![]() |
| | |||||||
İNSAN katogorisi Fan Clup forumu içinde "Deniz Gezmiş Fan Clup" başlıklı konu görüntüleniyor, "O adam neden sadece 3 fotoğraf çekti? Geçenlerde bana bir ses bandı ulaştı. Gönderen gençler banttaki sesin Deniz Gezmiş'e ait olduğunu öne sürüyorlardı. Bandı dinledim, kaba saba bir erkek sesiydi. ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #21 |
| spermeydan 1.güzeli ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup O adam neden sadece 3 fotoğraf çekti? Geçenlerde bana bir ses bandı ulaştı. Gönderen gençler banttaki sesin Deniz Gezmiş'e ait olduğunu öne sürüyorlardı. Bandı dinledim, kaba saba bir erkek sesiydi. Doğrusu bu sesi fotoğraflardaki Deniz'e iliştiremedim. Emin olmak için "o ses"i en yakından işitmiş birinin, avukatı Halit Çelenk'in kapısını çaldım. * * * Halit Ağabey, bandı dinler dinlemez, "Hayır bu Deniz'in sesi değil" dedi. Ama teypte okunan metin onun mahkemedeki savunma metniydi. Bunun üzerine s bet, dün 30. yıldönümünde anımsanan idamlara ve savunmalara geldi. Halit Çelenk, mahkeme salonunda herkesi dehşete düşüren bir "ayrıntı"yı gözyaşları içinde anlattı:Sanıklar 150 sayfalık savunmalarını ortaklaşa hazırlamışlar, bölüm bölüm okuyorlardı. İlk sözü alan Deniz Gezmiş kürsüde ortak savunma metnini okurken, birden kapı açıldı. Salona resmi elbiseli bir görevli girdi. Kuş uçurtulmayan, basına kapalı mahkemede dikkat çekici bir rahatlık içinde yargıçların önüne kadar geldi ve Deniz'in fotoğraflarını çekip gitti. Ardından okuma sırası Yusuf Aslan'a geldi. Yine aynı adam salona girip bu kez Yusuf'u görüntüleyip çıktı. İzleyiciler, tüm sanıkların fotoğraflanacağını düşündüler önce... Ancak Yusuf'tan sonra savunmayı devralan Atilla Keskin'de "beklenen adam" gelmedi. Sonra Hüseyin çıktı kürsüye ve kağıtlara bakmadan sözlü savunmaya başladı. Kapı açıldı. "Azrail" geldi. Flaşını Hüseyin'in üzerinde patlattı ve çıktı. Davadaki 23 sanıktan sadece 3'ü fotoğraflanmıştı. Sonunda asılan o 3'ü olacaktı. * * * Demek sonucu belliydi mahkemenin... Nitekim idamların 20. yıldönümünde 68'liler Vakfı'nın ortaya çıkardığı bir belge, idam kararının "emirle" alındığını kanıtlamıştı. Genelkurmay Başkanlığı, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'na yazdığı yazıda sanık Ömer Ayna'yı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinden 36 yıl hapis cezasına çarptıran kararının düzeltilmesini ve sanığın 146. maddeden idamla yargılanmasını istiyordu. O günden sonraki bütün davaların seyrini değiştiren bu "yazılı emir"in üzerindeki tarih 16 Temmuz 1971'di. Yani Deniz'lerin Ankara'da yargılanmaya başladığı tarih... * * * Mahkemenin "emirle" verdiği idam kararıyla ilgili Meclis görüşmeleri ayrı bir "ibret vesikası"dır. Nihat Erim'in idam isteyen sesi, Demirel'in infaz için kalkan eli, Ecevit ve İnönü'nün "siyasi suça idam olmaz" çığlığı unutulur mu? Bir başka "unutulmaz vesika"yı da Berat Günçıkan yayımladı. 30 yıl önceki "7 Mayıs gazeteleri" nasıl çıkmış, kim ne yazmıştı? Bilmek isterseniz pazar günkü Cumhuriyet Dergi'yi bulun ve ibretle okuyun. * * * Bahse konu faciadan ve bu yazıdan alınacak dersler: Emir komuta zinciriyle adalet olmaz, 1. İdam, dönüşü olmayan bir insanlık suçudur, 2. Ve tarih, dediğinizi, yaptığınızı, yazdığınızı unutmaz, bu da 3. Kaynak: . : CAN DÜNDAR : : : . - O adam neden sadece 3 fotoğraf çekti? |
| | |
| Sponsored Links |
| | #22 |
| spermeydan 1.güzeli ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup Deniz'lerin id***** oy verenler Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın asılışının yıldönümü bugün... İdamları TBMM'de 24 Nisan 1972'de oylanmıştı. İdam kararına 276 milletvekili "Evet", 48 milletvekili de "Hayır" demişti. 2 çekimser vardı. 115 milletvekili de katılmamıştı. İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Mehmet Ali Aybar, Muammer Erten, Necdet Uğur retçiler arasındaydı. Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, İsmet Sezgin, Nahit Menteşe, Hasan Korkmazcan, Oğuz Aygün, Necmettin Cevheri, Zeki Çelikel, "Kabul" demişti. Necmettin Erbakan, Osman Bölükbaşı, Hüdai Oral, Mustafa Timisi, Orhan Kabibay, oylamaya katılmayanlardandı. * * * Meslektaşımız Türey Köse, geçen hafta çıkan "Ölüme Oy Vermek" (Ümit Y., 2004) kitabında Cumhuriyet tarihi boyunca idamı incelerken, Deniz'lerin oylamasında el kaldırmış siyasilerle görüşmüş, 32 sene sonra ne düşündüklerini sormuş. Cevapların kiminde samimi bir pişmanlık var, kiminde sinsi bir inkar, kiminde dişli bir inat... Tarihe not düşmek açısından AP'lilerin yanıtlarını özetlemek istiyorum: * * * Nahit Menteşe: "Deniz Gezmiş ve arkadaşları konusunda yanlış yaptık. Adli hatalar olabilir. O zaman 'Devlet elden gidiyor' görüşü vardı. Bunlar da gözünü budaktan sakınmıyordu. Asker de bunların mutlak surette idam edilmesi taraftarıydı. (...) Ben idam cezasına karşıydım, ama o dönemin koşulları gereği öyle oldu. İçimizden 'Keşke tasdik edilmese' diyorduk. Ama oy verdik. Aksi halde vatan haini ilan edilirdik". İsmet Sezgin: "Bir baskı ortamı vardı. Meclis, kendini o ortamdan kurtaramadı. Yanlış olmuştur. İdam hiçbir meseleyi halletmiyor. Bu gençler asıldı da ne oldu? Bir kin meydana geliyor. Devlet, duygularla, heyecanlarla değil, akılla, hukukla yönetilir. Can almak Tanrı'ya mahsustur". Zeki Çeliker: "Ben hiçbir zaman bir idamı onaylayacak bir tavır içinde olmadım, elim kalkmadı (Deniz'lerin id***** 'Evet' dediği hatırlatılınca...) Demek ki, orada unutmuşum, yanlış yapmışım. Şartlar değişikti. Mazide olanları tasvip etmek mümkün değil. Pire için yorgan yakmamak lazım". Oğuz Aygün: "Deniz Gezmiş yakışıklı bir adamdı. Film artisti gibi... İnsanın içi sızlıyor. Belki ben de üzülmüşümdür, gözlerim dolmuştur, keşke olmasaydı diye... Ama Deniz Gezmiş, arkadaşlarının lideri durumundaydı. Fizik yapısı, durumu, inatçılığı ve iddialarıyla... Son dakikaya kadar kapıldığı yoldan en ufak bir sapma göstermeden Türkiye Cumhuriyeti'ne meydan okudu. Bir tek adam, filmlere konu olacak kadar yakışıklı, kabadayı bir adam devlete meydan okuyordu. O ideolojiye taviz verseydik, belki Türkiye'yi bugünlere getiremezdik. Ya devletin prestiji sıfır olacak, ya Deniz Gezmiş asılacaktı. O gün verdiğim karardan bugün pişman değilim, ama üzülüyorum, bunlar olmamalı..." Süleyman Demirel: "Devirler değişiyor. Bundan 30 sene evvelin şartları bugün yoktur. Başka şartlar vardır. Bugünkü şartları düne götürerek düşünemezsiniz, çok yanlış olur. Binaenaleyh insani tarafını düşündüğümüz zaman, kimsenin, karıncanın incinmesine razı olmayız. Fakat bir olay var: Hikmet-i idare, devletin bekası gibi kavramlar bizim geleneklerimizde vardır. Padişahlar, kardeşlerini, çocuklarını astırmıştır". Kaynak: http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=1873 |
| | |
| | #23 |
| SUPER MODERATOR Altın Üye (mayıs 2008) ![]() Üyelik tarihi: Aug 2007 Nerden: adana-ankara
Mesajlar: 1.943
Cinsiyet: Rep Gücü: 187 Rep: 18426 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup Mükemmel bir çalışma olmuş.emeğine sağlık......Bu clup e nasıl üye olacağız bakalım:))Biz yürekten üyeyiz zaten.Saol şeytan..... |
| | |
| | #24 |
| spermeydan 1.güzeli ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup |
| | |
| | #25 |
| spermeydan 1.güzeli ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup Deniz Gezmiş’e idamda işkence etmişler Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının avukatı idam günüyle ilgili hiç bilinmeyenleri ilk kez açıkladı.. ![]() 11 Ocak 2007 11:30 -------------------------------------------------------------------------------- Bugün 87 yaşında olan, 5 yıldır kanser ve astım tedavisi gören, bir dönemin tanığı Avukat Halit Çelenk, Ankara Bahçelievler’deki evinin kapılarını AKŞAM’a açtı. 68 kuşağının önderleri, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda darağacına gidişlerine avukat Mükerrem Erdoğan’la birlikte tanıklık eden Çelenk, “İdam Gecesi Anıları” adlı kitabında dahi söz etmediği önemli bir olayı AKŞAM’a anlattı. Çelenk’in “Bir türlü gözümün önünden gitmiyor” dediği saatler şöyle: YUSUF PENCEREDEN İZLEDİ Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacı, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiğimizde Deniz bu odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz’i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdikler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazını saniye saniye gördü. Bunu kitabımda bile yazmadım, sadece Yusuf Aslan’ın, “Duydum Deniz’in sesini” sözlerine yer verdim. Biraz sonra aynı darağacında ölecek birine, arkadaşının infazını seyrettirmekten daha ağır bir işkence olabilir mi? 25 DAKİKA CAN ÇEKİŞTİ İnfaz kesinleşince darağacında can vermenin ne kadar süreceğini düşündüm. Hukuk Fakültesi’nde okuduğumuz “Adli Tıp” kitabında, asılarak ölümün birkaç dakika içinde gerçekleşeceği yazıyordu. Deniz’in infazını unutamıyorum. Deniz’in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi anlatamam. Avukat arkadaşım Mükerrem Erdoğan’la birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve “Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz çift ilmik kullandığım için uzadı” dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, “işkencedir”. Cellatın açıklamasından sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin’in infazlarında tek ilmik kullanıldı. 87 YILIMIN EN ZOR ANI Halit Çelenk idam gecesini “87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi sizlere anlatamam” sözleriyle ifade etti. Çelenk idamın üzerinden 35 yıl geçmesine karşın o geceyi dair her şeyi çok net hatırlıyor. MAHKEME BAŞKANI SİGARA İÇTİ Denizlerin idamı sırasında gözümün önünden gitmeyen bir başka sahne ise, idam cezasını veren mahkemenin başkanı Ali Elverdi’nin, bir ağaca dayanarak sigara içmesidir. Deniz, Yusuf ve Hüseyin darağacına doğru yürürlerken Elverdi, sigarasını tüttürüp havaya üflüyordu. Ben bu davranışı da, bir işkence olarak tanımlıyorum. Çünkü o sigara acı değil, bir keyif sigarasıydı. DENİZ’İN AYAKLARI MASAYA DEĞDİ Deniz, sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisi tekmeledi. Tabure masanın üzerinde bir süre döndükten sonra düştü. Ancak Deniz boşlukta asılı kalmadı. Çünkü boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu. Bu durumu gören Savcı Yardımcısı Veysi Sami, cellatı uyararak, “masayı çek, masayı çek” diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, “işkence”den başka hangi sözle açıklanabilir? YASSIADA’DA BABAMA AKTÖR GİBİ ROL YAPTIRDILAR Adnan Menderes’in, id***** saatler kale prostat kontrolünden geçirilmesine ilişkin tartışmalar sürerken, Menderes gibi idama mahkum edilen, ancak yaşı nedeniyle cezası infaz edilmeyen 3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a, tutuklu bulunduğu Yassıada’da rol yaptırıldığı ortaya çıktı. Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy, yıllardır gösterilen Bayar ve Menderes’in Yassıada’ya getiriliş sahnesine ilişkin filmin, bir mizansen olduğunu söyledi. 1960 İhtilali’ne ilişkin belgesellerde de kullanılan görüntülerin, Bayar, Menderes ve gözaltındaki diğer siyasilerin Yassıada’ya getirilmelerinden çok sonra çekildiğini belirten Nilüfer Gürsoy, “Babamın ve Menderes’e aktör gibi rol yaptırmışlar. Babamın intihar girişimine, rol yapmaya zorlanması neden olmuş” dedi. Gürsoy, idam cezası infaz edilen Adnan Menderes’e ilişkin görüntülerin çoğunun gerçekleri yansımadığını belirtti. Menderes’in, odadan odaya geçişini gösteren filmin de mizansen olduğunu vurgulayan Gürsoy, “Gerek babamın, gerekse Menderes’in ayrı ayrı tutuldukları odalardan çıkmalarına izin dahi verilmiyordu. Menderes’e zorla rol yaptırıldığı gibi, filmde sevimsiz görünmesi için makyaj yapılarak kamera karşısına geçirildiğini de biliyorum” dedi. Akşam Kaynak: http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=194930 |
| | |
| | #26 |
| spermeydan 1.güzeli ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN Nihat Behram'ın; 12 Mart Darbesi sonrasında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın dışarıda son günlerini, yakalanışlarını anlatan belgesel anlatı tarzında bir kitaptır. Mahkûmların 6 Mayıs 1972 tarihinde darağcına çıkış öyküleri ve idam anları çok patetik bir üslupla anlatılmıştır. Bazı bölümlerinde şiirlere de yer verilen kitapta 30 sayfa Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın fotoğraflarına (siyah-beyaz) ayrılmıştır. Darağacında Üç Fidan, Mayıs 1976'da yayınlandı. Bu yapıt aynı adla (Darağacında Üç Fidan) belgesel anlatı tarzında on sekiz gün süren bir dizi yazıdan sonra kitaplaştırılmıştı. Dizi, yayını süresince hemen her gün ağır cezalık dava ve toplatma konusu ediliyordu. Kitaplaşan yapıt ağır baskılara uğradı. Sonunda kitap yasaklandı, dağıtılan ilk altı baskıdan raflarda kalanlar toplatıldı. Yedinci basımının kurşun dizgileri baskı makinesinden sökülerek el konuldu. 1980 Darbesi, kitap üstündeki baskıyı daha da koyulaştırdı. Eser, 80'li ve 90'lı yıllarda gençler arasında başka kitapların içine konularak gizli gizli okunan bir kitap oldu. Kitabın yazarı Nihat Behram hakkındaki ağır ceza davaları ise sıkıyönetim mahkemelerine devredildi. Bunun üzerine yazar, 1980 yılında yurtdışına çıkmak zorunda kaldı ve 17 yıl politik sürgün hayatı yaşadı. Darağacında Üç Fidan, 1988 yılında Yürekleri Şafakta Kıvılcımlar adıyla yeniden yayınlandı. Ama tekrar toplatıldı. Uzun süren hukukî mücadeleler sonrasında kitap için beraat kararı çıktı. Yazar Nihat Behram da 1996 yılında Türkiye'ye geri döndü. Tutuklandı, fakat kitabın beraat kararını kanıtlayarak serbest bırakıldı. Darağacında Üç Fidan, 1998 yılında şu anki yayınevi tarafından yeniden piyasaya sürüldü. Kitabın yeni baskılarında, 30 sayfalık galerideki resimlerden birinin posteri bulunur. Alıntılar Kitabın 33. basımının arka kapağından: “ Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık! 1968'ler.Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi.Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, Gerçekçi ol, imkansızı iste! diye haykırdığı günlerdi. Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdırlar.ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cervabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler. Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart kranlığında üç gençten çıkarmak istediler.Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, Asalım, asalım! çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar... İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu kitabıyla yırtmıştır.Denizler'in asılmadan önceki son sözlerinin de ilk kez açıklandığı, yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan, içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu göstermiştir... Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, yirmi ikinci basımıyla Darağacında Üç Fidan'ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimize hala bir umut ışığı, darağaçlarında solmayan üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz... „ Kitabın 33. baskısının "Sunu" bölümünden: “ Darağacında Üç Fidan, yine okurunun karşısında. Belgesel yönüyle yakın tarihimizin bir bölümü hakkında kamuoyunu bilgilendireceğine inandığımız bu kitap, ideolojik tasarımların dışında okura sunulmaktadır. Ülkeler çalkantılı yıllarını, hukuku ve demokrasiyi gözeten, cürümleri, kışkırtmaları, yönlendirmeleri dışlayan sivil tarih belgeciliğiyle değerlendirerek aşarlar. Bu süreçte bizzat belgeler kadar, araştırmacı yazar emeğine dayanan belgesel anlatılar da ışık tutarlar." „ Kaynak: DaraÄŸacında Üç Fidan - Vikipedi |
| | |
| | #27 |
| spermeydan 1.güzeli ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup |
| | |
| | #29 |
| Yeni Uye ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup güzel paylaşım emeğine sağlık
__________________ Sen içerde ben dışarda Oy mapusluk mapusluk |
| | |
| | #30 |
| Yeni Kayıt ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1
Cinsiyet: Rep Gücü: 1 Rep: 10 ![]() | Cevap: Deniz Gezmiş Fan Clup çok ugraşmışsın galiba ama değmiş teşekkür ederim SHEYTAN:) bi de şu adresteki videoya bakın: Akilli.Tv - Türkiyenin ilk ve tek interaktif video paylaşım sitesi - deniz gezmiş idam belgeseli |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| deniz, gezmiş |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Türk Deniz Kuvvetleri - Tarihçe | doğangüneş | Genel Kultur | 16 | 25-01-2008 06:12 PM |
| Caretta Caretta | KANUNİ | Hayvanlar Alemi | 0 | 16-12-2007 11:22 PM |
| Mercanlar | doğangüneş | Hayvanlar Alemi | 3 | 07-12-2007 11:54 PM |
| Türk Deniz Kuvvetlerinin Görevleri | doğangüneş | Genel Kultur | 0 | 28-11-2007 12:50 AM |
| A dan Z ye Bulmaca sözlüğü | KopiLL | Serbest Kürsü | 28 | 01-09-2007 11:31 PM |
| | |