![]() |
| | |||||||
TARTIŞMA (polemik) katogorisi Siyaset Meydanı forumu içinde "Türkiye Kominist Partisi......" başlıklı konu görüntüleniyor, "TKP'nin kökeni, 1978 yılında Türkiye İşçi Partisi'nde (TİP)yaşanan ayrışma sonrasında ortaya çıkan Sosyalist İktidar grubu olarak gösterilir. Daha sonraki yıllarda ilk sayısı 1986 yılında basılan ve bugün partinin teorik yayın ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| SUPER MODERATOR Altın Üye (mayıs 2008) ![]() Üyelik tarihi: Aug 2007 Nerden: adana-ankara
Mesajlar: 1.960
Cinsiyet: Rep Gücü: 195 Rep: 19229 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Türkiye Kominist Partisi...... TKP'nin kökeni, 1978 yılında Türkiye İşçi Partisi'nde (TİP)yaşanan ayrışma sonrasında ortaya çıkan Sosyalist İktidar grubu olarak gösterilir. Daha sonraki yıllarda ilk sayısı 1986 yılında basılan ve bugün partinin teorik yayın organı olarak varlığını sürdüren Gelenek Dergisi etrafında örgütlenen kesimler tarafından, 6 Kasım 1992'de Sosyalist Türkiye Partisi (STP) kuruldu. STP 1993 yılında, programında yer alan "Türk ve Kürt halklarının gönüllü birlikteliğini hedefler" ibaresinde bölücü unsurlar bulunduğu gerekçesi ile, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. 1993 yılında aynı dinamikler tarafından Sosyalist İktidar Partisi (SİP) kuruldu. 2001 yılından itibaren siyasi hayata Türkiye Komünist Partisi adıyla devam eden parti, eski TKP’yi kendi geleneği olarak görür. Kuruluş tarihini 10 Eylül 1920 ve Mustafa Suphi'yi ilk genel başkanı olarak kabul eder. Partinin bazı eylemleri 2000 yılında komünist şair Nazım Hikmet’in vatandaşlığı için yürütülen kampanyada 500 bin imza topladı. 2001 Halk Muhtıra Veriyor kampanyasıyla Türkiye'nin dört bir yanında imza kampanyası yürüttü. 2002 seçimleri öncesinde açıkladığı Komünist Kararname ile sosyalist iktidarın ilk gününde uygulamaya sokulacak on maddeyi açıkladı. 2003 yılında İşgale Karşı Komiteler isimli parti içi çalışma grupları ile Irak İşgali karşı politikalar üretmiştir. 2004 Haziran’ında Türkiye'nin NATO'ya üyeliğine karşı İstanbul’da yapılan İstanbul NATO’ya kapıları kapıyor mitingi yapmıştır. 2004 Kasım itibariyle TKP, emperyalist bir kuruluş olarak tanımladığı Avrupa Birliği'ne karşı "AB'ye geçit yok" çalışmasını örgütledi. 2005 Mart ayında Türkiye'nin her yerinde kurulan AB'ye karşı inisiyatfiler Yurtsever Cephe adı altında birleşti. 2007 1 mayıs-6 mayıs arasında İstanbul'dan Ankara'ya Deniz Gezmiş için bağımsızlık yürüyüşü düzenlediler. Partinin bazı politikaları Avrupa Birliği: Kürt Sorunu: Sovyetler Birliği: İşçi Sınıfı: Devletin Çözülüşü: Emperyalizm ve Emperyalizme Karşı Mücadele: AKP'ye Karşı Mücadele: Özelleştirmeler: Partinin kurduğu ve öncülüğünü yaptığı kurumlar Emperyalizme Karşı Yurtsever Cephe Nazım Hikmet Kültür Merkezi Yurtsever Cephe İşçi Konseyi Küba Dostluk Derneği Barış Derneği Üniversite Konseyleri Nazım Kitaplığı Sol Meclis İşgale Karşı Komiteler Partinin yayın organları Komünist [1] Gelenek [2] Sol [3] Okul ve Ülke Yurtsever [4] Düşünce ve Eylem [5] Granma Daha önce yayınlanan yayın organları Sınıf Tavrı Sosyalist İktidar İktidar Siyaset Özgür Ansiklopedi... |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 |
| Yeni Uye ![]() | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... eksik yoldaş :)en önemlisi yazılmamış :) Türkiye Komünist Partisi 10 Eylül 1920'de Baküde kurulmuştur Mustafa Suphi ve ark.ları tarafından özelden msn adresini bildirirsen sevinirim :)
__________________ Sen içerde ben dışarda Oy mapusluk mapusluk Konu catpity tarafından (10-01-2008 Saat 09:30 PM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #3 |
| Banned | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... Ne mutlu ki bu günümüze kadar onurlu ve şerefli savasımızı sürdürüyoruz Yurtseverler adana |
| | |
| | #4 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.543
Cinsiyet: Rep Gücü: 104 Rep: 10191 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... Cevap yazmak yerine, Anadolumuzun ibiğini kaldırma tabiri gereği ilk genel başkanınız kim miş? bir okunsun istedim. Savaşınızın önce nefsinizle olması dileğimle. Mustafa Suphi (1883 - 1921) Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) kurucusu ve ilk genel başkanı. İstanbul'da Hukuk Mektebi'ni bitirdikten sonra Fransa'ya gitti. Paris'te Siyasal Bilgiler Yüksekokulu'nda öğrenim gördü (1910). Ahmed Ferit (Tek) tarafından çıkarılan ve Milli Meşrutiyet Fırkası'nın sözcülüğünü yapan İfham gazetesinde, yazı işleri müdürü olarak çalıştı. İstanbul'daki ilk yıllarında İttihat ve Terakki yanlısıyken, baskıcı uygulamaları nedeniyle, sonradan bu örgüte muhalif bir çizgi izlemeye başladı. Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesinden sonra Sinop'a sürüldü. 1914'te birkaç arkadaşıyla birlikte Rusya'ya kaçtı. Ekim 1917'deki Sovyet Devrimi'nden sonra Moskova'ya gitti. Tatar-Başkırt devrimcileriyle birlikte Yeni Dünya gazetesini çıkardı. Moskova'da I. Türk Sol Sosyalistleri Kongresi'nin ( 25Temmuz 1918) ve I. Müslüman Koministler Kongresi'nin (Kasım 1918) toplanmasına ön ayak oldu. 10 Eylül 1920'de yine Bakü'de toplanan, TKP I. Kongresi'nde, sosyalistlerin birliğini sağlamaya yönelik etkin girişimlerde bulundu. TKP bu kongrede çalışmalarının ağırlığını Anadolu'ya kaydırmayı kararlaştırdı. TKP'nin Türkiye'deki etkinliklerini ve örgütlenmesini düzenlemek üzere, 28 Aralık 1920'de Bakü'den Kars'a geçti. Ayrıca Ankara'ya giderek, Mustafa Kemal ile (Atatürk) görüşmeyi amaçlıyordu. Kars'tan Erzurum'a doğru yola çıkan grup, protesto gösterileriyle karşılaştı ve kente sokulmadı. Mustafa Suphi can güvenliklerinin ortadan kalkması üzerine arkadaşlarıyla birlikte Trabzon'a geçti. Motorla Batum'a gitmeyi, oradan da Bakü'ye dönmeyi kararlaştıran grup, sağlanan bir motorla Kardeniz'e açıldı. Trabzon açıklarında saldırıya uğrayan Mustafa Suphi ve arkadaşları, öldürülerek denize atıldı. İlginç bir dava adamı değil mi, Ülkesinde hiç bir varlığı ve kabulü olmayan ve Köminist Rusyanın piyonı? muydu acaba, sevgili köministler kendilerinde Genel Başkanlarının bu durumunun ezikliğini hissederlermi acaba? Yoksa hayali kahramanlar yaratmaya devam mı? |
| | |
| | #5 | |
| Banned | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... Alıntı:
ÖNCELIKLE MUSTAFA SUPHI VE ARKADASLARI ATATURKUN DAVETI UZERINE ANADOLUYA GELMISLEWRDIR 1921’in Ocak ayının 28’ini 29’a bağlayan gecesi, Mustafa Suphi ve yoldaşlarımızın Karadeniz’in soğuk sularında katledilişlerine sahne oldu. Bu katliamın ardından 84 yıl geçti. Proleter Ekim devriminin ateşleri içinden doğan ve proleter enternasyonalizmine gönülden-örgütsel bağlı komünistlerin bir müfrezesi olan partimizin bu yiğit liderlerinin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Yoldaşlarımızı anmanın, biçimi ne olursa olsun, ister alanları doldursun, isterse ufacık bir salonda yapılsın, onlar adına her yıl bir anma toplantısı yapmanın önemi, şehit yoldaşlarımızın sınıf savaşımının hangi koşullarında, niçin katledildiklerini, günümüz komünistlerine hatırlatmak ve bazı ilkelerin bilinçlerimize tekrar tekrar kazınmasıdır. Bizim onların anısı önünde saygıyla eğilmemiz, bu ilkelerin savaşımımızda gelecek kuşaklara ışık tutmasını sağlamaya yöneliktir. Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişinden kısa bir süre sonra dünya komünist hareketi bir krize girmiştir. Öyle ki, bu krizin Türkiye’de komünist hareketi üzerindeki etkisi uzun yıllar boyunca sürmüştür ve hala da sürmektedir. Bu nedenle, 15’lere uygulanan katliamı, “tarihin bir trajedisi” olarak değerlendirerek burjuvaziye ve onun değerlerine yaltaklanmanın komünistler arasında yeri yoktur.15’leri anarken Komünistler, devrimci Marksist yaklaşımı ve proletarya enternasyonalizmi anlayışını yükseltmelidir. Her işlerinde olduğu gibi Komünistler 15’leri anarken de sınıf savaşımında işçi sınıfının önünü açan, proleter devriminin ilerletilmesine hizmet eden dersleri vurgulamalıdır. Bu nedenle bu yıl 15’leri anarken, onların katledilişlerinden günümüze uzanan sürecin birkaç noktasına değinmek istiyorum. Yoldaşlarımızın katledilmesi, Komünistler için yalnız acı bir anı değildir. Aynı zamanda bizim için çok öğretici derslerle doludur. Bu katliam, aynı dönemde ve ardından gelen süreçte Avrupa’nın ve dünyanın çeşitli yerlerinde tanık olduğumuz devrimlerin kanla boğulması ve komünistlerin katledilmesinden ayrı düşünülemez. Bu katliamlardan çıkaracağımız birinci ders, Komünistlerin hangi koşullarda olursa olsun, kesinlikle burjuvaziye güvenmemesi gerektiğidir. Bu, burjuvazinin hangi partisi olursa olsun sözde ilerici kanadına, hangi boş ve sahte ümitlerle yanaşılırsa yanaşılsın yaşanan nice olayla kanıtlanmış bir derstir. Bu ders, komünistlerin propaganda ve ajitasyon çalışmasında her zaman öne çıkmalıdır. Ama ne görüyoruz? Mustafa Suphi’lerin öldürülüşünün ardından, yalnız burjuva yazarların yazılarında değil, komünist yazarların, kendilerinin komünist olduğunu söyleyenlerin yazılarında bile, Mustafa Suphi’lerin bir yanlışlık sonucu, burjuvalar arası bir anlaşmazlık nedeniyle öldürüldüğü savının öne sürüldüğün görülmektedir. Tüm bu çabalar, Kemalist burjuvazinin karşı-devrimciliğini gizlemeye yöneliktir. Neler söylenmemiştir ki: Katliamı Kemalciler değil de Enver paşacılar yaptı, Yahya Kaptanlar ya da bir avuç çapulcu yaptı, Kazım Karabekir’in çevresindeki gericiler yaptı, vb. Bu sözde açıklamalar katliamdan çıkartılması gereken ana dersi gizlemektedir. Bu katliamdan 75 yıl önce Marks’ın Komünist Manifesto’da belirttiği bir nokta hiç unutulmamalıdır: “Kapitalizm ayakları üzerine dikildiği andan itibaren gericileşmeye başlar.” Kapitalizm egemen hale gelince, yani burjuvazi iktidarı ele aldığı andan başlayarak gericileşmiştir; onun ilericiliği geçmişte kalmıştır. İktidara geldikten sonra burjuvazinin ilericiliği kalmaz. Komünistlerin kolektif bilincinden çıkmaması gereken ders budur. Yirminci yüzyılın başları emperyalizm olgusunun ortaya çıktığı ve kapitalizmin emperyalizm aşamasına ulaşmasıyla birlikte tüm dünya çapında yayıldığı dönemdir. Lenin, yirminci yüzyılı, kapitalizmin emperyalizm aşaması olarak nitelendiriyor. Bu çağın işçi sınıfının önüne koyduğu bir olgu vardır, diyor: Savaşlar ve devrimler çağı açılmıştır. İşçi sınıfının mücadelesi açısından bunun iyi kavranması ve değerlendirilmesi gerekir, diyor. Geçmişe bakıldığında yaşanan dönemin gerçekten de Lenin’in öngördüğü gibi devrimler ve savaşlar çağı olduğu görülmektedir. Türkiye’de burjuvazisi doğmaya başladığı günlerden başlayarak tarihin hiçbir döneminde ilerici, demokrat olmadı. Her zaman yayılmacı ve her zaman karşı devrimci oldu. Bu umutlarla yer aldığı birinci dünya paylaşım savaşından yenilerek çıktıktan sonra da bu özelliği değişmedi. Kendine yeni bir çevren açmaya çalıştığı yıllarda karşısına çıkan Komünistlere tutumu, 15 yoldaşımızın öldürülmesi burjuvazinin karşı-devrimciliğin en sağlam örneklerinden biridir. Burjuvazinin daha yeniden palazlanırken yaptığı bu katliam, komünistlerin burjuvaziye karşı tutumu için çok önemli bir ders içermektedir: Burjuvaziye ilerici, anti-emperyalist, demokrat, vb., özellikler atfetmek ihanettir. Mustafa Suphi’ler Türkiye’ye Kemalist burjuvaziye güvenerek ya da onların verdiği güvencelerin ardına sığınarak gelmediler. Onlar Anadolu’ya dünya proleter devriminin başarısı için geldiler ve o uğurda canlarını verdiler. Mustafa Suphi’lerin katledilmesinden Komünistlerin çıkarması gereken ikinci ders proleter devriminin enternasyonalist karakteridir. 1923’ten sonra uzun yıllar boyunca dünya devrimi fikri, proletarya enternasyonalizmi fikri, dünya komünist hareketine unutturulmaya çalışılmıştır. Bunların yerine, farklı ülkelerdeki sendikalarının dayanışması fikri ile tüm dünya Komünistlerinin gözü kapalı olarak Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ni desteklenmesi fikri empoze edilmiştir. Komünist Enternasyonal’in ilk tüzüğü, işçilerin kurtuluşunun ulusal değil, uluslararası bir sorun olduğunu çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Aynı tüzük, Komünist Enternasyonal’in birer parçası olan komünist partilerinin önüne “Uluslararası Sovyet Cumhuriyeti’ni kurmak ve sınıfları ortadan kaldıracak, sosyalizmi kuracak proletarya diktatörlüğünü hayata geçirmek” görevini koymaktadır. 1919-1923 arası, gerçek bir dünya partisinin hayata geçirildiği dönem olmuştur. Komünist hareketin teorik, pratik, örgütsel birikiminin en yüksek aşaması olmuştur. Komünist Enternasyonal, İkinci Enternasyonal’in yozlaşmasına ve dönekleşmesine karşı verilen mücadelenin içinden doğmuştur. Komünist Enternasyonal, reformist bir siyaseti değil, kapitalist düzeni yıkmayı amaçlayan, silahlı ayaklanma ve iç savaşa uzanan bir siyasi mücadele anlayışını getirmiştir. Bu dönem, milliyetçiliğe ve şovenizme karşı proletarya enternasyonalizmi ilkesinin hayat kazandırdığı bir dönem olmuştur. Mustafa Suphi, daha en başından Kızıl Ordu saflarında savaşmıştır. Enternasyonal’de görev almıştır. Komintern’in 1920’de Bakü’de örgütlediği Birinci Doğu Halkları Kongresi’nin mimarlarından biri olmuştur. Aynı süreç içinde TKP’nin kurulmasına önayak olmuş ve 10 Eylül 1920’de yapılan Kongre’de başkanlığını üstlenmiştir. Türkiye Komünist Partisi’nin kurulması ve yoldaşların Anadolu’daki başlayan savaşa katkı yapmak ve onu proleter devrimine dönüştürmek amacıyla gelmesi, Ekim Devrimi ve Komünist Enternasyonal’in devrimci ruhunun bir gereğidir. Çıkarılacak derslerden üçüncüsü, devrim sürecinde öznel öğenin önemidir.Öznel öğe dediğimizde, genel anlamda işçi sınıfının örgütlenmesini ve özel olarak da siyasi örgütlenmesini anlıyoruz. Bu yapı içinde siyasi örgütlenmenin çekirdeğini oluşturan siyasi önderler kadrosu büyük önem kazanmaktadır. Öyle anlar vardır ki, bu yapı içinde bir kişinin varlığı bile tarihi değiştirebilir. Bunu söyleyerek, iradecilik (volontarizm) yapmış olmuyoruz. Troçki, “Lenin olmasaydı, proletarya 1917’de iktidarı alamazdı” diyor. 1917-1923 dönemi dünya devrimi dönemidir ve bu dönem başarılara ve yenilgilere sahne olmuştur. 1923 Sovyetlerde proleter devriminin yenildiği, bürokratik karşı-devrimin gerçekleştiği yıl olmuştur. 1917 ile başlayan yeni dönem, dünya devrimi dönemi bitmiş, proletarya yenilmiştir. Lenin’in 1924’de ölümü de Sovyetlerde 1923’de başlayan bürokratik karşı devrim sürecinin bir dönüm noktası olmuştur. 1923’te Almanya’da Rosa Lüksemburg’un ve Karl Liebnecht’in katledilişleri, sadece Alman devriminin yenilmesine sebep olmamış, Ekim devriminin yalnız kalmasına da sahne olmuştur. Tarihin unutulmaz bir dersi de bu iki devrimci komünistin öldürülmesinin ve Almanya’da proleter devrimin bastırılmasının kendi ülkesinin burjuvazisine yaltaklanan, onu ilerici gören ve onunla işbirliği yapan Alman Sosyal Demokratlarının eliyle gerçekleştirilmiş olmasıdır. İktidardaki Sosyal-Demokratların devrimi bastırması, karşı devrimciliğin önünü açmış ve Almanya’da faşizmin yollarını döşemiştir. Bu ders, proletaryanın asla burjuvaziye güvenemeyeceği dersine, ek bir derstir. Proletarya, kendi içinden çıkan ama devrimci olmayan, burjuva iktidarını devirmeye amaçlamayan, milliyetçi, reformcu, burjuva yanlısı ve dönek siyasetlere de asla güvenemez. Uluslararası proleter devrime ihanet, devrimcilerin katliamı demektir. Aynı şekilde, 1920’lerde Mustafa Suphi’lerin öldürülmesi Türkiye devrimini geriye itmiştir demek yanlış olmayacaktır. 1920’nin Ocak ayı yalnız Mustafa Suphi ve 15 yoldaşın katli***** değil aynı zamanda “Yeşil Ordu”nun da yok edilmesine sahne olmuştur. Aynı tarihlerde, Meclisteki “Halk Zümresi” grubu dağıtılmıştır, Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası’nın yöneticilerinin tutuklandığı, hapse atıldığı ve komünizmin yasaklandığı tarihtir. * * * Çağımız işçi sınıfının iktidarı almasına olanak sağlayacak devrimci durumları yaratmaya her an hazırdır. Bu durum, ortaya çıkacak böyle olanakları, proleter devrimlere dönüştürecek önderliğe tarihsel bir önem kazandırmaktadır . Leninci parti, bu gereksinime devrimci Marksistlerin verdiği yanıttır. Bunu, daha sonra çarpıtılan sözde “Leninci” gösterilen Stalinci parti anlayışıyla karıştırmamak gerekli. Devrimci-Marksist örgütlenme devrimci durumunun varolması için değil ama başarıya ulaşması anlamında kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bugün dünya komünistlerinin önünde duran en önemli görev, böyle bir dünya komünist partisinin örgütlenmesi için çabaların odaklanması ve yoğunlaştırılmasıdır. Bu, ‘ama’lara, ‘fakat’larla geçiştir ilebilecek bir şey değildir. Bu devrimci-Marksist anlayışın özüdür. Proleter devrimi, enternasyonalist bir devrimdir; proletaryanın kurtuluşu enternasyonalist bir kurtuluştur; ulusal arenada başlamasına rağmen, uluslararası arenada sonuçlanacak bir yoldur diyen komünistler için en baştaki görev, dünya komünist partisinin kurulmasıdır. Mustafa Suphi ve yoldaşlarımız, sıcak savaşımın orta yerine atılarak, önderliğe soyunmanın berraklığını taşımaktadır. Bulanıklıktan uzaktır ve bu komünist çizgidir. Yoldaşlarımızın dünya devrimi perspektifine, sürekli devrim perspektifine ve Sovyet iktidarı perspektifine bağlılığı unutturulamaz. Bunun bir daha hayata geçirilmesi için her olanakta hatırlatılması gerekmektedir. | |
| | |
| | #6 | |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.543
Cinsiyet: Rep Gücü: 104 Rep: 10191 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... Alıntı:
| |
| | |
| | #7 | |
| Banned | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... Alıntı:
Kusura bakma arkadasım ama olaya bırazda objektıf bakmalısın adam bızım partımızın sayfasına gırıyo propakosyon yapıyo hanı ıfade özgürlüğü | |
| | |
| | #8 | |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.543
Cinsiyet: Rep Gücü: 104 Rep: 10191 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... Alıntı:
| |
| | |
| | #9 | |
| Banned | Cevap: Türkiye Kominist Partisi...... Alıntı:
Alıntı: erkişi´isimli üyeden Alıntı Uşaklık örneğini aynı sayfada benim paça seviyemde dolaşarak, seni uyaran yetkiliyede yalakalı yaparak gösteren senin gibilerin karekteridir. Savunamadığın fikrini ortalığa kusma. ....... Burada senin partinin sayfası mı var? Alıntı: erkişi´isimli üyeden Alıntı Evet yolda taş (kendisini hiç geliştiremeyen) olan veya uşaklığa müsait onun bunun yoldaşı, laflarını edebli ve seçerek yazmazasan daha cevap bulunur. Seviye dediğin yer seni bulunduğun çukurluk ise oraya sen yakışırsın. Yazdığın bana göre diğer zırvaları konu bile etmiyorum. Sayın Erkısı, sızde sınırlerınıze hakım olunuz, zıra danısıklı dovuse donmekte! Biraz geç kalınmış bı uyarı..iyi forumlar | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Türkiye K.Irak'a yerleşecek iddiası | YukseLL | Siyaset Meydanı | 1 | 16-11-2007 06:39 PM |
| Ülkeler Tarihi | doğangüneş | Tarih | 37 | 13-09-2007 01:47 AM |
| Türkiye Yahudileri | erkişi | Tarih | 1 | 17-08-2007 11:26 PM |
| Tüm sitelerin SEÇİM ANKETİ Sonuçları !!!!! | yunustufekci | Secim 2007 | 0 | 20-07-2007 05:06 PM |
| Dünden Bugüne Türkiye Turizmi ve Seyahat Acenteliğinin Gelişimi | doğangüneş | Turizm-Gezi-Seyahat | 0 | 03-06-2007 04:43 PM |
| | |