![]() |
| | |||||||
GİRİŞ katogorisi Köşe Yazarları forumu içinde "Acıların Kürtlüğü ve Türklüğü" başlıklı konu görüntüleniyor, "Acıların en büyüğü ölüm. "Kürt sorunu" aynı zamanda binlerce ölümün büyüttüğü bir acı. "Sorun çözmek" acıları ortadan kaldırmıyor; belki sadece istikbaldeki acıları önlüyor. Abant Platformu'nda Kürt sorununa makûl ve kalıcı ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| 1. şiir yarışması birincisi Altın Üye (Ağustos 2008) ![]() Üyelik tarihi: Mar 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 2.157
Blog Mesajları: 4
Cinsiyet: Rep Gücü: 396 Rep: 39325 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Acıların Kürtlüğü ve Türklüğü Acıların en büyüğü ölüm. "Kürt sorunu" aynı zamanda binlerce ölümün büyüttüğü bir acı. "Sorun çözmek" acıları ortadan kaldırmıyor; belki sadece istikbaldeki acıları önlüyor. Abant Platformu'nda Kürt sorununa makûl ve kalıcı bir çözüm ararken ister istemez acıların tam da sinir uçlarında dolaştık. Kendi adıma, iki hanımla üçüncü bir hanımın sözleri üzerinden karşı karşıya gelişimin arkasında, acılarla mantığın dili arasındaki uyumsuzluğun payı olduğunu düşünüyorum. İki hanım, Bejan Matur ve Leyla İpekçi sorunların tam yüreğine giden yolu ve bu yolda önünüze çıkan zorlu acıları aydınlatıp yansıtmakta çok usta yazarlar. Tartışmanın konusu ise Hakkârili bir avukat olan Rojbin Tugan'ın denizden bir katre misali sıraladığı acılar. Sorun acılarda değil. Yanlış olan Türk ve Kürt sıfatlarına yüklediğimiz anlamlar. Çok kolay ve kestirmeden ayrılan "Türklerin acıları" ve "Kürtlerin acıları". Ayrım acılar üzerinden yapılınca araya kimsenin aşamayacağı çok yüksek bir duvar çıkıyor. Acıları "Türklere ait" veya "Kürtlere ait" diye ayırdığınız zaman, acıların etnik kökenini aşacak bir hümanizmi veya kardeşliği üretmeye kimsenin mecali kalmıyor. Beni isyan ettiren ise Rojbin Tugan'ın "Şu kadar Kürt köyüne karşı kaç tane Türk köyü boşaltıldı?" sorusu oldu. Ben bu soruda öncül olarak yer alan ırkçılık kadar keskin ve acımasız bir ırkçılığı hiç kimsenin üretemeyeceğini düşünüyorum. Irkçılık her zaman üstünlük taslayarak yapılmaz. Siyonizmde görüldüğü üzere yaşanmış acılar üzerine de inşa edilebilir. Rojbin Tugan'ın öncülü beni Türk olarak dışlıyor, suçluyor ve yabancılaştırıyor. Ben bir Türk olduğuma göre boşaltılan Kürt köyleri benim meselem değil; bir tek Türk köyü bile boşaltılmadığına göre üzülmem için bir sebep yok. Böyle bir muhakeme olur mu? Bu muhakeme benim için en değerli, en insanî olan bir hakkı, bir acıyı hissetme hakkımı elimden alıyor. Daha doğrusu elimden alma iddiasında bulunuyor. Ben bir Türk olarak Güneydoğu'da yaşanan acıları hissedemem ve o acılara ortak olamam. Gelen şehit cenazeleri benim acım, dağda hayatını yitiren genç Kürtlerin acısı olur. Öyle mi? Peki o zaman neyi konuşuyoruz? Hangi sorunu çözmeye çalışıyoruz? Temel tezim şu: Türk ve Kürt kelimeleri birbirinin muadili değil. Bu muadil olmama durumu bir hiyerarşiyi değil, sadece heterojenliği içinde barındırıyor. Kürt, otokton bir halka, bir dile, bir etnik homojenliğe atıfta bulunurken, Türk kelimesi üzerinde epeyce uluslaşma ameliyesi gerçekleştirilmiş heterojen bir topluluğa işaret ediyor. "Kürt bilgesi" Abdülmelik Fırat'ın Abant Platformu'nda sıraladığı anekdotların içinde bile bu heterojenliğe dair izler vardı. Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtleri en ileri noktada yok sayan kişi olarak Cemal Gürsel örnek gösterildi. Hatta Kara Kuvvetleri komutanı iken Başbakan Adnan Menderes'e sunduğu 2.500 önde gelen Kürt'ün id***** dair bir projesinden bahsedildi. Toplantıda birkaç kişinin tekrarladığı bu misalde, ısrarla atlanan bir ayrıntı vardı. Cemal Gürsel'in kendisi de Kürt idi. Bugün Kürt siyaseti izleyenlerin "Hain Kürtler" olarak niteledikleri Kürt kökenli devlet adamları ve aydınların Türk ulus devletinin inşası sürecinde çok önemli katkıları var. Bu katkılara, Cumhuriyet'in ideolojik rotasını çizen aydınlardan, Kürt isyanlarını bastıran devlet adamlarına kadar çok sayıda örnek verilebilir. Bunlar birer istisna değil. Bir ayrıma dikkat edilirse bize önemli bir şeyi anlatıyor. Bu insanların kuruluşuna ve sağlamlaştırılmasına katkıda bulundukları "ulus-devlet"in "ulus"unu değil "devlet"ini önemsediklerini. Kurtuluş Savaşı'nı örgütleyen ve Cumhuriyet'i kuran kadroların (sivil-asker seçkinlerin) ortak niteliklerine bakalım. Bu kadrolar ya Çerkez'dir, ya da Makedonyalıdır. İki grubun ortak paydası ise doğup büyüdükleri veya ata diyarı olan topraklardan sürülmüş olmalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ana yurtlarını kaybetmiş olanların sığınağı ve savunma hattı olarak kurulduğu için, onu yaşatacak ulus "mümkün olan"la yani Türklerle oluşturulmuştur. Bu durum bir hiyerarşiyi değil, sadece heterojenliği yansıtır. Öyleyse sorun "Türk" veya "Kürt"te değil, ulus devletin "devlet"indedir. Çözüm, Türk'le Kürt arasında kalın ve yüksek duygu duvarları örmek değil, devleti demokratikleştirmektir. MÜMTAZER TÜRKÖNE ZAMAN
__________________ CANIN CENNETE ADAMIM ! |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 |
| Yeni Kayıt ![]() Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 4
Cinsiyet: Rep Gücü: 1 Rep: 10 ![]() | Aslında Kürt,Türk.Çeçen,cs. gibi dilleri farklı olan toplumlarda herşeyden önce insanlıkla bagdaştırmalıyız örnegin hepimiz hz. adem ve havadan geldigimizi biliyoruz öyleyse hepimiz hz. ademden ve havadan kardeş olmıyormuyuz demek kardeş oluyoruz öyleyse bu ayrımcılık niye türkiyede bu sorunvar Bu Dogulu diye gösteriyorlar Ama sonuçta dogu batı kuzey güney türki,yenin birer parçası degilmi ben kendim Diyarbakırlı olarak bu ayrımcılıga bir dur denmeli öncelikle bunu devlet kurumlarında uygulamalıyız ben diyarbakırlıyım diye batı da kurma ait iş yerinde sevk almak istedim ve bana verilmemesi için bir çok şartlar koştular. biz bunları görmezlikten geliyoruz kanatımca öncelikle devlet adamları ve hükümet bunu iyileştirmeliki bu vatandaşlar arasında iyileşe bilsin yoksa bu hep öyle gider saygılar. |
| | |
| | #3 | |
| 1. şiir yarışması birincisi Altın Üye (Ağustos 2008) ![]() Üyelik tarihi: Mar 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 2.157
Blog Mesajları: 4
Cinsiyet: Rep Gücü: 396 Rep: 39325 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Acıların Kürtlüğü ve Türklüğü Alıntı:
Çözüm : Bu vatanı Tek vatan,bu bayrağı tek bayrak,bu devleti tek devlet görmek...bilmek... Kuzey...güney...doğu...batı...ayırmadan...parçalam adan... Çözüm bu...
__________________ CANIN CENNETE ADAMIM ! | |
| | |
| | #4 | |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: May 2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 1.527
Blog Mesajları: 17
Cinsiyet: Rep Gücü: 144 Rep: 14287 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Acıların Kürtlüğü ve Türklüğü Alıntı:
Ve bir memlekette beraber bulunmakla uhuvvetkârâne bir münâsebet hissedersin. Halbuki îmanın verdiği nur ve şuur ile ve sana gösterdiği ve bildirdiği esmâ-i İlâhîye adedince vahdet alâkaları ve ittifak rabıtaları ve uhuvvet münâsebetleri var. Meselâ: Her ikinizin; Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Ma’bûdunuz bir, Râzıkınız bir.. bir bir, bine kadar bir bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir.. bir bir, yüze kadar bir bir. Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir.. ona kadar bir bir. Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak ma’nevî zincirler bulundukları halde; şikak ve nifaka, kin ve adâvete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü’mine karşı hakîki adâvet etmek ve kin bağlamak; ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbâb-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münâsebat-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i’tisaf olduğunu; kalbin ölmemiş ise, aklın sönmemiş ise anlarsın... Galiba toplumumuzun birleşme ve kaynaşma yolu , bu şuur düzeyi ile mümkün olabilecektir.... | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| KOCA KAFALAR KÜÇÜK EMRAH ACILARIN COCUGU | Sc[o]rp!an!st* | Video izle & video paylaş | 0 | 22-11-2007 07:18 AM |
| demet akalın 'acıların kadını'... | alfa55 | Video izle & video paylaş | 0 | 06-04-2007 09:22 PM |
| | |