte…

Türkiye’de dansın resmi tarihi, 1948 yılında önemli bir ivme kazandı. Ankara Konservatuarı’nın ve bale bölümünün açılması, İngiltere’den Dame Ninette de Valois’nın koreograf olarak getirilmesi, Türk bale tarihinde önemli bir eşik taşı oldu. O’ndan sonra Türkiye bale klasikleri ile tanıştı, Türkiye’de ki pek çok bale sanatçısı onun öğrencileri tarafından yetiştirildi.

Yukarıdan empoze edilen bu sanatsal akım doğal olarak kısıtlı bir seyirci kitlesi buldu ve ilk sanatsal üretimler, ancak devlet ricalinin katıldığı resmi “temsil”lerde kendisini gösterebildi.

Dans tarihimizdeki bu “temsil” süreci, yeni genç koreografların yetişmesi ile bazı deneysel dans çalışmalarının da önünü açtı.

Dame Ninette de Valois, ilk olarak Ferit Tüzün’ün “Çeşme Başı” isimli eseriyle yerel karakterli bir bale yarattı, ardından Oytun Turfanda, Güloya Arıoba ve Duygu Aykal gibi koreograflar yerel motifli baleler yaratarak kendi kaynaklarına yakınlaşmak istediler.

SSCB dönemindeki halk balesi arayışlarının yanında çok cılız kalan bu arayışlarla, ünlü Türk beşlilerinin çalışmalarını da referans alarak, bir Türk balesi yaratma arayışına girdiler. Böylesine bir yoz döngü son 20 yıla kadar sürdü. Oytun Turfanda’nın yerel adımlı ilk balesinin adı da “Yoz Döngü”ydü. Kontrolsüz bir biçimde kentleşmeye başlayan Türkiye’nin göçle birlikte yeni yeni tanışmaya başladığı lümpen kültür ve kültürel aidiyet sorununun işlendiği bu eser bale ile kurduğumuz ilişki için de güzel önermeler içeriyor.

Ancak bu çabalara rağmen Türk halkı baleye alışamadı. Bu dönemin ardından ilk Türk müzikalleri sahnelendi. Dönemin hakim anlayışı, “Lüküs Hayat” müzikalinde danslarla da ifade edildi.

Bugünün modern dans toplulukları ise, işte bütün bu dans kültürünün ürünleri. Bu görkemli birikime saygı duyan deneysel bir çalışma olan Anadolu Ateşi de başarısını Türk motiflerinden esinlenen, bale ve modern dansın imkanlarını kullanan koreografik anlayışına borçlu.

Octavio Paz, “Dans insan bedeninin şiiridir” diyor. Bizim beden dilimizle yazacağımız şiirler de, köklü kültürel değerlerle beslenen ve görkemli tarihimizden damıtılmış efsanelerin diliyle yazılmalı. Homeros’u ve Yaşar Kemal’i doğuran topraklara bu coğrafyanın masal diliyle yaratılmış yapıtlar armağan etmek gerekiyor.

yazı:mustafa erdoğan
alıntı

Konu doğangüneş tarafından (24-05-2007 Saat 02:04 AM ) değiştirilmiştir.. Sebep: yanlış
doğangüneş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:25 PM .


vBulletin 3.7.0 © Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir, yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Aktifbir  Sinop  kadın  magazin  çiçekçiler  webcam driver  Pc Forumu

eXTReMe Tracker

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238