FORUM SUPERMEYDAN  
Saatte 30 YTL
Kazan
  rüya tabirleri,rüya yorumları   Şifalı bitkiler, Bitkisel ilaçlar   Kadinca ya üye ol
lens kazan
  Bu alana reklam verebilirsiniz
25/YTL

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > Yaşam > Ekonomi, iş, kariyer

Ekonomi, iş, kariyer ekonomi, iş, kariyer, para piyasaları, hisse senetleri, tahvil, fon, borsa, döviz, altın, para ve maliye politikaları, tarım, hayvancılık, işletmeler, şirketler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-03-2008, 02:04 PM   #1
Uye
 
toprak81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gericiliği nerde gorsem tepelerim K. Atatürk
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Yaş: 27
Mesajlar: 801
Cinsiyet:
Rep Gücü: 15 Rep: 1461
toprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond repute
"Ekonomi düzeliyor"sa halk neden yoksullaşıyor?

Ekonomi düzeliyor"sa halk neden yoksullaşıyor?

AKP enflasyonun düşüşünü bir "başarı" olarak gösteriyor. Ama, Devlet İstatistik Enstitüsü'nün 2003 sayılarına göre devlet ve özel sektörde çalışılan saat başına ücret, toplam yüzde 3.9 oranında düşerken, çalışan kişi başına kazanç üretimde toplam yüzde 8.5, diğer işlerde çalışan kişi başına ise yüzde 2.3 azalmış



Tolga Tören


Ülkede yaşanan derin yoksulluğa karşın, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) sözcüleri ve yandaşları ekonomi politikalarının "başarı"sıyla öğünüyor. "Çünkü," diyorlar: "Ekonomi büyüdü, enflasyon ve faizler düştü, dış borçları ödemede faiz dışı fazla yaratıldı." Yaygın medya da, ekonomide "bahar havası" yaşandığına inanmamız için elinden geleni ardına koymuyor. Ama emekçilerin zihninde hep aynı soru: "Her şey iyiye gidiyorsa, bizim durumumuz neden kötüye gidiyor?" AKP hükümetinin, bu verilere dayanarak ekonomide herşeyin iyiye gittiğini iddia edebilmesi iktisadın toplumsal bağlamından koparılmasından kaynaklanıyor. Sınıfsal ilişkileri göz ardı eden bu anlayışa göre iktisat politikaları yoluyla tüm topluma ortak fayda sağlayan sonuçlara ulaşılabilir.

Oysa, bir sosyal bilimler disiplini olarak iktisat, sınıf çelişkilerinden soyutlanamaz. İktisat politikalarının sağlıklı analizi de ancak sınıflar arası ilişkiler bağlamında mümkün olabilir. Dolayısıyla, gerçeği anlamak, çalışanların zihnini kemiren soruya yanıt vermek ancak AKP hükümetinin ve önceki benzerlerinin "ekonomiyi düzeltmek" adına uyguladıkları tüm politikaları, temsil ettikleri sınıf çıkarlarıyla ve onların ulusal ya da uluslararası düzeyde kapitalist sermaye birikimi çerçevesinde ortaya çıkan ihtiyaçlarıyla ilişkilendirdiğimiz ölçüde mümkün.

"Ekonomi büyüdü" ücretler düştü

Egemen neo-liberal iktisat ideolojisinin fetişleştirdiği kavramlardan biri olan "büyüme" bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin bir önceki yıla göre artış oranını anlatıyor. Büyüme kavramının fetişleştirilmesinin altında ise, ekonomik büyümenin tüm toplumda gelir artışı yaratacağı varsayımı yatıyor.

"Ekonominin büyümesi"nin tüm toplumda geliri artıracağı su götürür. Nitekim neoliberal iktisatçıların eserlerinde "yoksullaştırıcı büyüme"den de söz ettiklerini biliyoruz. Büyüme bağlamında asıl önemli soru şu: Artan gelirden toplumun hangi kesimi hangi oranda pay alacak? Daha da açık sorulursa: Ekonomik büyüme sonucu ortaya çıkan üretim artışından emek ve sermayenin alacağı pay ne olacak? Ne var ki, neoliberal büyüme kavramı, tanımı gereği, bu sorunla pek ilgilenmez.

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre 2003'te ekonomik büyüme yüzde 5.9, büyümenin öncü sektörü imalat sanayisinde yüzde 7.5 olarak gerçekleşti. Ancak aynı yıl işsizlik arttı. 2002'de yüzde 10.3 olan işsizlik, 2003'te yüzde 10.5'a çıktı. İşsizlikteki artış binde 2'de kalmış görünüyor. Ancak, bu "ekonomik büyüme"ye karşın gerçekleşti. Bu oran, aynı dönemde daha az işgücü ile daha fazla üretim yapıldığını ya da aynı miktarda işgücünün eskisinden daha fazla çalıştırıldığını gösteriyor. Özetle 2003'te "ekonomi büyümüş" ama bu büyüme işsizlere iş sağlamamış, çalışanların ise daha çok çalışmalarına neden olmuştur.

Bu durum DİE'nin "kısmi verimlilik" sayılarından da görülebiliyor. "Verimlilik" üretim sonucunda elde edilen ürün miktarının, üretimde kullanılan girdi miktarına oranını gösteren bir kavram. Ürünün üretimde kullanılan tek bir girdiye (örneğin emeğe) oranlanmasına ise, "kısmi verimlilik" deniyor.

DİE'nin 2003 kısmi verimlilik oranları hesaplarına göre yılın üçüncü döneminde, üretimde çalışılan saat başına yüzde 7.7'lik bir artış gerçekleşmiş. Bu, üretimdeki artışın çalışma saatlerindeki artışla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.

Ancak aynı hesaplara göre çalışma saatleri artarken gerçek ücretler azalmış. Üretimde devlet ve özel sektörde çalışılan saat başına ücret, toplam yüzde 3.9 oranında düşerken, çalışan kişi başına kazanç üretimde toplam yüzde 8.5, diğer işlerde çalışan kişi başına ise yüzde 2.3 azalmış. Demek ki, "ekonomik büyüme", sadece, çalışanların daha uzun süre ve daha ucuza çalışması pahasına gerçekleşmiş.

"Enflasyon düştü" iş güvencesi yok oldu

AKP hükümeti enflasyonun düşüşünü bir "başarı" olarak gösteriyor. Ama, sadece kağıt üzerinde kalan bu düşüşün kaynağında artan işsizlik, azalan ücretler ve kamu harcamalarına bağlı olarak satınalma gücünün, yani toplam talebin düşüşü var.

Şu halde ekonomide büyümeyi sağlayan mal ve hizmet üretimindeki artış nereye gidiyor? Bu sorunun iki cevabı var :

* İhracat

* Stok artışları

2003'ün ilk 9 ayında bir önceki yıla göre ihracat yüzde 16 arttı. Bunun milli gelire katkısı yüzde 6.3 oldu. Stok artışlarının milli gelire katkısı ise yüzde 3.8.(1)

Bilindiği gibi Türkiye ekonomisi Turgut Özal'ın uygulayıcılığında 24 Ocak 1980 kararları olarak bilinen ekonomi politikalarıyla 1960-1980 arasında sürdürülen ve sanayi sermayesi lehine sermaye birikimi hedefleyen "İthal İkameci Sermaye Birikim Rejimi"ni terk etmiş, İhracata Dayalı Büyüme Modeline geçmişti. Bu modelde ekonominin büyümesi ihracatın arttırılmasına bağlanıyordu. Bu politikaların çalışanlar açısından dolaysız sonucu gerçek ücretlerin gerilemesi ve emekçilerin toplumsal ve ekonomik kazanımlarının budanması olmuştu.

AKP iktidarı döneminde de aynı mantık sürdürüldü. Gerçek ücretlerin geriletilmesi yoluyla, dış pazara yönelik üretim yapan sermaye kesimine maliyet ve rekabet avantajı sağlanması hedeflendi. AKP yöneticilerinin "rekor seviyede ihracat" çığlıkları bu uygulamanın sermaye çıkarları açısından doğurduğu sonuçları haber veriyor, ama emekçilere neye mal olduğunu gizliyor. Öte yandan artan, sadece ihracat olmadı. 2003'te Türk Lirası değerlenip ithalat ucuzlayınca 6.8 milyar dolarlık cari açık oluştu. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 80.5 dan 74.6 ya geriledi.(2)

AKP'nin ihracatçı sermayeye katkısı sadece ücretleri düşürmekle kalmadı. Esnek üretimin, taşeron-fason ilişkilerinin yasallaştırılması da emek maliyetlerini düşürdü. İş güvencesini ortadan kaldıran bu işleyiş, çalışanların, sadece üretilen mallara talep olduğu dönemlerde çalışması(a-tipik çalışma), üretimin işyeri dışına kaydırılması(fason) ya da üretim yapılan iş yerinde asıl firma dışında daha küçük ölçekli firmalar tarafından sürdürülmesi(taşeron) gibi bir dizi uygulamayı içeriyor. Sermayenin küresel piyasada önemli bir rekabet avantajı kazanması ile gerçekleşen ihracat artışının bedeli de emeğin sosyal güvenceden, işgüvencesinden yoksun ve düşük ücretlerle istihdam edilmesiyle ödendi.

Faizler düştü,devlet borcunu emekçiler ödedi

AKP'nin ekonomik politikalarının başarısına kanıt olarak ileri sürdüğü göstergelerden biri de faizlerin düşmüş olması. Faizlerin düşmesi şu nedenlerle önemseniyor:

* Yatırımlar artacak

* Borçlanma sürdürülebilecek

Ancak faiz konusunda bir ayrıma dikkat etmek gerek. AKP hükümetinin "düştü" dediği, "nominal", yani enflasyondan arındırılmamış, faiz oranı. "Nominal faiz" oranı gerçek faiz ile piyasa katılımcılarının enflasyon beklentilerinin toplamından oluşuyor. Gerçi, işsizliğin arttığı, ücretlerin düştüğü bir ortamda, toplam talebin düşmesi de olağan. Bu şartlar altında piyasaların(sermayenin) enflasyon beklentilerinin, dolayısıyla "nominal faiz" oranının düşmesinde şaşırtıcı bir yan yok. Oysa, gerçek faiz oranları hala çok yüksek. Örneğin sayıları yaklaşık 8-11 milyon arasında hesaplanan kredi kartı sahiplerinin borçlarına uygulanan yıllık bileşik faiz oranı yüzde 130'a kadar çıkabiliyor.

Öte yandan, Maliye Bakanlığı rakamlarına gore 2003 bütçesinin ilk 10 ayında faiz ödemelerinin bütçe giderleri içindeki payı yüzde 45 dolayında. Yani devlet 100 lira gelir sağlamışsa bunun 45'ini borç faizlerini ödemek için harcamış. Dolaylı vergilerin bütçe içindeki payı ise yaklaşık yüzde 70. Demek ki, devlet borç faizlerini ödemek için, emekçilere saldığı vergilere dayanmış.

Aynı zamanda AKP hükümeti döneminde de iç-dış borçlar da artıyor. 2000'de yüzde 29 olan iç borçların Gayri Safi Milli Hasılaya (GMSH), yani bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin toplam değerine oranı, 2003'te yaklaşık yüzde 58'e; 2002'de yaklaşık yüzde 82 olan kamu toplam borcu 2003'te yaklaşık yüzde 88'e ulaştı. 1999'da yüzde 13.6 olan kamu faiz ödemelerinin GSMH'ya oranı 2003'te yüzde 19'a çıktı.(3) "Nominal faiz" oranlarının düşmesi kamunun faiz yükünün günden güne artması gerçeğini değiştirmiyor.

Buna karşılık devletin 2000'de yüzde 22,3 olan toplam yatırımlardaki payı ise, 2003'te 22'ye geriledi. Yani AKP hükümeti döneminde (özellikle) kamu yatırımları kısıldı. Kaynakların artan bir bölümü faiz ödemelerine aktarıldı. Özel sektörde de yatırım artışı sözkonusu olmadı. Kapasite artırımı gerçekleşti. Ancak o da daha önce de vurgulandığı gibi iç pazara değil ihracata yönelik oldu. Düşük ücretler, esnek işgücü gibi uygulamalarla beslenen üretim artışı emekçilerin yaşam standardında bir yükselişe yol açmadı.

Sonuç

Bütün bunlar, başbakan maaşıyla geçinemediğini ilan eden Tayyip Erdoğan'ın "büyüme" göstergesi olarak gözünü neden ücretlere değil, sermayeye çevirdiğini ve neden Başbakanlığın yanı sıra "ticaret"le de uğraşmaya devam etmekten sakınamadığını açıklıyor. Uygulanan sermaye birikim rejiminde AKP hükümeti ve sermaye için "ekonominin iyiye gitmesi"nin ön koşulu, gerçek ücretlerin düşmesi, kamudan sermayeye aktarılan kaynakların artması ve emeğin kazanılmış haklarının geri alınmasıdır.

Bu sonuç, yazının başındaki soruyu açıklıyor ama, bu sis perdesinin gerisini görebilen emekçiler ve sosyalistlerden yanıt bekleyen asıl soru başka: Sonsuza kadar yoksullaşmaya devam edemeyeceksek, düzeldikçe emekçilerin yaşamını kötüleştiren bu üretim ve bölüşüm tarzında değişiklik nasıl gerçekleştirilebilir? l

alıntı
toprak81 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 16-03-2008, 02:11 PM   #2
Uye
 
toprak81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gericiliği nerde gorsem tepelerim K. Atatürk
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Yaş: 27
Mesajlar: 801
Cinsiyet:
Rep Gücü: 15 Rep: 1461
toprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond reputetoprak81 has a reputation beyond repute
Cevap: "Ekonomi düzeliyor"sa halk neden yoksullaşıyor?

Emekçi aç ama 'ekonomi tıkırında'
13 Mart 2008, Perşembe
Milli gelir hesaplarındaki güncelleme konusunda bir bilgilendirme toplantısı yapan 3 bakan, güncellemenin ardından uluslararası sermayenin Türkiye'ye "farklı gözle bakacağını" söyledi. Toplantıda gelir dağılımı, yoksulluk ve işsizlik gibi konular ise gündemde değildi.

soL Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, düzenledikleri ortak basın toplantısında, Türkiye’nin milli gelir hesaplarındaki güncellemeye dair değerlendirmelerde bulundular.

Türkiye’nin milli gelirinin nasıl yalnızca hesapların güncellemesi sayesinde yüzde 30’dan fazla artarak, 400 milyar dolardan 526 milyar dolara yükseldiğini anlatan bakanlar, uzun uzun bu durumun uluslararası sermayenin gözünde Türkiye’yi nasıl cazip hale getireceğini dile getirdiler. Toplantının gündeminde yoksulluk, işsizlik ve gelir dağılımı gibi konulara ise değinilmedi.

Şimşek: Ne dış borç sorun ne enflasyon
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, toplantıda yaptığı değerlendirmelerde, Türkiye’nin borç ve enflasyon sorununun geride kaldığını savundu.

Kamu borcunun 2001 ve 2007 yılları arasında yarattığı kırılganlık etkisini karşılaştıran Şimşek; YTL’nin değerinde, faiz oranında, büyüme rakamlarında ve bütçe performansında yaşanacak olumlu ve olumsuz değişimlerin, kamu borcunu nasıl etkileyeceğine dair hesaplamaları basın mensuplarıyla paylaştı.

Bakan Şimşek’in yaptığı karşılaştırmalarda baz yılı olarak AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılını değil kriz yılı olan 2001 yılını kullanıyor olması dikkat çekti. Ayrıca Şimşek, borç stoku konusundaki değerlendirmelerinde özel sektör borcunun nasıl bir seyir izlediği ve bir dış şok durumunda özel sektörde nasıl bir sarsıntı yaşanacağına değinmedi.

Enflasyon konusunda da her şeyin yolunda olduğunu iddia eden Şimşek, enflasyonun son aylarda giderek yükseliyor olmasını gıda, enerji ve tütün fiyatlarına bağladı. Türkiye’nin “son derece başarılı bir dezenflasyonist programı devam ettirdiğini” söyleyen Şimşek, para politikasının gıda fiyatlarındaki yükselme karşısında işe yaramayacağını ifade ederek; işlenmiş gıda ürünlerinin sepetten çıkartılması halinde enflasyonun yüzde 6’dan yüzde 4’e iniyor olduğunu söyledi. Emekçilerin aylık bütçesinin yaklaşık yarısını oluşturan gıda harcamalarını herhangi bir kalem olarak ele alan Şimşek, böylelikle AKP hükümetinin emekçilerin hayat pahalılığı karşısında yalnızca çaresiz değil aynı zamanda umursamaz olduğunu da göstermiş oldu.

Unakıtan: Herkesin bakışı değişecek
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın ana gündemi ise milli gelir hesaplarındaki güncellemenin Türkiye’nin uluslararası sermayenin gözündeki yerini nasıl değiştireceğiydi.

Güncelleme çalışmalarını “Yani oturduk biz işte yeni bir hesaplama yaptık. Efendim durum budur. Ama bu, Türkiye’nin her şeyini değiştiriyor” sözleriyle değerlendiren Unakıtan, “Türkiye’ye dışarıdan bakan finans çevreleri dahil olmak üzere bütün dünya kamuoyunun Türkiye’yi bundan sonra daha farklı değerlendirmek mecburiyetinde” olduğunu iddia etti.

Unakıtan ayrıca, yeni hesaplamayla birlikte 2006 yılı için bütçenin GSYH’ya oranının yüzde 30,1’den yüzde 22,9’a, vergi gelirlerinin GSYH’ye oranının ise yüzde 23,9’dan yüzde 18,1’e indiğini ifade ederek; kıvançla devletin aslında göründüğünden daha küçük, “vergi yükü”nün ise eleştirilenden daha düşük bir düzeyde olduğunu söyledi.

Unakıtan konuşmasının son bölümünde ise “ne kadar zengin olursak olalım, GSYH ne kadar artarsa artsın, mali disiplinden ayrılmamız söz konusu değil” sözleriyle devletin emekçilerin değil sermayenin devleti olduğunu bir kez daha gösterdi. Konuşmasını “Yapısal reformlar devam edecek, mali disiplin devam edecek, özelleştirmeler devam edecek” sözleriyle bağlayan Unakıtan, AKP iktidarının emekçiye saldırmaktan vaz geçmeyeceğinin bir kez daha altını çizmiş oldu.

Ekren: Borçların sürdürülebilirliğinin önemi kalmadı
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren de, ulusal hesaplardaki güncellemeyle gayri safi yurtiçi hasılanın artmasıyla, uluslararası yatırımcıların, artık Türkiye’ye farklı bakmaya başlayacağını söyledi.

Yeni rakamların AB’nin Maastricht kriterlerinin tamamını karşıladığını söyleyen Ekren, “Borçların sürdürülebilirliğinin önemi kalmamıştır, yani bu sorun aşılmıştır” dedi. Ekren artık toplam borç ödemelerine odaklanılması gerektiğini belirtti. Ekren ayrıca güncellemeyle birlikte cari açığın da düştüğünü söyledi ve yeni dönemde bu güncellemeyle birlikte uluslararası kuruluşların Türkiye’nin kredi notunu artırmasının mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

Ekren ayrıca, “milli gelirin güncellemesinin gelir dağılımındaki herhangi bir değişimi ya da gelişmeyi ifade etmediğini” söyledi.

El çabukluğu marifet
AKP’nin her sorunu bir kalemde ortadan kaldıran, kaldırmasa da azaltan “güncelleme” operasyonunun Türkiye’yi daha “cazip” hale getirip getirmeyeceği zamanla ortaya çıkacak; Ancak bu konuda ilk açıklamayı yapan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, milli gelir revizyonunun kredi notunu değiştirmeyeceğini söylemişti. Lindow ayrıca Unakıtan’ın aksine vergi gelirlerinin güncelleme ile birlikte düşmesinin, yalnızca vergi kaçağının boyutunu ortaya çıkartıyor olduğunu ifade etmişti.

Diğer yandan, bir güncellemeyle GSYH’si yüzde 31 büyüyen Türkiye’nin kişi başı GSYH’si daha da büyüyecek, zira TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne geçmesiyle birlikte Türkiye nüfusunda da yaklaşık üç milyonluk bir “azalma” oldu.
toprak81 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 16-03-2008, 02:57 PM   #3
Uye
going means,going far. Going far means Returning
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: BULGARISTAN-ROMANYA-UKRAYNA-ISTANBUL-JAKARTA
Mesajlar: 755
Cinsiyet:
Rep Gücü: 63 Rep: 6157
orkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud of
Cevap: "Ekonomi düzeliyor"sa halk neden yoksullaşıyor?

hiçbirşey olmuyor tam tersine gidiyoruz, Politika bir yalan sanatı ise çok iyi politikacılarımız var

hiçbir yer açılmıyor, hep yabancı yatırımcılar yatırıyor, yabancı yatırımcının elindeki çok kazandığı parayı ülkemizin parası gibi kabul edip gayri safi milli hasıla arttı diyoruz.
yerli üreticiler bulgaristan,romanya gürcistan ukraynada, hiçbiri vatan haini filan değil
hemen hepsi de inançlı, ayrı bir Türkiye kurulmuş durumda. bu insanlar belediyelerce kötü maliye politikaları ceza ve rüşvetle küstürülmüş insanlar.

Hiçbirşey üretmeden herşeyi satıyoruz özelleştriyoruz, satılan malın bir karşılığı olmalı.
satılan devlet kuruluşlarının bir karşılığı olmalı. yok

Bulgaristan son süratle Türkiyeyi geçiyor, Bizim kendi yerli üreticimiz oraya gitti. orada made in EU isminde üretim yapıyor vergiler %20 eğer çok kazanırsanız %18 e düşüyor verginiz, son süratle gelişiyorlar
ekonomik olarak bizi geçiyorlar. Bankalar halka %4-6 faizle kredi veriyor.
kısaca sosyal haklar gelişiyor. Romanya köşeyi kıvırdı ve yabancı işçi alımına başladı,

bunlar saymadığımız ülkeler, adam yerine koymadığımız komşular. Benzin çok daha ucuz,dolayısıyla nakliye de ucuz.
devlet namusu ile üreten herkesi destekliyor, Ne kadar kazanırsan kazan devlet insanla uğraşmıyor. örnek oluyor , televizyonlar eğer ekonomik başarılardan bahsediyorsa bu onlar için iyiiye işarettir. Biz satıyoruz, onlar üretmeye başladı.
Bir zamanlar rusyaya acırdık ama onlar toparladı kendini.
ukrayna moldova daha iyi, birtek gürcistan ermenistan toparlayamadı

Bir zamanlar 5000 -10.000 işçi çalıştıran işverenler orada işçi çalıştırıyor. örnek olarak
AYTOS yakınlarındaki Tekstil fabrikalarında yüzlerce işçi çalışıyor.

Bulgaristan Romanya uyandı herkese kolay kolay vize vermiyor. aynı almanya gibi oldular. vize almak için epey uğraşmak gerekiyor eskisi gibi değil. Türkiyedeki insanlar kapan içinde dışarı da çıkmak zor, vize vermeyen ülke yok bir yurtdışına çıkmanız 1000 ytl den aşağı olmaz , gün geçmiyor ki Türkiyeden bir işadamı bulgaristanda çalışma şartları aramasın.
hemen hergün kasaba köylere gelip iş kurmak için oralara kaymak için fırsat arıyorlar.
orkuorkun isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-03-2008, 09:18 PM   #4
Super Aktif
 
Karakarizma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bir adam yetiştirirsen bir kişi yetiştirmiş olursun, bir kadın yetiştirirsen bir aile yetiştirmiş ol
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Dünyanın en güzel memleketinin bir şehrinde
Mesajlar: 3.218
Blog Mesajları: 1
Cinsiyet:
Rep Gücü: 71 Rep: 6659
Karakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud ofKarakarizma has much to be proud of
Cevap: "Ekonomi düzeliyor"sa halk neden yoksullaşıyor?

Alıntı:
orkuorkun´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hiçbirşey olmuyor tam tersine gidiyoruz, Politika bir yalan sanatı ise çok iyi politikacılarımız var

hiçbir yer açılmıyor, hep yabancı yatırımcılar yatırıyor, yabancı yatırımcının elindeki çok kazandığı parayı ülkemizin parası gibi kabul edip gayri safi milli hasıla arttı diyoruz.
yerli üreticiler bulgaristan,romanya gürcistan ukraynada, hiçbiri vatan haini filan değil
hemen hepsi de inançlı, ayrı bir Türkiye kurulmuş durumda. bu insanlar belediyelerce kötü maliye politikaları ceza ve rüşvetle küstürülmüş insanlar.

Hiçbirşey üretmeden herşeyi satıyoruz özelleştriyoruz, satılan malın bir karşılığı olmalı.
satılan devlet kuruluşlarının bir karşılığı olmalı. yok

Bulgaristan son süratle Türkiyeyi geçiyor, Bizim kendi yerli üreticimiz oraya gitti. orada made in EU isminde üretim yapıyor vergiler %20 eğer çok kazanırsanız %18 e düşüyor verginiz, son süratle gelişiyorlar
ekonomik olarak bizi geçiyorlar. Bankalar halka %4-6 faizle kredi veriyor.
kısaca sosyal haklar gelişiyor. Romanya köşeyi kıvırdı ve yabancı işçi alımına başladı,

bunlar saymadığımız ülkeler, adam yerine koymadığımız komşular. Benzin çok daha ucuz,dolayısıyla nakliye de ucuz.
devlet namusu ile üreten herkesi destekliyor, Ne kadar kazanırsan kazan devlet insanla uğraşmıyor. örnek oluyor , televizyonlar eğer ekonomik başarılardan bahsediyorsa bu onlar için iyiiye işarettir. Biz satıyoruz, onlar üretmeye başladı.
Bir zamanlar rusyaya acırdık ama onlar toparladı kendini.
ukrayna moldova daha iyi, birtek gürcistan ermenistan toparlayamadı

Bir zamanlar 5000 -10.000 işçi çalıştıran işverenler orada işçi çalıştırıyor. örnek olarak
AYTOS yakınlarındaki Tekstil fabrikalarında yüzlerce işçi çalışıyor.

Bulgaristan Romanya uyandı herkese kolay kolay vize vermiyor. aynı almanya gibi oldular. vize almak için epey uğraşmak gerekiyor eskisi gibi değil. Türkiyedeki insanlar kapan içinde dışarı da çıkmak zor, vize vermeyen ülke yok bir yurtdışına çıkmanız 1000 ytl den aşağı olmaz , gün geçmiyor ki Türkiyeden bir işadamı bulgaristanda çalışma şartları aramasın.
hemen hergün kasaba köylere gelip iş kurmak için oralara kaymak için fırsat arıyorlar.
Bu dediklerinize bence kaçan kurtuluyor denilebilir. Yatırm zor olan bir ülkeden kolay ülkeye gidiyor haklı olarak üretici. Kısmi iyileşmeyi kabul etsem de kabul ettiğim birşey var ise ekonomi çok da iyi değil. Sadece eskiden daha kötü.

Sadece kötünün iyisi durumundayız
__________________
"Hattı müdafa yoktur,sattı müdafa vardır.O satıh bütün bir vatandır!"

Atatürk
Karakarizma isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2008, 10:08 PM   #5
Uye
going means,going far. Going far means Returning
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: BULGARISTAN-ROMANYA-UKRAYNA-ISTANBUL-JAKARTA
Mesajlar: 755
Cinsiyet:
Rep Gücü: 63 Rep: 6157
orkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud oforkuorkun has much to be proud of
Cevap: "Ekonomi düzeliyor"sa halk neden yoksullaşıyor?

dediklerimin arkasindayim

Bugun bulgaristan finans odasina vergi yatirmaya gittik

onceki yil %20 olan vergi gecen yil %18.5 a dustu bizim icin


Su anda bu yil icin % 17 ye inmis '


gelecegin gecmisinin tabelasinin reklaminin vergisi yok ,belediyeler harac almiyor zevk icin ceza kesme kapatma yok.
orkuorkun isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:22 PM .


vBulletin 3.7.0 © Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir, yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Aktifbir  Sinop  kadın  magazin  çiçekçiler  webcam driver  Pc Forumu

eXTReMe Tracker

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238