FORUM SUPERMEYDAN  

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > TARTIŞMA (polemik) > Vip Salonu

Ar damarı çatlayan toplum!

TARTIŞMA (polemik) katogorisi Vip Salonu forumu içinde "Ar damarı çatlayan toplum!" başlıklı konu görüntüleniyor, "Ar damarı çatlayan toplum! Ar damarı çatlayan toplum Türkçe’de gerçekten çok güzel deyimler var. Yılların birikimi bu deyimler, yüzlerce cümleyle anlatılacak olayları, durumları tek çırpıda özetliyor. Ve her deyim, mutlak ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15-05-2008, 08:41 AM   #1
Aktif Uye
 
SAHARAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
En uzak mesafe,iki kafa arasındaki mesafedir,birbirini anlamayan.C.Y.
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 1.553
Cinsiyet:
Rep Gücü: 122 Rep: 12081
SAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyor
Exclamation Ar damarı çatlayan toplum!

Ar damarı çatlayan toplum!



Ar damarı çatlayan toplum Türkçe’de gerçekten çok güzel deyimler var.
Yılların birikimi bu deyimler, yüzlerce cümleyle anlatılacak olayları, durumları tek çırpıda özetliyor.
Ve her deyim, mutlak surette onu var eden bir toplumsal gerçekliğe de işaret ediyor.
Bunlardan birisi de, ‘Ar damarı çatlamak’ deyimi.
‘Ar damarı çatlamak’ deyimi, kişinin artık utanma duygusunu kaybetmesini anlatıyor.
Utanmak, eski deyimle haya (etmek), birçok toplumda en üstün erdemlerden birisi olmuş.
Utanmak, toplumda (din, örf-adet, geleneklere göre) yanlışlığına inanılan davranış veya düşüncenin bir kişide belirmesi durumunda ortaya çıkan (ve çoğunlukla üzüntü verici) bir durum olarak tanımlanıyor.

Utanmanın en bariz yansıması ise yüzün kızarması oluyor.
Hatta yine dilimizde ‘Yüzü kızarmayan adamdan korkacaksın’ ya da ‘Yüzü kızarmayan adamdan Allah’a sığırınım’ şeklinde çok güzel deyimler, sözler var.
Ancak utanma duygusu, modernleş(tiril)me sürecinde, kişinin toplumsallaşmasını ve hayattan zevk almasını engelleyen manevi-metafizik değer ve düşünceler içinde en sakıncalılardan birisi kabul edilmiş ve etkisiz hale getirilmeye çalışılmış.
Öyle ki, kişi utanma duygusundan sıyrılıp çıkmadıkça sosyalleşme sürecini tamamlayamaz ve asosyal bir yaratık olarak toplumdan kopuk yaşar, yaşamdan da zevk alamaz.

İşte bu süreçte utanma duygusundan sıyrılıp çıkma adına verilen mücadele, değerlerde yeni durumları ortaya çıkarmış ve her yeni durum yeniden tanımlanmış ve ortaya giderek hem utandığı kavramlar farklılaşan ve eski değerler üzerinden de utanmayan bir toplum yapısı çıkmaya başlamış.
Yani manevi olandan koptukça ve utanma duygumuzdan sıyrıldıkça sosyalleştik ve yaşamdan haz almaya başladık.

Bu köklü değişim ve dönüşüm, en marjinal ilericimizin bile belli muhafazakarlık kalıplarından kurtulamadığı toplumumuzda, başta muhafazakar olarak tanımlanan toplumsal gruplarda ikili yapılar ortaya çıkardı.
Özüyle sözü, inandığı ve savunduğu değerle yaşam biçimi birbirini tutmayan ikiyüzlü, riyakar, dönek bir insan profili ortaya çıkardı.
Bu insan tipi giderek topluma hakim olmaya başladı ve eski değer yargılarımız üzerinden bakıldığında adeta ar damarımız çatladı.

Artık en mahrem şeylerimizi, sokakta, televizyonlarda alenen yaşamaya, tartışmaya başladık.
‘Açık toplum’ olmak adına mahremiyet ilkesi hızlı ve sarsıcı bir dönüşüme uğradı ve yeniden tanımlandı.
Sevgimizi, öfkemizi, sırlarımızı, evliliğimizi, aile sorunlarımızı, cinselliğimizi, fakirliğimizi, hülasa her türlü sıkıntımızı artık alenen yaşamaktan çekinmiyoruz.
Televizyonlar para dağıtan yarışmalardan geçilmiyor. Ekranlarda bir yanda "Abi çok borcum, senedim var" diye ağlayıp sızlayan ve yalvaran insanlar, diğer yanda da ya onunla dalga geçerek aşağılayan ya da bu durum üzerinden sömürü yapan sunucular var.

Biraz daha muhafazakar geçinen televizyon kanallarında ise daha farklı işliyor bu süreç.
Sosyetik ve iyi giyimli zengin bay ve bayanlar, garipleri giydiriyor, yediriyor ve içiriyor ardından da "Allah razı olsun" demelerini bekliyor.
‘Sadakanın en makbulü gizli olanıdır’ buyuran Peygamberin ümmetinden olmakla iftihar eden mutasyona uğramış sosyetik bay ve bayanlar bunlar.

Artık hırsızlık yaparken utanmıyoruz, rüşvet verirken-alırken utanmıyoruz, iltimas yaparken-yaptırırken utanmıyoruz, evli olarak değil birlikte yaşarken utanmıyoruz, eşimizi aldatırken utanmıyoruz, evlilik dışı çocuk sahibi olurken utanmıyoruz, yanı başımızdaki akrabamız, komşumuz sıkıntı çekerken umursamadığımız için utanmıyoruz, Yaratana değil kula kulluk yaparken utanmıyoruz, dalkavukluk, yalakalık yaparken utanmıyoruz, evde, sokakta, işyerinde bir diğerine saygı göstermediğimiz için utanmıyoruz...Bu listeyi Fizana kadar uzatmak mümkün.

İşte toplum olarak tam da bu haldeyiz. Peki hiç mi utanmıyoruz, yüzümüz hiç mi kızarmıyor?
Kızarıyor elbette, ama utandığımız, yüzümüzün kızardığı şeyler de artık farklılaştı.
Modern olmayan inancımızdan, kıyafetimizden, yaşam biçimimizden, ailemizden utanıyoruz.
Özendiğimiz ve kendi bedenimizde hayatlarını yaşadığımız rol modeller gibi olamamaktan dolayı utanıyoruz.

Utanma duygusundan sıyrılıp kurtulmaya çalıştıkça önce ar damarımız çatladı, ardından da başka duyguların, kimselerin esiri olduk.
Evet, artık geçmişe göre birçok şeyden utanmıyoruz, çünkü sosyalleştik ve hayattan zevk alır olduk.
Ama insanlığımızdan utanmamız gereken bir hale geldik, tabii eğer bu süreçte ortada gerçekten insan ve insanlık denilen bir kavram kalmışsa!


alıntı
__________________
Şiddet göstermeme,inancımın birinci maddesidir.Aynı zamanda o,benim itikatımın da son maddesidir. M.G.
SAHARAY isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 15-05-2008, 11:14 AM   #2
SUPER MODERATOR
 
orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
going means,going far. Going far means Returning
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
Mesajlar: 1.155
Cinsiyet:
Rep Gücü: 124 Rep: 12160
orkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyororkuorkun çok gurur duyuyor
Cevap: Ar damarı çatlayan toplum!

bu kelimeyi aslinda ilk defa etkili olarak Deniz Baykaldan duydum : cok fena hiddetli bagiriyordu, ilk kelimesi su oldu ve 2 defa tekrarladi Ar damari catlamis bunlarin .
daha once duydum ama sozluge bakma geregi duymamistim. onemsememistim, ne demek istemis olabilir belki de bu yaziyi okumamin sebebi oldu.

tesekkurler
orkuorkun isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Alt 15-05-2008, 11:15 AM   #3
1. şiir yarışması birincisi
 
RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ötelerden habersiz nizama lanet olsun ...
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Yaş: 24
Mesajlar: 1.513
Cinsiyet:
Rep Gücü: 184 Rep: 18280
RABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyor
Cevap: Ar damarı çatlayan toplum!

Alıntı:
SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ar damarı çatlayan toplum!



Ar damarı çatlayan toplum Türkçe’de gerçekten çok güzel deyimler var.
Yılların birikimi bu deyimler, yüzlerce cümleyle anlatılacak olayları, durumları tek çırpıda özetliyor.
Ve her deyim, mutlak surette onu var eden bir toplumsal gerçekliğe de işaret ediyor.
Bunlardan birisi de, ‘Ar damarı çatlamak’ deyimi.
‘Ar damarı çatlamak’ deyimi, kişinin artık utanma duygusunu kaybetmesini anlatıyor.
Utanmak, eski deyimle haya (etmek), birçok toplumda en üstün erdemlerden birisi olmuş.
Utanmak, toplumda (din, örf-adet, geleneklere göre) yanlışlığına inanılan davranış veya düşüncenin bir kişide belirmesi durumunda ortaya çıkan (ve çoğunlukla üzüntü verici) bir durum olarak tanımlanıyor.

Utanmanın en bariz yansıması ise yüzün kızarması oluyor.
Hatta yine dilimizde ‘Yüzü kızarmayan adamdan korkacaksın’ ya da ‘Yüzü kızarmayan adamdan Allah’a sığırınım’ şeklinde çok güzel deyimler, sözler var.
Ancak utanma duygusu, modernleş(tiril)me sürecinde, kişinin toplumsallaşmasını ve hayattan zevk almasını engelleyen manevi-metafizik değer ve düşünceler içinde en sakıncalılardan birisi kabul edilmiş ve etkisiz hale getirilmeye çalışılmış.
Öyle ki, kişi utanma duygusundan sıyrılıp çıkmadıkça sosyalleşme sürecini tamamlayamaz ve asosyal bir yaratık olarak toplumdan kopuk yaşar, yaşamdan da zevk alamaz.

İşte bu süreçte utanma duygusundan sıyrılıp çıkma adına verilen mücadele, değerlerde yeni durumları ortaya çıkarmış ve her yeni durum yeniden tanımlanmış ve ortaya giderek hem utandığı kavramlar farklılaşan ve eski değerler üzerinden de utanmayan bir toplum yapısı çıkmaya başlamış.
Yani manevi olandan koptukça ve utanma duygumuzdan sıyrıldıkça sosyalleştik ve yaşamdan haz almaya başladık.

Bu köklü değişim ve dönüşüm, en marjinal ilericimizin bile belli muhafazakarlık kalıplarından kurtulamadığı toplumumuzda, başta muhafazakar olarak tanımlanan toplumsal gruplarda ikili yapılar ortaya çıkardı.
Özüyle sözü, inandığı ve savunduğu değerle yaşam biçimi birbirini tutmayan ikiyüzlü, riyakar, dönek bir insan profili ortaya çıkardı.
Bu insan tipi giderek topluma hakim olmaya başladı ve eski değer yargılarımız üzerinden bakıldığında adeta ar damarımız çatladı.

Artık en mahrem şeylerimizi, sokakta, televizyonlarda alenen yaşamaya, tartışmaya başladık.
‘Açık toplum’ olmak adına mahremiyet ilkesi hızlı ve sarsıcı bir dönüşüme uğradı ve yeniden tanımlandı.
Sevgimizi, öfkemizi, sırlarımızı, evliliğimizi, aile sorunlarımızı, cinselliğimizi, fakirliğimizi, hülasa her türlü sıkıntımızı artık alenen yaşamaktan çekinmiyoruz.
Televizyonlar para dağıtan yarışmalardan geçilmiyor. Ekranlarda bir yanda "Abi çok borcum, senedim var" diye ağlayıp sızlayan ve yalvaran insanlar, diğer yanda da ya onunla dalga geçerek aşağılayan ya da bu durum üzerinden sömürü yapan sunucular var.

Biraz daha muhafazakar geçinen televizyon kanallarında ise daha farklı işliyor bu süreç.
Sosyetik ve iyi giyimli zengin bay ve bayanlar, garipleri giydiriyor, yediriyor ve içiriyor ardından da "Allah razı olsun" demelerini bekliyor.
‘Sadakanın en makbulü gizli olanıdır’ buyuran Peygamberin ümmetinden olmakla iftihar eden mutasyona uğramış sosyetik bay ve bayanlar bunlar.

Artık hırsızlık yaparken utanmıyoruz, rüşvet verirken-alırken utanmıyoruz, iltimas yaparken-yaptırırken utanmıyoruz, evli olarak değil birlikte yaşarken utanmıyoruz, eşimizi aldatırken utanmıyoruz, evlilik dışı çocuk sahibi olurken utanmıyoruz, yanı başımızdaki akrabamız, komşumuz sıkıntı çekerken umursamadığımız için utanmıyoruz, Yaratana değil kula kulluk yaparken utanmıyoruz, dalkavukluk, yalakalık yaparken utanmıyoruz, evde, sokakta, işyerinde bir diğerine saygı göstermediğimiz için utanmıyoruz...Bu listeyi Fizana kadar uzatmak mümkün.

İşte toplum olarak tam da bu haldeyiz. Peki hiç mi utanmıyoruz, yüzümüz hiç mi kızarmıyor?
Kızarıyor elbette, ama utandığımız, yüzümüzün kızardığı şeyler de artık farklılaştı.
Modern olmayan inancımızdan, kıyafetimizden, yaşam biçimimizden, ailemizden utanıyoruz.
Özendiğimiz ve kendi bedenimizde hayatlarını yaşadığımız rol modeller gibi olamamaktan dolayı utanıyoruz.

Utanma duygusundan sıyrılıp kurtulmaya çalıştıkça önce ar damarımız çatladı, ardından da başka duyguların, kimselerin esiri olduk.
Evet, artık geçmişe göre birçok şeyden utanmıyoruz, çünkü sosyalleştik ve hayattan zevk alır olduk.
Ama insanlığımızdan utanmamız gereken bir hale geldik, tabii eğer bu süreçte ortada gerçekten insan ve insanlık denilen bir kavram kalmışsa!


alıntı
Ahlak ''çıplak'' kalmış sevgili Saharay...Utanmayı unutalı asırlar olmuş...
__________________
EDEP İLE GELEN LUTUF İLE GİDER
RABİA isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:40 AM .


© Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir, yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız 'supermeydan@gmail.com' email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Aktifbir  Sinop  

eXTReMe Tracker

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0