![]() |
| | |||||||
TARTIŞMA (polemik) katogorisi Siyaset Meydanı forumu içinde "Israil'in Kirli Tarihi..." başlıklı konu görüntüleniyor, "Israil'in Kirli Tarihi Bazi devletlerin kirli çamasirlari vardir. Ortaya çikmasini istemedikleri, bilinmesinden rahatsizlik duyduklari ve bu nedenle resmi tarihlerinden çikardiklari tarihsel gerçeklerdir bunlar. Örnegin Vietnam Savasi sirasinda ABD birliklerinin o ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 462
Cinsiyet: Rep Gücü: 65 Rep: 6341 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Israil'in Kirli Tarihi... Israil'in Kirli Tarihi Bazi devletlerin kirli çamasirlari vardir. Ortaya çikmasini istemedikleri, bilinmesinden rahatsizlik duyduklari ve bu nedenle resmi tarihlerinden çikardiklari tarihsel gerçeklerdir bunlar. Örnegin Vietnam Savasi sirasinda ABD birliklerinin o ülkedeki sivil halka karsi uyguladiklari iskence ve katliamlar—ki bunlarin sonucunda 1.5 milyon Vietnamli yasamini yitirmistir—Amerikalilar tarafindan mümkün oldugunca unutturulmak istenir. Bu gerçek savas sirasinda ört-bas edilmeye çalisilmistir, savas sonrasinda ise Vietnamla ilgili olarak çevrilen Hollywood filmleri ile ayni yol denenmistir. Bu "Rambo" filmlerinde hep Amerikan askerlerinin Vietnam'da yasadiklari zorluklar anlatilir, Amerikali birliklerinin diri diri yaktiklari köylüler degil. Yine de Vietnam savasinin içyüzü pek çok insan tarafindan bilinmektedir. Çünkü savas dünyanin gözleri önünde yasanmis bir olaydir ve bu nedenle tam anlamiyla ört-bas edilmesi mümkün olmamistir. Ancak baska bazi devletler, kirli çamasirlarini çok daha basarili bir biçimde gizleyebilmislerdir. Bu devletlerin belki de en basarilisi ise, Israil'dir. Siyonizm'in 1930'lu ve 40'li yillardaki tarihi sözkonusu kirli çamasirlarla dolu iken, Yahudi Devleti bu gerçekleri yalnizca gizlemekle kalmamis, dahasi kendi lehinde bir propaganda aracina dönüstürmüstür. Öncelikle Israil'in nasil bir imaja sahip olduguna bakalim. Israil'in Iki Yüzü Israil, onyillardir tüm bir ulusu isgal altinda yasamaya zorlayan dünyadaki yegane devlettir. 1948'de Filistin topraklarinin önemli bir bölümünü isgal etmis ve Filistinlilerin bir kismini kendi yönetimi altinda yasamaya zorlamis, bir kismini sürmüs, hatta bir kismini da "imha" etmistir. 1967'de tüm Filistin topraklari Israil isgali altina girmistir. Ayrica Israil; Misir, Suriye, Lübnan ve Ürdün topraklarini isgal etmis, yillarca bu topraklardan çekilmemistir. Israil'in isgal ettigi bölgelerdeki halka karsi uyguladigi devlet terörü ise oldukça ünlüdür. Israil ayrica dünyanin baska bölgelerindeki acilarda da pay sahibidir: Dünyanin dördüncü büyük askeri gücüne sahip olan Yahudi Devleti, Üçüncü Dünya'daki baskici diktatörlere, fasist rejimlere destek olmus, onlara silah satmis, onlarin ordu ve gizli polislerini egitmistir. Pinochet, Idi Amin, Bokassa, Mobutu, Marcos, Noriega gibi eli kanli diktatörlerin tümü, Israil'in yakin birer müttefiki olmuslardir. Kisacasi, Israil, oldukça "kirli" bir devlettir. Birlesmis Milletler'de aleyhine en çok karar çikartilan, ama bu kararlarin hemen hiç birini tanimayan Yahudi Devleti, dünyanin dört bir yanindaki pek çok insanin gözünde saldirgan, zorba ve küstah bir çete devletidir. Ancak Israil'in bir baska yüzü daha vardir. Daha dogrusu Israil çogu zaman bir baska yüzle insanlarin karsisina çikar. Bu yüz, Israil'in bir "çete devleti" degil, aksine bir "mazlumlar ve magdurlar yuvasi" oldugu imajini verir. Bati'daki pek çok insan da Israil'i bu yüzüyle tanir. Bu görüse göre, Israil, dünyanin dört bir yaninda irkçilarin hedefi olan yahudilerin yegane siginagidir. Bu düsünce, temelde "yahudi soykirimi"na dayanir: Buna göre Israil, Naziler'in Yahudi irkina yönelik korkunç iskence ve katliamindan kurtulan yahudiler tarafindan kurulmus bir siginaktir. Naziler 6 milyon yahudiyi acimasizca öldürmüslerdir. Bu bir daha asla yasanmamalidir. "Bir daha asla" seklinde sloganlasan bu mantik, Israilliler tarafindan son derece ustalikla kullanilmakta ve üstte sözünü ettigimiz tüm "kirli" isler, bu yolla hasir alti edilmektedir. Bu yolla Israil'in isgalleri ve devlet terörü mesrulastirilir: "Israil, güvenligini saglamak zorunda, yeni bir soykirim mi yasansin?" mantigi kullanilir. Israil Devleti sürekli olarak soykirim konusunu gündemde tutmakta ve bunu varliginin bir numarali mesruiyet kaynagi olarak göstermektedir. Israil'i ziyaret eden her yabanci devlet adami, ilk olarak mutlaka Yad Vashem adli "Soykirim Müzesi"ne götürülür. Tarihin Perde Arkasi Israil'in sözünü ettigimiz iki farkli imaji, takdir edilir ki, birbiriyle uyusmasi oldukça zor olan imajlardir. Bir yanda açikça saldirgan, irkçi, isgalci ve baskici bir devlet, öteki yanda "mazlumlarin siginagi" seklinde bir görüntü vardir. Iste "Soykirim Yalani" adli kitabi ortaya çikaran arastirmayi yapmamiza neden olan sey de, bu iki zit görüntüdür. Bu iki zit görüntünün ardinda farkli bir gerçek olabilecegini düsündügümüz için bu kitaba konu olan tarihsel bilgileri arastirdik. Ve sonuçta ortaya pek az kimsenin farkinda oldugu bir gerçek çikti. Bu gerçek, özetle sudur: Israil devleti, ikili bir karaktere sahip degildir. Yani bir yandan baskici ve saldirgan, bir yandan da "mazlumlarin siginagi" degildir. Aksine, baskici ve saldirgan karakter, Israil devletinin, bu devleti kuran ve yasatan siyasi kültürün yegane özelligidir. Israil'in "mazlumlarin siginagi" olarak bilinmesine neden olan sey de, aslinda bu siyasi kültürün kendi halkina reva gördügü bir takim zulümlerden ibarettir. Bu genel yorumu yapmamiza neden olan somut gerçek ise, öncelikle Nazizim ve Siyonizm arasindaki bilinmeyen tarihsel iliskidir. Soykirim Yalani adli kitabimizda bu konuyu ayrintilariyla gözler önüne serdik. Filistin'de bir Yahudi Devleti kurmak için yeterli sayida Yahudiyi Avrupa'dan göç etmeye bir türlü ikna edemeyen Siyonistlerin, II. Dünya Savasi öncesi dönemde Naziler'i—ve diger pek çok fasist hareketi—destekleyerek zoraki bir göç sagladiklarini ortaya koyduk. Almanya'yi Yahudiler'den arindirarak etnik yönden "saf" hale getirmek isteyen Nazilerle, bu ülkedeki sözkonusu Yahudiler'i Filistin'e götürmek isteyen Siyonistlerin nasil dogal müttefik olduklarini inceledik. Naziler'in Alman Yahudilerine yaptiklari baski ve zulümlerin, Siyonist liderler tarafindan neden sevinçle karsilandigini ve iki tarafin ne gibi isbirlikleri gelistirdiklerini ortaya çikardik. Bu tablo açikça göstermektedir ki, Israil, antisemitizm (Yahudi düsmanligi) tehlikesinden kaçan Yahudiler için bir siginak degildir, aksine bu Yahudileri tehdit eden antisemitik hareketler, Siyonizm tarafindan en basindan beri desteklenmistir. Bu gerçegin bilinmesinde ise büyük yarar vardir, çünkü bu gerçek, Israil devletinin kendi mesruiyetinin dayanagi olarak gösterdigi en büyük gerekçeyi çürütmektedir. Nitekim bugün Israil'in politikalarina, hatta varligina karsi çikan "anti-Siyonist" Yahudiler de bu tarihsel gerçege isaret etmekte ve Siyonizm'in Yahudiler için bir kurtulus degil, aksine en büyük tehlike oldugunu savunmaktadirlar. "Soykirim Yalani" kitabinin verdigi en önemli mesaj, bizce budur. Israil, hem isgal ettigi Arap topraklarinin gerçek sahiplerine, hem de bu topraklara zor yoluyla getirdigi Yahudiler'e baski ve zulüm uygulamis bir devlettir. Israil'in resmi ideolojisi olan Siyonizm, bu nedenle asla ve asla gerçek anlamda baris yanlisi olamaz. Baris ve huzura dayali bir siyasi kültür, her irkçi ve fasist hareket gibi Siyonizm'in de yok olmasina neden olacaktir çünkü. Israil'in bir "baris ve demokrasi" ülkesi olarak tanitildigi Türkiye'de, bu gerçeklerin bilinmesi gerekmektedir. "Soykirim Yalani", iste bu yönde atilmis önemli bir adimdir. Soykirim Efsanesi Nasil Dogdu? Nazi Almanyasi'ndaki Yahudilerin baski ve iskence politikasina maruz kaldiklari konusu, Nazilerin iktidara geldikleri 1933 yilindan itibaren Bati'daki yayin organlarinda islenmeye baslamisti. Medyayi bu konuda besleyen en önemli kaynak ise birer sivil toplum örgütü niteligindeki Yahudi kuruluslariydi. Nazilerin Yahudilere karsi toplama kamplarinda sistemli bir "soykirim" yürüttügü yönündeki iddialar ise, 1942 yilinda yogunluk kazandi. Bu iddialari dile getirenler Dünya Siyonist Örgütü ve onun Batili ülkelerin hemen hepsinde kurulmus olan kollariydi. Örnegin Yahudilerin Nazi toplama kamplarinda "sabun" haline getirildiklerine dair saiyalar, ilk kez Amerika'daki Siyonist hareketin lideri ve Amerikan Yahudi Kongresi'nin (AJC) baskani olan Stephen Wise tarafindan duyuruldu. Wise, 1942 yilinda resmi bir açiklama yaparak, "yahudi cesetlerinin Almanlar tarafindan sabun, yag ve gübreye dönüstürüldügünü" iddia etti. Gaz odalari iddialari da yine ayni dönemde resmi siyonist kuruluslarin temsilcileri tarafindan duyuruldu. Bu iddialarin genel medya tarafindan desteklenmesinin ise iki nedeni vardi: Birinci neden, Yahudi sermayeli yayin organlarinin bu konuya gösterdikleri özel ilgiydi. Ikinci ve daha önemli olan neden ise, bu haberlerin Batili ülkelerin savas halinde olduklari Nazi Almanyasi'na karsi kullanabilecek iyi bir karsi-propaganda malzemesi olusuydu. ABD yönetimi bu propagandayi çok gerekli buluyordu; çünkü "kendi çocuklarimizi neden Avrupa'da savasmaya gönderdik" diye düsünen genis halk kitlelerini savasin gerekliligine ikna etmek için, "gaz odalarinda öldürülüp sabun yapilan" masum insanlari kurtarmak kadar iyi bir gerekçe bulunamazdi. Nitekim Almanlar hakkinda buna benzer gerçek disi bazi vahset hikayeleri, I. Dünya Savasi sirasinda da Amerikan kamuoyunu ülkelerinin savasa girmesine ikna etmek için üretilmisti. Savas yillarinda bu sekilde üretilen Soykirim söylentileri, Nazi toplama kamplarinin Amerikan, Ingiliz ya da Sovyet birlikleri tarafindan 1945 yili içinde ele geçirilmesiyle birlikte iyice güçlendi. Çünkü müttefik ordulari bazi kamplarda, özellikle Dogu Polonya'daki Belsen'de binlerce yahudi tutuklunun korkunç durumdaki cesetleriyle karsilasmislardi. Bunlarin fotograf ve filmleri dünya medyasinda yayinlandi. Bu cesetler soykirimin açik birer delili sayildilar. Oysa sözkonusu cesetlerin ölüm nedeni Nazilerin her türlü önleme ragmen bir türlü basa çikamadiklari tifüs salgini ve savasin son aylarinda Alman tasima sisteminin çökmesi nedeniyle bazi kamplarda, özellikle Dogu Polonya'daki büyük kamplarda basgösteren açlikti. Buna karsilik, daha Bati'da yer alan kamplardaki Yahudi tutuklularin gayet sihhatli ve psikolojik yönden de rahat bir durumda oldugu gözlenebiliyordu. Nürnberg Mahkemesi Soykirim efsanesini "adli" bir anlamda tarihsel literatüre geçiren en önemli gelisme ise, 1946 yilinda Nazi savas suçlularini yargilamak için düzenlenen Nuremberg Mahkemesi oldu. Bu mahkemede bazi "tanik"lar kürsüye çikarildilar ve toplama kamplarindaki yahudi tutuklularin gaz odalarinda sistemli bir biçimde ihma edildigini anlattilar. Bu verileri degerlendiren mahkeme, "6 milyon Yahudinin Nazi toplama kamplarinda imha edildigini, bunlarin dört milyonunun özel üretilmis imha araçlariyla katledildigini" kabul etti. Bu mahkemede delil olarak sunulan malzeme ve ifadeler, Soykirim literatürünün hala en büyük dayanagidir. Ancak mahkeme gerçekte pek dürüst ve tarafsiz bir ortamda yapilmamisti. Nazi Almanyasi'ni yenilgiye ugratmis olan müttefikler-ABD, SSCB, Ingiltere ve Fransa-Nazi rejimini ne kadar korkunç ve acimasiz gösterebilirlerse, kendi argümanlarini o kadar iyi savunacaklarini düsünüyorlardi. Bu nedenle Siyonistlerin savas sirasinda ürettikleri tüm Soykirim hikayeleri mahkeme tarafindan ciddiye alindi ve hepsi kabul edildi. Yahudi kuruluslari tarafindan mahkemeye getirilen "görgü taniklari", toplama kamplarinda sahit olduklari gaz odasi manzaralarini anlattilar. Bu sahitlerin verdikleri ifadelerin çok büyük bölümünün gerçeklerle uyusmadigi bugün biliniyor. Örnegin mahkemeye çikarilan ve Dachau toplama kampindan kurtulduklari söylenen pek çok tutuklu bu kamptaki gaz odalari hakkinda detayli ifadeler vermislerdi. Oysa Dachau'da "gaz odasi" olarak gösterilebilecek tek bir bina dahi olmadigi için, Soykirim literatürünün savunuculari ilerleyen yillarda bu iddiayi geri almak zorunda kaldilar. Bugün Dachau'da gaz odasi oldugunu savunan hiç kimse yoktur. Diger toplama kamplarindaki sözde gaz odalari ile ilgili ifadelerin çogu da çeliskiliydi. Bazilari gerçeklesmeleri bilimsel yönden imkansiz hikayelerdi. Nuremberg Mahkemesi'ne sahit olarak çikarilan en önemli kisi ise Auschwitz toplama kampinin kumandani Rudolf Höss"tü. Höss, çok önemliydi, çünkü mahkemeye çikarilan sahitlerin ezici çogunlugunun aksine bir Yahudi degil, bir Nazi subayiydi. Hem de Auschwitz'de iki yildan uzun bir süre en üst düzey yetkili olmustu. Höss "itiraflarinda", Auschwitz'in içinde "Wolzek" adi verilen özel bir imha kampi oldugunu, kendi komutasi altinda burada 2.5 milyon yahudinin öldürüldügünü söyledi. Ama "Wolzek" diye bir yer hiç bir zaman bulunamadi, dahasi Auschwitz'de 2.5 milyon Yahudinin öldügü iddiasi da bir süre sonra Yahudi tarihçileri tarafindan geri alindi. Rakam önce 1.25 milyona, en son olarak da Yahudi tarihçi Jean Claude Pressac tarafindan 775 bine düsürüldü. Peki Höss neden yalan ifade vermisti? Basit; Höss'ü sorgulayan Ingiliz gizli servisi, ona agir bir iskence yapmis, dahasi ailesini ve çocuklarini öldürmekle tehdit etmislerdi!... Bu, bugün ispatlanmis tarihsel bir gerçektir. Höss bu durumda kendisini ve ailesini kurtarmak için her seyi imzalayabilirdi, nitekim öyle yapti. Soykirim hikayesi Nuremberg mahkemesine dayanarak hizla büyüdü. Yahudi tarihçiler mahkeme tutanaklarindan alintilar yaparak kitaplar yazdilar. Baska tarihçiler bu kitaplardan alintilar yaparak yeni kitaplar yazdilar. Ilerleyen yillarda yeni bazi "soykirim sahitleri" çikti ve bunlar yazdiklari kitaplarla Nuremberg'teki verilmis olan ancak sonradan "siritan" bazi ifadelerin yerlerine yenilerini koymaya çalistilar. Israil'de özel bir Soykirim Arastirmalari Merkezi kuruldu. Dünya kamuoyunun soykirimi kesin bir tarihsel gerçek sanmasinin en önemli nedeni ise, Hollywood'un Yahudi sermayeli film sirketleri ve Yahudi yönetmenleri tarafindan çevrilen 100'e yakin Soykrim filmi oldu. Soykirimin sorgulanmasi ise 60'li yillarda basladi. ABD'deki Northwestern University'den Dr. Arthur Butz, Fransa'daki Lyon Üniversitesi'nden Robert Faurisson ve pek çok "best-seller" kitabin yazari Ingiliz tarihçi David Irving sözkonusu revizyonist akima öncülük ettiler. Revizyonist akimin bugün en önemli entellektüel merkezi, California'daki Institute for Historical Review adli kurumdur. Israil'in Terör Gelenegi Bir süredir "baris" rüzgarlarinin estigi Ortadogu, son bir hafta içinde Israil'in Lübnan'da gerçeklestirdigi bombalamalarla yeniden isindi. Bu durum, bazilari için sasirticiydi. Bir "baris ve demokrasi sembolü" olarak gördükleri Israil'in, içi küçük çocuklarla dolu bir ambulansi nasil olup da havaya uçurdugunu, ya da sivil yerlesim bölgelerini nasil olup da fütursuzca bombaladigini anlamakta güçlük çektiler. Oysa, Bati medyasinin propaganda ilüzyonundan kurtularak ve Israil'in gerçek kimligini göz önünde bulundurarak vaziyete bakildiginda, Israil'in sözkonusu "gazap üzümleri" operasyonunun hiç bir sasirtici yönü olmadigini görebiliriz. Çünkü Israil, bir terör devletidir; terör, Yahudi Devleti için olagan bir dis politika aracidir. Israil'in geçmisine bir göz attigimizda ise, bu tanimi kesinlestiren yüzlerce örnek bulmak mümkündür. Terörizmden Basbakanliga Israil'in kuruldugu yillar, ayni zamanda Ortadogu'nun da terörle tanistigi yillar olmustu. Yüzyilin basindan beri sistemli bir "devlet kurma" programi izleyen Siyonist hareket, 1940'li yillarda Filistin'de olusturdugu terör örgütleri ile bölgeyi kan gölüne çevirdi. Sag kanat Siyonistler, Filistin'deki Araplara ve ilerleyen yillarda da Ingilizlere karsi savasacak olan Irgun Zvei Leumi (Ulusal Askeri Örgüt) ya da kisaca Irgun adli silahli yeralti örgütünü kurdular. Irgun ve 1940 yilinda ondan ayrilan Avraham Stern'in kurdugu LEHI (Lomamei Herut Yisrael-Israil'in Özgürlügü Savasçilari), Araplar'a ve Ingilizlere karsi kanli terör eylemleri gerçeklestirdiler (LEHI, kurucusunun adindan dolayi Stern Çetesi olarak da anilir). Irgun ve Lehi'nin iki aktif teröristi, yillar sonra tüm dünyanin taniyacagi isimler haline geleceklerdi: Menahem Begin ve Yitzhak Samir! Ikisi de, sirasiyla, Basbakan oldular. Bu sag kanat teröristler ile sol kanat Siyonistler arasinda da gizli bir ittifak vardi. 16 Eylül 1948 günü Stern örgütünün teröristleri, Birlesmis Milletler'in Filistin arabulucusu olan ve Siyonistlerin isgal politikalarini elestirmesiyle taninan Kont Folke Bernadotte'u Kudüs'te öldürdüler. Yeni kurulmus olan Israil Devleti'nin Basbakani Ben Gurion, Stern militanlarinca gerçeklestirilen suikasti lanetledi ve Bernadotte'un BM karargahindaki cenazesine de katilarak taziyelerini sundu. Suikastin sorumlusu olan Stern üyeleri ise kayiplara karistilar. Ancak bir süre sonra bu militanlar ortaya çiktilar, hem de çok ilginç bir biçimde... Bernadotte'u vuran Joshua C en adli tetikçi, Basbakan Ben Gurion'un özel korumasi oluverdi birden bire.! Suikast emrini verenlerden Yitzhak Samir ise Mossad'in Avrupa masasi sefligine getirildi.(1) Ben Gurion'un basbakanliginin sürdügü bu dönemde, Samir'in de katkisiyla, çok sayida "Israil düsmani" Mossad ajanlarinca Avrupa'da öldürüldü. Kisacasi Israil'in liderleri aktif birer teröristtiler, ya da terörizmi el altindan destekliyorlardi. Terör, Israil'in kurulmasiyla bitmedi, azalmadi da. Aksine, daha da çok kan dökmeye basladi. Israil Tarzi Terör . .. 80-100 kadar erkek, kadin ve çocuk öldürülmüstü. Çocuklari kafalarina sopalarla vurarak öldürdüler. Her evden en az bir kisinin canina kiyildi. Köylerde erkek ve kadinlar yiyecek ve su verilmeksizin evlere kapatildilar. Sonra da sabotajcilar gelip evleri havaya uçurdu. Bir kumandan, bir ere emir vererek, havaya uçurmak istedigi bir evin içine 2 kadin kapatmasini söyledi. Bu arada bir asker, öldürmeden önce bir Arap kadinin irzina geçtigini anlatti. Yeni dogmus bir çocugu olan Arap kadinina birkaç gün süreyle etraf temizlettirildikten sonra kadin ve çocuk öldürüldü. 'Harika bir adam' diye nitelenen iyi yetistirilmis, iyi bir egitim görmüs kumandanlar, asagilik katiller haline gelmisti. Hem de gelisen korkunç olaylarin içinde ister istemez bu duruma düsmüs degillerdi. Aksine soykirimi ve yoketme metodlarini bilinçlice kullaniyorlardi. Onlara göre dünyada ne kadar az Arap kalirsa, o kadar iyiydi... Üstteki satirlar, Israil'in Davar gazetesinin 9 Haziran 1979 tarihli sayisinda yayinlandi. Yazilanlar, 1948'de Dueima adli Filistin köyünün ele geçirilmesi sirasinda yapilanlara taniklik eden Israilli bir askerin katliam hatiralariydi. Önemli olan bu satirlarda anlatilanlarin, istisnai bir terör eylemini degil, Israil'in kutsal terörünün siradan bir örnegini tarif etmesidir. Bir diger "siradan örnek", Israillilerin devlet kurduklari yilda, 1948'de Deir Yassin köyündeki Arap halka giristikleri katliamdir. Menahem Begin'in yönettigi Irgun ve Stern teröristleri, Kudüs yakinlarindaki Deir Yassin köyüne düzenledikleri baskin sirasinda, hamile kadinlarin ve çocuklarin da dahil oldugu 280 kadar Arap köylüsünü önce sokaklarda dolastirdiktan sonra kursuna dizmislerdir. Ancak bir de önemli "detaylar" vardir: Öldürülen genç kizlarin çogunun irzina geçilmis, erkeklerin cinsel organlari koparilmistir. Siyonistler bazi kurbanlari öldürmek için biçak kullanmislardir. Raporlarda "ortadan ikiye biçilen" küçük bir kiz çocugundan da söz edilmektedir.(2) Bu sekilde alti ay içinde Arap köylerine düzenlenen sayisiz baskinlarla 400 bine yakin Arap, yurdunu terketmek zorunda kaldi. Deir Yassin Katliami bu baskinlarin sadece birisiydi. Israilliler'in yillar içinde terör yoluyla bosalttiklari köy sayisi, Israil'in az sayidaki "muhalif" seslerinden biri olan Israel Shahak'in tespit ettigi rakama göre, 385'tir. Bu köylerde yasayanlarin içinde korku yöntemiyle kaçirilanlarin yaninda, Deir Yassin'le ayni kadere ugrayanlar da vardir. Israil'in terörü, ilerleyen yillarda da kan dökmeye devam etmistir. Kibya ya da Sabra Satilla katliamlari, yine buzdaginin görünen kisimlaridir. Israilliler çogu kez bu açik eylemleri bile üstlenmemeye çalismislardir. Örnegin Israil'in 1982 yazindaki Lübnan'i isgali sirasinda Sabra ve Satilla mülteci kamplarinda öldürülen 1.500'ün üstündeki Filistinli'ler hakkinda Begin "yahudi olmayanlar, yahudi olmayanlari öldürdü, bize ne!" demisti. Oysa kisa süre sonra katliami gerçeklestiren Falanjistlerin Israil subaylarinin komutasinda oldugu ve Israil ordusunca silahlandirildiklari ortaya çikti. Israil Tarzi Iskence Israil'in kutsal terörünün önemli bir parçasini ise iskence olusturmaktadir. 1967'den bu yana iki milyondan fazla Filistinli'yi isgal altinda yasamaya zorlayan Yahudi Devleti, bu Filistinlilerin muhalefetini kirmak ve onlari göçe ikna etmek için sistemli bir iskence politikasi uygulamistir. Yahudi Devleti'nin korkunç iskence yöntemleri, ilk kez Londra'da yayimlanan Sunday Times'in 1977 yilinda yayinladigi uzun bir arastirmada ortaya çikti. Belgelenen vakalar, 1967'den itibaren on yillik Israil isgali sirasinda iskence gören kirkdört Filistinlinin durumlarini ortaya koyuyordu. Buna göre, Israil'in; Nablus, Ramalla, Hebron ve Gazze'deki hapishanelerinde, Kudüs'teki Rus sitesi ya da Moskoviya olarak bilinen sorgu ve gözalti merkezinde ve Yona, Ramle, Sarafand, Nafha gibi özel askeri hapishanelerde inanilmaz iskenceler uygulaniyordu. Sistemli dayak disinda, Israillilerin kullandigi iskence türleri arasinda; cinsel organlara elektrik verme, tutukluyu çirilçiplak buzlu suya sokma, gözleri baglanmis olan tutuklunun üzerine özel egitilmis köpekleri saldirtma, vücudun degisik yerlerinde sigara söndürme, arkadan tecavüz, tirnaklarin ve saglam dislerin sökülmesi gibi yöntemler vardi. Bazi tutuklularin kizlari da tutuklanmis ve bunlara babalarinin gözü önünde tecavüz edilmis, sonra da tutuklu kendi kiziyla cinsel iliskiye girmesi için zorlanmisti. Bazi erkek tutuklularin cinsel organlarina ince cam çubuklar sokulmus ve sonra da bu çubuklar organin içindeyken iskenceciler tarafindan kirilmisti. Erkek tutuklularin hayalarinin sikistirilmasi da çok kullanilan yöntemlerin biriydi. Bu iskenceler sonucunda çok sayida Filistinli tutukluda kalici sakatliklar meydana geldi. Çogunun cinsel fonksiyonlari sona erdi, görme ve isitme duyularini ve akli dengelerini yitirenler oldu. Bu fiziki iskencelerin yaninda psikolojik yöntemler de vardi. Siyasi tutuklular, kasten, Israil ordusuna çizme, kamuflaj agi, vb. malzeme imal etme islerine kosuluyorlar, reddettiklerinde fiziki yöntemlere basvuruluyordu.(3) Sunday Times'in ortaya çikardigi bu vakalar, 1967-1977 yillari arasindaki iskence vakalariydi. Ilerleyen yillarda da Israil'in kutsal terörü ve kutsal iskencesi sürdü. Yalnizca 1987-1993 döneminde; Israil birlikleri tarafindan 1.283 Filistinli öldürülmüs, 130.472 tanesi hastaneye kaldirilacak derecede yaralanmis, 481 tanesi sürülmüs, 22.088 tanesi gözaltina alinmis, 2.533 ev mühürlenmistir. (4) Gözalti ve tutukluluk sirasinda kullanilan iskence yöntemlerinin hangi boyutlara vardigini bilmek de mümkün degildir. Israil iskence gelenegi ile ilgili olarak en son 1995 Agustosunda ortaya bazi yeni bilgiler çikti. Emekli Albay ve tarihçi Mose Givati, "Çöl ve Alevlerin Içinde" adli kitabinda, 1948, 1956 ve 1967'deki Arap-Israil savaslarinda Israil ordusunun savas esirlerine inanilmaz iskenceler yaptigini yazdi. Buna göre, esir alinan Misirli askerlerin gözleri sigara ile oyulmus, cinsel organlari kesilerek agizlarina tikanmisti... Burada önemli olan bir nokta var. Israil devlet aygiti, terör ve iskenceyi yalnizca pragmatik bir uygulama olarak degil, bunun da ötesinde kutsal bir misyon olarak görmektedir. Israil'in terörü, Livia Rokach'in ifadesiyle, "kutsal" bir terördür. Çünkü bu terör, yahudi dini kaynaklari tarafindan emredilir. Terörün "kutsalligi" Eski Ahit'in Tesniye kitabinda, 7. Bap söyle baslar: "Allahin Rab, mülk olarak almak için gitmekte oldugun diyara seni götürecegi ve senin önünden çok milletleri, Hittileri ve Girgasileri ve Amorileri ve Kenanlilari ve Perizzileri ve Hivileri ve Yebusileri, senden daha büyük ve kuvvetli yedi milleti kovacagi; ve Allahin Rab onlari senin önünde ele verecegi ve sen onlari vuracagin zaman; onlari tamamen yok edeceksin; onlarla ahdetmeyeceksin ve onlara acimayacaksin ve onlarla hisimlik etmeyeceksin; kizini onun ogluna vermeyeceksin ve onun kizini ogluna almayacaksin... Çünkü sen Allahin Rabbe mukaddes bir kavimsin; Allahin Rab, yeryüzünde olan bütün kavimlerden kendine has bir kavim olmak üzere seni seçti." I. Samuel kitabi 15. Bap'in basinda ise su ayet yer alir: "Ordularin Rabbi söyle diyor: Amalek'in Israil'e yaptigini, Misir'dan çiktigi zaman yolda ona karsi nasil durdugunu arayacagim. Simdi git, Amaleki vur ve onlarin herseylerini tamamen yok et ve onlari esirgeme ve erkekten kadina, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden esege kadar hepsini öldür." Ayetlerde geçen Hittiler, Yebusiler, Amalekler gibi kavimler, M. Tevrat'in yazildigi dönemlerde Ortadogu'da bulunan toplumlardir. Bu nedenle bu ayetlere (ve M. Tevrat'in içindeki yüzlerce benzerlerine) göz atan pek çok kisi, tarihin derinliklerinde kalmis birer siddet olayinin hikayesini okudugunu sanabilir. Oysa gerçek böyle degildir... Israil'in "güvercin" siyasetçilerinden Amnon Rubinstein, su satirlari yaziyor: "(Israilli radikallerin) kullandigi lisanda, günümüzdeki Araplar; Yebusiler'dir, Amalekler'dir ya da Kenan diyarinin Tevrat tarafindan lanetlenen yedi kavminden herhangi birisidir... Tesniye'de, 'geride hiç bir sey kalmayacak sekilde' Amalek'i yok etmek üzere verilen emir, dogrudan bugünkü Araplar'a yönelik olarak yorumlanmaktadir... Israil'in savaslari da bu çerçevede anlasilmakta ve bu savaslarda bu 'yeni Amalekler'e karsi insancil davranilmamasi gerektigi söylenmektedir. Haham Menachem M. Kasher, 1967 savasindan sonra yazdigi bir yazida, Tevrat'in 'onlari sizin önünüzden yavas yavas azaltacagini ve yurtlarina sizi yerlestirecegim' seklindeki ifadesinin, Israil'in Araplar'la olan iliskisini tarif ettigini yazmistir... Bar Ilan Üniversitesi'nden Haham Israel Hess, daha da ileri gitmis ve 'Tanri'nin Amaleklere karsi girisilen savasa bizzat katildigini' söylemistir. Israel Hess'in konuyla ilgili yazisinin basligi ise, 'Tevrat'in katliam emirleri'dir." (5) Kisacasi, Israil kimligi olusturan en büyük faktör olan "dinci" ekol, Muharref Tevrat ayetlerini bu sekilde yorumlamakta, ve böylece Yahudi Devleti'nin uyguladigi teröre teolojik bir mesru temel olusturmaktadir. Iste bu nedenle terör ve Israil, birbirinden ayrilmaz iki parçadir. Yahudi Devleti, mevcut ideoloji ve kurumlariyla ayakta kaldikça, terörü mesru bir siyaset araci olarak görmeye devam edecektir. "Gazap üzümleri"nin bombalariyla ambulans içinde parçalanan çocuklar, bu gerçegin ne ilk ne de son kurbanlaridir. DIPNOTLAR 1) Richard Curtiss, "The Good Cops and Bad Cops Who Killed the Peace Process". Washington Report on Middle East Affairs. Haziran 1995 2) Lenni Brenner, The Iron Wall: Zionist Revisionism from Jabotinsky to Shamir, London: Zed Books, 1984, ss. 141-143 3) Ralph Schoenmann, Siyonizm'in Gizli Tarihi, Kardelen Yayincilik. 1992. ss. 79-95 4) Washington Report on Middle East Affairs, Haziran 1994 5) Amnon Rubinstein, The Zionist Dream Revisited: From Herzl to Gush Emunim and Back, 1.b., New York: Schocken Books, 1984, s. 116 alıntı |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 |
| SUPER MODERATOR ![]() Üyelik tarihi: Jan 2007 Nerden: BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
Mesajlar: 1.458
Cinsiyet: Rep Gücü: 181 Rep: 17863 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Israil'in Kirli Tarihi... Bu Tarihi yazanlar tarafsız olabilir mi ? eminim ki şurada supermeydan forumunda bir yahudi nin pantolon kemerinin kutsal olduğunu bilen yoktur, kemerine küfür edince çok kızacağını , bu yazıyı yazan tarihçi bile bilmiyordur. şimdi bu kadar yazılar var forumlarda elden ele , gazeteden gazeteye dolaşıyor, yahudi sempatizanı değilim, ve asla asla da gazzede yapılanlara katliamlara karşıyım, düşmanlık yayıyoruz da siz kaç tane yahudi sayabilirsiniz hayatınızda gördüğünüz ?? gazetedekileri geçin sizin çevrenizden namusunuz ve inancınız üzerine yemin ederek kaç tane yahudi tanıyorsunuz bu kadar hazır yazıları düşmanlık yaymak için yayınlarsanız, o cezalandırmak istediğiniz ama tanımadığınız yahudinin günahını alırsınız , yahudi insanlarının kaç tanesi vahşi kan emici karakterdedir ? zamanında rusya komunist diye bütün rus halkını komunist kötü sanırdık, anladık ki rus halkı aslında komunist değilmiş,sisteme ancak boyun eğiyormuş. siz israil deyince bütün yahudileri mimliyorsunuz, yahudilerin hepsi katil ruhlu değil.bence, onlar da insanlar sizin gibi benim gibi . israil ordusu olunca bütün yahudiler kötü yani ,arkasındaki güçleri görmüyorsunuz onlar da çok isteyerek adam mı öldürüyorlar Adamlar lanetlenmiş toplum olduğu için kullanıldığı , islamın yayılışında müslümanlığa karşı geldiği işin, islamda lanetlendiği için bu kin ve düşmanlık. siz türkiyede bir yahudinin türk vatandaşına saldırdığını gördünüz mü ? ama türk tarihine bakın birçok yahudi ,ermeni kökenli işadamı öldürülmüştür. sırf kin ve nefret duygusundan. İslam dinimiz Kin ve nefret t umlarını yasaklar, İslam dini kadar adili yoktur,Müslüman merak eder, başkaları ne yapıyor , bilgili akıllı olmak zorundadır Hiç bir Yahudi sinagoguna girip , bu adamlar nasıl inanıyor diye merak ettiniz mi ? cami den başka Allahın evine girdiniz mi mesela bir hindu tapınağı, kitaplardan bana anlatmayın,internetten anlatmayın. geçen gün başörtülü bir kızın yanında başörtüsüze sordular bu arkadaştan hoşlanıyormusunuz ''hayır hoşlanmıyorum'' dedi oysa önyargılı davrandı dediniz, çok kızdınız , dünya politikasının bir parçası yahudilerin altında açık açık söylüyorum güneşin batmadığı imparatorluk denen ülke var ,onun adı amerika değil halen anlamıyormusunuz sizin de bu gazetedeki ve haberlerden bir farkınız kalmıyor önyargılı olarak. singapore daki işkence müzesine gidin,Haw Par villa -sentosa adasına yakın bir yer olacak, bakın bakalım Türk usulü işkence varmıymış gitmeden de birşey söylemeyin, bu yazılar halkı gaza getirip birçok milletin birbirine düşman olmasına sebep olur, yarın biri araplar için düşmanlık yazısı yazarsa onlara birşey söylemeye hakkımız olmaz. İslamız ,İslamın emrettiği gibi olmalıyız, biz gaza geldikçe daha çok fanetikleştikçe almanyadaki dazlaklar Türk ailelerinin evlerini yakıyorlar, şimdiye kadar bu kadar var mıydı ?, biz radikalleştikçe ermeni tasarısı kabul ediliyor, danimarkada peygamber efendimize (Hz Muhammed SAV )saldıran karikatürler çıkıyor,Vize veren memleketler azalıyor, İşadamlarımız yurtdışına kaçıyor, beyin göçü yaşıyoruz. bunun sebebi cahil provokatif fanetizm , artık sadece yabancı yatırımcılar var bu etkilerden nasıl kurtuluruz neler yapmak lazım diye fikir üretmeliyiz,Biz üretmeliyiz, dünya Türkiyeyi takip etmiyor mu sanıyorsunuz, Türkiye dünyanın bir parçası. fesatlık yapıp kafamızı kuma saklayamayız. yaptığımız her yanlış politika yurtdışında karşı politika olarak geri dönüyor. Kin bile |
| | |
| | #3 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 462
Cinsiyet: Rep Gücü: 65 Rep: 6341 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Israil'in Kirli Tarihi... Yukarıdaki yazıyı sonuna kadar okudunuz mu, bilmiyorum. Yazılarınızdan okumadığınız, anlaşılıyor. Okumuş olsaydınız, “Bugün İsrail’in politikalarına, hatta varlığına karşı çıkan, “anti-Siyonist” Yahudilerin, siyonizm’in Yahudiler için bir kurtuluş değil, aksine en büyük tehlike olduğunu savundukları” yönündeki satırları gözünüzden kaçırmazdınız. Yanlış olan nedir ? Siyonistlerin Filistinlilere yönelik vahşeti mi ? Yoksa haksız olarak işgal edilen topraklar mı ? Amerika’nin bu vahşilerin vahşetine seyirci, hatta destek olduğu gerçeği mi ? Filistin’i kana bulayan katil, kan emici Siyonist İsrail’den bahsediyoruz. Siyonistlerin karşısında olan Yahudilere kimsenin bir şey dediği yok !... Olaylara subjektif değil de biraz daha objektif bakmalısınız.. Acaba dünyada Gayri Müslimlere eziyet veren, onlara barbarlık yapan 1 (bir) tane Müslüman ülke var mı ? Kendisini dünyanın jandarması kabul eden ABD ve onun kuduzlarının amacı sizce çok mu insancıl ? İran’ın nükleer tesisleri olmayacak ama, 5,5 milyonluk nüfusuyla bölgede çıban başı olan İsrail’e her şey serbest olacak.Bir avuç nüfusuyla dünyada 3. (üçüncü) süper güç olacak ve masum insanlara kan kusturacak. Ve de bir Müslüman olarak, bir insan olarak ben olaylara iyimser bakacağım. Böyle şey olmaz.. Peki nasıl olacak bu iş ? Ben sade bir vatandaş olarak elimden geldiğince insanlara, kan emicileri anlatırım. Pekiii.. Sıra bize geldiğinde ne yapmayı düşünüyorsunuz ? Yani Filistin'in durumuna düşerseniz... Not : Konu yahudilerin veya hinduların inanış biçimleri değil !...Onların tapınaklarıyla ilgilenmiyorum. Ama konu açarsanız yalnız kalmazsınız. |
| | |
| | #4 |
| Yeni Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Nerden: uzay
Mesajlar: 131
Cinsiyet: Rep Gücü: 14 Rep: 1317 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Israil'in Kirli Tarihi... hakan2034 kardeşim Allah razı olsun.Lanetli bir milletin çirkef dünya görüşü ancak bu kadar güzel ve gerçekçi olarak anlatılabilirdi.Yüreğimin derinliklerinden gelen teşekkürümü senin gibi gönül insanlarına sunuyorum.Lakin bilinmesi gereken bazı hakikatler de var.Filistin de hepten masum değil.1.dünya savaşı yıllarında işbirlikçi gayr'i-müslîm filistinlilerin İngilizlerle birlikte hareket ederek Osmanlı askerini şehit ettikleri tarihi bir gerçektir.Osmanlıya başkaldırırlarsa bağımsız bir devlet kurmalarına fırsat verileceği yönündeki safsataya kendilerini o kadar kaptırmışlardı ki bazı bölgelerde İngiliz desteğiyle düzenli birlikler kurarak Osmanlıya cephe almışlardı.Osmanlının en zor döneminde savaşın çok geniş bir alana yayılması neticesinde Osmanlı devleti hicaz ve afrika topraklarında fazlaca etkili olamamıştır. Daha sonraları ise dönemin ingiliz destekli valileri tarafından yahudilere filistin toprakları satılmıştır.Hatta toprak satanlar içinde Filistinliler de vardır.İşte bu toprak satarak yahudilere bir sığınak bulma,sığınılacak yer bulma,iltica etme bölgesi olarak filistin bölgesi seçilmiştir.Artık tam bu noktadan sonra senin anlattığın konu başlıyor.Kendilerine gayet masumane şekilde bir vatan bulabilmiş izlenimi verilerek yahudiler akın akın filistin bölgesine toplanmıştır.Ancak avrupada bir çok ülkeye dağılmış ve etkili şekilde ticaret yapmakta olan israillileri yeni israil topraklarına çekmek hiç de hesap edildiği şekilde kolay olmamıştır.İşte belki de esas filmin sarmaya başladığı yer burasıdır.Zira hem masum,savunmasız görünüp hem de filistin topraklarına çöreklenmenin daha mantıklı bir yolu kalmamıştır.Bunun içinde Almanya ile ortak hareket edilmiştir. Şimdilik bu kadar yeter sanırım zaten sen en güzel şekliyle anlatmışsın konuyu. Selam,saygı ve muhabbetlerimi sunarım. |
| | |
| | #5 |
| SUPER MODERATOR ![]() Üyelik tarihi: Jan 2007 Nerden: BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
Mesajlar: 1.458
Cinsiyet: Rep Gücü: 181 Rep: 17863 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Israil'in Kirli Tarihi... siyonist dediğiniz yahudiler bu işin ,bu planın elebaşısı değil diyorum. onlar da piyon. ama tahmin ettiğininiz gözünüzün gördüğü amerikan planı değil , yahudilere düşmanız din yüzünden,altında din var lanetlenmiş olmaları,, siyonizm,siyaset masonluk kelimeleri sonradan çıkma lanetlendikten sonra , adamlar israili oluşturmadan önce de sevmiyorduk,dinen lanetliydiler. ancak osmanlı adaletli idi ve onları kurtardı. hristiyanlar da Hz İsa yı çarmıha gerdikleri için sevmez onları. Israil=Allaha meydan okuyan demektir, bugünkü israilin hepsi yahudi değildir. aralarında filistinli mısırlı çeşit çeşit arap ülkeleri vardır. madalyonun diğer yüzünü çevirelim , israil diye lanetlediğimiz ülke korkunç mülteci akınına uğramaktadır, ve mülteci olarak girmek isteyenlerin arasında da Türkler de var. saldırıları gerçekleştiren kişilerin arasında bir Türk olma ihtimali vardır. eminim hiç bu kısmı araştırmadınız. 20 yıldır nüfusu korkunç artıyor üreyerek değil mültecilerle. sonra belli süre kaldıktan sonra israil vatandaşı oluyorlar.bir kere İsrail vatandaşı olduktan sonra kendi milliyetini unutma şartına karşılık,hayat güvencesi alınıyor. Dünya parasızlık açlık içinde, Gitgide fakirleşiyor ülkeler,Müslüman ülkeler daha çok fakirleşiyor. İsrail ordusu gerçekte tam yahudilerden oluşmuyor. Babanız belki duymuştur bu lafı : yahudi asla balık tutmaz , satın alır tutmakla geçireceği zamanı başka şekilde kazanır,balığa verceği yemi kaybetme riskine girmez. peki ya hayatını riske atar mı tarih geçmişine iyi bakarsanız hiç olmadık ülkelerden toprak kopartıp başka ülkeler oluşturan bir ülke göreceksiniz. dünya onun eseri. ben yanlış demedim: işgal edilen topraklar,filistinli ölen kardeşlerimiz,katliam ,benim de hoşuma gitmiyor, yazınıza ters gelince beni de düşman hattına aldınız ,bana öfkelenmek zorunda değilsiniz, sizin alıntı yazınız gibi düşünmek zorunda değilim. birilerinin yazılarını mantığınıza basma kalıp almak düşşünceme ters, kin doluysa tepki veririm bu tür yazılarınız toplumsal bir öfke kin oluşturuyor demek istedim,hangi yahudi olursa olsun toplumsal bir öfke , yarın öbürgün almanyada bir Türkün evi yakılınca bu yazınızın sebep olduğunun farkında olmayacaksınız. farklı şekillerde ortaya çıkacak. cahil bir adam okursa kimin siyonist kimin olmadığına bakmaz türkiyede bir yahudi sinagogu görse basar adam öldürür bu yazıyı okuyunca. daha önce de örnekleri olmuştur. gene bilmediğiniz bir yazı daha : Atatürk zamanında istanbuldan,izmitten,Türkiyeden kaçmış kovulmuş Ermeniler Bulgaristan romanya-suriye -beyrut a sığınmışlardır. erkek-kız çocuklarına şunu öğretir , Bir Türkün kanını yok edeceksin. hemen hepsi Türkçe bilir kin fanetizm böyle öğretilir küçükten, istediğiniz kadar lobiniz olsun sonra engelleyemezssiniz. Konu orkuorkun tarafından (10-03-2008 Saat 01:39 PM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #6 | |||
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 462
Cinsiyet: Rep Gücü: 65 Rep: 6341 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Israil'in Kirli Tarihi... Alıntı:
Peki orkuorkun, Syonistleri de kullanan kimler ? Alıntı:
Yazıyı beğenmek zorunde değilsiniz, katılmak zorunda hiç değilsiniz. Öfkelenmedim, sadece sorularıma cevap istedim. Alıntı:
Onlarla ülkeler arası ihracat ve ithalat yapılabilir. Ama onlarla dost olmak hususunda dininmizin ikazları mevcut... Malum, bosnada 250.000 kadının ırzına geçildi. Niçin ? Kendilerinin yazıp yorumladığı kitaplarda, müslümanlara karşı yapmış oldukları bu insanlık dışı eylemlerin onları cennete götüreceği inancını benimsemiş olmaları, müslümanları bir kere daha düşündürmelidir ? | |||
| | |
| | #7 |
| SUPER MODERATOR ![]() Üyelik tarihi: Jan 2007 Nerden: BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
Mesajlar: 1.458
Cinsiyet: Rep Gücü: 181 Rep: 17863 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Israil'in Kirli Tarihi... güneşin batmadığı imparatorluk, herşeyin altında orası var, ofisler de orada, dünyanın yük merkezi de orada, türk gemileri navlun piyasası, zenginlerin brokerlik okulları orada. haritaları hep orası çizdi, dünyada Brithish admiralty haritaları kullanılır. B.a chart diye geçer,Türk haritası her yerin yoktur .dünya sadece bunu kullanır.surveyler bunu geçerli kabul eder. arap haritalarını cetvelle kim ayırdı sanıyorsunuz, o kadar dümdüz harita mı olur. afrikanın haritasına bakın hep aynı cetveli göreceksiniz, o zaman ne yahudiler vardı nede amerikalılar dunyanın en buyuk sigortacılık şirketleri P AND I dır , BUREAU VERITAS kuzey avrupa tır bunlar orada merkezleri vardır NIPPON KYOKKAI KAYIHI NKK japonyanınkidir. SGS koruyucu sigortalarının merkezi de orasıdır. eğer engellerse türk konteyner piyasası tamamen biter. Türkiye konteynercilikte son 15-20 yıldır biryerlere gelmeye çalışıyor. siz düşmanlık yayarken ,,eğer yükü keserlerse yapılan trilyonlarca yatırım boşa kalır ve konteyner gemileri boşa çıkar, yük gemisi gibi kullanılamaz,ve yaparlar da isterseler Türkiyeye çok daha korkunç zarar verebilirsiniz, bahsettiğim rakamlar sizi de beni de aşar. ve ortalığı yunan gemilerine yunan uçaklarına bırakırsınız. uçak borsası da orda türkiyedeki bir uçak bileti fiyatını türk acenteden daha ucuz alıyorsunuz borsadan, acente size mecbur kalıyor bilet kesmeye daha ucuz, . dünyada amerikan yük gemisi dünya ortalamasına göre azdır. olsa da çogunlukla kendi lokal bölgesinde çalışır,nehirlerinde çalışır amerikan bayrağı sallanmaz, sabotaj ihtimaline karşı. İsrail ticaret gemisi de bulamazssınız kolay kolay. Panama bayraklıdır . İsrail genelde meyve sebze ihraç eder jaffa frigofirik konteynerlerle kısaca Türkiye aslanların ininde ekonomi planları yapıyor. birşeyler yapmaya çabalıyor.ama dünya yine biliyor ki Türkiyesiz de olmaz Konu orkuorkun tarafından (11-03-2008 Saat 02:23 AM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | |