![]() |
| | |||||||
GİRİŞ katogorisi Köşe Yazarları (alıntı) forumu içinde "Tarikat 'sapma'dır, sivil toplum örgütü değildir" başlıklı konu görüntüleniyor, "BUGÜN bir katmerli yanlışı düzelteceğiz: "Paradigma", "empati" gibi fiyakalı sözcükleri seven İslamcı münevveran, gazeteci ve yazarlar sınıfı, bin yıllık tarikatlara "Sivil Toplum Örgütü" (STÖ) kılıfı giydirmeye bayılıyor. Sivil Toplum Örgütleri'ne ..."
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Jul 2008 Nerden: İzmir Yaş: 30
Mesajlar: 925
Blog Mesajları: 2
Cinsiyet: Rep Gücü: 276 Rep: 27590 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Tarikat 'sapma'dır, sivil toplum örgütü değildir ![]() BUGÜN bir katmerli yanlışı düzelteceğiz: "Paradigma", "empati" gibi fiyakalı sözcükleri seven İslamcı münevveran, gazeteci ve yazarlar sınıfı, bin yıllık tarikatlara "Sivil Toplum Örgütü" (STÖ) kılıfı giydirmeye bayılıyor. Sivil Toplum Örgütleri'ne bayıldıklarından değil, en iyi tebdil-i kıyafet olanağı olduğu için. Siz hiç Nakşibendi tarikatının Yatağan Santralı'yla, barajlarla, nükleer artıklarla, vb. ilgilendiğini duydunuz mu? * * * Keşke Sivil Toplum Örgütü olsalar da Cumhuriyet'le barışsalar, ya da keşke Cumhuriyet'le barışsalar da Sivil Toplum Örgütü olsalar. Ne yazık ki durum böyle değil. Temeli dünya nimetlerini terk etmeye, yani "zühd"e dayanan tasavvufun İslam dünyasında ortaya çıkışının temelinde, Hz. Muhammed'in ölümünü izleyen yıllarda İslam fetihlerinin yol açtığı aşırı zenginleşme yatar. Dünya nimetlerinden kaçmak için kuruldular, kısa süre içinde "kara şirket" oldular. * * * Arapça'da yol anl***** gelen tarikat sözcüğü, başlangıçta sufinin Allah'a ulaşmak için izlediği mistik yolu ifade ediyordu. XI. yüzyıldan başlayarak, bir tasavvuf büyüğünün adı etrafında örgütlenmiş topluluklar ortaya çıkmaya başladı. Başlangıçta sufinin isteğine bağlı olan gönüllü ibadet, evrad ve zikirler belirli kurallara bağlandı ve şeyh, mürşit, rehber gibi adlarla anılan manevi makamlar ortaya çıktı. Başlangıçta kendi yollarını kendileri seçen sufiler, daha sonra bir tarikata girmek ve mürşide bağlanmak zorunda kaldılar. Zamanla her tarikatın "adap-erkán" denilen kendi iç kuralları oluştu ve aralarındaki farklılıklar belirginleşti. Ve bireysellik de, özgür irade de sona erdi, köle düzeni başladı. Sufi ile Allah ve Kuran-ı Kerim arasına şeyhler, mürşitler ve rehberler girdiği andan itibaren yozlaşma ve sapma başlamıştır. Bütün tarikatlar tasavvufun yozlaşmış hallerinden biridir. Yüzlerce tarikat arasında ancak biri kaynağa sadık olabilir, onun dışında kalan bütün tarikatlar gerçek kaynaktan sapmadır. Ama hangisi sadık? Tarikatların Kuran ve sünnetten sapma olduğunu ileri süren İslam bilginleri var. Şu anda tasavvuf ile tarikat aynı şey değil artık. Günümüzde gerçek İslam'ı temsil etmeyen tarikatların çevirdiği siyasi ve ekonomik fesatlar, bu yazının konusu değil. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, TBMM'nin bir tarikatlar konfederasyonu olduğunu söylüyor. * * * Bu yazının konusu, tarikatların birer Sivil Toplum Örgütü olmadığı. İş sadece İslamcı çevrelerde kalsaydı bu yazıyı yazmazdım. Dolap çevirmek onların en doğal hakkı. Tarikatların, tarikatların içinde yer alan cemaatlerin birer Sivil Toplum Örgütü olduğunu sanan; tarikatlar, cemaatler ile demokrasi arasında ilişki kuran üniversite hocaları, gazete yazarları ve politikacılar var. Bu nedenle bu "kara balon"un patlatılması gerekiyor. STÖ'lerin İngilizce karşılığı NGO'lardır, yani Non-Governmental Organization. Hükümet dışı, hükümetlere karşı bağımsız örgütler. Türkçe'deki "sivil" sözcüğü de "İslami örgüt"ü içermez. Bir İslami örgüt, en azından bir piyade alayı kadar sivillikten uzaktır. Öte yandan şeyh-mürit ilişkisinin olduğu yerde eşitlik ve özgürlük olmadığı gibi müridin özgür iradesinden de söz edilemez. Kestirmeden söylemek gerekirse, tarikatlarda demokrasinin "D"si bile söz konusu değildir. Durum böyle olduğu için ancak tarikat mensubu üniversite hocaları ve şeyh müridi gazete yazarları, tarikatların STÖ olduğunu söyleyebilir. Tarikatlar ve devrim yasaları ÇOK bilmişler tayfası, CHP'nin 14 Mayıs 1950'den itibaren halkın teveccühünü kazanamadığını söylerler ve kestirmeden "sol"u da mahkûm ederler. Bu bilmişlik karşısında CHP de, "sol" da mahcup mahcup boyun büker. Ne yapsınlar, tarikatlardan mı, yoksa şeyhlerden mi, düğünlerde gelinin boynuna 20 kilo altın takan, damadı dolarlarla dekore eden feodalite kalıntısı aşiretlerden mi şikáyet edecekler, yoksa onlara mı sığınacaklar? Hele karşılarına sabuklamayla karışık İdris Küçükömer ve Kemal Tahir yorumları da çevik kuvvet olarak çıkartılmışsa ne yapsın zavallılar? * * * 17 Eylül 2006 tarihli Hürriyet Pazar'da yayınlanan "Türkiye'nin tarikat ve cemaat haritası"nı gördünüz mü? Bir de ana nitelikli, horanta sahibi tarikatlar var: Nakşibendilik, Bektaşilik, Mevlevilik, Bayramilik, Rıfailik, Melamilik, Kadirilik, Halvetilik... Bunların yanı sıra zaman zaman batıp çıkan tarikatlar da vardır. Örneğin, 1950'lerde Ticanilik ünlüydü. Atatürk'ün heykel ve büstlerine saldırırlardı. * * * İsmailağa cemaati kuburunun patlaması üzerine yapılan yorumlar, sorunun artık bir dönüm noktasına geldiğini, bıçağın kemiğe dayandığını gösteriyor. Gazetelerde okuyoruz, televizyonlarda izliyoruz, radyolarda dinliyoruz: Tarikatlar aslına bakarsanız barış içinde Allah'ı arama yolları imiş; Cumhuriyet tarikatları, tekke ve zaviyeleri kapatarak büyük bir suç işlemiş; tarikat ve cemaatlerin bugünkü durumu yasaklamanın, cart curt etmenin etkili olamadığını, olamayacağını gösteriyormuş... Peki ne yapılacakmış? Cumhuriyet'in yaptığının tersini yapmak ve tarikatlarla iyi geçinmek gerekiyormuş. İslamcılar, tarikatçılar, Cumhuriyet karşıtları böyle fetvalar veriyorlar ve Emre Kongar dışında kalan aydınlarımız, bu muhteremlerin karşısında, "Biz ettik siz etmeyin" tarzıyla el ovuşturuyorlar. Ayıptır! Mademki Türkiye Cumhuriyeti Devrim Yasaları'nı yanınıza almak ve gerektiğinde haziruna hatırlatmak aklınıza ve işinize gelmiyor, bari Cumhuriyet'i rahat bırakın. Cumhuriyet'e karşı öylesine bir psikolojik savaş açılmış ki Anayasa'nın "İnkılap kanunlarının korunması" ile ilgili 174. maddesini ve bu maddede sayılan 8 adet devrim kanununu kimse anımsamıyor, anımsamak istemiyor. Anımsamak utandırıyor ve korkutuyor. Efendim, tarikatlar sosyal nitelikli imiş! Peki Cumhuriyet ne nitelikli? Ayıptır! 1946'dan itibaren Adnan Menderes ve Demokrat Parti tarafından başlatılan ihanet, Cumhuriyet ve demokrasiyi teslim almış durumda ama hálá yasakçı(!) ve jakoben(!) Cumhuriyet suçlanmakta... Ah, ah! Şu AB, TSK'yı iyice bir iğdiş etse, iş tamam olacak!.. * * * Trajikomik olan şu ki 30.11.1925 tarihinde kabul edilen 677 sayılı kanun tasarısı, Demokrat Parti'nin dört kurucusundan biri olan Refik Koraltan (ötekiler: Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü) ve beş arkadaşı tarafından hazırlanıp önerilmişti. Yasanın adı "Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Önlenmesi ve Kaldırılmasına Dair Yasa" idi. Şimdi millet kuyruğa girmiş, tarikat şeyhlerinden, cemaat hocalarından bu yasadan dolayı özür dilemek için yarışmakta. Güya tarikatlar sivil toplum örgütleri imiş! 1925 öncesinde ve sonrasında fesat yuvaları olan tarikatlar ancak "sefil toplum örgütü" olabilirler. Tarikatların kan davasının nedeni TARİKATÇI ağızlara bakacak olursak Kurtuluş Savaşı'nı tarikatlar kazanmıştır. İslamcılara inanacak olursak birinci Meclis şeyh ve hocalarla dolu olduğu için demokrasinin doruklarında dolaşmaktadır. Ancak Kemalizm tarikatlara ihanet etmiş, onları kapatmıştır! * * * 30 Ekim 1925 tarih ve 677 sayılı tekke ve zaviyeleri kaldıran yasa durup dururken ortaya çıkmamıştır. Bu yasa Şeyh Said İsyanı'yla, Şeyh Said İsyanı da hilafetin kaldırılmasıyla ve Musul sorunuyla ilgilidir. Musul sorunu ile Şeyh Said İsyanı'nın gerisinde Musul petrollerine el koymak isteyen İngiltere vardır: 3 Mart 1924: Hilafetin kaldırılmasını ve Osmanoğulları hanedanının yurtdışına çıkartılmasını öngören 431 sayılı yasa. 20 Eylül 1924: Musul Sorunu Milletler Cemiyeti'nde görüşülmeye başlandı. Sınırda Türk ve İngiliz askerleri arasında gerginlik çıkması üzerine Cemiyet 29 Ekim'de geçici bir sınır belirledi. 17 Kasım 1924: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu. 13 Şubat 1925: Şeyh Said ayaklanması, Genç sancağının Eğil nahiyesine bağlı Piran köyünde Şeyh Said'in himayesine sığınan kanun kaçaklarının jandarmalara ateş açmasıyla başladı. 4 Mart 1925: Takrir-i Sükûn Kanunu kabul edildi. 15 Nisan 1925: Şeyh Said Varto yakınlarındaki Carpuh Köprüsü'nde yakalandı. 14 Mayıs 1925: Yakalanan isyancıların yargılanmasına Şark İstiklal Mahkemesi'nde başlandı. 29 Haziran 1925: Ölüm cezasına çarptırılan Şeyh Said ve 47 asi lider idam edildi. * * * Resmi Tarih'in yazdığına göre, siyasal etkinliklerde rol oynayan, toplumda her türlü yeniliğe karşı çıkan tarikatların, Cumhuriyet yönetiminde bir yeri ve etkinliği olmamalı idi. Doğu illerinde patlak veren Şeyh Said İsyanı'nın gerisinde İngilizlerin kışkırttığı tarikatlar yer almaktaydı. (Gayri Resmi Tarihler ne yazıyor acaba?) Mustafa Kemal, 30 Haziran 1925 tarihinde şöyle konuşuyordu: "Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat (yol) uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın buyurduğu ve istediğini yapmak insan olmak için yeterlidir. Tarikat başkanları bu dediğim gerçeği bütün açıklığı ile algılayacak ve kendiliklerinden derhal tekkelerini kapatacak, müritlerinin bundan böyle olgunluğa eriştiklerini kabul edeceklerdir." * * * Mustafa Kemal, Ankara'ya döndükten sonra ilk olarak bu konuda bir hükümet kararnamesi yayımlandı. 2 Eylül 1925 tarihli kararname ile tekke ve zaviyelerin kapatılması karar altına alındı. Ancak, doğuda kurulan İstiklal Mahkemesi kendi bölgesindeki tekke ve zaviyeleri kapattığı için 677 sayılı yasanın artık çıkartılması gerekiyordu. Yasa Konya milletvekili Refik Koraltan ve beş arkadaşının önerisiyle 30 Ekim 1925 tarihinde çıkartıldı. Günümüzde Şeyh Said İsyanı'na merhametle yaklaşanlar, Takrir-i Sükûn Kanunu'nu yerden yere vuranlar, 677 sayılı yasanın çıkartılmasını aymazlık olarak görenler ve bu nedenle kendi resmi tarihlerini yazanlar, artık tarikatların TÜSİAD gibi, Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği gibi, TÜRK-İŞ gibi tüzel kişilik olarak tescil edilmesini istiyorlar. 1950’den bu yana tarikatların intikamı 14 Mayıs 1950’den sonrasının "Karşı Devrim Dönemi" olarak adlandırılmasına sağcı yazarlar ile II. Cumhuriyetçiler pek bozuluyorlar. Demokrat Parti iktidarı güya statükoya karşı çıkmış, demokrasiyi getirmiş. Demokrat Parti için söylediklerim, tuhaftır, bu parti için ciddi bir inceleme yazılmadığı için kimilerine abartılı geliyor. Avukat dostum Şevket Çizmeli’nin incelemeleri yayınlandığı zaman, Demokrat Parti ve Adnan Menderes konusunda yazılmış bütün haciyografi kitaplarının ipliği pazara çıkacak. * * * 30 Ekim 1925 tarih ve 677 sayılı yasanın günümüz Türkçesi ile metni şöyle: "Türkiye Cumhuriyeti içinde, gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhin yönetimi altında, gerek başka şekillerde kurulmuş bulunan tüm tekke ve zaviyeler; sahiplerinin, diğer şekillerde haklarını kullanarak sahiplenmeleri devam etmek üzere tamamı kapatılmıştır. Bunlardan; yasal düzenlemelere uygun olarak, cami veya mescit şeklinde kullanılanların faaliyeti sürer." "Genel olarak tarikatlarla, şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, naiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve bilinmeyenden haber verme ve isteğine kavuşturmak amacı ile nishacılık (muskacılık) gibi unvan ve sıfatların kullanılması ile bu unvan ve sıfatlara hizmet görmek ve/veya kıyafeti giymek yasaktır." "Türkiye Cumhuriyeti içinde, padişahlara ait ya da bir tarikata veyahut çıkar sağlamaya yönelik olanlarla tüm sair türbeler kapatılmış, türbedarlıklar kaldırılmıştır. Kapatılmış olan tekke ve zaviyeleri ya da türbeleri açanlar veyahut bunları yeniden kuranlar veya tarikat ayini yapmak için geçici bile olsa yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar ya da bunlarla ilgili hizmetleri yapanlar veyahut kıyafetleri giyenler, üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan az olmamak üzere para cezası ile cezalandırılır." İslamcıların, şeriatçıların ve daha genel olarak bütün sağcı partilerin "Dini yasakladılar, camileri kapattılar, dindarları taciz ettiler" safsatasıyla karşı çıktıkları yasayı okudunuz. Yasanın iddia ve yalanlarla herhangi bir ilişkisi var mı? Yasa 1950’ye kadar titizlikle uygulandı. Günümüz İslamcı alimleri ile saf laik bilginlerinin yorumlarına göre bu yasaklamalar, tarikatların yeraltına girmesine yol açtı. Doğaldır, yasaklamalar bütün fesatların yeraltına inmesine yol açar. Demek ki tarikatlar 1925-1950 arasında yeraltında yaşamışlar. İslamcılığın karanlık-aydınlık dönemi! Ancak Demokrat Parti’nin kuruluş yılı olan 1946’dan itibaren Adnan Menderes ve arkadaşları, başta Nakşbendiyye (Nakşibendilik) tarikatı olmak üzere ileri gelen tarikat şeyhleriyle ilişki kurdular, vaatlerde bulundular. İktidara gelir gelmez Arapça ezanı serbest bırakmalarının, 677 sayılı yasanın uygulamalarını rafa kaldırmalarının nedeni budur. * * * 677 sayılı yasayı uygulattırmamalarının bedeli olarak, tarikatlar 1950’den bu yana muhafazakár ve İslamcı partilere oy vermekte ve böylece Cumhuriyet’ten intikam almaktadırlar. Yasaların uygulanmaları önemlidir. Şu anda 677 sayılı yasa fiilen "yok"tur. Bunun en büyük kanıtı ise İstanbul’daki Fatih/Çarşamba bataklığıdır. Yüzde yirmi beşlik oy kitlesinin birkaç ay içinde yüzde ikiye düşebilmesinin nedenini hiç düşündünüz mü? Karpuz gibi bir kamyondan öteki kamyona göçmesini?.. Özdemir İNCE Alıntı: İrtica.org - TARİKAT 'SAPMA'DIR, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR
__________________ SİVİL ÖRÜMCEKLER SARMIŞ DÖRT BİR YANINI SARMIŞ AĞLA KAPLAMIŞ BU CENNET VATANI |
| | |
| Herşey Yarı Fiyatına.. |
| | #2 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Jul 2008 Nerden: Fatihin fethi istanbul
Mesajlar: 813
Cinsiyet: Rep Gücü: 142 Rep: 14152 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Tarikat 'sapma'dır, sivil toplum örgütü değildir okunası yazı bir iki paragrafına göz gezdirdim vaktim yok . Eve saklamalı. Teşekkürler sebahat
__________________ Pier lotide bir çay bardağı kırılmış, gördün mü ? |
| | |
| | #4 | |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Jul 2008 Nerden: Fatihin fethi istanbul
Mesajlar: 813
Cinsiyet: Rep Gücü: 142 Rep: 14152 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Tarikat 'sapma'dır, sivil toplum örgütü değildir Alıntı:
Bakınız ne diyorum , bir iki paragrafını okudum beğendim evde okuyacağım. Sizin bahsettiğiniz yazınında bir iki hatta bir çok paragrafını okudum eve getirmeye değer bulmadım da. Kuzum neniz var sizin :)
__________________ Pier lotide bir çay bardağı kırılmış, gördün mü ? | |
| | |
| | #5 | |
| Super Aktif ![]() Üyelik tarihi: May 2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.004
Blog Mesajları: 17
Cinsiyet: Rep Gücü: 329 Rep: 32695 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Tarikat 'sapma'dır, sivil toplum örgütü değildir Alıntı:
Kızacağına sen faideli bir başlık atta ben okuyayım....:Entusiasmado: Haa ..Mektubun devamı da var istermisin ? | |
| | |
| | #6 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Jul 2008 Nerden: Fatihin fethi istanbul
Mesajlar: 813
Cinsiyet: Rep Gücü: 142 Rep: 14152 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Tarikat 'sapma'dır, sivil toplum örgütü değildir Burda benimle aynı fikirde görüşte olan insanlar bolca mevcut , onlardan ziyadesiyle faydalanıyorum. Ayrıca ne kızması alibey :) Sizin açtığınız konularıda epeyce okumaya çalışıyorum , çalışıyorum diyorum çünkü sadece çalışabiliyorum. Yazdığınız kullandığınız dili ve kelimeleri çözecek vaktim yok. Günümüz Türkçesi ile yazarsanız konularınıza daha fazla itibar gösterebilirim belki, yani en azından baştan sona okurum/çalışırım. Şimdi konuya ilişik yorumunuz mevcut değilse burda yeterince laf kalabalığı yaptık değilmi efenim :)
__________________ Pier lotide bir çay bardağı kırılmış, gördün mü ? |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| tarikat |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Namaz ve Necasetten Taharet | bziya | islam (Müslümanlık) | 3 | 09-05-2008 09:35 PM |
| Cihazla ibadet etmek | bziya | islam (Müslümanlık) | 2 | 03-05-2008 03:10 PM |
| Egomuz | SAHARAY | Felsefe | 0 | 29-04-2008 02:04 AM |
| Tarikat ve Tarikatçılık | bziya | islam (Müslümanlık) | 0 | 08-04-2008 10:26 PM |
| İşte kapatma kararı verdiren 141 neden | PAM.aRt | Haberler | 3 | 17-11-2007 09:30 PM |
| | |