FORUM SUPERMEYDAN  
Web Tasarım Estetik Estetik prefabrik key ödemeleri Alışveriş

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > İNSAN > Mustafa Kemal Atatürk

Kayıp bir Atatürk belgeseli daha var

İNSAN katogorisi Mustafa Kemal Atatürk forumu içinde "Kayıp bir Atatürk belgeseli daha var" başlıklı konu görüntüleniyor, "Sansüre uğrayan "Türkiye'nin Kalbi Ankara" adlı Cumhuriyet Belgeseli büyük ilgi görürken Yazar Beşir Ayvazoğlu, arvişlerde unutulmuş bir filmi daha hatırlattı Cumhuriyet'in onuncu yılı kutlamalarında kullanılmak üzere Sovyetler Birliği'nden iki sinemacıya, ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28-08-2008, 09:44 AM   #1
SITE ADMİN
 
YukseLL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Güclu insanlar daima Uysal,Zayıf insanlar daima Hırcındır
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: Samsun/TURKEY
Yaş: 33
Mesajlar: 6.056
Blog Mesajları: 25
Cinsiyet:
Rep Gücü: 407 Rep: 39735
YukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyorYukseLL çok gurur duyuyor
Video Kayıp bir Atatürk belgeseli daha var

Sansüre uğrayan "Türkiye'nin Kalbi Ankara" adlı Cumhuriyet Belgeseli büyük ilgi görürken Yazar Beşir Ayvazoğlu, arvişlerde unutulmuş bir filmi daha hatırlattı

Cumhuriyet'in onuncu yılı kutlamalarında kullanılmak üzere Sovyetler Birliği'nden iki sinemacıya, Sergey Yutkoviç ve Lev Oskaroviç Arnstam'a modern Türkiye'yi tanıtacak bir film ısmarlanmış.

Türkiye'nin Kalbi Ankara" adını taşıyan ve 1934 yılında tamamlanan bu propaganda filmi o tarihte sinemalarda gösterilmiş olmalıdır. Ancak 1969 yılında TRT tarafından yayımlanırken genel müdür Adnan Öztrak'ın müdahalesiyle yarıda kesilip yasaklanmış. Bu film şu günlerde Cumhurbaşkanlığı sitesinde ve oradan alan birçok internet sitesinde yayımlanıyor. Seyretmeyi denedim, fakat sık sık kesildiği için sonunu bir türlü getiremedim. Bu yüzden film hakkında sarih bir fikir beyan etmekte zorlanıyorum; fakat o yılların Türkiye'si ve Ankara'sını yansıtan 'çarpıcı' fotoğraflar göreceğinizi söyleyebilirim.

"Türkiye'nin Kalbi Ankara", Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında Millî Mücadele yıllarında kurulan dostluğun 1930'ların başlarında devam ettiğini gösterse de, ilişkiler artık eski sıcaklıkta değildi. Filmin çekildiği tarih, yani 1934, aynı zamanda Türk-Sovyet dostluğunun zayıflamaya başladığı tarihtir. Nitekim o tarihlerde Atatürk'ün, Lenin'e benzetilmekten son derece rahatsız olduğu kayıtlara geçmiştir. Söz konusu filmle ilgili haberler, bana birkaç yıl önce okuduğum Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları* adlı kitapta anlatılan bir hadiseyi hatırlattı.

Kitabın yazarı, Münir Hayri Egeli, 1922 yılında Sorbon Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü'nü bitirmiş. Talebeliği sırasında Paris Türk Haberler Bürosu'nu kurup yönetmiş. Dönüşünde çeşitli okullarda öğretmenlik, yöneticilik, ayrıca Millî Temsil Akademisi ve Güzel Sanatlar Müdürlüğü yapmış. Daha sonra sinema konusunda ihtisas yapması için Almanya ve Rusya'ya gönderilmiş, hatta bu arada Atatürk'ü anlattığı bir de belgesel çekmiş. Kısacası, Egeli, 1930'larda öğretmenlikten roman, piyes ve libretto yazarlığına -Özsoy operasının librettosunu o yazmıştır-, rejisörlükten heykeltıraşlığa kadar birçok alanda faaliyet gösteren ve zaman zaman Atatürk'ün sofrasına kabul edilen ilgi çekici bir sanatçıdır. Anlattığı hadiseye gelince: Sinema eğitimi için gittiği Rusya'dan döndüğü günlerde İktisat Vekâleti tarafından Ankara'da bir küçük sanatlar sergisi hazırlığı yapılmaktadır. Ondan da İktisat Vekili Celâl Bey (Bayar) tarafından büyük ve hareketli bir Atatürk heykeli istenir. Heykelin tamamlandığı günlerde, birileri Atatürk'e Münir Hayri'nin yaptığı heykelin Lenin'e benzediğini söylerler. Niyetleri bir taşla iki kuş vurmak, yani hem İktisat Vekili'ni, hem de Münir Hayri'yi gözden düşürmektir. Atatürk söylenenlere inanmaz ve güvendiği birkaç kişiyi heykeli görmeleri için gönderir. Ne var ki onlar da muhtemelen birilerinin telkinleriyle heykeli Lenin'e benzetiverirler. Serginin açılışına gelen Atatürk'ün öfkeyle sorduğu ilk soru şudur: "Nerede o heykel?"

Olup bitenlerden haberdar edilmediği için neye uğradığını şaşıran Egeli, o gün Atatürk'le aralarında geçen konuşmayı uzun uzun anlatıyor. Sonuç: Heykeli yaptığı gibi yıkması emredilmiş, ertesi gün Parti'de yönettiği sanat ve propaganda servisi lağvedildiği gibi, Maarif Vekâleti'ndeki görevine de son verilip Gaziantep Lisesi Fransızca öğretmenliğine tayin edilmiştir.

Egeli, Gaziantep'e gitmediğini, esasen gitmesinin de istenmediğini, nitekim iki ay kadar sonra telefonla Köşk'e davet edildiğini ve her zamankinin aksine köşkün külüstür bir arabasıyla Çankaya'ya götürüldüğünü anlatıyor. O akşam, Köşk'teki davetlilerden hiçbiri kendisine iltifat etmek şöyle dursun, selâm bile vermemişlerdir. Nihayet sofraya geçilir ve Atatürk, Egeli'ye tam karşısındaki yeri gösterir. Suçunun ne olduğunu henüz bilmeyen Egeli, kendisine gösterilen yerin 'netameli' olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:

"Sofrada bir hayli zaman geçti. Bana mütemadiyen içiriyorlardı. Mamafih ben su içmişten farksızdım. Yalnız sırtımdan terler fışkırıyordu. Bir aralık yerimden kalktım. Kırmızı ipekli koltuğun arkası terden sırılsıklam olmuştu. Atatürk bir oraya, bir de bana baktı. Vasfi Raşit Sevig'in 'Sen suçunu biliyor musun? Yaptığın heykeli Lenin'e benzetmişler. Atatürk'e 'Bir eşeklik ettim' deyiver, elini öp!' dediğini rüya gibi hatırlayarak yerime döndüğüm zaman..."

Egeli bundan sonra Atatürk tarafından adamakıllı sorgulandığını ve sonunda oturduğu sandalyeye çıkıp Rusya'da gördüğü Lenin heykelleri gibi vaziyet almasının emredildiğini söylüyor. Gerisini kendisinden dinleyelim:

"Hemen ayağa kalktım, 'Siz büyük bir adamsınız, ben nâçiz bir insanım, sizin büyüklüğünüze, sofranıza çağırdığınız bir insanı bu hâle düşürmek yakışır mı?' diyecektim. O benim isyan edeceğimi anlayınca son derece yumuşak bir sesle, 'İsterseniz çıkmadan anlatın', dedi. Benim de cesaretim toplandı. 'Paşam, dedim, heykel bir insanı methetmek için yapılır. Ama herkes sizi anladığı gibi methedebilir. Kimi dehanızı, kimi kravatınızı, kimi de kunduranızı metheder. Ben de sayenizde heykeltıraş oldum. Eğer sizi ifade ederken bir hatam oldu ise bunu suiniyetime değil, eşekliğime veriniz.' Atatürk hiddet sanılacak bir şiddetle masaya vurdu: 'İşte bunu kabul edemem, diye bağırdı. Bu sofrada iki kişi eşek değilse, biri sen, biri de benim!'"

Münir Hayri, bu hadisenin hangi tarihte cereyan ettiğini kaydetmemiş. Ancak Celâl Bayar, 1932-1937 tarihleri arasında İktisat Vekilliği yaptığına göre, bu iki tarih arasında, muhtemelen 1934'ten sonra olsa gerek!

Unutmadan: Münir Hayri Egeli'nin Atatürk belgeseli bir yerlerde muhafaza ediliyor olmalı. Bence Cumhurbaşkanlığı sitesinde "Türkiye'nin Kalbi Ankara" gibi, onun da yer almasında fayda vardır.

* Eski Bir Atatürkçü (Münir Hayri Egeli), Atatürk'ün Bilinmeyen Hâtıraları, Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık ve Kağıtçılık A.Ş., İstanbul 1954, s. 88-92.

b.ayvazoglu@zaman.com.tr
(Zaman)


1969'da yasaklanan Cumhuriyet belgeselini izlemek için tıklayınız
__________________
İlerlediğiniz yolda hiç zorlukla karşılaşmıyorsanız, Bilinki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...
YukseLL isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Herşey Yarı Fiyatına..
Alt 30-08-2008, 01:32 AM   #2
Aktif Uye
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.665
Cinsiyet:
Rep Gücü: 165 Rep: 16204
erkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyor
Cevap: Kayıp bir Atatürk belgeseli daha var

Bu konu sitemizde yayınlanalı 24 saat geçmiş bir Allahın kulu üye nedir dememiş desem olmaz, ama iki kalem kelam edendemi çıkmaz kardeşim.

Birilerine sataşma veya sorgulama oldumu yarışanlar, tüm cevherlerini dökenler olumlu (müsbet) veya olumsuz (menfi) nerede görüşler. Ha bakıp kaynak ZAMAN, yazar da malum (bana göre zikzak olmayanlardan) denilip, es geçiliyor fikrine katılmamak mümkünmü?

Evet ne yazık ki, arşivlerimizden gocunacak hiç bir şeyimiz olmamasına rağmen kendimiz edip, kendimiz buluyoruz, korkuyoruz gibi yapıyoruz sonra gidip dünyadaki diğer belgesellere kanıyoruz, aslıda bizde iken. Emeğinize sağlık.
erkişi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 30-08-2008, 02:44 AM   #3
Uye
 
kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SUPERMEYDAN
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 796
Blog Mesajları: 9
Cinsiyet:
Rep Gücü: 49 Rep: 4845
kirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyorkirmizigül çok gurur duyuyor
Cevap: Kayıp bir Atatürk belgeseli daha var

biz bu gidisle daha cok sey kaybederiz. bizler herseyi cabuk unutanlardayiz bu millet
kurtulus savasini hayatlarini vererek büyük önder mustafa kemal ATATÜRK onun sayesinde .demokirasi layikligin ilkelerini devirmek isteyenler saygilarimla.
kirmizigül isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 30-08-2008, 08:37 PM   #4
Aktif Uye
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.665
Cinsiyet:
Rep Gücü: 165 Rep: 16204
erkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyor
Cevap: Kayıp bir Atatürk belgeseli daha var

Alıntı:
kirmizigül´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
biz bu gidisle daha cok sey kaybederiz. bizler herseyi cabuk unutanlardayiz bu millet
kurtulus savasini hayatlarini vererek büyük önder mustafa kemal ATATÜRK onun sayesinde .demokirasi layikligin ilkelerini devirmek isteyenler saygilarimla.
Değerli üye, kusur bakmayın ama bu ne lahan turşusu, tekrar edeyim siz neden her konuyu devrilmek istenen bir zayıf devrim ve laiklik var mantığına getirirsiniz anlayamam, burada tam tersi bir konum var, maşallah siz sonunda aklınızdakini söyleyi vermişsiniz yine? araya bir soru? Atatürkün heykeli Lenin veya duruşuna benzeseydi laiklik ve devrimler korunmuşmu olcaktı onumu demek istiyorsunuz? Samimice anlayamadım.???
erkişi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 31-08-2008, 12:04 AM   #5
Uye
 
sebahat35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Her an herşey değişebilir.
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 871
Blog Mesajları: 2
Cinsiyet:
Rep Gücü: 234 Rep: 23375
sebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyorsebahat35 çok gurur duyuyor
Cevap: Kayıp bir Atatürk belgeseli daha var

Alıntı:
YukseLL´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sansüre uğrayan "Türkiye'nin Kalbi Ankara" adlı Cumhuriyet Belgeseli büyük ilgi görürken Yazar Beşir Ayvazoğlu, arvişlerde unutulmuş bir filmi daha hatırlattı

Cumhuriyet'in onuncu yılı kutlamalarında kullanılmak üzere Sovyetler Birliği'nden iki sinemacıya, Sergey Yutkoviç ve Lev Oskaroviç Arnstam'a modern Türkiye'yi tanıtacak bir film ısmarlanmış.

Türkiye'nin Kalbi Ankara" adını taşıyan ve 1934 yılında tamamlanan bu propaganda filmi o tarihte sinemalarda gösterilmiş olmalıdır. Ancak 1969 yılında TRT tarafından yayımlanırken genel müdür Adnan Öztrak'ın müdahalesiyle yarıda kesilip yasaklanmış. Bu film şu günlerde Cumhurbaşkanlığı sitesinde ve oradan alan birçok internet sitesinde yayımlanıyor. Seyretmeyi denedim, fakat sık sık kesildiği için sonunu bir türlü getiremedim. Bu yüzden film hakkında sarih bir fikir beyan etmekte zorlanıyorum; fakat o yılların Türkiye'si ve Ankara'sını yansıtan 'çarpıcı' fotoğraflar göreceğinizi söyleyebilirim.

"Türkiye'nin Kalbi Ankara", Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında Millî Mücadele yıllarında kurulan dostluğun 1930'ların başlarında devam ettiğini gösterse de, ilişkiler artık eski sıcaklıkta değildi. Filmin çekildiği tarih, yani 1934, aynı zamanda Türk-Sovyet dostluğunun zayıflamaya başladığı tarihtir. Nitekim o tarihlerde Atatürk'ün, Lenin'e benzetilmekten son derece rahatsız olduğu kayıtlara geçmiştir. Söz konusu filmle ilgili haberler, bana birkaç yıl önce okuduğum Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları* adlı kitapta anlatılan bir hadiseyi hatırlattı.

Kitabın yazarı, Münir Hayri Egeli, 1922 yılında Sorbon Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü'nü bitirmiş. Talebeliği sırasında Paris Türk Haberler Bürosu'nu kurup yönetmiş. Dönüşünde çeşitli okullarda öğretmenlik, yöneticilik, ayrıca Millî Temsil Akademisi ve Güzel Sanatlar Müdürlüğü yapmış. Daha sonra sinema konusunda ihtisas yapması için Almanya ve Rusya'ya gönderilmiş, hatta bu arada Atatürk'ü anlattığı bir de belgesel çekmiş. Kısacası, Egeli, 1930'larda öğretmenlikten roman, piyes ve libretto yazarlığına -Özsoy operasının librettosunu o yazmıştır-, rejisörlükten heykeltıraşlığa kadar birçok alanda faaliyet gösteren ve zaman zaman Atatürk'ün sofrasına kabul edilen ilgi çekici bir sanatçıdır. Anlattığı hadiseye gelince: Sinema eğitimi için gittiği Rusya'dan döndüğü günlerde İktisat Vekâleti tarafından Ankara'da bir küçük sanatlar sergisi hazırlığı yapılmaktadır. Ondan da İktisat Vekili Celâl Bey (Bayar) tarafından büyük ve hareketli bir Atatürk heykeli istenir. Heykelin tamamlandığı günlerde, birileri Atatürk'e Münir Hayri'nin yaptığı heykelin Lenin'e benzediğini söylerler. Niyetleri bir taşla iki kuş vurmak, yani hem İktisat Vekili'ni, hem de Münir Hayri'yi gözden düşürmektir. Atatürk söylenenlere inanmaz ve güvendiği birkaç kişiyi heykeli görmeleri için gönderir. Ne var ki onlar da muhtemelen birilerinin telkinleriyle heykeli Lenin'e benzetiverirler. Serginin açılışına gelen Atatürk'ün öfkeyle sorduğu ilk soru şudur: "Nerede o heykel?"

Olup bitenlerden haberdar edilmediği için neye uğradığını şaşıran Egeli, o gün Atatürk'le aralarında geçen konuşmayı uzun uzun anlatıyor. Sonuç: Heykeli yaptığı gibi yıkması emredilmiş, ertesi gün Parti'de yönettiği sanat ve propaganda servisi lağvedildiği gibi, Maarif Vekâleti'ndeki görevine de son verilip Gaziantep Lisesi Fransızca öğretmenliğine tayin edilmiştir.

Egeli, Gaziantep'e gitmediğini, esasen gitmesinin de istenmediğini, nitekim iki ay kadar sonra telefonla Köşk'e davet edildiğini ve her zamankinin aksine köşkün külüstür bir arabasıyla Çankaya'ya götürüldüğünü anlatıyor. O akşam, Köşk'teki davetlilerden hiçbiri kendisine iltifat etmek şöyle dursun, selâm bile vermemişlerdir. Nihayet sofraya geçilir ve Atatürk, Egeli'ye tam karşısındaki yeri gösterir. Suçunun ne olduğunu henüz bilmeyen Egeli, kendisine gösterilen yerin 'netameli' olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:
"Sofrada bir hayli zaman geçti. Bana mütemadiyen içiriyorlardı. Mamafih ben su içmişten farksızdım. Yalnız sırtımdan terler fışkırıyordu. Bir aralık yerimden kalktım. Kırmızı ipekli koltuğun arkası terden sırılsıklam olmuştu. Atatürk bir oraya, bir de bana baktı. Vasfi Raşit Sevig'in 'Sen suçunu biliyor musun? Yaptığın heykeli Lenin'e benzetmişler. Atatürk'e 'Bir eşeklik ettim' deyiver, elini öp!' dediğini rüya gibi hatırlayarak yerime döndüğüm zaman..."

Egeli bundan sonra Atatürk tarafından adamakıllı sorgulandığını ve sonunda oturduğu sandalyeye çıkıp Rusya'da gördüğü Lenin heykelleri gibi vaziyet almasının emredildiğini söylüyor. Gerisini kendisinden dinleyelim:
"Hemen ayağa kalktım, 'Siz büyük bir adamsınız, ben nâçiz bir insanım, sizin büyüklüğünüze, sofranıza çağırdığınız bir insanı bu hâle düşürmek yakışır mı?' diyecektim. O benim isyan edeceğimi anlayınca son derece yumuşak bir sesle, 'İsterseniz çıkmadan anlatın', dedi. Benim de cesaretim toplandı. 'Paşam, dedim, heykel bir insanı methetmek için yapılır. Ama herkes sizi anladığı gibi methedebilir. Kimi dehanızı, kimi kravatınızı, kimi de kunduranızı metheder. Ben de sayenizde heykeltıraş oldum. Eğer sizi ifade ederken bir hatam oldu ise bunu suiniyetime değil, eşekliğime veriniz.' Atatürk hiddet sanılacak bir şiddetle masaya vurdu: 'İşte bunu kabul edemem, diye bağırdı. Bu sofrada iki kişi eşek değilse, biri sen, biri de benim!'"

Münir Hayri, bu hadisenin hangi tarihte cereyan ettiğini kaydetmemiş. Ancak Celâl Bayar, 1932-1937 tarihleri arasında İktisat Vekilliği yaptığına göre, bu iki tarih arasında, muhtemelen 1934'ten sonra olsa gerek!

Unutmadan: Münir Hayri Egeli'nin Atatürk belgeseli bir yerlerde muhafaza ediliyor olmalı. Bence Cumhurbaşkanlığı sitesinde "Türkiye'nin Kalbi Ankara" gibi, onun da yer almasında fayda vardır.

* Eski Bir Atatürkçü (Münir Hayri Egeli), Atatürk'ün Bilinmeyen Hâtıraları, Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık ve Kağıtçılık A.Ş., İstanbul 1954, s. 88-92.

b.ayvazoglu@zaman.com.tr
(Zaman)


1969'da yasaklanan Cumhuriyet belgeselini izlemek için tıklayınız
Atatürk hem Münir Hayri Egeli ye bu şekilde davranmış hem de münir bey Atatürkçü nasıl olmuş? bu sorunun cevabı gerekli , zira anlatım tarzından kendisine pek dokunduğu belli oluyor.

belgesele gelince yeniden Atamı izlemek, belgeselin en sonunda sesini duymak gözyaşlarımı tutamama sebep oldu, ve de ankarada o konuşma sırasında açılan fabrikaları görmüş oldum .
__________________
SİVİL ÖRÜMCEKLER SARMIŞ DÖRT BİR YANINI
SARMIŞ AĞLA KAPLAMIŞ BU CENNET VATANI
sebahat35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ataturk, belgesel, cumhuriyet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Erkekler ve kadınlar neden anlaşamaz ? Nil@y Kadınlar Kulübü 3 14-09-2008 09:03 AM
Bilgisayarların ve İnternetin Tarihçesi Bay X Teknoloji 2 31-03-2008 11:28 AM
ATATÜRK VE MATEMATIK s-a-d-e Mustafa Kemal Atatürk 1 20-01-2008 05:48 AM
Tiyatro Nedir? doğangüneş Tiyatro 2 16-07-2007 11:17 PM
Kadın ve Erkek arasındaki temel farklar Nil@y Kadınlar Kulübü 0 14-09-2006 12:33 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:52 PM .


Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.

Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler!


Telif haklarını ihlal eden hertürlü materyal supermeydan.net de yayınlanamaz ve dağıtılamaz.Site içeriğini Kaynak göstermek şartıyla kullanmanız serbesttir.
Okur konuları ve yorumları kişilerin kendi görüşleridir.SuperMeydan.Net konu ve yorum içeriklerini benimsememektedir

Search Engine Friendly URLs by vBSEO