FORUM SUPERMEYDAN  
Kültür Sanat ve Havacılık forumları reklam verin 2008 öss yerleştirme sonuçları reklam verin reklam verin

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > TARTIŞMA (polemik) > Siyaset Meydanı

ABD küresel gaspın militarist aygıtıdır

TARTIŞMA (polemik) katogorisi Siyaset Meydanı forumu içinde "ABD küresel gaspın militarist aygıtıdır" başlıklı konu görüntüleniyor, "Bu topraklarda Amerikan karşıtlığı, şu veya bu şekilde, her zaman var olagelmiştir. Ne kadar küçük-Amerikalılaştırılsa, ABD'nin rüyaları (pek çok ülkedeki gibi) sabahtan akşama pompalansa da, "stratejik müttefik" aynı zamanda sinsi ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-01-2008, 06:06 PM   #1
Banned
Karanlığa söveceğine kalk bir mum sen yak ...
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: tuncelı
Yaş: 21
Mesajlar: 107
Cinsiyet:
Rep Gücü: 0 Rep: 503
adania görkemli olmanın yolundaadania görkemli olmanın yolundaadania görkemli olmanın yolundaadania görkemli olmanın yolundaadania görkemli olmanın yolundaadania görkemli olmanın yolunda
adania - İCQ üzeri Mesaj gönder adania - AİM üzeri Mesaj gönder adania - MSN üzeri Mesaj gönder adania - YAHOO üzeri Mesaj gönder
ABD küresel gaspın militarist aygıtıdır

Bu topraklarda Amerikan karşıtlığı, şu veya bu şekilde, her zaman var olagelmiştir. Ne kadar küçük-Amerikalılaştırılsa, ABD'nin rüyaları (pek çok ülkedeki gibi) sabahtan akşama pompalansa da, "stratejik müttefik" aynı zamanda sinsi bir efendidir, sevilmez.

Özellikle kapitalist küreselleşme sürecinde ABD'nin militarist aygıt konumuyla sağa sola saldırması ve tehditlerini artırmaya başlamasıyla bu öfkenin arttığı bir gerçek. Öfkenin artmasına yol açan, II. Bush'un ABD'yi sürekli dünya gündeminde tutacak şekilde saldırgan yöntemlerini art arda sıralaması, neredeyse her gün ABD yönetiminden yeni inciler çıkması.

Bugün, ABD karşıtlığının, belki de Irak saldırısı başlamadan önceki tartışmalardan bile daha yoğun bir şekilde, birden bire gündeme oturması, küresel kapitalizmin militarist aygıtının yetkili ağızlarının (diplomatlar, ideologlar vs.) yaşadığımız topraklardaki ABD karşıtlığını dert edinmeleriyle oldu. Açıklamalar yapıldı, büyük gazetelerde yazılar yayımlandı. Ve bizim ABD düşkünü kalemler de "hayır hayır, biz ABD karşıtı değiliz, aslında çok severiz" çırpınışlarıyla konuyu gündeme taşıdılar.

ABD'de yeni muhafazakarlar denen kesimin bu topraklardaki ABD karşıtlığından rahatsızlıklarını bu denli fazla dillendirmelerinin nedeni pek çok olabilir. Bunları okuyorsunuz. 1 Mart'ın intikamı, AKP'ye yönelik operasyon gibi pek çok gerekçe dillendiriliyor.

Bunlardan daha önemlisi, kültürel saldırı araçları ve medyayla günlük hayatımıza sızan kapitalist saldırının, ABD'nin 'en yetkili' ağızlarından, artık doğrudan bu topraklar insanına dönük propaganda yapması. Muhtemel bir İran saldırısı öncesinde son ayarlar yapılıyor ya da İncirlik ile Karadeniz dahil bazı limanların üs olarak kullanımı konusunda AKP sıkıştırılmaya çalışılıyor olabilir, ama bu pazarlık kozu elde etme girişimlerinin ötesinde beyanatların doğrudan halka yönelik yapılması dikkat çekici.

TC'nin şu veya bu hükümetinin ABD'nin dümen suyunda, küresel efendilerin emir ve talimatları dışında hareket etmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Ama herhangi bir hükümetin, dünyayı ve bugün için bilhassa İslam alemini kana bulayan bir ABD'ye, eskiden olduğu gibi gönül rahatlığı içinde koşulsuz "destek" vermesi, siyasi varoluşu açısından hiç de tekin değil. ABD'nin bakan, senatör, diplomat ve ideologlarının gün aşırı beyanatları bu nedenle açıktan gerçekleşiyor. TC iktidarlarının ABD'ye yaranmak için işi kolaylaştırılmaya çalışılıyor.

Zira dünyayı kana bulayan küresel iktidarların "demokrasi, özgürlük" söylemlerinin, tabiri caizse, ayak olduğu bugün çok net bir şekilde ortada.

Sıra ABD yalakalarında

Şimdi top, TC iktidar odakları ile ABD yalakası kalemşorlarda. "ABD'nin eleştirilecek birçok yönü var ama" diye başlayan cümleler sarf etmenin tam zamanı. ABD'ye olan öfkenin salt II. Bush yönetimine indirgenmesi bu ikna çırpınmalarının en önemli halkası. Yani, necip milletimiz ABD'yi sevmiyor gibi gözüküyor ama aslında II. Bush yönetimini sevmiyor. Yoksa, Küçük Amerika'nın küçük Türko-Amerikalıları büyük ağabeyini çok sever.

Küresel gaspçıların militarist aygıtına yönelik öfkenin sönümlendirilmesi için II. Bush yönetiminin kusurlarına dair kelime oyunları bol bol yapılacak bundan sonra. Maksat, ABD'yle olan göbek bağına halel gelmesin, meseleyi bir-iki adamla sınırlı tutalım. Oysa II. Bush ve onun neo-con tayfasının küresel saldırganlığın bu dönemki araçları olduğu ve ihtiyaç halinde yerlerine yeni-liberal ya da o zamanki isimleri ne olacaksa onların geçirileceği gün gibi aşikar. Kapitalist iktidar düzeneği, işini şansa bırakmayacak denli deneyimlidir bu konularda.

Stratejik müttefik Bilal!

ABD karşıtlığı gündeminin alevlendiği iki konu oldu, biliyorsunuz. Biri AKP kanadından yapılan "soykırım", "Felluce şehitleri" gibi açıklamalar, diğeri de BBC'nin yaptığı ve dünya halklarının ABD'yle ilgili fikirlerinin sorulduğu bir ankette bu topraklar insanının yüzde 82'sinin ABD'yi sevmediğinin ve bu konuda dünyada başı çektiğinin ortaya çıkması.

Başbakan olur olmaz ilk işi 1 Mart'ta geçmeyen tezkereyi telafi etmeye çalışmak olan Erdoğan ve tayfasının açıklamaları mecburi bir propaganda hamlesi. İkinci tezkere halen ortadayken, ABD'ye lojistik destek sağlanırken ve İncirlik'in kullanımı için yasal prosedürde rötuşlar yapılırken, yani Irak'taki katliamlara destek olunurken yapılan bu açıklamaların hiçbir inandırıcılığı yok. Tam, "Atma Erdoğan, din kardeşiyiz" dedirtecek durum! Sırtını AB ve ABD politikalarına yaslamış AKP'nin çark etmesi zaten uzun sürmedi.

Egemen medyadaki ABD karşıtlığının da (Robert Pollock adlı neo-con'un tartışılan yazısında Yeni Şafak'ın yanı sıra Hürriyet ve Sabah da Amerikan karşıtı olarak 'itham ediliyor') bırakın rüzgarı, meltem tersten esse hemen gerçekleri ortaya dökmeye göre ayarlandığı açık. İşkenceler, katliamlar, tecavüzler ayan beyan ortadayken, elbette ABD yanlısı yazılar yazmayacaklar. Ancak, Irak'taki başkaldırının "terörist" olarak adlandırılmasındaki bilinçaltı propaganda bile egemen medyanın yönünü göstermeye, kapitalizmin dümen suyunda olduğunu anlamaya yeter. Biliyorsunuz, Filistinlilere yönelik İsrail saldırganlığında bizim medya güya hep Filistinlilerin yanındadır; ama nedense, haber ve yorumları okuduğunuzda İsrail'i haklı bulacak pek çok ipucu beyninize işler. İşte bunun gibi, medyanın ABD karşıtlığı da tiraj mecburiyetinden kaynaklı bir laf ebeliğinden öteye geçmez. Bakın, Avrupa'daki NATO toplantısında Bush ile Erdoğan arasında geçen pek samimi Bilal diyalogu, gelmiş geçmiş en ciddi diplomatik başarı gibi nasıl da önümüze sürülüverdi. Bir Bilal, TC'nin derin stratejik ittifakını derhal kurtardı! Anlayacağınız, yalakalığın bini bir para.

Yüzde 82 ve itaatkar sessizlik

Şu yüzde 82 meselesine gelince, tabii, bu tip anketlere güven olmaz. İşimize gelince anketi kullanıp, işimize gelmeyen yerde de yok saymak doğru değil. Bu topraklar insanının yüzde 82'lik ABD karşıtlığının ne menem bir şey olduğuna da iyi bakmak gerekiyor.

Şöyle bir sağlık problemi ya da kıytırık bir gerekçeyle ABD'ye uğrayıp etkili ve yetkili mercilerden icazet almadan siyaset sahnesine çıkılamayan bir ülkede, yıllardır aynı icazetliler oy alıp durur. ABD karşıtı yüzde 82, ABD'den icazetlilere oy vermeden de duramaz, anlayacağınız. Diğer yandan, ABD'nin, adına sağa sola saldırdığı küresel kapitalizmin her türlü nimetinden faydalanmak için can atan insanların ABD karşıtlığının da nasıl bir şey olduğu çok gizemli bir konu. Mesele sadece Amerikan mallarını ya da Amerikan kültürü öğelerini kullanma kullanmama meselesi değil, insanlığı ezip geçen kapitalist çarkın bir dişlisi ABD'yse bir diğerinin de AB olması ve birine rıza gösterdiğinizde aslında tümüne rıza göstermiş olduğunuz gerçeği.

Irak saldırısının henüz başlamadığı günlerde, bu şekilde gündemde olan bir başka istatistiki sayı da yüzde 94'tü. "Araştırmalara göre", nüfusun yüzde 94'ü savaşa ve saldırıya TC'nin dahil olmasına karşıydı. Sürekli referans gösterilen bu sayı, savaş karşıtı eylemlerin meydanları hakkınca doldurmasını sağlamadı ama. Küresel saldırganlığa karşı meydanlara çıkanlar, yüzde 94'ün denk düştüğü sayıyla kıyaslandığında, bir elin parmaklarını geçmedi. Yüzde 94 yalan oldu, evinde oturup saldırıyı canlı canlı seyrederken küfretmek dışında bir karşıtlık göstermedi. Hatta, saldırı başladıktan sonra ABD'nin önerdiği 8,5 milyar dolarlık rüşvet-kredi (tabii, bir karşılığı vardı), o yüzde 94'ün çoğunun ağzını sulandırdı.

Bugünkü ABD-karşıtı yüzde 82'nin de nasıl bir karşıt olduğu şüpheli. Küresel saldırganlar, hâlâ dünyanın pek çok yerinde ve yanı başımızda saldırıyor, tecavüz ediyor, işkenceden geçiriyor, aşağılıyor. Sadece önünüze gelen anketörlere öfke beyanatı, küresel saldırganlığı engellemeye değil, kendini tatmin edip köşeye çekilmeye yarar. Küresel saldırının top tüfeğin yanında, ekonomik ve kültürel araçlarla, her gün her gün tam alnınızın ortasına yapıldığını fark edip bu saldırıya karşı mücadele etmedikçe, öfkeniz istatistik olup siyaset sahnesinin laf dalaşına malzeme olmaktan başka bir işe yaramaz.

İktidarlar için yeni hamle, ABD karşıtlığını saptırıp, bozup yavaş yavaş sönümlendirmek, ABD'nin ne kadar harikulade ve özgürlük düşkünü olduğunu anlatmak olacak. Oysa gerçekler hiç de öyle değil. Küresel kapitalizmin saldırısı tüm insanlığa yönelik. Kendisini o yüzde 82'den sayanlar, kapitalizmin hayatı soktuğu günlük hapishanenin duvarlarının üstünden atlamaya çalışıp adım adım yürümezlerse, ABD karşıtlığının ne kadar kıymet-i harbiyesi olur? Küresel gaspçılar ekmeği çalıp, adaletsizliği hakim kılar ve özgürlüğü gasp ederken, ABD'yi sevmiyorum demek, küresel kapitalizme karşı ekmek, adalet ve özgürlük mücadelesi vermekten geçer. Meydanlara sadece bir avuç inançlı insanın çıktığı bir yerde, hapishaneyi (doğal olarak) sevmeyen mahkûmların kadere razı boyun eğmişlikleri büyük gardiyanları her zaman daha da cesaretlendirir. Sevmemek yetmez, sevmediğini göstermek de gerekir. Elbette, bunun yolu yöntemi pek çoktur. Ama itaatkar sessizliğin bunlardan biri olmadığı açık. İktidarın, beyinlere saldırıp gasp önlemlerini geliştireceği bundan sonraki günlerde, öfkenin mücadelenin meydanlarına akıp akmayacağı, vicdanların sınavı olacak.
adania isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Küresel Eğilimler Mevt Serbest Kürsü 0 12-01-2008 09:42 PM
Küresel Isınma zody@k Çevre 0 10-07-2007 03:00 PM
Küresel ısınmayla mücadelede ABD engeli Bay X Haberler 0 18-03-2007 04:37 PM
Küresel Isınma ve etkileri Karakarizma Haberler 2 19-02-2007 08:54 PM
Küresel Isınma Bay X Haberler 0 19-01-2007 08:12 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:08 AM .


Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.

Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler!


eXTReMe Tracker

Search Engine Friendly URLs by vBSEO