FORUM SUPERMEYDAN  
Web Tasarım Estetik Estetik prefabrik key ödemeleri Alışveriş

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > GİRİŞ > Köşe Yazarları (alıntı)

AKP’li kadınların okuması gereken kitap

GİRİŞ katogorisi Köşe Yazarları (alıntı) forumu içinde "AKP’li kadınların okuması gereken kitap" başlıklı konu görüntüleniyor, "Tufan TÜRENÇ tturenc@hurriyet.com.tr Cahit Kayra’nın "Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam" kitabı, kaderlerine razı bir yaşam anlayışı içinde olan AKP’li kadınların dikkatlerine sunulur. CUMHURİYET’ten önce Osmanlı İmparatorluğu fetvalarla yönetiliyordu. Hak ve ..."

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-09-2008, 11:02 AM   #1
Yeni Kayıt
"Dogan gün neyler, neylerse Güzel eyler" Yasar Kemal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Ortaanadoludan kuzey Avrupaya uzanan bir yol
Mesajlar: 26
Blog Mesajları: 15
Cinsiyet:
Rep Gücü: 15 Rep: 1477
ISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhret
AKP’li kadınların okuması gereken kitap

Tufan TÜRENÇ tturenc@hurriyet.com.tr

Cahit Kayra’nın "Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam" kitabı, kaderlerine razı bir yaşam anlayışı içinde olan AKP’li kadınların dikkatlerine sunulur.

CUMHURİYET’ten önce Osmanlı İmparatorluğu fetvalarla yönetiliyordu.

Hak ve adaleti "kadı"lar dağıtıyordu.

Kadı ne derse insanların yazgıları ona göre çiziliyordu.

Cahit Kayra’nın "Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam" adlı son kitabını okurken cumhuriyetin Türk toplumunu nereden nereye taşıdığını çarpıcı bir şekilde görüyorsunuz.

Fetvalarla yönetilen ülkede bireylerin yaşamlarının tüm evreleri müftü, kadı ve imam tarafından belirleniyor.

Ne yiyecekleri, eşleriyle nasıl sevişecekleri, nasıl mal alıp satacakları, hatta insanların gerisini nasıl yıkayacakları, bir kadının genital organını ya da erkeğin makadını nasıl temizleyeceği müftülerin, kadıların, imamların verdikleri fetvalara bağlanıyor.

Osmanlı’da imanla ilgili suçlarda kolaylıkla ölüm cezası verilmektedir.

Ceza olarak el, parmak, ayak kesilmekte, göz çıkarılmaktadır.

Kadın tam anlamıyla bir maldır.

Şeriata göre aklen ve dinen eksik yaratılmıştır. Alınır, satılır, dövülür, boşanıp sokağa atılır, hatta öldürülür.

Öğretmenin çocuğu dövmesi, sopa ile vurup öldürmesi, sıradan bir olay olarak kabul edilir.

* * *

Cahit Kayra fetvalarla yönetilen Osmanlı toplumunun günlük yaşamının koşulları ile bugünkü ortam ve koşullar arasında büyük farklılıklar olduğunu vurguluyor ve şöyle diyor:

"Bugün hukuk toplumu, sosyal devlet, laiklik ve bunların dışında teknoloji, sibernetikler ile çok yaygın ve derinlere inen bir iletişim, enformasyon dünyası yaşıyoruz. Fetvalarla yönetilen yüzyıl önceki dünyada bunların hemen hiçbiri yoktur ve yaşamlarını fetvalarla şekillendirmeye çalışan insanların bunlardan haberleri de yoktur."

Cahit Kayra’ya göre Osmanlı yaşamı ile bugünkü yaşam arasındaki en çarpıcı farklılık, insanların eskisi gibi sadece cennet rüyaları ile değil, dünya nimetlerinden yararlanarak da yaşamasıdır.

Kadının bu çağdaş yaşam disiplininde yer almasıdır.

"Kadın", Türk toplumunun çağdaşlık ve uygarlık anahtarıdır.

* * *

Ama Türk insanı bugün, doktrini yabancı ülkelerde üretilen ve karışık finansmanların karıştığı bir ılımlı İslam politikasının tehdidi altındadır.

Bugün Türkiye’yi yönetenler, toplumun huzurunu ciddi şekilde rahatsız eden acımasız bir ısrarla "kadın"ın statüsüne "fetvalar dönemi"nin normlarını uygulamaya çalışmaktadırlar.

İktidar partisinin yöneticileri "kadın"ı örtmeyi, kapamayı, dış dünyadan, bilim, sanat ve iş hayatından, cemiyet yaşamından soyutlayarak evine kapamayı, cumhuriyetle ve Atatürk devrimleriyle "kadın"a sağlanmış olan haklarını geri almayı düşlemektedirler.

Osmanlı’daki fetvaların belirlediği günlük yaşam biçiminin bugünkü yaşam biçiminde de geçerli olması için gösterilen bu çabalar endişe vericidir.

Cahit Kayra kitabını şu hükümle bitiriyor:

"Tarih kısa bir süreç değildir ve bu çirkin zihniyetin yaşamla mücadele gücü yoktur. Bu aymazlığın vicdansız sahipleri günü gelince uygarlık sahnesinden çekileceklerdir."

Yazara katılıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’ni laiklikten, demokrasiden koparıp 1400 yıl önceki kuralların geçerli olduğu karanlık döneme götürmek isteyenlerin gücü buna yetmeyecektir.

Cahit Kayra’nın "Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam" kitabı, kaderlerine razı bir yaşam anlayışı içinde olan AKP’li kadınların dikkatlerine sunulur.

hurriyet
ISI_mail isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Herşey Yarı Fiyatına..
Alt 10-09-2008, 11:16 AM   #2
1. şiir yarışması birincisi
Altın Üye (Ağustos 2008)
 
RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bizim de bir Adımız var.Ezan ile Kondu,Sela İle Bitecektir.
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Yaş: 24
Mesajlar: 2.778
Blog Mesajları: 22
Cinsiyet:
Rep Gücü: 586 Rep: 58391
RABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyor
Cevap: AKP’li kadınların okuması gereken kitap

Alıntı:
ISI_mail´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tufan TÜRENÇ tturenc@hurriyet.com.tr

Cahit Kayra’nın "Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam" kitabı, kaderlerine razı bir yaşam anlayışı içinde olan AKP’li kadınların dikkatlerine sunulur.

CUMHURİYET’ten önce Osmanlı İmparatorluğu fetvalarla yönetiliyordu.

Hak ve adaleti "kadı"lar dağıtıyordu.

Kadı ne derse insanların yazgıları ona göre çiziliyordu.

Cahit Kayra’nın "Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam" adlı son kitabını okurken cumhuriyetin Türk toplumunu nereden nereye taşıdığını çarpıcı bir şekilde görüyorsunuz.

Fetvalarla yönetilen ülkede bireylerin yaşamlarının tüm evreleri müftü, kadı ve imam tarafından belirleniyor.

Ne yiyecekleri, eşleriyle nasıl sevişecekleri, nasıl mal alıp satacakları, hatta insanların gerisini nasıl yıkayacakları, bir kadının genital organını ya da erkeğin makadını nasıl temizleyeceği müftülerin, kadıların, imamların verdikleri fetvalara bağlanıyor.

Osmanlı’da imanla ilgili suçlarda kolaylıkla ölüm cezası verilmektedir.

Ceza olarak el, parmak, ayak kesilmekte, göz çıkarılmaktadır.

Kadın tam anlamıyla bir maldır.

Şeriata göre aklen ve dinen eksik yaratılmıştır. Alınır, satılır, dövülür, boşanıp sokağa atılır, hatta öldürülür.

Öğretmenin çocuğu dövmesi, sopa ile vurup öldürmesi, sıradan bir olay olarak kabul edilir.

* * *

Cahit Kayra fetvalarla yönetilen Osmanlı toplumunun günlük yaşamının koşulları ile bugünkü ortam ve koşullar arasında büyük farklılıklar olduğunu vurguluyor ve şöyle diyor:

"Bugün hukuk toplumu, sosyal devlet, laiklik ve bunların dışında teknoloji, sibernetikler ile çok yaygın ve derinlere inen bir iletişim, enformasyon dünyası yaşıyoruz. Fetvalarla yönetilen yüzyıl önceki dünyada bunların hemen hiçbiri yoktur ve yaşamlarını fetvalarla şekillendirmeye çalışan insanların bunlardan haberleri de yoktur."

Cahit Kayra’ya göre Osmanlı yaşamı ile bugünkü yaşam arasındaki en çarpıcı farklılık, insanların eskisi gibi sadece cennet rüyaları ile değil, dünya nimetlerinden yararlanarak da yaşamasıdır.

Kadının bu çağdaş yaşam disiplininde yer almasıdır.

"Kadın", Türk toplumunun çağdaşlık ve uygarlık anahtarıdır.

* * *

Ama Türk insanı bugün, doktrini yabancı ülkelerde üretilen ve karışık finansmanların karıştığı bir ılımlı İslam politikasının tehdidi altındadır.

Bugün Türkiye’yi yönetenler, toplumun huzurunu ciddi şekilde rahatsız eden acımasız bir ısrarla "kadın"ın statüsüne "fetvalar dönemi"nin normlarını uygulamaya çalışmaktadırlar.

İktidar partisinin yöneticileri "kadın"ı örtmeyi, kapamayı, dış dünyadan, bilim, sanat ve iş hayatından, cemiyet yaşamından soyutlayarak evine kapamayı, cumhuriyetle ve Atatürk devrimleriyle "kadın"a sağlanmış olan haklarını geri almayı düşlemektedirler.

Osmanlı’daki fetvaların belirlediği günlük yaşam biçiminin bugünkü yaşam biçiminde de geçerli olması için gösterilen bu çabalar endişe vericidir.

Cahit Kayra kitabını şu hükümle bitiriyor:

"Tarih kısa bir süreç değildir ve bu çirkin zihniyetin yaşamla mücadele gücü yoktur. Bu aymazlığın vicdansız sahipleri günü gelince uygarlık sahnesinden çekileceklerdir."

Yazara katılıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’ni laiklikten, demokrasiden koparıp 1400 yıl önceki kuralların geçerli olduğu karanlık döneme götürmek isteyenlerin gücü buna yetmeyecektir.

Cahit Kayra’nın "Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam" kitabı, kaderlerine razı bir yaşam anlayışı içinde olan AKP’li kadınların dikkatlerine sunulur.


Tarihi bilinçsizlik bu olsa gerek...Komiksiniz çok komik...
__________________
ağaç olsam hüzün dökülüyor yapraklarımdan
yağmura koşsam hüzün boşanıyor üstüme ...
RABİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-09-2008, 11:37 PM   #3
Yeni Kayıt
"Dogan gün neyler, neylerse Güzel eyler" Yasar Kemal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Ortaanadoludan kuzey Avrupaya uzanan bir yol
Mesajlar: 26
Blog Mesajları: 15
Cinsiyet:
Rep Gücü: 15 Rep: 1477
ISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhretISI_mail ün'ün ötesinde bir şöhret
Cevap: AKP’li kadınların okuması gereken kitap

Iyi günler Rabia hanim,

madem bilincsizim bilinclendirin.

Seriatin, islam dininin kadina bakisi nasildir. Ama lütfen edebiyat yapip aman kadin söyle göklerdedir yok kadin öyle degerlidir ki mücevher gibi saklanir falan masalini bos verin.

Kadinin günlük yasamda osmanlida ve islami ülkelerdeki yeri nedir. Bu ülkelerde kadinin hangi haklari vardir, hangi haklari yoktur. Kadin kendi özgür iradesiyle yeteneklerine, zekasina göre özgürce yas***** yön verebilir mi?

Iyi günler dielgiyle

ISI
ISI_mail isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-09-2008, 12:05 AM   #4
Aktif Uye
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.687
Cinsiyet:
Rep Gücü: 177 Rep: 17439
erkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyorerkişi çok gurur duyuyor
Cevap: AKP’li kadınların okuması gereken kitap

gerçekten samimice bilgi edinmek (bilinçlenmek farklıdır bence) istiyorsanız, araştırırsanız seviniriz. yoksa sizin eksiğiniz olarak kalır.

"Mecelle Nedir?
Osmanli Devleti zamâninda, Ahmed Cevdet Pasa Baskanligindaki ilmî bir heyet tarafindan, Islâm Hukûkuna bagli kalinarak hazirlanan ve asil ismi Mecelle-i Ahkâm-i Adliye olan meshur kânun. Mecelle, lügatte; içinde hikmet bulunan sahife, ciltlenmis kitap, dergi vs. mânâlarina gelir. 1877 yilinda Abdülhamid Han zamâninda tatbik edilmeye baslanmis. 1926’da yürürlükten kaldirilmistir.

Mecelle, 1851 maddeden meydana gelmis bir kânun olup, Islâm devletlerinde ve bu arada Osmanli Devletinde uygulanmis, bugünkü mânâsiyla medenî hukûkun ve hukuk usûlünün birçok bölümünü ihtivâ etmektedir. Osmanli Devleti, kuruldugu târihten îtibâren Islâm Hukûku esaslarina bagli kalinarak idâre olunmustur. Gerek amme hukûku ve gerekse özel hukuk sahalarinda, bunun disina çikilmamistir. Islâmiyetin bildirdigi ilâhî kurallardan hiç ayrilinmamistir. Osmanli Devleti, asirlarca süren idarî, askerî ve iktisâdî üstünlügünü, Islâmiyete bagli kalmasina ve tam tatbik etmesine borçludur. Bu kurallara baglilikta gevseklik basgösterince, devletin yükselmesi durmus, ilimde, fende, askerlikte daha evvel gösterilen basarilar, yok olmus, bir duraklama ve gerileme devri baslamistir. Devletin her bakimdan yara almasi, Tanzimat hareketinden sonra daha çok olmustur. Islâm dînine yabanci kalan, Avrupa kültürü tesiri altinda yetisen ve kurtulusu batililasmakta görenler (Bkz. Batililasma) basta M. Resid Pasa olmak üzere, Fuad ve Âli Pasalar, Avrupaî tarzda bir takim yenilik hareketlerine giristiler. Bu yenilik fikrini, devletin idare edildigi kânunlarda da göstermeye kalkistilar. Bunlardan bilhassa Âli Pasa, Fransa’da Birinci Napolyon zamaninda (1804) tedvin edilmis olan Fransiz Medenî Kânunu’nun tercüme edilerek, Osmanli Devletinde de tatbik edilmesi fikrini ileri sürüyordu. Buna mukâbil Ahmed Cevdet Pasa ve bâzi ileri gelen ilim adamlari Islâm hukukunun zengin ve islenmis bir dali olan Hanefî fikhinin kânunlastirilmasi tezini müdâfaa ediyorlardi. Bu ikinci fikir gâlip geldi ve tahakkuk ettirilmesi için, “Mecelle Cemiyeti” adiyla ilmi bir heyet toplandi. Basina Cevdet Pasa reis yapildi. Memleketin en kiymetli Islâm bilginlerinin (fakihlerin) istirak ettigi bu cemiyet, Osmanli Devletinin tanzimat devrinde en mühim içtimaî, sosyal hâdiselerinden birini teskil eden ve Türk fikir hayâtinin ölmez ve muhtesem âbidesi olan Mecelle-i Ahkâm-i Adliye’yi meydana koydu.

Mecelle ve Ahmed Cevdet Pasa: Mecelle, bir heyet tarafindan telif edilmistir. Bu bakimdan onu sâdece Ahmed Cevdet Pasanin eseri olarak göstermek yanlistir. Cevdet Pasa zamâninda, medenî hukuk sahasinda iki zit fikir vardi: 1) Islâm Hukuk (fikih) kâidelerinin bir kânun metin hâline getirilmesi, 2) Fransiz medenî kânununun tercüme edilerek kabul edilmesi.

O zamanlar Istanbul’da en tesirli ve nüfuzlu elçi, Fransa elçisiydi. O ve onun entrikalarina kapilanlar ikinci fikrin tatbikat sahasina konulmasini temin etmek için var güçleriyle çalisiyorlardi. Fakat, birinci teze taraftar olanlarin basinda bulunan Ahmed Cevdet Pasanin ve digerlerinin gayretleriyle, Islâm fikih kitaplarindan, zamânin icaplarina uyan meselelerin Mecelle-i Ahkâm-i Adliye adiyla asrî bir kânun seklinde yazilmasi fikri kabul edildi. Ahmed Cevdet Pasa, bu isi yapacak ilmî cemiyete reis seçildi. Pasa’nin yazdigina göre, frenk hayranlari, câhil softalar, ecnebî kiskirtmalarina âlet olanlar, bu hayirli isi baltalamak için çok dalevereler çevirmislerdir. Nihâyet Mecelle, 1868’de nesrolundu. Ahmed Cevdet Pasa çetin bir mücâdeleden gâlip çikmisti. Asagidaki satirlar onun bu esnâdaki hissiyatini ifâde etmektedir:

“Avrupa kitasinda en evvel tedvin olunan kânunnâme, Roma Kânunnâmesi’dir ki, Kostantiniye (Istanbul) sehrinde ilmî bir cemiyet tarafindan tertip ve tedvin olunmustu. Avrupa kânunnâmelerinin esasidir ve her tarafta meshur ve mûteberdir. Fakat Mecelle-i Ahkâm-i Adliye’ye benzemez. Aralarinda pekçok fark vardir. Çünkü o, bes alti kânun bilen zat tarafindan yapilmisti, bu ise bes alti fakih (Islâm Hukûkunu bilen) zat tarafindan, Allahü teâlânin koymus oldugu yüce Islâm dîninden alinmistir. Avrupa hukukçularindan olan ve bu defâ Mecelle’yi mütâlaa ve Roma kânunlariyla mukâyese eden ve her ikisine de sâdece birer insan eseri nazariyla bakan bir zat dedi ki: “Dünyâda, ilmî bir cemiyet vasitasiyla iki defâ kânun yapildi. Ikisi de Istanbul’da oldu. Ikincisi; tertibi, düzeni ve içindeki meselelerin hüsn-i temsil ve irtibati dolayisiyla evvelkinden çok üstün ve müreccahtir. Aralarindaki fark da, insanin o asirdan bu asra kadar medeniyet âleminde kaç adim atmis olduguna bir ölçüdür.” (Târih-i Osmanî Mec. No. 47, s. 284)

Mecelle’nin hazirlanmasinda hizmeti olan kimseler: 1) Filibeli Halil Efendi, 2) Seyfeddin Ismail Efendi, 3) Sirvanizâde Seyyid Ahmed Hulûsi Efendi, 4) Ahmed Hilmi Efendi, 5) Bagdatli Muhammed Emin Efendi, 6) Ibn-i Âbidinzâde Alâeddin Efendi, 7) Gerdankiran Ömer Hulûsi Efendi, 8) Seyhülislâm Kara Halil Efendi, 9) Isa Ruhî Efendi, 10) Yunus Vehbi Efendi, 11) Abdüllatif Sükrü Efendi, 12) Ahmed Hâlid Efendi, 13) Karinâbadli Ömer Hilmi Efendi, 14) Abdüssettar Efendidir. Bu zevatin bâzilari Ahmed Cevdet Pasa ile birlikte bugünkü Mecelle’nin hazirlanmasinda cidden degerli mesâi sarfetmis, bâzilariysa daha az çalismislardir.

Mecelle’nin yazilmasi esnâsinda pekçok fikih kitaplarina ve fetvâ mecmualarina mürâcaat olunmustur. Bu kitaplarin adlari, merhûm Ebü’l-Ulâ Mardin’in Medenî Hukuk Cephesinden Ahmed Cevdet Pasa ünvanli eserinin 167’nci sayfasinda ve Kayseri eski müftüsü Mes’ûd Efendinin Mir’at-i Mecelle kitabinda yazilidir.

Islâm Hukûku denilince birçok kimsenin hatirina Mecelle gelirse de, Islâm Hukûkunun tamâmi Mecelle’den ibâret degildir. Mecelle, yalniz Hanefî mezhebinin muâmelâta âit hükümlerini ihtivâ etmektedir. Islâm Hukûku denilince, Hanefî mezhebi ile birlikte diger üç mezhebin hükümleri de anlasilir. Bu hâliyle Islâm Hukûku, dünyâda benzeri hiç bulunmayan bir hukuk deryâsidir. Bilâhare Mecelle’nin eksik bahislerinin tamamlandigi söylenmisse de su ana kadar ortaya çikmamistir.

Mecelle yazilmadan önce, asirlar boyunca bütün Islâm memleketlerinde ve bu arada Osmanli Devletinde uygulanmis olan Islâm Hukûkunun bâzi hükümleri, Mecelle ile her an herkesin mürâcaat edip, kolaylikla anlayip tatbik edebilecegi sâde maddeler hâline getirilmis ve bu durum büyük bir hizmet olmustur.

Mecelle’nin içindeki konular: Mecelle, Islâm medenî kânununun akitler ve borçlar kânunu ile sivil muhâkeme usûlünü içine alan bir kânunnâmedir. (Bkz. Kânunnâme). Bu, Osmanli Medenî Kânunu olmak üzere 17 Eylül 1876 (26 Sâban 1293) târihinde îlân olunmustur.

Mecelle kitâbinda, bir baslangiç ile on alti kisim vardir. Hepsi bin sekiz yüz elli bir (1851) maddedir. Baslangiç, Fikih Temel bilgileri olup, yüz birden dört yüz üçüncü maddeye kadardir. Ikinci kisim, Kirâ bilgileri olup, alti yüz on birinci maddeye kadardir. Üçüncü kisim, Kefil Olmak bilgileridir. Alti yüz yetmis ikinci maddeye kadardir. Dördüncü kisim Havâle bilgisi, yedi yüzüncü maddeye kadardir. Besinci kisim, Rehin olup, yedi yüz altmis birinci maddeye kadardir. Altinci kisim, Emânet’tir. Sekiz yüz otuz ikinci maddeye kadardir. Yedinci kisim, Hibe bagislamaktir. Sekiz yüz sekseninci maddeye kadardir. Sekizinci kisim, Gasb ve Zarar’dir. Dokuz yüz kirkinci maddeye kadardir. Dokuzuncu kisim, Hicr ve Ikrâh’dir. Bin kirk dördüncü maddeye kadardir. Onuncu kisim, Sirketler ve Sosyal Bilgiler’dir. Bin dört yüz kirk sekizinci maddeye kadardir. On birinci kisim, Vekâlet’tir. Bin bes yüz otuzuncu maddeye kadardir. On ikinci kisim, Sulh ve Afv’dir. Bin bes yüz yetmis birinci maddeye kadardir. On üçüncü kisim, Ikrâr’dir. Bin alti yüz on ikinci maddeye kadardir. On dördüncü kisim, Da’va’dir. Bin alti yüz yetmis besinci maddeye kadardir. On besinci kisim, Isbât ve Yemin’dir. Bin yedi yüz seksen üçüncü maddeye kadardir. On altinci kisim, Hâkimlik’tir. Bin sekiz yüz elli birinci maddeye kadardir.

Iktisâdî ve Ticârî Ilimler Dergisinin 1969 da basilmis, yirmi üçüncü sayisinda, profesör Dr. Yilmaz Altug diyor ki: “Israil Devletinin hukûku, memleketin târihi gelisimini aksettirir hâldedir. Temel medenî kânun, Osmanli Devleti zamânindan kalma Mecelle’dir. Mecelle, Filistin’in Ingiliz idâresine geçtiginde, aynen birakilmis, sonra 1948’de Israil Devleti kurulunca degistirilmemistir.”

Mecelle, Osmanli Devletinin resmî kânunnâmelerinden biriydi. 1918’den sonra Osmanli Devletinden ayrilan memleketlerde, daha sonra buralarda kurulmus olan devletlerde (yeni kânuna tâbi olarak) Mecelle hükümleri cârî kalmistir. Bu ülkelerde Mecelle, modern lâik mahkemelerce medenî kânun olarak tatbik edilegelmistir. Nihâyet Lübnan’da (1932), Suriye’de (1949) ve Irak’ta (1953) Mecelle’nin yerini yeni medenî kânunnâmeler almistir. Daha önce 1878’de Osmanli Devletinden ayrilmis olan Kibris’ta ve Israil ile Ürdün’de hâlâ medenî hukûkun esâsini, Mecelle teskil etmektedir.

Türkiye’de 1926 yilinda, Mecelle ile birlikte bütün Islâm Hukuku ve ser’i mahkemeler kaldirilmistir. Ayni sey, 1928’de de Arnavutluk’ta yapilmistir. Bosna ve Hersek’te de yalniz suf’a müessesesi muhâfaza edilmis olmakla birlikte Mecelle kaldirilmis, Islâm Hukûku bâzi bakimlardan ahvâl-i sahsiyye (statut personnel) vasiyet ve vakif gibi konularda Müslümanlara uygulanmaya devâm etmistir. Bütün bunlara normal mahkemelerde bakilmistir.

Mecelle cemiyeti, vakitsiz kapatilmis oldugundan, bu mühim eser de tamamlanamamistir. Medenî kânunun mühim konularindan olan evlenme, bosanma, gaib, mefkud, vakif, vasiyet, miras mevzulari Mecelle’de eksik kalmistir. Yalniz bu konular fikih kitablarinda genis olarak yazilmistir. Her meselenin dindeki hükümleri açiklanmistir.

Mecelle’nin yazilis tarzi: Mecelle’nin üslûbu bir kânun kitabi olarak sâheserdir. Fesâhet ve belâgatla yazilmistir. Bilhassa basindaki 99 fikih kâidesinin çogu, dilimize ezberlenmesi kolay cümleler hâlinde girmistir. Bunlarda Ahmed Cevdet Pasanin akici ve düzgün ifâdesi hissedilmektedir. Fakat o devrin Türkçesi hakkinda ve o konularda bilgisi olmayanlar Mecelle’yi kolayca anlayamazlar.

Mecelle’nin basindaki küllî (genel) kâidelerin çogu, Islâm fakihlerinden Ibn-i Nüceym’in Esbah ve’n-Nezâir adli eseriyle Mecâmi Serhi’nden alinmistir."


En azından şunu ekleyeyim, sizin veya kıs kıs yazarların dediği gibi basit değil halen dünyada birçok Ünv. de kürsülerde incelenen ve eşdeğer kanun eserleri olarak ölçülendirmede kullanılan ve ilmi değeride tartışmasız olan bir Ahkâm-i Adliye dir.
erkişi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-09-2008, 12:10 AM   #5
Banned
Ger ola yüz bin feda olmak anın şükranesi
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 45
Cinsiyet:
Rep Gücü: 0 Rep: 325
Ribat kıymetli bir taşRibat kıymetli bir taşRibat kıymetli bir taşRibat kıymetli bir taş
Cevap: AKP’li kadınların okuması gereken kitap

Bir kere bilmeniz gereken çok şey var.
1-"Ceza olarak el, parmak, ayak kesilmekte, göz çıkarılmaktadır."diyorsunuz;
bununla ilgili belge gösterin,kimin eli,kolu,bacağı kesilmiş,ispat edin.
2-İslam insanların elini,ayağını kesiyor diyen kişi suçu ve suçluyu savunan kişidir.
3-"Kadın tam anlamıyla bir maldır.
Şeriata göre aklen ve dinen eksik yaratılmıştır. Alınır, satılır, dövülür, boşanıp sokağa atılır, hatta öldürülür."
Bu çok çirkin bir iddia,zira Kuran'ı-Kerim'in neresinde yazıyor merak ettim?

Bu saçma sapan konuya daha fazla cevap vermenin bir manası yok,zaten konunun kaynağına bakınca her şey ayan beyan belli oluyor.
Ribat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-09-2008, 09:57 AM   #6
1. şiir yarışması birincisi
Altın Üye (Ağustos 2008)
 
RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bizim de bir Adımız var.Ezan ile Kondu,Sela İle Bitecektir.
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Yaş: 24
Mesajlar: 2.778
Blog Mesajları: 22
Cinsiyet:
Rep Gücü: 586 Rep: 58391
RABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyor
Cevap: AKP’li kadınların okuması gereken kitap

Alıntı:
ISI_mail´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Iyi günler Rabia hanim,

madem bilincsizim bilinclendirin.

Seriatin, islam dininin kadina bakisi nasildir. Ama lütfen edebiyat yapip aman kadin söyle göklerdedir yok kadin öyle degerlidir ki mücevher gibi saklanir falan masalini bos verin.

Kadinin günlük yasamda osmanlida ve islami ülkelerdeki yeri nedir. Bu ülkelerde kadinin hangi haklari vardir, hangi haklari yoktur. Kadin kendi özgür iradesiyle yeteneklerine, zekasina göre özgürce yas***** yön verebilir mi?

Iyi günler dielgiyle

ISI
(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

(Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.) [Müslim]

(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) [İbni Lal]

(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hazret-i Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hazret-i Asiye gibi sevaba kavuşur.) [İ.Gazali]

(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]

(En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.) [Tirmizi]

(En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.) [Nesai]

(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]

(Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]

(Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.) [R.Nasıhin]

(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) [İ.Asakir]


Sizin için hadis-i şerifleri sıraladım yularıya...İslamiyetin kadına değer verdiğini, kadına n güzel değeri veren kişinin sözlerinden anlayabilirsiniz diye umud ediyorum.Zira biraz araştırma yapsanız bu sonuca siz de ulaşabilirdiniz..Sorun değil, madem öğrenmek istiyorsanız ben sizin için araştırmaya devam edeyim...

Devam :

İslamiyette kadına verilen haklar nelerdir,diye soracak olursanız; şöyle sıralayabilirz:

(LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYUNUZ.ŞERİAT HÜKÜMLERİNİN DE İSLAMİYETİNDE NE OLDUĞUNU İYİ ANLAMANIZA YARDIMCI OLACAKTIR)

1-MİRAS HAKKI

Mirasta erkeğe kadına verilen miktarın iki katı verildiğini söyleyerek kadına haksızlık yapıldığını iddia ederler. Halbuki İslamiyet’te kadın erkek mirasta eşit pay alırlar. Anne, baba, dede, nine... kadın erkek oldukları halde eşit pay alırlar.

Sadece kız ve erkek kardeşlerde kız kardeşe erkek kardeşin yarısı kadar verilir. Burada sanki bir haksızlık varmış gibi gözükmektedir. Fakat, örneğin baba vefat etse babanın üç dairesi olsa kız kardeş bir erkek kardeş iki daire alırlar. Kız kardeş bir erkekle evleneceği zaman kız kardeşin bir dairesiyle evleneceği erkeğin ailesinden kendisine miras kalan iki payı bir araya gelince toplam üç payları olur. Erkek kardeşinde kendi iki payıyla beraber bir kızla evlenirken evleneceği kızın bir payıyla beraber onlarında toplam üç payı olur. Ayrıca erkek kardeş evleneceği kıza mihir verir.İSLAMDA BAŞLIK PARASI YOKTUR , MİHİR KADINA BOŞANMA VUKU BULURSA BİR SOSYAL GÜVENLİK OLSUN DİYE - SİGORTA- OLARAK VERİLİR! Böylece iki dairesi erimeye başlar. Yine erkek kardeş hayatları boyunca evleneceği kadın ve çocuklarının nafakasını (yiyecek, yatacak, yakacak...) karşılamak zorundadır. İki dairesi erimeye devam eder. Halbuki kız kardeş mihir alır. Ayrıca hayatı boyunca kendisine ve çocuklarına erkek bakmak zorundadır. Kendi bir dairesini ise ailesine harcamak zorunda değildir. O dairesi onun harçlığıdır; satar, bağışlar, kiraya verir... İsterse kocasına da verebilir.

Kız kardeşe erkek kardeşe verilen miras miktarının yarısı verilmiştir. Anne, baba, dede, nine ... eşit pay alırken kız kardeş ile erkek kardeşte sanki haksızlık varmış gibi gözükür.

Miras : 3 daire

Erkek kardeş Kız kardeş
2 1


1-) Kız kardeş Erkek 2-) Kız Erkek kardeş
1 2 1 2
3= + evleniyor 3= + evleniyor
Mihir, Nafaka (+) Mihir, Nafaka (-)


Görüldüğü gibi erkek kardeşe çok miras payı verilmesinin sebebi onun toplum içindeki ağır sorumluluğundan dolayıdır. Erkek kardeş aldığı iki payı hep harcayacak , hep eksilecektir. Kız kardeş ise aldığı bir payın yanında mihir, nafaka alacak. Malı artacaktır. Bir payı da kendinin olacaktır. Görüldüğü gibi ilk başta erkek kardeş fazla pay alır gibi görünürse de iş alınan payların dağılımına kullanılmasına gelince kız kardeşin az payı ile erkek kardeşinden daha fazla imkan olanak paya sahip hale geldiği görülmektedir. Erkek kardeşe ailesine -Eşine - verilmesi için fazla verilmiştir. Zamanla bu oran kız kardeş lehine değişmektedir.

2-EŞİTLİK

Allah kadınla erkeği eşit yaratmamıştır. Her ikisini de insan olma yönünden, akıl, bilgi, kültür yönünden eşit olsa da, kadın erkekten daha duygusal daha hissidir. Erkek ise daha katı, olaylara daha sert,duygusal yoğunluğu az olan bir açıdan bakar. Bu psikolojik yönden farklılıktır. Biyolojik yönden, erkekte kas daha fazla iken kadında yağ daha fazladır. Bu durum erkeğin kadından üstün olduğunu göstermez.Kadın daha duygusal erkek daha az duygusal, kadın daha çok acır, sevgi hayatında daha önemli bir yer kapsar, erkekte ise daha az. Erkek daha güçlü-kaslıdır, kadın daha az güçlü ve kaslı... Her iki cinsinde üstün- eksik yönleri vardır. (Akılda, düşüncede ... her iki cinside eşittir ve birbirlerini geçebilirler.)

Bu durum erkeğin üstünlüğünü veya kadının zayıflığını göstermez. Aksine bu durum her iki cinsin ayrı yaratılış özelliklerinin doğal sonucudur. Bunu kabul etmeli, yaşam tarzımızı buna göre ayarlamalıyız.

İslam kadın - erkek eşitliğini değil kadın erkek adaletini savunur. Eşitlik adalet demek değildir. Eşitlikte mesela, kadına da erkeğe de 100 kg yükte 50 şer kilo her iki cinse vermek vardır. Adalette daha kaslı olan erkeğe daha fazla daha az kaslı kadına daha az yük vermek vardır. Yaratılış özelliğini kabul bunu gerektirir.


3-EVLENME

Bazı çevreler, İslâm’da her erkeğin dört kadınla evlendirildiğini kadının görüşü-nün sorulmadığını kadının hakkının yenildiğini iddia ederler.

Dört kadınla evlilik (Teaddüt-ü Zevcat) İslâm’da bir emir, mutlaka yapılması gereken bir farz değildir. Belli şartlarda belli özelliğe sahip erkeklere tanınan bir olaydır.Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Kur’an da Allah’ü Teala tek kadınla evliliği Müslümanlara tavsiye etmektedir. Dolayısıyla İslam’da tek eşlilik esastır.Peki dört kadınla evlilik meselesi nedir ? İslâm’da bir erkeğin bir, iki, üç en çok dört kadınla evlenmesini belli şartlar dahilinde izin vardır. Bunlar kısaca şöyledir :

1-) İlk hanımın izin vermesi : Kadın kocası ile evlenirken, kocasına, benden sonra başka kadınla evlenmezsen seninle evlenirim der, erkekte kabul ederse bir daha başka bir kadınla erkek evlenmez.Eğer hanımı izin verirse, erkek ancak o zaman ikinci bir hanımla evlenebilir.

2-) Belli şartlarda ancak erkek ikinci bir kadınla evlenebilir. Mesela ; bir savaş olsa erkeklerin sayısı ülke düzeyinde azalsa (her savaşta olduğu gibi) ülkede kadın nüfusu çok, erkek nüfusu az olsa. Medeni kanunlara göre her erkek bir kadınla evlense, fazlalık olan eşitliğin üstünde fazla olan kadınlar ne yapacak? Zina mı, fuhuş mu ? ( I. Dünya savaşından sonra Almanya’da, Fransa’da olduğu gibi )

Medeni kanunlar buna bir çözüm üretemiyor. Ama İslam’ın (tek kadınla eşlilik genel tavsiyesi yanında) Taaddüt-ü Zevcat meselesi gündeme gelir. Sorun kendiliğinden çözülür.İlk hanımın iznini alan erkek ikinci eşini alır ve toplumda kim kimin eşi, kim kimin çocuğu belli olur. Toplum ahlakı bozulmamış olur. Türkiye’de çağdaş psikiyatrinin kurucusu olan Pr. Dr. Mazhar Osman bu nedenle şunu söyler : “Ben Taaddüt-ü Zevcatı bir kusur değil, kemali eser olduğuna inanıyorum.”.Zaten Avrupa’da tek eşle yaşayan, zina etmeyen , çocuğu belli olan kaç toplum vardır. Kendi toplumunun yapısını çok iyi ben Pr. Dr. Forel şunu söylemektedir : Avrupa’da tek eş taraftarlığı etiket, riyadan başka bir şey değildir. Erkek hanımını neden kandırsın ki ? Ya izin alır evlenir yada asla zina yapmaz. Batı ise zina, fuhuş, hom o-lezbiye n bir toplum olma yolunda, hayvanlarla cinselliğe yönelmiş bir çağdaş lut kavmi konumundadır. Bu nedenle Angutil, “Acele T. zevcat kabul edilmelidir. Geçen her saat toplumsal bir suç olmaktadır.” demektedir.Wictor Gambot, Charles Richet; tek eşlilik, kadına hoş görünmek için uydurul-muş yalan gösteriştir derler.Wictor Marqveritte, Ayandan Gogslere, Dr. Charles Richet, Binet Sanglet... batının içine düştüğü buhranı görüp çok kadınla evliliği savunurlar.

3-) Hanımı izin verirse, ( mali, sosyal-kültürel) şartlarda uygun olsa, erkek kendine sorar: Alacağım yeni eş ile eski eşim arasında adaleti sağlayabilecek miyim ? ikisinin çocuklarında da maddi-manevi adaleti gerçekleştirebilir miyim ? cevabı hayır ise erkek yine evlenemez, hanımı izin verse de. Yani üçüncü şart “adalet” dir.

Bu üç şartta bir arada olmalı. Biri eksik olsa, ikinci eş yasaktır.

Özetle erkek ikinci eşle evlenmek isterse; hanımından izin , kendisinden adalet şartına uyma, şartlarında uygun olması gerekir.

Bir erkeğe dört kadınla evlenme izni varda, bir kadına neden dört erkekle evlenme izni yok ?

1- Çocuk olsa kimin olduğu nasıl belli olacak. Neslin devamı, miras... buna bağlı. Günümüzde bu DNA testleri ile anlaşılabilir. Ya 1400 seneden beri geçen sürede bu nasıl anlaşılacaktı ? O dönemde de İslam, insan ve evlilik vardı.

2-) Pr. Forel’inde belirttiği gibi erkek çok kadına temayüllüdür. Ama kadın bir erkeği sever (onunla evlenir veya evlenemez..).

3-) Kadın gebe kalınca 4 erkek ne yapar ?

4-) Kadın dokuz ayda, erkek bir kaç günde çocuk sahibi olurlar.

5-) Erkek kıskançtır. (İslâm’da ikinci eş ilk hanımın iznine bağlıdır.)

Şimdi bir örnek verelim :

Bir mümin erkek ve kadın düşünelim. Erkek hanımına kötü yoldaki bir kadını gösterip bana izin ver onunla evlenip onu kötü yoldan kurtaralım dese hanımda izin verse , şartlar uygun olsa adaletli davranacağına erkek kanaat getirirse ve o kadınla evlenirse... boyalı basın olayı nasıl değerlendirir ?

“ Erkeğe bak, eşi üzerine kuma aldı. Bu adam aşırı dinci, yobaz der, kadın haklarını savunur rolüne girişmez mi; araba lastiği reklamında mayolu kadınları podyumda yürüten bu medya ? Kadını bataklıktan kurtarmak suç, onu her gün bir kaç erkeğe satma çağdaşlık kabul edilir. Sanki o satılan kadınlar birinin kızı, kardeşi, annesi değil, uzaydan geldiler...!

Metres hayatını savunanlar T.Zevcata karşıdırlar. Genç kızları kandırıp kullanıp atmak varken evlenmeye niyetin yoksa eline bile dokunamazsın kuralını isterler mi bazı medeni(!)lerimiz. Ayrıca istisnai bir durum olan ve toplumun devamını amaçlayan bu tür konular hakkındaki sorular genelde cevap almak için sorulan sorulardan değildir, art niyetli sorulardır.

4-BOŞANMA

Bazı çevreler, İslâm’da kadının boşanma hakkı yoktur. Erkek kadına üç kere «boş ol » dese boşanma vuku bulur, iddasındadırlar. Dilin kemiği yok, iftira atışları serbest. Ama cevap hakkımız saklı.

Öncelikle İslâm’da kadınında boşanma hakkı vardır. Evlenirken «benim de boşanma hakkım var kabul ediyor musun ?» sorusuna evet diyen ve bunu yazılı belge haline getiren bir erkekle evlenen her kadın kocasını boşayabilir. Ayrıca İslâm’da «bir saniyede üç cümle ile boşanma gibi yani boş ol » ile boşanma yoktur. En az üç ay süren bir boşanma.

I. Ay: Kadın erkek, kadıya (hakime) gider. Boşanmak istediklerini söylerler. Kadı onlara bir ay mühlet verir ve barışmalarını tavsiye eder.
II.Ay : Eşler yine gelirlerse kadı (hakim) onları yine gönderir. Ailelerinin çağırıp onlara tavsiyede bulunmalarını söyler. Bir ayda büyüklerinin nasihatları ile geçer.
III. Ay : Vazgeçmemişlerse kadı onlara; son bir ay , yine gelirseniz kesin boşanma kararı verilir der
.

İslami yaşam ve batı tarzı yaşam, hangi yaşam tarzı insanı mutlu kılar, hangisinde boşanma aza indirgenir. Cevabı batılı bir araştırmacıdan, Gibbon’dan alalım :

300 senelik Osmanlı dönemi İstanbul arşivini inceleyen Gibbons, 300 senede İstanbul’da toplam 10 boşanma davasının olduğunu araştırmaları sonucu bulmuştur.Ya günümüzde 3 saatte sadece İstanbul ‘un bir mahkemesinde kaç boşanma davası görülmektedir ?

Hangi toplum huzur içinde yaşamaktadır ? ...

Not: Seçme ve seçilme hakkı kadınlara Hz. Resul döneminde verilmişti.Hz. resul “Akabe biatlarında “ kadınlardanda biat (kabul oyu ) almıştı fakat ilerki yıllarda iktidarı elinde bulunduran bazı çevreler erkeklerden olduğu gibi kadınlardan da seçme ve seçilme hakkını almışlardır... Dolayısı ile çağımız, müslümanların (.....) hatasını yine islama mal ederek, islmda kadının seçme ve seçilme hakkının olmadığı, gibi yanlış bir sonuca varmışlardır.


5- KADININ ŞAHİTLİĞİ
Şahitlik konusunda iki kadına bir erkeği mi kabul eder İslam...?! Asla!:
İslâm hukûkunda erkeklerin vâkıf olamayacağı ve tamamen kadınların ilgi sahası olan doğum, bekâret, emzirme ve aybaşı gibi kadınlara mahsûs hallerde, erkeğin değil, sadece kadının hattâ tek kadının şâhidliği yeterlidir. Bu gibi konulara, kadınların çokça şâhid olmaları ve erkeklerden fazla gözlem ve tecrübelere sahip bulunmaları sebebiyle, tek kadının şâhidliği bile geçerli sayılmıştır. Hattâ Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in emzirme konusunda tek kadının şâhidliğini kabul ettiği bilinmektedir. . Nitekim: "Erkeklerin muttalî olmadıkları şeylerde kadınların şâhidliği makbûldür." buyurması bunun en güzel delîlidir. Doğum için de tek bir kadının şâhidliği kabûl edilmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: "Doğum konusunda bir kadının şâhidliği yeterlidir.." buyurmaktadırlar. Hz. Ömer (r.a.), boşanma konusunda yalnız başına kadınların şâhidliğini kabul etmiştir. Hz. Ali (r.a.) da, bir çocuğun öldürülmesine şâhid olan kadınların şâhidliğini muteber saymıştır
Aslında iki kadının şâhidliğinin bir erkeğin şâhidliğine denk olduğu iddiâsı, gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan asılsız bir iddiâdır. Konu ile ilgili olarak Bakara sûresinin 282. âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulur:
"Ey îmân edenler! Belirli bir vâdeye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Bunu, aranızda bir kâtib doğru olarak yazsın. Erkeklerinizden iki de şâhid tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şâhidlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve -biri unutunca diğerinin hatırlatması için- iki kadın yeter."
Yukarıda görüldüğü gibi bir bütün olarak ele alındığında, âyetin genel olarak şâhidliği düzenleyen umûmî bir hüküm koymadığı, âyet-i kerîmedeki hükmün sadece vâdeli borçlanmalarla ilgili olduğu açıkça görülür.
İki kadın şâhid önerilmesinin sebebi, birisi yanılırsa diğerinin ona hatırlatması içindir. Ancak âyette "iki kadın şâhidden biri mutlaka yanılır veya unutur" denmemektedir. "Yanılırsa veya unutursa" denmektedir.O halde iki kadın şâhidden birisi, şâhidlik ettiği borçlanma akdiyle ilgili olarak yanılmaz veya unutmazsa, şâhidliğini tam olarak yaptığı için, erkek şâhid ile kadın şâhidin şâhidlikleri yeterli, aynı zamanda eşit değerde olacaktır. Bu ise kadının şâhidliğinin, erkeğin şâhidliğine denk olabileceğini gösterir.
Neden mi? ...Çünkü o dönemde kadınlar ticaretle direk ilgilenmiyordu...Hatta Hz. Hatice bile kendi işlerini erkeklere, ticaretini erkeklere yaptırıyordu...!O dönemde kendi ilgi alanlarının dışındaki " vadeli borçlar " konusundaki bu istisnai hükümü genelleştirmek sadece önyargı ifadesidir...Ayrıca yukarıda da ifade edildiği gibi kendi ilgi alanlarında olan işler için - mesela doğum,emzirme... - her kişinin tek şahitliği kabul edilmektedir...
Günümüzde ekonomi özel ilgi alanına giren - ekonomi alanında eğitim gören kadınlar mesela - kadınlar için bu ayet tabii kendilerini sınırlandırmaz...Çünkü "unutma ve ilgi alanı olup olmama " temel sebep...Bu sebep ortadan kalkınca hükümde kalkar...veya bu şartlara uyan - ilgilenmeyen, unutan,ilgi duymayan dolayısı ile aklında tutma ihtimali daha az olan - kimsenin şahitliğinde ilgilenen gruba göre iki kişi şartı aranır.Vadeli borçlarda şahitlikte esas olan bunlardır - ilgi, alaka,işin içinde olup olamam ve dolayısı ile ilgi ile paralel unutup unutmama- yoksa cinsiyet :kadın erkek olup olmama değil ...!



İSLAMDA KADIN HAKLARI
__________________
ağaç olsam hüzün dökülüyor yapraklarımdan
yağmura koşsam hüzün boşanıyor üstüme ...
RABİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-09-2008, 10:44 AM   #7
Uye
 
meys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Her Canlının Ölümü Tadacağını Ama Sadece Bazılarının Hayatı Tadacağını Öğrendim
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Artvin -İstanbul/Pendik
Yaş: 34
Mesajlar: 334
Cinsiyet:
Rep Gücü: 119 Rep: 11742
meys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyormeys çok gurur duyuyor
Cevap: AKP’li kadınların okuması gereken kitap

[quote=ISI_mail;122441]Tufan TÜRENÇ tturenc@hurriyet.com.tr


Şeriata göre aklen ve dinen eksik yaratılmıştır. Alınır, satılır, dövülür, boşanıp sokağa atılır, hatta öldürülür.

Yazınızı baştan sona dehşetle okudum.Özellikle alıntı yaptığım yeri.Neyi ne kadar bildiğiniz ortada sanırım.İslamiyet köleliği ortadan kaldırmıştır.Özendiğinizi düşündüğüm medeni olduğunu farzettiğiniz ulusların çok yakın tarihe kadar hatta halen zenci -beyaz ayrımı yaptığı bu zamanda.
Gerçi RABİA Hanımın yazısından sonra -ki okumuşsanız -benim bişey söylememe gerek bile yok.
Sizin bahsettiğiniz uygulamalar dinimize ait değil,düşünüzseniz bu tür davranışları kadınlara kimin uyguladığını daha iyi anlarsınız.Kadınların cinsel obje olarak gören batıdır.İslam kültüründe kadın farklıdır Arap kültüründe farklı.Arap eleneklerin ve erkek egoizminin yaşandığı toplumda kadının ezilmesi İslamiyete mal edilemez.Müslüman olmaları uygulamalarını islamiyete özdeşleştirilemez.
Her zaman arkasında durduğum ve savunduğum bir sözü tekrar yazıyorum.
BİZ DİNİMİZİ GELENEKLEŞTİRMEMİŞİZ,GELENEKLERİMİZİ DİNLEŞTİRMİŞİZ.
Asıl mesele bu.
Zinanin,uyuşturucunun,alkolikliğin yaşam tarzı olduğu ülkeleri örnek almak medenilik değildir.Özgürlük bu kadar basit değil.
meys isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
akp’li, gereken, kadınların, kitap, okuması

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
irade özgürmü kursat Kuran-ı Kerim 11 09-09-2008 01:38 PM
“Kitap Kardeşliği Projesi” niles.k Destekliyoruz, Alkışlıyoruz 4 04-07-2008 10:55 PM
Bir Turk yilda kac kitap okur ? RABİA Serbest Kürsü 8 22-05-2008 11:14 AM
Yüksek Sesle Kitap Okuyalım Affrodit Anneler, Babalar, Çocuklar 0 14-04-2008 06:39 PM
Kitap Bay X Genel Kultur 4 24-01-2008 11:20 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:10 AM .


Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.

Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler!


Telif haklarını ihlal eden hertürlü materyal supermeydan.net de yayınlanamaz ve dağıtılamaz.Site içeriğini Kaynak göstermek şartıyla kullanmanız serbesttir.
Okur konuları ve yorumları kişilerin kendi görüşleridir.SuperMeydan.Net konu ve yorum içeriklerini benimsememektedir

Search Engine Friendly URLs by vBSEO