FORUM SUPERMEYDAN  
Kültür Sanat ve Havacılık forumları reklam verin reklam verin reklam verin reklam verin

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > İNSAN > Fan Clup

MOĞOLLAR fan clup

İNSAN katogorisi Fan Clup forumu içinde "MOĞOLLAR fan clup" başlıklı konu görüntüleniyor, "BİOGRAFİ 1967'de Silüetler'de çalışan Aziz Azmet ve Murat ses, aynı yıl Selçuk Alagöz grubunda Çalışan Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlu ile tanışır, hepside çalıştıkları gruplarda yaptıkları müziğin kendi yapmak istedikleri ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13-11-2007, 11:44 PM   #1
Aktif Uye
 
PAM.aRt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen...
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: denizliden
Mesajlar: 1.302
Cinsiyet:
Rep Gücü: 43 Rep: 4147
PAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyor
PAM.aRt - MSN üzeri Mesaj gönder
heart MOĞOLLAR fan clup



BİOGRAFİ

1967'de Silüetler'de çalışan Aziz Azmet ve Murat ses, aynı yıl Selçuk Alagöz grubunda Çalışan Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlu ile tanışır, hepside çalıştıkları gruplarda yaptıkları müziğin kendi yapmak istedikleri müzik olmadığını düşünmektedirler beraber bir grup oluşturmaya karar verirler. Aralarına vahşi kediler grubunun basçısı Haluk Kunt'uda alıp, Moğollar ismi ile çalışmaya başlarlar.

Kısa bir süre sonra yine bir ara Selçuk Alagöz grubunda çalışmış olan ve Almanyada Cem Karaca Apaşlarla yaptığı turneden dönen Hasan Sel, Haluk Kunt'un yerini alır. İlk 45'likleri "Eastern Love/Artık çok geç" , Şubat 68'de çıkar. Bu plağın hemen ardından"Mektup/Lazy Jn"u yapan grup, Haziranda Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve "Ilgaz" ile üçüncü olur. Bu başarı ve ardından çıkan 45'lik Moğollar adının daha çok insan tarafından duyulmasını sağlar.

Konserler verirler. İlginç konserlerdir bunlar; örneğin, Diskotek dergisi tarafından 3 Nisan 1968'de İstanbul Fitaş sineması'nda düzenlenen, Haramiler ve Kaygısızların da katıldığı konsere "silindir şapkaları, uzun siyah frakları ile üç keman bir viyolonsel ve bir trompet eşliğinde" çıkar Moğollar elemanları. İlk solo konserlerini ise 19 Ekim 1968'de İstanbul Fitaş Sineması'nda verirler. Yabancı şarkıların yanı sıra kendi bestelerini de seslendiren Moğollar, konserlerinde büyük ilgi görür.

Ünleri İstanbul dışına çıkar, Anadolu'ya ulaşır. Aynı tarihlerde dördüncü plaklarını çıkaran Moğollar 1968'i tanınmış bir grup olarak kapatır. 1969 yılının Şubat ayında grupta bir eleman değişimi yaşanır. Hasan Sel ayrılır, yerine Taner Öngür girer. Moğollar, 1969 yılını, neredeyse tüm Türkiyeyi kapsayan büyük bir turneyle geçirir. Bu turne sırasında yaşadıkları onların müziğinde önemli bir değişime neden olur.

Turne öncesinde İstanbul'da verdikleri konserlerde kimi türkü düzenlemeleri ve halk müziği sazlarını kullanmaları ilgi görür, fakat bu turne Moğollar'ın Anadoluyu yakından tanımalarını sağlar, bu da onların tarzlarının daha belirginleşmesini gerçekleştirir. Ve Moğollar bu tarza bir isim verirler : Anadolu Pop. Bu adı ilk telaffuz eden Taner Öngür'dür ve Mart 1970'de Hey dergisine bu adı seçmelerinin nedenini ve amaçlarını açıklayacaktır:"...ispatlamak istediğimiz, halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması. Ayrıca folklorumuzdaki dinamizm'in pop müziğin dinamiğine yakın olması...Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması...."

Moğollar, bu açıklamayı yaptıkları tarihlerde, Anadolu Pop'un yalnızca düzenlemelerden ibaret olmadığını ve bu tarzda beste de yapılabileceğini kanıtlamak için bir 45'lik çıkarırlar "Dağ ve çocuk/İmece" her iki parça da yerli melodi ve ritimlerden yola çıkılarak yapılmış bestelerdir, büyük ilgi görür. Böylece Moğollar, Anadolu Pop'un yaratıcıları, "Dağ ve çocuk" ta bestelenmiş ilk Anadolu Pop hit'i olarak tarihteki yerini alır.

Temmuz 1970'te bir eleman değişikliği daha yaşanır, Aziz Azmet gruptan ayrılıp solo çalışmaya başlar ve o sıralarda yeni isim yapmaya başlayan Üç Hürel ile bir süre çalışır. Yerine Ersen katılır. Ersenle "Ternek"45liğini yaparlar, ancak bu birliktelik uzun sürmez. 1970 ağustos sonunda, Moğollar Ersen'den ayrılır ve Paris'e gider.

Paris'te Moğollar, CBS firması ile üç yıllık bir anlaşma imzalar ve bir 45'lik "Behind the dark/Hitchin" yaparlar, ayrıca "Guild international du disque"isimli bir plak şirketine bir albüm yaparlar. Bu albüm "Danses et Rythmes de la Turquie-d'Hier d'Aujourd'hui"1971 yılında "Academie Charles Cros" büyük plak ödülünü alır.

Bu arada Moğollar Paris'te o tarihlerde Belçikada yaşamakta olan Barış Manço ile karşılaşırlar ve onunla çalışmaya başlarlar. Kurdukları birlikteliğe "Manchomongol"adını verirler. Barış Manço, bu konuda Hey dergisine şunları söyler o tarihlerde : "Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum.Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün dünyaya kuvvetlice duyurabilmek için, başbaşa vermenin zamanı geldiğini anladık. Ancak bu böyle olmaz. Birlikte Türkiyeye dönen Barış Manço ve Moğollar, dört ay değişik yörelerde konserler verdikten sonra ayrılır. Geriye beraber yaptıkları iki 45'lik plak kalır.

Bu arada Moğollar'ın Paris'te doldurdukları albüm Mart 1971'de Academie Charles Cross ödülünü alır. Türkiyede büyük yankısı olur bu ödülün. Örneğin Hürriyet gazetesi tam sayfa olarak duyurur bu haberi "Moğollar'ın davul ve zurna ile doldurduğu plak Akademi armağanı aldı." Aynı tarihlerde, yine Paris'te CBS firmasından çıkan 45'lik "Behind the dark/Hitchin" şöyle sunulur dinleyiciye : "Pikabınızın kolunu plağın üstüne koyup dinlemeye başladığınız anda Doğu'dan gelen bir grubun varlığını anlayacaksınız. Moğollar, bir çeşit 'sitar' olan bağlama'yı pop müziğine iyi uygulamaları ile dikkati çekiyor. Öğütleyebileceğimiz tek şey, yalnızca Türklerin bildiği bu ritmin akışına, sihirine kendinizi bırakmanız."

Barış Manço'dan ayrıldıktan sonra tekrar Paris'e dönen Moğollar, bu kez Engin Yörükoğlu'nu orada bırakarak Türkiye'ye döner.Yörükoğlu ani bir kararla, 31 Temmuz 1971'de Dominique Meraud ile evlenerek Paris'e yerleşir. Bu beklenmedik ayrılık Mavi Işıklar'ın davulcusu Ayzer Danga ile telafi edilmeye çalışılır, bir sene bu format'ta gider."Alageyik destanı/Moğol halayı" 45'liği bu dönemde yapılır.

Ancak Ağustos 1972'de Murat Ses gruptan ayrılır. Bu arada Selda ile bir 45'lik yapar Moğollar. Daha sonra Ersen gruba yeniden katılır. Eylül 1972'de ilginç bir olay yaşanır : Cem Karaca ile çalışan Kardaşlar, Ersen ile çalışan Moğollar solistlerini değişirler. Bu görülmedik olay Moğolların tekrar gündeme gelmesini sağlar. Cem Karaca ve Moğollar güçlü bir birliktelik oluşturmuş ve uzun sürecek bir dostluğun temeli atılmış olur, çeşitli konser turneleri ve plak çalışmalarıyla geçen iki senelik bir zaman sonunda bu defa Taner Öngür ile Ayzer Danga Moğollar'dan ayrılır. Eskilerden bir tek Cahit Berkay kalmıştır. Bu arada Cem Karaca ve Moğollar'ın en önemli parçalarından biri "Namus Belası "çıkar piyasaya.

Bir süre sonra Cahit Berkay Moğollar'ı dağıtıp Fransa'ya gider orada Engin Yörükoğlu ile buluşur, yanlarına katılan çeşitli müzisyenlerle Moğollar adı altında iki albüm ve bir 45'lik yaparlar. 1974 sonu ile 1976 yılları arasında Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlunun sürdürdüğü moğollar 1976'da çalışmalarına son verir, bu dönemden kalan en önemli albüm, Fransa'da RCA firmasından çıkan "Hitit Sun" Türkiyede "Düm - Tek" tir bu albümde Cahit Berkay'ın enstrümental besteleri Anadolu Pop'tan jazz rock'a doğru yönelmeyi işaretlemektedir.

1976'dan sonra yalnızca bireysel çalışmalarını sürdürür 'çekirdek' Moğollar elemanları. Cahit Berkay, filim müzikleri yapar aradaki yıllarda.'90'larda, Cem Karaca ve Uğur Dikmen'le Rock kumpanyası adlı grubu kurar, birlikte iki albüm yaparlar. Engin Yörükoğlu, Fransada çeşitli jazz grupları kurar, sonraları İstanbul'da Jazz Stop isimli bir kulüp açarak orada çalmaya başlar. Taner Öngür ise Dostlar ve Cem Karaca Dervişhan'da çalışır bir süre. Daha sonra Almanya'ya yerleşir. 1992'de Türkiye'ye döner, "Alarm" isimli ilk ve tek solo albümünü çıkartır. Murat Ses, Kurtalan expres'le çalışır, bir ara kısa sürelerle Dostlar ve Dervişhan'la çalışır, kendi grubu Ağrı dağı efsanesini kurar,sonraları Avusturya'ya yerleşen Ses, halen orada yaşamaktadır. Avusturyada, New Age denilebilecek bir tarzda üç albüm yapmıştır bu güne kadar.

1992'de bir televizyon programında dinlediği Moğollar'dan etkilenen Leman dergisi çizerlerinden Kaan Ertem, "Moğollar tekrar bir araya gelsin" çağrısıyla bir imza kampanyası açar .4000'den fazla imza toplanır bu kampanya dahilinde.Cahit Berkay, Taner Öngür ve Engin Yörükoğlu arada bir bir araya gelip bu konuyu görüşürler, yeniden Moğollar'ı kurmak konusunda tereddütleri vardır, ancak kampanya'ya gelen mektuplar onlara cesaret verir.Yanlarına genç bir müzisyen Serhat Ersöz'ü alarak, 31 Mayıs 1993'te İstanbul Cemal Reşit Rey konser salonunda verdikleri muhteşem bir konserle geri dönerler. 1994'te "Moğollar94" , 1996'da "Dört Renk" , 1998'de "30.yıl" 2000'de " 1968 -2000" albümlerini çıkarırlar.
PAM.aRt isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 14-11-2007, 12:01 AM   #2
Aktif Uye
 
PAM.aRt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen...
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: denizliden
Mesajlar: 1.302
Cinsiyet:
Rep Gücü: 43 Rep: 4147
PAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyor
PAM.aRt - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: MOĞOLLAR fan clup

DİSKOGRAFİ


YÜRÜDÜK DURMADAN

- Yolum Seninle
- Üşür Ölüm Bile
- Çölde Gökyüzü
Albüm Çıkış Tarihi : 2004

MOĞOLLAR 1968-2000

- Çığrık
- Keşişleme
- Gam Yükü
- Ternek
- Sihirli Ay
- Haliçte Gün Batımı
- Ilgaz
- Nilüfer
- Günebakan
- Peri Bacaları
Albüm Çıkış Tarihi : 2000

30,YIL

- Ölüler Altın Takar Mı?
- Bir İleri Bir Geri
- Toprak Ana
- Göz Yaşları
- Yollarda
- İzlerin Ötesinde
- Moğol Mektubu
Albüm Çıkış Tarihi : 1998

DÖRT RENK

- Bişey Yapmalı
- Karga Keman Çalıyor
- Ben Anlamaz Sözleri
- Keyfim Yerinde
- Ekimin Günahı Yok
- İpler Kimin Elinde
- Buzlar Çözülmeden
- Çok Geç Olur
- Gümgüm
- Ters Pabuç
- Hep Aynı
- Bebek
Albüm Çıkış Tarihi : 1996

ANADOLUPOP 70’Lİ YILLAR

- Ylnızlığın Acıklı Güldürüsü
- Berkay Oyun Havası
Albüm Çıkış Tarihi : 1993


ANILARLA

- Sessiz Gemi
Albüm Çıkış Tarihi : 1990


MOĞOLLAR

- Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle
- Bahçelere Geldi Bahar
- Hicaz Mandıra
- Üsküdara Giderken
- Karşıkı Yayla
- Şehnaz Longa
- Drama Köprüsü - Bolu Beyi
- Çanakkale İçinde (Aynalı Çarşı)
- Misket
- Özüm Kaldı
Albüm Çıkış Tarihi : 1976


DÜM-TEK

- Düm-tek
- Rue De L'orıant E.5. (Şark Yolu)
- Kapalı Çarşı 108
- Magıc Moon (Sihirli Ay)
- Water Lily (Nilüfer)
- Gam Yükü- Blue Mood
- Elif
- White Dear (Alageyik)
- Fairy Tales (Peri Bacaları)
- Sparrow (Serçe)
Albüm Çıkış Tarihi : 1974


TANRILARIN ARABALARI/BU NASIL DÜNYA

Albüm Çıkış Tarihi : 1974


HİTİT SUN

Albüm Çıkış Tarihi : 1974

HİTCHİN

Albüm Çıkış Tarihi : 1974


ANADOLU POP

- Sıla
- Toroslar
- Lorke
- Madımak
- Iklığ
- Peri Bacaları (Chinney Of Fairies)
- Hamsi
- Vahşi Çiçek (Wild Flower)
- Ziganalar'dan Geçiş (Cahit's Tune)
- Elazığ'a Varış (To A Clear Mind)
- Kaleidoskopic Dream
Albüm Çıkış Tarihi : 1973


ALAGEYİK DESTANI/MOGOL HALAYI

Albüm Çıkış Tarihi : 1972


HİTCHİN/HAMSİ

Albüm Çıkış Tarihi : 1971


Behind The Dark / Madımak / Lorke

Albüm Çıkış Tarihi : 1971


Garip Çoban / Berkay Oyun Havası

Albüm Çıkış Tarihi : 1970


TERNEK/HALİÇ’TE GÜNEŞİN BATIŞI

Albüm Çıkış Tarihi : 1970


Hitchin / Behind The Dark

Albüm Çıkış Tarihi : 1970


DAĞ VE ÇOCUK / İMECE

Albüm Çıkış Tarihi : 1970


Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum / Ilgaz Eastern Love / Artık Çok Geç

Albüm Çıkış Tarihi : 1968
PAM.aRt isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-11-2007, 12:08 AM   #3
Aktif Uye
 
PAM.aRt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen...
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: denizliden
Mesajlar: 1.302
Cinsiyet:
Rep Gücü: 43 Rep: 4147
PAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyor
PAM.aRt - MSN üzeri Mesaj gönder
basında MOĞOLLAR

Çölde gökyüzü


Tiyatroyu dolduranlar hepbir ağızdan söylüyorlardı, “Venceremos”u..Dünya sosyalistlerinin marşına sahnedeki iki Türk grupta katılıyordu..Moğollar ve Grup Yorum..Bu hafta Taner Öngür ve arkadaşlarından yani Moğollar’dan söz edeceğim.Herkes beyaz saçlı 55 yaşlarındaki delikanlı Cahit Berkay ve Moğollar diyor.Ben Taner Öngür ve Moğollar diyeceğim.İlk kurulan grupta belki Taner yoktu ama gruba katıldıktan sonra hep teorisyenlik ondaydı..Aslında “Anadolu Pop”ismini de yaptıkları müziğe veren odur.Mart 1970 de dönemin poüler müzik dergisi Hey’e bu adı seçmelerinin nedenini şöyle açıklar grubun bas gitaristi..

”İspatlamak istediğimiz halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması..Ayrıca folklorumuzdaki dinamizmin pop müziğin dinamiğine yakın olması..Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması..”Taner,bu açıklamayı yaptığı tarihlerde grupta bu tarzdaki ilk 45 lik plağını çıkartır..”Dağ ve Çocuk/İmece”Her iki parçada yerli melodi ve ritmlerden yola çıkılarak yapılmış özgün bestelerdir ve büyük ilgi görür.

Moğollar’ın kuruluşu 60 lı yılların sonuna kadar gidiyor.Sınıfını geçmesi şartıyla babasının gitar aldığı Cahit Berkay önce Siyah İnciler grubunda tıngırdatıyor gitarını..Daha sonra Selçuk Alagöz’de..Baterist Engin Yörükoğlu da aynı gruptadır..Yapmak istedikleri müzik bu değildi,tabii...Silüetler’de çalan Murat Ses ve Aziz Azmet’le bir araya gelip Moğollar’ı kurdular..Aralarında o dönemde basçı olarak Vahşi Kediler’den Haluk Kunt vardır.Kısa süre sonra Hasan Sel alır bas gitar görevini..İlk 45 likleri “Eastern Love”..Tarih Şubat 1968..Yani tam 68 kuşağı grubudur onlar..İsimlerini duyurmak için konserler verirler ki,bunlardan birini çok iyi hatırlıyorum.Çünkü bizim dergi “Diskotek” düzenlemişti..İstanbul’da Fitaş Sineması’ndaydı..Konsere grup silindir şapkalar,uzun siyah fraklar ile çıktılar, yaptıkları müziğe kontrast olarak..Üç keman,bir trompet ve viyolonsel de vardı sahnede..Bir yıl sonra grupta yine bas gitarist değişiyor,Taner Öngür katılıyor..

Moğollar’ın ortak çalışmaları Ersen’le başlamıştır.Daha sonra Paris’te bulundukları sırada Barış Manço ile birleşirler..Daha sonra Cem Karaca ile..Grup Paris’te bulunduğu sıralarda “Academie Charles Cros”ödülünü alır ..Albüm buram buram anadolu kokan “Türk Dansları” adını taşımaktadır.
70 lerin sonunda grup elemanları kendilerine özel yollar çizerler..Örneğin Engin ,Fransa’ya Taner ,Almanya’ya yerleşir.Cahit,inanılmaz bir rekora imza atar.149 filme,58 diziye ve 15 belgesele film müziği yapar.Bunlar arasında “Altın Portakal”aldıkları da vardır..Bir röportajında Cahit,film müziği yapmayı şöyle tarif ediyor”Hayalleri müziğe aktarmak..”

Bundan on yıl önce grup elemanları iyi bir karar alarak biraraya geliyorlar.Yanlarına genç müzisyen Serhat Ersöz’ü de alan dörtlünün geri dönüş konseri İstanbul Cemal Reşit Rey’de olur.Gün 31 Mayıs 1993..O günden bu yana özellikle 12 Eylül sonrası depolitize edilen gençleri “uyandırma” görevini üstlenirler konserlerinde..Susurluk sonrası “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemlerinin parçasıdır “Bişey yapmalı”..Sivas katliamının ağıtıdır”Issızlığın Ortasında”..Bergama çevrecilerinin sloganıdır “Ölüler altın takar mı?”..Şarkılar biter mi? Taner Öngür ve arkadaşları yeni yeni yapıtlarla karşımızdalar..”Niçin kapatıldı köy enstitüleri” diyorlar..”Toprak Ana” diyorlar..Ve Irak savaşına karşı,Irak’a askerlerimizin gönderilmesine karşı “Çölde Gökyüzü”diyorlar..Taner,”Dünyamızı ve geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklara savaşsız,sömürüsüz,tertemiz bir dünya bırakmak için mücadelemiz”diyor.Doğru söze ne denir..Sadece alkışlanır..

Hürriyet Gazetesi - 16 Eylül 1999


Rock Grubu Moğollar

İkinci dünya savaşından sonra kapitalist sistemin insanları birbirine yabancılaştırma ve geliştirdiği ilişki tarzına başkaldırı müziği olarak Amerika'da doğan bir müzik türü Rock. 68'lerle birlikte Türkiye'deki devrimci ortamın etkisiyle birlikte gelişen Rock müziğinin temsilcileri olan Anadolu Rock grubu Moğollar'la yaptığımız söyleşiyi sunuyoruz.

- Bir kaç cümleyle 30 yılın öyküsünü anlatır mısınız?

Cahit Berkay: Müzikle dolu otuz yıl. 1968-1999 sekiz tane albüm bu otuz yıl içerisinde. Dolu dolu geçen yıllar ve bu yılların içerisinde mutluluklar da var üzüntüler de.

- Anadolu Rock diye adlandırılan müziğin Türkiye'deki temsilcilerisiniz. Anadolu ve Mezopotamya'da yaşayan birçok halk var. Ancak çoğu rock müziğini bilmiyor. Sizler onlara rock müziğini dinletmeyi nasıl başardınız?

Cahit Berkay: Şimdi Rock müziği ikinci dünya savaşından sonra çıkan ve Amerika'da başlayan bir şey. Kapitalist ilişkilerin doğduğu ve buna karşı çıkan işçi sınıfı gençliğinin, yani sisteme tepki duyanların müziği Rock. Orda yani Rock müziğinin içerisinde, daha doğrusu ilk rock müziğini oluşturan insanların sistem içerisindeki bir takım mercilere olan bir protestosu. Ona bir başkaldırısı, ona karşı tepkisi yatmaktadır. Bunu da zaman içerisinde tüm dünyada yakalayan benimsedi, yakalamayan benimsemedi. Şimdi Türkiye de Rock' un uyarlanmış bir şekli var. Mesela Türkiye'de bugün Rock müzik seven bir kitle var. Aynen yabancı rock müziğini de dinliyor bu müziksever. Ama rock için de, Rock'cu olmak için de, yaşanması gereken bir duygu, bir fikir var. Bunları gerçek anlamda hissedip, yaşayıp ortaya koyabiliyorsanız -ki bunun içinde görmek istemediğimiz, yaşamak istemediğimiz bir takım şeyler var- onlara başkaldırı, onlara karşı bir tepki. Arabesk' in afyonundan uyanıp, bu tarafa kulağını uzatabilenler yakalıyor bu müziği.

- Sizi bu müziğe başladığınızda, Genesis, Rolling Stones, Pink Floyd gibi topluluklar vardı. Onlardan etkilendiğiniz söylenebilir mi? Ya da onların hangi yanlarından etkilendiniz?

Taner Öngör: Onlardan daha önce, Beatles grubu vardı. Jn Lennon vardı. Aslında devrimci müziğin ilk örnekleriydi onlar. Kapitalist toplumlardaki ilk örnekleriydi. Dünyayı etkilemişlerdir. Biz de onlardan etkilendik. Müzik anlayışlarından söylediklerinden. O yıllar, yani 68 kuşağı bütün dünyada gençliğin isyanının yükseldiği yıllardı.

- Türkiye'de her gün yeni bir popçu çıkıyor. Müzik adeta metalaştırılmış. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Taner Öngör: Dedikleriniz doğrudur. Aslında bir örneğini vermek gerekirse, işte Sezen Aksu. Aksu'ya kişi olarak bir şeyim yok, ama önemli güzel şeyler de yaptı. Fakat işte o Tarkan'a yaptığı iki parça var ki, Tarkan'ı hala götüren 'Oynama şıkıdım şıkıdım' veya 'Mucuk Mucuk' denilen parçalar. Bunlar bence sinsice planlanmış ticari parçalardır. Yani Tarkan, işte erotik bir çocuk. Kızlar çok sever 'Ocağıma Düştün Yavrum' vs. yaparsak çok satar düşüncesinin arkasında olduğu gayet açıktır. Böyle şeyler yapılınca dayanamadım, sinirlendim bir parça yazdım.

Zaten Türkiye'de müzik endüstrisi bir takım insanların duygularını anlatacağı bir halde değil. Ençok kim satar, nasıl daha çok satar, sömürülecek hangi duygular var. Bütün bunları araştıran ve paradan başka gözleri hiç bir şey görmeyen bir kitlenin elinde. Medya da, aralarında ekonomik bağ olduğundan buna yardım ediyor.

- Çalışmalarınızda Kürt müziğinden besleniyor musunuz?

Cahit Berkay: Bizim beslendiğimiz kaynağımız Anadolu. Onun için belli bir sınıflandırma yapmıyoruz. Kürtçe bilmiyoruz ama yaptığımız on sekiz albüm içinde Anadolu'nun her yerinden, yüzlerce yıllık birikimin ortaya koyduğu müziklerin hepsinden faydalandık. Bütün halkların kültürlerinin barış içinde yaşaması, bizim için çok önemli. Bu konuda elimizden geleni yaptık.

- Türkiye'de kasetleri Kürtçe olduğu için, politik olmadığı halde yasaklanan sanatçılar da var...

Taner Öngör: Son derece anlamsız bir şey. Mesela benim ailem Boşnak kökenli. Ama boşnakça konuşulmuyor. Onun için ben de Türkçe yapıyorum. Eğer benim ailem hala boşnakça konuşsaydı, ben de o dilde bir şey yapmak isterdim ve ona karşı bir baskı olursa, tepki duyacaktım. Bu tepkiyi duyanlara da saygı duyuyoruz.

- Türkiye'de sistem kendine muhalif sanatçıları kaldıramıyor. En son örneği İşte Ahmet Kaya. Toplumun sevdiği bu muhalif sanatçıların alternatifi türetilmek isteniyor, Emrah örneğinde olduğu gibi. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Cahit Berkay: Ismarlama alternatif olmaz. Türkiye'de bir gecede televizyonda pat diye birisi sanatçı diye oturtuluyor. Bu pop müzik için belki olabilir, ama kalkıp da böyle geniş halk kitlellerinin duygularını ifade eden, müzikler üreten insanlarda üç günde beş günde çıkmaz, yıllar gerekir. Halk kitlelerinin sanatçılarınında bir birikim vardır. Emrah mıdır nedir? Öyleleri havada kalır, altı tutmaz.

Onlar şöyle bir on fırın ekmek yesinler.

- Bu Moğollar ismi daha çok Türkizmi çağrıştırıyor. Ama sizin müziğinizde böyle bir şey yok. Neden Moğollar?

Cahit Berkay: 68'de moda olan daha çok böyle vahşi isimler vs. idi. Tamamen tesadüfi bir şey. Cahit, Engin ve Selçuk arkadaş oturup bir grup kurmaya karar veriyorlar. O sırada Hollandalı bir müzik dergisinde yazar olan birisiyle tanışıyorlar. O söylüyor Moğollar koyun diye, öyle kalıyor. Bugün bize de komik geliyor ama böyle işte.

- Bildiğiniz gibi PKK Genel Başkanı Sayın Öcalan'ın çağrısıyla, PKK silahlarını susturdu. Türkiye'nin demokratikleşmesine katkıda bulunmak için pratik adımlar attı. Sizler sanatçı olarak bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cahit Berkay: Biz başından beri savaşan taraflara hiç iyi gözle bakmadık. Ama barış süreci içinde gerçekten ciddi, içtenlikle katkıda bulunmak isteyen herkesi de sonuna kadar destekliyoruz.

- Kürt sanatçıları Türk sanatçı arkadaşlarıyla birlikte Barış konserleri vermek için çağrı yaptılar. Siz de Kürt sanatçılarla böyle bir konser vermeyi düşünür müsünüz?

Cahit Berkay: Tabii niye olmasın? Organizasyon yapılırsa gayet tabii. Kürt Kültür Akademisi'nden arkadaşlar benle de konuştular. Bizim şöyle bir şeyimiz var. Biz bir kere insan denen varlığı, insanı herşeyin üstünde görüyoruz. Ve burada hiç bir ayrım yok. Bütün insanlar iyi yaşamaya, güzel yaşamaya layıktır.

Hiç bir insan bir başka insanı sömüremez, hiçbir insan başka bir insanın özgür iradesini, özgür ifadesini, özgür düşüncesini engelleyemez. Bu özgürlükler nerede eksikse, kim eksik kılıyorsa, ona karşı her zaman tavrımız vardır. Biz insandan ve barıştan yanayız.

- Yeni bir çalışmanız var mı?

Taner Öngör: Yılbaşına doğru çıkacak bir albümüz var. Hemen hemen bitmek üzere. Daha ismini koymadık, fakat Moğollar'ın 68'den 99'a kadar yaptığı parçaların içinden seçtiğimiz klasikler. Bunları eski ve bugünkü duygularla yeniden yorumladık.

MURAT ALPAVUT
Özgür Politika - 01 Aralık 1999

Geçmişte Takılıp Kalmayan Bir Efsane


Moğollar’ın, “Anadolu pop” türünün en iyi temsilcisi olduğunu, üstelik hem enstrümantal çalışmaları hem de toplumsal duyarlılığı yansıtan sözlü eserleriyle kendilerine has bir yer edindiklerini bilmeyen yoktur. Moğollar, “1968-2000” adlı iki kaset ve iki CD’lik bir albüm gerçekleştirdiler. Biz de, hem son albümlerinin niteliği, hem geçmişten günümüze müzikal yapılarının değerlendirilmesi hem de gelecekteki yönelimleri ile ilgili olarak bir görüşme yaptık.

Bundan önce yaptığımız röportajımızda, “best of” albümlerine karşı olduğunuzu söylemiştiniz. Yaptığınız albüm, bir arşiv çalışması mı, bir “best of” mu? Neden böyle bir albüm gerçekleştirdiniz?

Bu albümü gerçekleştirmemizin birkaç sebebi var. Birincisi arşiv niteliği taşıması çok önemli. Çünkü bizim daha önce yaptığımız birçok albümümüz çeşitli plak firmalarına dağılmış durumda. Biz, ‘93’te grubu bir araya topladığımız eski albümlerimizi de toplamak istedik. Ancak o zamanki anlaşma biçimlerinden dolayı hiçbir şey yapamadık. Bu şirketler de uyumsuz davranınca, bunu yapma imkânımız olmadı.

İkinci sebep ise şu. Bundan önceki “30. Yıl” albümümüzü yaptığımız zaman, plak şirketi bizden bir “best of” yapmamızı istemişti. Ama hep yeni parçalar ürettiğimiz için, eskilerle uğraşmak istemedik. En sonda geçen sene için, “Bunu yapmanız lazım” dedi. Ama biz “best of” olmaması için elimizden geleni yaptık, parçalarımızı kendimiz seçtik. Bazı parçaları yeniden düzenledik, bazılarının eski düzenlemelerinin aralarına sololar katarak, biraz da o dönem yaptıklarımızla eğlenerek oluşturduk albümü. Sonuçta zorlama bir albüm değil de, çok uzun zaman içinde kısa kısa çalışmalarla bitirdiğimiz bir albüm oldu.

Bir bakıma geçmişle bir hesaplaşma, belki de, geçmişle bağlarımızı kopartmak gibi bir şeydi bu. Çünkü ‘60’lı, ‘70’li yıllarda başlamış olan bir akım vardı. Biz çalışmalarımızı yaparken, hem o günü hem de geleceği düşünüyorduk. Çünkü biz koltuklarda oturup kıpırdamadan, geçmişi anan insanlar değiliz, sürekli hareket halinde, herkes başka türlü bir üretimin içinde. Geleceği çok önemsiyoruz. Çünkü yaşımız ilerledikçe, zamanın ne kadar önemli olduğunun daha çok farkına varıyoruz. Üstelik 2000’li yıllarda sorunlar daha da artmış durumda. Onlara olumlu çözümlere katkıda bulunmak için elimizden ne gelirse yapmaya çalışıyoruz.

Albümde, enstrümantal müzikten türkülerin düzenlenmesine, sözlerin kullanıldığı şarkılardan halk müziğindeki “taşlama, mani” tarzını andıran çalışmalardan örnekler yer alıyor. Repertuvarı oluştururken neler düşündünüz?

Albümün oluşturulmasında belli özellikler düşünülmedi. Bir araya gelerek birlikte karar verdik repertuvara. Ama sözünü ettiğiniz nitelikler zaten bizim genel yönelimlerimiz. ‘68-’76 arasındaki birinci bölümde, bir kimlik arayışı ve deneysel yapı her zaman Moğollar’da hakim olan bir yön. ‘93-2000 arasındaki ikinci bölümde de deneysel yapıyı her zaman korumaya çalıştık. Bu dönemde yaptığımız albümlerde de enstrümantal çalışmalar var. Albümün yarısı enstrümantal yarısı ise sözlü çalışmaları içeriyor. Bunu bir avantaj olarak da düşünüyoruz, çünkü bunu yapabilen pek grup da yok aslında. Birinci bölümde, hepimiz daha çok gençtik. O dönemde, Moğollar da, İngilizce bestelerle başlamıştı, o dönem kurulmuş olan her yeni grup gibi. Ancak zamanla kendi ülkesinin değerlerine bir yöneliş belirdi. Ve orada ilk aşama, türkülerin alınıp yeniden düzenlenmesi aşamasına gelindi. Ondan sonra, bir Fransa dönemi var ki, o deneysel özellik daha da ön plana çıktı.

Ama ‘93’te yeniden kurulan Moğollar, eski birikimlerini doğru değerlendirebilen, onların içindeki önemli özellikleri alıp bugüne aktarmaya çalışan bir kaygı taşıyordu. Bir de senelerin birikimiyle kafalarımızda iyice oluşmuş olan dünyayı algılama şeklimiz, sorunları hem ulusal hem de evrensel bir bakış açısıyla yorumlamamız, bazı konularda tepki göstermeye zorladı bizi. Bazı sözlü şarkılar ortaya çıktı. Moğollar’ın eskiden de bir solist sorunu vardı. Zamanında bu yüzden Cem Karaca, Barış Manço, Ersen gibi solistlerle birlikte çalıştık. Ama hiçbiriyle istediğimiz gibi sonuca ulaşamadık. ‘93’te grubu yeniden bir araya getirirken, bir karar aldık. Kendi parçalarımızı, iyi veya kötü, kendimiz söylemeye karar verdik.

Görüşmemizin başında biraz da geçmişle bağları kesmekten söz ettiniz. Gelecekle ilgili ne gibi projeleriniz var?

Geçmişle ilgili ilişkimiz biraz kopacak. Yaşadığımız güne ve geleceğe yönelik çalışmalar yapmak istiyoruz bundan sonra. Tabii ki, eski bir grubun, halk tarafından en çok istenen yönü, ilk bilinen halidir. Bunu aşmak biraz zor olacak, ama elimizden geldiği kadar bunu aşmaya çalışacağız. Düşündüğümüz albüm bu, ama bunu becerebilir miyiz, beceremez miyiz, onu bilmiyoruz.

Sinan Gündoğar
Evrensel Gazetesi - 08 Haziran 2000

Moğollar'ın Logosu Gibiyim


Ağız mızıkasından mandoline, bağlamadan gitara, cura ve yaylı tambura... “Anadolu pop" ile beslenen üç kuşağın, en çok da Moğollar’ın Cahit Berkay’ı! Artık bir sembol olan Berkay ile efsanevi gruplarını, film müziklerini ve şimdilerde sık sık yaşadığımız o “azalma" duygusunu konuştuk.

Moğollar’ı bütün o ciddi aralara ve parçalanma süreçlerine rağmen, 2000’li yıllara en çok da siz “taşıdınız". Fiil çekimi doğru mu?

Yok aslında kollektif bir çalışmaydı bu. Ama Moğollar’ın kimliğini oluşturmada bir payım olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca ön plana çıkan parçaların çoğunda benim imzam var. Grubun logosu gibiyim.

Neydi bir grubu 33 yıl ayakta tutan?

Grubu yaşatmak çok zor. Dört veya beş insanın uyum içinde beraber çalışması lazım. Politik görüşlerinizin denk düşmesi gerekiyor. Biraz abartırsak, herkes ıspanak yemeğini sevmeli gibi... Biz uyum içindeydik. Hayata ve müziğe bakışımız, aldığımız tatlar...

Prensip gene aynı değil mi: “Kendi kültürümüzden, folklorumuzdan kopmadan bunları evrensel ölçüde yorumlamak"?..

Aynen geçerli. Ancak zamanın akışı içinde yeni türler çıkıyor. Mesela bugün “drum and bass" diye bir tür var. Sadece ritm üzerine kurulu bir tür bu, üzerine doğaçlamalar yapılıyor. Yeni albümümüzde bu yapıyı kullanacağız. Bizim tarzımız bu diyerek ille de eski ritm anlayışında kalmayı hiç düşünmedik.

Moğollar bir klasik olmakla birlikte çağdaş kalıplara da her zaman açıktı.

Evet. Ağaç gibi Moğollar... Yaşıyor, her sene yeni bir dal çıkıyor. Davul gene aynı davul, bağlama gene orada, klavyeler orada, tamburlar... Sadece onları yoğuruş biçimi değişiyor...

O zaman şimdi yaptığınız müziğin üst başlığı için de “Anadolu pop" diyebiliriz.

Tabii. Anadolu pop derken, bizde bağlama çok önde. Gerek ritim, gerek armoni anlayışı hep folklorik öğeler üzerine inşa ediliyor. Hatta Cem Karaca’nın dediği gibi “Bizim yaptığımız müziğin ayakları Anadolu’ya basıyor".

Gerçek bir rocker’ım

Bu durumda “Anadolu pop" için misyonunu tamamlamış bir tür diyemeyiz.

Kesinlikle. Biz “bugünün türküleriöni çalıp söylüyoruz. Vaktiyle de o dönemin türkülerini yapıyorduk.

Aslında siz bir rock’çısınız...

Üzerimde deri bir pantolon, çizme falan yok ama ben gerçek bir rocker’ım. Hazırcı değilim. Önce alıyorum, kokluyorum, dokunuyorum, sorguluyorum, sonra tüketiyorum. hâlâ karşı geldiğim, benimseyemediğim, değişmesini istediğim çok şey var yaşamda. Benim bu ruhumdur, beni yahut Moğollar’daki kimliği insanlara sevdiren... Ayrıca hiçbir zaman magazin malzemesi olmadık... Ben hariç.

Siz hariç?

Bir gün Mazlum Çimen, karısı, Hüseyin Turan ve hayat arkadaşı, Edip Akbayram, Yavuz Bingöl oturuyorduk. O gün resmimizi çekip gazeteye: “Cahit Berkay menajerleriyle gündüz iş peşinde, gece aşk peşinde" diye yazdılar. Bu magazin bile değil, çirkeflik...

Niye siz?

İhtiyar kurt, yaşlı çapkın pek yok etrafta. Bir Süha Özgermi vardı. Onu çok kullandılar. Şimdi sıra bende. Ne oldu müzik kimliğim? Her daim aklı başında şeyler konuş sonra üç kuruşluk bir adam gelip hepsine kibrit suyu döksün. Acaip eleştiriler aldım. “Sen sapığın tekisin" gibi laflar edenler oldu. Günlerce uyuyamadım.

Sizin zamanınızda nasıldı?

O zaman da vardı ama daha bir başkaydı. “Moğollar Balıkesir’de tavuk çiftliği açtılar" diye haber yazmışlardı mesela. O da yalandı ama daha bir masumdu sanki.

Siz her filme bir müzik yapılması gerektiğinde ısrar ederek, Dorsay’ın deyişiyle sinemanın başına bela oldunuz(!..)

Seslendirme stüdyosunda tonmaysterin arkasında bir rafta yüzlerce yabancı filmin longplayleri vardı. Onlardan kullanırlardı filmlere. Bunun maliyeti yoktu.

Sonra her film için o filme ait özgün bir müziğe öyle bir alışıldı ki, bazı filmlerde müzik filmin önüne bile geçer oldu.

Teknik koşullar, senaryo ya da montaj nedeniyle yönetmenin doyurucu şekilde çekemediği bazı sahneler, müzikle doldurulmaya çalışılırdı.

Bugünkü film müziklerine baktığınızda?..

Türk sinemasında bugün hâlâ eski bir alışkanlık var. Film müziklerini popüler isimler yapsın istiyorlar. Kriter bu. Oysa film müziği yapmak için hem iyi müzisyen olacaksın hem de sinemayı tanıyacaksın.

Film müzikleriyle ilgili iki albüm yaptınız. Ama bunların kitlelerle çok fazla buluşturulmadığından şikayetçisiniz.

Temelde klibe karşıyım. Ama çektiğimiz klibi de göstermiyorlar zaten. Şimdi, prensiplerimi çiğneyerek Kral TV’ye yirmi bin dolar mı vereyim, on beş gün oynatsınlar diye. Ya da bilmem ne TV’ye gidip klibim için yaltaklanayım mı? Sonra klip için sinema gibi çalışmak gerekiyor. Plak şirketimin ve benim bütçelerimiz, kafamda düşündüğüm klibi çekmeye o parayı ayıramaz. Albüm o kadar satmıyor ki... Ama zaman içinde kitlelere ulaşacaktır, acelem yok.

Zamanında neredeydiniz?

Önce Barış Manço, sonra Kemal Sunal... Eksilme duygusu, bir dönemin kapanması... Ne hissettiniz?

İnsani anlamda her ikisinde de büyük şok yaşadım. İnanamadım. Evin içinde dört döndüm. Fena halde isyan ettim. Çok sevdiğim, çok şeyler paylaştığım insanlardı. O paylaştığımız şeyler yoğun bir şekilde tepeme yığıldı. Hepsi cıvıl cıvıl. Hiç böyle atıl, uyuşuk bir görüntü yok o paylaşmışlıklara dair. O zaman bir daha isyan ediyorsun. Bir başka isyan da “Zamanında neredeydiniz" sorusu, cenazedeki kalabalığa bakınca... Alayı kolay tüketici. Oysa onlara duydukları sevgiyi, ölmeden önce göstermeleri gerekiyordu.

Gösteremediklerini mi düşünüyorsunuz?

Evet, gösteremediler. Gene gösteremiyorlar, gene göstermeyecekler.

Cenazeden cenazeye mi diyorsunuz?

Maalesef. Acaip de kızıyorum. Kemal’in çok yakın arkadaşları, cenazede yanına yaklaşamadık. Ezilme tehlikesi geçiriyor insan. Bırakın bu adamın yakınları var, onlar kaldırsın cenazesini. Biraz geride kal da biz vazifemizi yapalım. Ben camiye giremedim. Onu zamanında ne kadar çok sevdiklerini bilememişler. Öyle şey olur mu ya?

Niye peki bu kalabalık?

Medya belirliyor her şeyi. Sevginin dozunu bile... Medya o kadar güçlü ki... Ve bu haksızlık.

Gene de umutsuz değilsiniz hiçbir şeyden?

Ben umutsuz değilim. Yaşamı seviyorum. Kendimi ve insanları seviyorum. Hani şu sevgi olayını çokça üretebilsek... Altını biraz işleyebilsek, belki yaşam çok daha keyifli olacak. Politikacıların halkını gerçekten sevmesi gerekiyor. Ya da gerçekten sevenlerin bu işe soyunmaları... Bundan başka Türkiye yok! En sıkı milliyetçi benim. Ülkemi, insanlarımı çok seviyorum.

FİLİZ AYGÜNDÜZ
Milliyet Gazetesi - 16 Temmuz 2000


Moğollar İsteneni Veremedi


1969 yılının Diskotek dergisi, sayılarından birinde, Moğollar'ın Fitaş Sineması'nda verdikleri konser için bu başlığı atmış. Jose Feliciano'nun "Rain" ile listelerin tepesine kurulduğu; en sevilen yabancı kadın şarkıcı dalında Sandy Posey'nin başı çektiği; Esin Afşar'ın Paris'te "Dario Moreno ödülü" aldığı; Sezen Cumhur Önal'ın Kamuran Akkor'u (aralarında üç yıllık mukavele olduğu halde, sen kalk başkasına ait "Reyhan"ı plak yap, olacak şey değil) mahkemeye verdiği; Selçuk Alagöz'ün, "müzisyenlerimizin çilesi"ni "ne yapsa Ahmet, boşuna zahmet" diye özetlediği o günlerde; Moğollar, Fitaş Sineması (zamanın en popüler konser mekânı)'nda sahneye çıkıyor, hem İngilizce hem de Türkçe şarkılar söylüyor ama kendilerini kimseye beğendiremiyor, yani bekleneni veremiyorlar. Diskotek de beğenmiyor, Moğollar'ı seyretmiş bulunan meslektaşları da. Diskotek sormuş, onlar da cevaplamış. Erkin Koray "yeniliği severim" demiş, her zamanki efendi haliyle. Ortalık bayağılıktan yıkılıyor, sahnede "Anadolu Pop" söylemiş böyle bir grubu niçin sevmesin zaten. Durul Gence ise "ihtirazi kayıt" koymuş: "Aziz'in lüzumsuz konuşmaları ve 'Samanyolu' ile 'Sus Sus Sus' gibi melodiler haricindekileri beğendim" Kimbilir neler söyledi Aziz Azmet, Durul Gence'nin hiç hoşuna gitmemiş. Cem Karaca da "Bütün parçaların Türkçe olmasını isterdim" demiş. Adamların repertuvarına karışacak hali yok ya fikrini belirtmiş işte. Diskotek'in itirazları bin tane de, en taktığı şu: "Arthur Brown'nın 'Fire'sini Anadolu Pop bölümünde çalmamalıydılar..." Sahiden de çocuklar, ne işi varmış o şarkının orada?

Dağ ve Çocuk

"Anadolu Pop" akımının öncüsü ve Türk Popu'nun efsanevi gruplarından Moğollar, geçtiğimiz günlerde "1968-2000" adlı ikili albümünü yayımladı. Tam 24 şarkının bulunduğu bu albümde, şarkılar orijinal versiyonları ile değil, daha sonra, muhtelif zaman ve yerlerde çalınmış halleri ile yer almaktalar. Albümün oldukça uzun ve fazlaca emek verilmiş kapağında, her şarkı ile ilgili ayrıntılı açıklamalar var. Gönül, bu şarkıların asıl halleri ile yer almalarını isterdi albümde ama, bu konuda kimse çok istekli değil biliyorsunuz. Kimse "ham" ya da "acemi" günlerdeki halini ortaya çıkarmak istemiyor. O günler, hazır plakların üzerinde kalıp kaybolmuşken, herkesin önüne hem de kendi ellerimizle sürmenin ne alemi var diye düşünüyor olmalılar. Moğollar, 1967 yılında kuruldu. Aziz Azmet, Cahit Berkay ve Murat Ses tarafından, 1967 yılının son aylarında kurulan grup; ilk olarak, o dönemde her grubun yaptığını yaparak "Altın Mikrofon Armağanı Yarışması"na katıldı. 1968 yılının bu yarışmasında; TPAO Batman Orkestrası birinci olur, Moğollar da üçüncü. Oldukça önemli bir derecedir bu henüz kurulmuş bir grup için. Bu yarışmayı müteakiben de, yarışmayı düzenleyen Hürriyet Gazetesi, Moğollar'ın ilk plağını da basar: "Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum / Ilgaz"... Altına, "Ilgaz dağı ve çevresinin muhteşem doğasının ruhunu taşıyan bu melodi, aynı zamanda Cumhuriyetin ilk yıllarının saf ve temiz ideallerini taşıyan güzel insanlarını hatırlatıyor" diye not düşülmüş. "Ilgaz", yeni albümde yer almakta. Ama grup, "kaleden kaleye şahin uçurma"yı bu sefer uygun görmemiş. Moğollar; bu ilk plak sonrası, Sayan'ın yolunu tutar. Bu firma, zaten derli toplu olan herkesi çatısı altında toplamaktadır o dönem. Sayan, ilk olarak "Eastern Love / Artık Çok Geç" adlı plağını çıkarır grubun. Verilen ilanlarda Hürriyet'in plağı görmezden gelinir ve "Moğollar'ın ilk plağı" diye duyurulur. Zamanında bulunduğum yere kadar ulaşamamış olan Hürriyet'in plağını hiç görmemiş olduğum için, uzun bir zaman, ben de "Eastern Love"ı tarihi ilk plak olarak bildim. Üç-beş yıl önce, sahaflarda 1968 damgalı "Ilgaz"ı bulana kadar. Altı üstü bir ilan dememek lazım. Kısa bir sonra da "Moğollar'ın 2. Plakları" olarak anons edilen "Mektup / Lazy Jn" çıkar. Sayan'ın ve benim "kaçıncı" tutturukluğumuzu hemen geçerek bu plak ile ilgili söylenebilecek en önemli şeyi söyleyelim: Bu plakta, Moğollar, Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı bir şarkıyı ("Mektup") söylemekteydiler. "Anadolu Pop" iddiası ile yeri göğü inleten grup; "aranjman" havası çalmakla kalmamış, "aranjman"ın en önemli ismine de şarkının sözlerini yazdırmıştı. Kolaylıkla tahmin edileceği gibi, bu iki plak da yeni albümde yer almıyor. Bundan sonra da diğer plaklar ve diğer firmalar girdi sıraya. Sayan'dan Disko'ya geçti Moğollar önce. Buradan unutulmaz "Dağ ve Çocuk" çıktı, bu albüme 60'lardan girebilen birkaç parçadan biri bu da. Sonra Diskotür, Türküola, Yavuz, şu bu ve şimdi de Emre'de Moğollar. Moğollar'ı Moğollar yapan bütün o 60 sonu ve 70 başlarını bir kalemde silmekten çekinmeyerek yaptıkları bir albümle geldiler önümüze. Bu da görmezden gelinecek, alınmayacak, sevilmeyecek bir albüm değil. Fakat siz de benim gibi "ille de o ilk günler" diyenlerdenseniz, aşağıdaki listeye göz atacak ve "bulursanız kaçırmayacaksınız..."

Bu plaklarda Moğollar, bekleneni (hem de nasıl) veriyor.

Bulursanız kaçırmayın

Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum / Ilgaz-Hürriyet - 45'lik
Eastern Loves/Artık Çok Geç- Sayan - 45'lik
Mektup/Lazy Jn-Sayan-45'lik
Dağ ve Çocuk-Disko- 45'lik
Alageyik Destanı-Türküola-45'lik

eskikirkbeslikler@yahoo.com
Naim Dilmener
Radikal Gazetesi - 21 Mayıs 2001


Sokaklarda Saçı Uzunlara, Kordele Vereyimmi.?


Murat Ses ve Aziz Azmet tarafından kurulan ve Türk popunun ilk gruplarından sayılabilecek Meteorlar sonrası iki müzisyenin, bu sefer aralarına Selçuk Alagöz Orkestrasından ayrılan Cahit Berkay ile Engin Yörükoğlu'nu ve Apaşlar'dan da Hasan Sel'i alarak 1967 yılının son günlerinde kurdukları bir grup, Moğollar. Gruba daha sonra, Okan Dinçer ve Kontrasları'ndan ayrılan Taner Öngür katıldı. Moğollar, günümüzde "Anadolu pop" akımının öncüsü olarak biliniyor, ancak aslında bu akımın ortaya çıkıp, hatırı sayılır bir miktarda isim ve şarkı yaratmasından sonra ortaya çıktılar. Grubun kuruluş tarihi olan 1967 yılının son aylarına gelindiğinde Doruk Onatkut, "Kara Tren" ve "Burçak Tarlası" ile zaten bu yolu açmış ve bu akım, Tülay German, Alpay, Erol Büyükburç, Fikret Kızılok ve Cem Karaca gibi kendi starlarını yaratmıştı.

Moğollar, ilk plakları olan "Eastem Love"ı, 1968 yılının ilk aylarında çıkardı. Aynı yıl Altın Mikrofon'da "İlgaz" ile yarışıp üçüncü oldular. Moğollar, şarkıları ile olduğu kadar, ince ince düşünülmüş hal ve tavırları ile de dikkati çektiler: "Orkestra elemanlarının hepsinin saç ve sakallarını uzatmaları ve koyun postuna bürünerek sahneye çıkmaları" en altı çizilen özellikleri oldu. 1968 yılında dışarda kıyamet kopuyorken, işin, en azından görüntü kısmı bize Moğollar ile ulaşmaktaydı.

Geç olmuş ama temiz olmuştu belki de. Binbir badire atlatma pahasına, Türk popunun en uzun ömürlü grubu oldu Moğollar. Hâlâ yazıyor, besteliyor ve çalışıyorlar.

5 Nisan 1968 tarihli Diskotekten:

"İnsanoğlu şu dünyaya ayak bastığından bu yana, yaşlılarla gençler arasında bir fikir savaşıdır gidiyor. Asırlardan beri büyükler, Ah zamane gençleri diye yakarmışlar. Tenkit edilenlerin hepsi büyümüş, çocuklarına aynı şeyleri söylemişler. Onlar da çocuklarına. Lakin hiçbirisi eskiden aynı laflara maruz kaldığını düşünmemiş. Yüzyılımızda da bu gelenek yaşatılmakta. Asi gençlere, Elvis Presley'e, Beatles'a, nihayet beatnik ve hippie'lere söylenenler malumdur. Hasılı, dünyanın her yerinde yeniliklere karşı önce bir direnme gösteriliyor. Sonra çıkan modalar toplumla kaynaşıyor, onun içinde eriyip gidiveriyor... Biz her şeyi geriden izlediğimizden, beatnik ve hippie'lerle, uzun saçlı çizmeli beat boy'larla uğraşıyoruz henüz. Sokaklarda saçı uzunlara, kordela vereyim mi?; çizmelilere, serseri; renkli elbise giyenlere züppe diyen çok geniş bir kitle var. Orta yaşı geçmiş bu tenkitçi gruba soruyoruz: Sizler de gençliğinizde bob - stil denilen maskara modaya uymamış mıydınız?"

Çok zaman geçti, bu "çok geniş kitle" iyice genişledi, yayıldı; her tarafı, hepimizi kapsar oldu. Artık kuş uçurtmuyoruz.

Naim Dilmener & Bak Bir Varmış Bir Yokmuş
02 Ocak 2003
PAM.aRt isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-11-2007, 12:19 AM   #4
Aktif Uye
 
PAM.aRt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen...
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: denizliden
Mesajlar: 1.302
Cinsiyet:
Rep Gücü: 43 Rep: 4147
PAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyorPAM.aRt çok gurur duyuyor
PAM.aRt - MSN üzeri Mesaj gönder
FOTOGRAFLARİ



























PAM.aRt isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İsmail YK Fan Clup doğangüneş Fan Clup 36 14-07-2008 10:56 PM
Mehmetçik Fan Clup doğangüneş Fan Clup 28 09-02-2008 08:56 AM
AvriL LavignE fun clup açılmıştırrr:) baby_face_03 Fan Clup 13 17-11-2007 08:44 AM
Kelle Paca Fan clup KopiLL Sohbet, Muhabbet, forum oyunları 0 29-05-2007 12:14 PM
Fan clup bolum kuralları YukseLL Fan Clup 0 20-09-2006 10:34 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:34 PM .


Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.

Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler!



Search Engine Friendly URLs by vBSEO