![]() |
| |||||||
| Mustafa Kemal Atatürk Atatürk, hayatı, anıları, resimleri, şiirleri, videoları, ilkeleri, devrimleri, Atatürk'çü düşünce, kemalizm.. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Banned Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: FARKEDERMİ???????
Mesajlar: 24
Rep Gücü: 0 Rep: 117 ![]() ![]() | Atatürk ve Din ATATÜRK’ÜN DİN HAKKINDA SAKLANAN GÖRÜŞLERİ • "Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." "Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez." "Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz, bilakis hürmet eder." "Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir." • Atatürk ve İslam 1-) Muhammed’in peygamberlik vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir. Muhammed’in bir melek ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde bulunanlar olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini ileri sürenler de olmuştur. Bu faraziyeleri bir tarafa bırakmak ve meseleyi ilmi ve mantık çerçevesi içinde mutalaa etmek daha doğru olur. 2-) Din birliğinin’de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz. 3-) Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve nede Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, islamlık Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. 4-) Bu pek tabii idi çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arab milliyeti siyasetine muncer oluyordu. Bu Arab fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arab kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.. 5-) Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa’da Allah kelimesinin ilası parulası altında, ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. 6- Kah şarka, kah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini topraklarını menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatina kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. |
| | |
| | #2 |
| Banned Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: FARKEDERMİ???????
Mesajlar: 24
Rep Gücü: 0 Rep: 117 ![]() ![]() | Cevap: Atatürk ve Din Türk vicdanı umumisi derhal yüzlerce asırlık kudret ve kusayısiyle büyük heyecanlarla çarpışıyordu.. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra.. . 1- Atatürk'ün emriyle liselerde okutulan Tarih Kitabı (1931) II. cilt, "Kur'an ve Vahiy": "Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir..... İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur....." 2- Atatürk'ün El Yazmaları ( Medeni Bilgiler Afet İnan): "Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur; din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir..... Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur. ''Tüm dönemlerde toplumun kutsallaştırdığı boş düşüncelerden tehlikesizce sıyrılmak imkansızdır." 3- Kralların ve Padişahların istibdadına, dinler mesnet olmuştur. Medeni Bilgiler Syf. 30 4- Kuvvetinin ve selahiyetinin Allah'tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahirette, hesap verebileceğini farzeden ve devleti, memleketi mevrus bir malikane kabul eyliyen bir hükümdar, hertürlü kayıttan kendini verasete görür. Medeni Bilgiler Syf. 33 1- M. Kemal’de Allah düşüncesi : • Natür ( Tabiat ) insanları türetti, onları kendisine taptırdı da.. (2) • "İnsanlar bu manada hürriyete hiç bir zaman sahip olmamışlardır ve olamazlar. Çünkü, malumdur ki, insan tabiatın mahlukudur." (3) "Tabiatın ve tarihin mahsulü olan bir milletin fertleri daima bu hakikatle karşı karşıya bulunur ve ona hürmet eder." (4) "Ibtidaî insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kâim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır!" "Tabiatın herşeyden büyük ve herşey olduğu anlaşıldıkça tabiatın çocuğu olan insan kendinin de büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı." (5) 2- Peygamber Hakkındaki Görüşleri: "Muhammed, Mekke'de müşriklik muhitinde ve tesirinde büyümüş olmasına rağmen, dinî meseleler ve dinî düşünceler, pek derin bir surette, zihnini işgal ediyordu. Muhammed, 40 yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı. Muhammed'in davet ettiği bu dine, o zamanın Hanif'lerine imtisalen İbrahim Dini, yahud inkiyad manasina ifade eden "İslam" denilmiştir!" "Tarihi nokta-ı nazardan da müteala edildiği zaman görülüyor ki, Muhammed, birden bire Allah'ın Resulü'yüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arap'larin ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek ibtidaî ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunların islahı için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisine vahiy ve ilham fikri doğmuştur." "Vahiy, ilham fikri Muhammed'den evvel de Arap'lar, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Arap'lar için cinlerdi. Cinlerin güya kahinlere gaibten haber vermek kudretini ilham etmek kudretini ilham ederlerdi. Bu nev'i itikadlar Arabistan'da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahil cinlerin vücuduna samimi olarak inanmışlardı. O hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham ettiğine kâni idi. Arap'lar şairleri bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed'in Musa, İsa dinlerine dair öğrendikleri de kendisinde bu itikadi kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberlerde melek telakkisi vardı. Dinler nazarında cinler kötü olduğundan peygamberler onlardan mülhem olamazlardı. Muhammed de diğer peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin insanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp onları hayır ve saadete irşad eden ilahî bir kuvvet olduğuna samimi olarak inandı."(6) |
| | |
| | #3 |
| Banned Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: FARKEDERMİ???????
Mesajlar: 24
Rep Gücü: 0 Rep: 117 ![]() ![]() | Cevap: Atatürk ve Din Atatürk'ün ayetler hakkında yorumu : "Muhammed'in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok rivayetler vardir. Bunlara pek çok efsaneler karışmıştır. Hakikatte Peygamber'in ilk söylediği Kur'an ayetlerinin ne olduğu kati surette mâlum değildir.Muhammed, uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammed'i harekete getiren ilk âmil, bu samimi heyecanlar olmuştur. Muhammed, bidayete irticalen dini hitabette bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten Nebi'liğe, Nebi'likten nihayet Allah'in Resulü haline geçti."(7) "Hukukî hükümler zaman ve mekân içinde içtimaî heyetlerin uğradıkları değişiklere göre değişe geldiğinden on dört asır evvelki zaman ve mekânın ihtiyacına göre lüzumlu ve kafi görülmüş olan esaslar yerine bugün birçok mütenevvi kanunlar ve usuller konulmak zarureti görülmüştür. Bunlar dahi ebedî olmayıp zamanla değişmeye mahkûmdurlar." ( Bilim ve Din Hakkında söyledikleri : "Tarihe ait mâlumata gelince: Yeni fenler sayesinde meydana çıkarılan hakikatler en yakın tarih bilgilerini bile temellerinden sarsmaktadır." (9) "Muhammed, gerek dinî meselelerde, gerekse içtimaî hususlarda bir islah yapmak lazım geldiği zaman kendini hiçbirseyle bağlı görmemiştir." (10) • 3- Sahabe Hakkındaki Görüşleri: "Muhammed'in ölümünden Ebu Bekir'in ölümüne kadar geçen kısa bir müddet zarfında bunlardan hiçbiri mevcudiyetini ihsas edemedi: Bunlar tamamen alıklaşmışlardı !" (11) "Ne kadar ibrete sayan bir vakiyettir ki, daha Muhammed'in öldüğü anda bütün eski nifaklar, ihtiraslar, hirîicaklar zincirden boşandılar. O derece ki, hakkında korku ve hürmet beslenen Peygamber'in ılık cesedi, son nefesini verdiği basit odada unutulmuş ve ihmal edilmişti." (12) "Müseyleme, taraftarlarının şarap içmelerine müsaade gösterdi. Müseyleme'ye imtisal eden başka adaklar olmuştur. Müseyleme, başlangıçta muvaffak olur gibi oldu. Müseyleme, Muhammed'e gönderdiği mektupta, Arap'lar üzerinde hüküm ve nüfuzun paylaşılmasını teklif etti. Hakikatte Müseyleme de kıymetsiz sayılmayacak ahlakî ve dinî mezhep İslamiyyet seviyesinden pek aşağı değildi. Nihayet Müseyleme ve onun gibiler birer suretle bertaraf edilmişlerdir." (13) • 4- Ahireti hakkında görüşleri: "Millî duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dinî akide ve dinî his, millet uyandığı zaman onun şu acı gerçeği görmesine mani olamadı." Devamla: "Artık Türk, cenneti değil, eski hakiki, büyük Türk cedlerini mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. Türk milleti, millî hissi, dinî hisle değil, fakat insanî hisle yan yana düşünmekten zevk alır." (14) 5- Kaza Kader Hakkında: "Kaza ve kader, talih ve tevafuk tâbirleri Arapça'dır; Türk'leri âlakadar etmez." (16) 6- İmam Nikâhı : “M. Kemal dinî nikâh istemedi”...Bu sözü M. Kemal'in evleneceği Nazmiye Hanım söylemiştir. M. Kemal, "Ben prensiplere bağlı bir adamım. Nikâhimızı imam değil de Sefir bey(dönemin Çankaya Belediye başkanı) kıyacaktır!" dedi.(17) 7- Dua : Ali Kılıç(istiklal mahkemesi savcısı) anlatıyor: "Meclise geldik. Bir de müezzin geldi. Müezzin ezan okudu. Meclis kapısından içeri girdiğimiz zaman Atatürk'ün önüne sırmalı elbiseler giyinmis bir imam dikildi. Atatürk ne istediğini sordu. İmam ellerini kaldırarak, "Dua etmeden girilmez!" dedi. Atatürk, "Bu yurt Mehmed'ciğin süngüsü ile kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. Yoksa senin duanla degil! Çekil oradan!" dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi." (18) • . 8- Kâbe Hakkındaki Görüşleri: "Kâbe, mikab, yani tavla zarı şeklinde demektir. Fil-hakika, Kâbe zar şeklinde, insan boyunda dört duvardan ibaretti; duvarlar harçsız, adi taştan yapılmıştı. Binanın çatısı da yoktu; dört köşesinde dört taş vardı ; bunların en meşhuru Hacer-i Esved denilen bir kara taştı. Kâbe çok eskidir. Ne vakit ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Arab ananesi, Kâbe'nin insanı İbrahim Peygamber'e atfetmektedir. Bu mukaddes kara taş ananesi, aynen Frik'lerde de vardı. Frik'ler mukaddes sayarak ihtiram ve ibadet ettikleri kara taş, bugünkü Afyonkarahisar şimalinde, kadim Pessinüs şehrinde bulunuyordu.Bunun kudsiyeti ananesi, bu şehrin Romalı'lar tarafından zabtına kadar devam etmişti. Demek ki, Kâbe'nin bir köşesindeki kara taşın kudsiyet almasından, ziyaret ve tavafedilmesinden çok evvel, Frik'ler de kara taşın mâbed ve ziyaretgâh esası olması adeti teessüs eylemiş bulunuyordu. Kâbe, bidayette mahalli bir mâbed iken, Mekke ahalisi burasını bir millî mâbed derecesine yükseltmişlerdi. Mekke'liler, Arap'ları kendi mâbedlerine celp edebilmek için, Arap yarımadasının muhtelif yerlerinde mâbud tanılan 360 putu Kâbe'de yerleştirmişlerdi. Kâbe'nin kudsiyetini, Yahudi ananelerine de rabt etmişlerdi. Bu uydurmalara göre, İbrahim, karısı Hacer ile oğlu İsmail'i buraya getirmişti; Zemzem de onlar için fışkırmıştı; İbrahim, oğlu İsmail ile birlikte Kâbe'yi bina etmişlerdi. Cebrail kendilerine o zaman beyaz ve mücella olan Hacer-i Esved'i getirmişti; bu taş sonradan günahkârların ellerine sürmelerinden dolayı kararmıştı. Bunların hepsi bit-tabi sonradan uydurulmuş masallardır."(19) |
| | |
| | #4 |
| Banned Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: FARKEDERMİ???????
Mesajlar: 24
Rep Gücü: 0 Rep: 117 ![]() ![]() | Cevap: Atatürk ve Din "(...) Mekke zabt olunduktan ve Kâbe'deki putları parçalandıktan sonra da yıllık haccın müşrikler tarafından da eski müşriklik âdetleri dairesinde yapılmasına müsaade olundu. Onun için, müslümanlarla müşrikler aynı zamanda hacc ve aynı şenliklere iştirak ederlerdi. Bundan anlıyoruz ki, o zaman hacc, dinî maksatla yapılan ve her yıl kurulan büyük bir ictimadan ziyade her yıl kurulan büyük bir panayırdı." (20) • Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır(21) Atatürk'ün gizli kütüphanesi 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ATV'de konuğumuz oldu, ben de uzun zamandır merak ettiğim bir hususu kendisine sorma fırsatını buldum... Konu şu: Atatürk'ün öyle çalışmaları, kitapların kenarına yazdığı öyle notlar var ki, bunları bırakın sokaktaki vatandaşı; tarihçiler, uzmanlar bile bilmiyor. Çünkü bu belgelere ulaşamıyorlar! Bu belgelere ulaşmanın yolu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmak! Cumhurbaşkanı olduğunuzda, arzu ederseniz bu belgeler aracılığıyla Atatürk'ün çok özel dünyasında bir yolculuğa çıkabiliyorsunuz. Kenan Evren'e işte bu -gizli kalan- kitaplığı sordum... Ve böylece varlığı bir Cumhurbaşkanı tarafından teyit edildi, ayrıca Kenan Evren'in oradaki kitapları okuduğu da ortaya çıktı. 7. Cumhurbaşkanı Evren'in anlattıklarına göre Atatürk hemen hemen hiç bir belgeyi atmamış... Örneğin bir dönem -yarbayken- bir bayanla arkadaşlığı olluyor, Mustafa Kemal bunu kendine not şeklinde düşüyor. Belli ki detaylı... Kenan Evren "Meyili var ama pek ileri gitmemişler" diye resmi ortaya koyuyor. Atatürk kendine gelen mektupları da arşivlemiş ve bu mektuplar arşivi de Çankaya'da. Kenan Evren anlatıyor... "Bir tanesi sınıf arkadaşından, çok samimi bir arkadaşından gelmiş. Öyle küfürlü bir mektup ki... 'Bana bak' diyor 'Sen şu şu iyiliği bana yapmıyorsun' diyor. Bunları bile saklamış, havale etmiş. Neden? Kendine güveni var. Yoksa yırtar atar. 'Bunlar kalsın' demiş arşivde, bir zaman gelir, bizden sonra gelenler okur." Cumhurbaşkanı bunları böyle anlatırken, zaten heyecanlı bir konuda, tempoyu daha da yukarı çekiyor... - Bir tane de, tek bir nühsa olan bir kitabı var, onu söyleyemem. - Neden efendim, sır mı? - Sırdır. - Devlet sırrı mı? - Devlet sırrı değil de... Burada (ATV Haber Ana Haber, canlı yayın) bahsetmem doğru değil. Kötü bir şey değil. - Neyle ilgili? - Dini bir kitap. El yazması. Kenarına çıkmalar yapmış. *** Böyle bir bilinmeyen külliyat var, Çankaya Köşkü'nde... Neyi aradığınızı biliyorsanız, form doldurup, izin alıp özel kütüphanede, onları asla dışarı çıkarmadan okuyabiliyorsunuz. Bu kütüphanenin bir de gizli bölümü var ki... Cumhurbaşkanı olmadıkça okuyamıyorsunuz! Bu arada eski Türkçe okuyabilmekte büyük fayda var çünkü Atatürk'ün önemli notları -kendi kendiyle yazılı konuşmaları- eski Türkçe! Keşke Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bu külliyatı eski Türkçe olanlar dahil -bütün gizli dokümanlar dahil- günümüz Türkçesine çevirtse... Sonra da bu dokümanları araştırmacılara açsa... Ve Atatürk'ün düşünüp de -belki de - o zaman yapamadıkları ortaya çıksa... Türk milletine bundan daha güzel bir Cumhuriyet Bayramı hediyesi olabilir mi? (22) Atatürk ve oruç (23) Önce “Oruç tutan yazar, okunur… Tutmayanı okuyan günaha girer” muhabbeti oldu. Şimdi de “Atatürk oruç tutar mıydı?” sorusu… Araştırdım. “Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor” adlı kitapta cevabı var. (24) Bazı satırlarını yansıtıyorum… |
| | |
| | #5 |
| Banned Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: FARKEDERMİ???????
Mesajlar: 24
Rep Gücü: 0 Rep: 117 ![]() ![]() | Cevap: Atatürk ve Din Din konusunda Atatürk’ün tam anlamıyla laik olduğu söylenebilir. Kimsenin inancına karışmaz, dindar kişilere saygı gösterir, yobazlara, softalara çok kızar, din kavramının sömürülmesine izin vermezdi. Cumhuriyetin ilanından sonra din ve devlet işlerini birbirinden ayırınca rahat bir nefes almıştı. Laikliği çevresindekilere aşılamayı başarmıştı. Benim, yanında bulunduğum süre içinde hiç namaz kılmadı. Oruç da tutmadı. Ramazanlarda içki içer, fakat kadir geceleri sofra bile kurdurtmazdı. Saygısı büyüktü. Bazen mevlit dinlediği de olurdu. Sofrada Hafız Yaşar Bey’in mevlidini saygıyla dinlerdi. Mevlidin Miraç bölümünde “Göklere çıktı Mustafa” denince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük. İnanışı samimiydi. Bence Allah’a inanıyordu. Öyle “Allah” derdi ki yalnız kalınca, O’nun gibi kimse diyemez. Herkes çekilip yapayalnız kalınca gökyüzüne bakar, kendi kendine “Allah” derdi. Böyle güzel “Allah” diyen adam yoktur. Dolmabahçe’de ezan Bir yaz akşamı Dolmabahçe Sarayı’nda kadınlı, erkekli otuz kadar çağrılı vardı. Yemek sona ererken Muayede Salonu’nun büyük kapısının parmaklıkları arasından güneş doğuyordu. Eşine çok az rastlanan muhteşem bir manzaraydı bu. Atatürk’ün bir işaretiyle manevi kızlarından Nebile Hanım, sandalyesinin üzerine çıktı. İnce endamıyla bir heykeli andırıyordu. Başladı sabah ezanı okumaya. Ahenkli bir ses geniş salonda yankılandı. Atatürk başını yukarı doğru kaldırmış, kendinden geçmiş bir halde ezanı dinliyordu. Bir an geldi, yanaklarından yaşlar süzülmeye başladı. (25) GİZLİ İÇMEZDİ Halife sıfatlı padişahların “gizli içtikleri” sır değildir. 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın da “gizli içtiğini” yakın çalışma arkadaşlarından çok kez dinledim. Çikolata eşliğinde birkaç kadeh likör içermiş. Ya Atatürk? İçtiğini gizler miydi? Atatürk’ün sofrasında 12 yıl hizmet veren Cemal Granda’nın kitabından bir anıyı özetle sunuyorum… Atatürk: Padişahlar gizli içerdi ‘Moda koyundayız. Sıcak bir yaz akşamı. Sakarya motoruyla bir deniz gezisine çıkmıştık. Mehtabın ilk günleriydi. Koyun manzarası Atatürk’ün çok hoşuna gitmişti. Atatürk bize: - “Buraya geldiğimizi kimse görmesin. Elektrikleri de söndürüp kendi kendimize rahat bir şekilde yeyip içelim. Mehtap da hazır” dedi. Fakat daha on beş dakika bile geçmemişti ki, çevremizin sessiz sedasız sandallarla çevrilmekte olduğunu gördük. Atatürk sarıldığımızı görünce: - “Karanlığın anlamı kalmadı. Elektrikleri yakın” dedi. Ortalık ışıyınca beyaz yazlık elbiseleriyle gecenin içinde Atatürk’ün heybetli vücudu, bir heykel parlaklığıyla ortaya çıktı. O an denizin ortasında bir alkış sesi yükseldi. Bizim orada olduğumuzu öğrenen başka sandallar da kafileye katıldılar. Atatürk, sevgi gösterisinde bulunan kalabalığa, sanki kendi konuklarıymış gibi sormaya başladı: - “Size ne ikram edeyim, ne istersiniz?” Sandallardaki kalabalık arasından sesler yükselmeye başladı: - “Paşam seni isteriz.” Görülecek manzaraydı bu. Atatürk bir ara eliyle beni çağırdı: - “Rakı, şarap ne varsa hepsini halka dağıt. Bana da bir şişe bırak” dedi. Ben de ne kadar içki varsa, orada bulunan herkese dağıttım. Bağırış, çağırış gırla gidiyor. O zaman Atatürk, karşısında coşan, sevgi gösterisi yapan halka doğru kadehini kaldırarak şöyle konuştu: - “Vatandaşlarım… Buna rakı derler. Vaktiyle padişahlar gizli içerlerdi. Ben açık içiyorum. Siz de benimle beraber içiyorsunuz. Neticede unutmayın ki, ben de sizin gibi insanım.” (26) ---alıntıdır--- |
| | |
| | #6 |
| Banned Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: FARKEDERMİ???????
Mesajlar: 24
Rep Gücü: 0 Rep: 117 ![]() ![]() | Cevap: Atatürk ve Din Kaynaklar: (1) Teklif Dergisi, Sayı 6 (2) Atatürk'ten Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya Karal (3) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün Elyazıları. (4) A.g.e. (5) A.g.e. (6) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, Ist., 1931 (7) A.g.e. ( A.g.e. (9) A.g.e. (10) A.g.e. (11) A.g.e. (12) A.g.e. (13) A.g.e. (14) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün Elyazıları. (15) A.g.e. (16) Prof. İlhan Arsel, Teokratik Devlet Anlayışından Laik Devlet Anlayışına. (17) Hürriyet Gazetesi, Atatürk'ün Gönlündeki Kadın, 8 Mayıs 1988 (18) Kemal Arıburnu, Atatürk'ten Anekdotlar-Anılar (19) İlkokul 5. sınıf, Din Kültürü ve Ahlak Dersi, sf. 85 (20) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, İst. 1931 (21) M.Kemal Atatürk - 1926Andrew Mango, Atatürk Syf.447 (22) Murat Birsel – ATV Anahaber bülteni 21.10.2004 (23) Güneri Civaoğlu / Milliyet (25.09.2007) (24)Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor/Kristal Kitaplar, 2. baskı. (25) A.g.e (sf.222) (26) A.g.e (sf.215) |
| | |
| | #7 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 7.568
Blog Mesajları: 24
Cinsiyet: Rep Gücü: 269 Rep: 26033 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Atatürk ve Din Arkadaşım çok güzel ,anlamlı bir konu açmışsında ne bu boyle her bolüm ayrı renk.Konu açarkende yazıyor üstte oysa rengi değiştirmeyin,yazı boyutuyla oynamayın.Lütfen dikkat et arkadaşım. ![]()
__________________ Her Hakkım Saklıdır® |l|lllll|lll||ll||lll| 569076912008 SÜPERMEYDAN DİĞER KONULARIM İÇİN TIKLAYIN www.aktifbir.com |
| | |
| | #8 |
| Banned Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: FARKEDERMİ???????
Mesajlar: 24
Rep Gücü: 0 Rep: 117 ![]() ![]() | Cevap: Atatürk ve Din bundan sonra dikkat ederim uyarı için teşekkür ettim : ) |
| | |
| | |