FORUM SUPERMEYDAN  
Kültür Sanat ve Havacılık forumları Samsun Özel Armada Kız Öğrenci Yurdu Tex reklam Alanı Tex reklam Alanı Tex reklam Alanı

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > YAŞAM > Supermeydan Kadın

Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

YAŞAM katogorisi Supermeydan Kadın forumu içinde "Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor..." başlıklı konu görüntüleniyor, "British Medical Journal'da yeni yayınlanan bir makalede "*Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır*" diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza "hediye ettiğiniz"çikolatalar, gofretler mi ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17-03-2008, 03:09 PM   #1
Super Aktif
 
Selinamm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SUPERMEYDAN
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 2.169
Cinsiyet:
Rep Gücü: 105 Rep: 10297
Selinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyor
Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

British Medical Journal'da yeni yayınlanan bir makalede "*Şeker tütün kadar
tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına
sokulmalıdır*" diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza "hediye
ettiğiniz"çikolatalar, gofretler mi geliyor?


İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da "şeker
isimli zehire" anne-babaları alıştırıyor en önce.


*Şekerin ettikleri*


• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı
insülin salgılıyor. Buna "metabolik sendrom" deniyor. İnsülin, şekeri regüle
ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse
sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.


• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım
hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım,
romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.


• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek,
kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de
dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu
organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.


• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı
koyamıyor.


Her yerde "şeker" var


Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten
biliyoruz.


Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır
gıdaların içine koyulur hale gelişi... Bebek maması, mısır gevreği, sosis,
mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi
gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan
tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor
ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu
gıdaları.


Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı


Özellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin
bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı
şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek.
Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!


*Şekerdeki genetik risk*


Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış
mısırdan "mısır şekeri" üretiliyor. "Nişasta bazlı sıvı şeker" de denilen bu
"oynanmış" şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği
gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü.


Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek
bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle "oynanmış" genlere sahip
yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren
değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan
besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu
düşünülüyor mesela...


Şekerin gizli isimleri


Yiyeceklerin "içindekiler" listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş
olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır
şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol,
früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz,
maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.


Karacaoğlan'ın "zehir oldu yediğimiz şekerler" deyişi günümüzde daha bir
geçerli...


Yeni Aktüel


Şekersiz hayat daha tatlı, daha uzun!


Almanya'da yapılan bir deneyin sonuçlarına göre şekersiz beslenme
solucanların ömrünü yüzde 20 oranında uzattı. Ya insan hayatına neler
yapıyor bu şeker? Yazımızı okumadan çayınıza şeker atmayın, çocuğunuzu
sevindirmek için janjanlı mamüller almayın!


Almanya Jena Üniversitesi'nden Michael Ristow Ekim ayında yayınlanan
şaşırtıcı bir deney gerçekleştirmişti. Deney sonuçlarına göre, bir tür şeker
olan glikozu sindirmeleri engellenen solucanların ömrü yüzde 20 oranında
uzuyordu. Michael Ristow, bu araştırmadan hareketle, "İnsanlarda da şeker
tüketimi ömrü kısaltıyor olabilir" demişti.


Bu haber birçok gazetede yayınlandı ama hak ettiği ilgiyi görmedi. iyibilgi
okuyucuları için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı
Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın'a görüşlerini sorduk ve Shane Ellison'un şeker
hakkındaki çarpıcı görüşlerine yer verdik.


"Şeker kronik hastalıklara sebep oluyor"


Prof. Dr. Ahmet Aydın beslenmebulteni.com sitesinde yayınladığı yazılarında
sık sık sağlıklı bir beslenme biçimini öneriyor. Tavsiye ettiği "Taş Devri
Diyeti"nde şeker, un gibi gıdalara yer yok. Prof. Aydın, Michael Ristow'un
deney sonuçları ile ilgili şunları söyledi:


"Teorilere göre yüksek oranda şekerle beslenme, kan insülinini artırıyor
(insülin direnci, metabolik sendrom). İnsülin fazlalığı bir tarafta
şişmanlığı artırırken, öte tarafta vücutta iltihap maddelerinin ve serbest
radikallerin artmasına yol açıyor. Bunlar da kronik hastalıkları (kanser,
osteoporoz, enfarktüs vb.) artırıp yaşlanmayı hızlandırarak ömrü kısaltıyor.


Yüz yılın üzerinde yaşayan insanların tek ortak özelliği, kan şeker
düzeylerinin yüksek olmaması ya da insülin dirençlerinin düşük olmasıdır."


"Şekerin yan etkisi: Obezite"


Amerikalı yazar Shane Ellison ise "Bir Masalmış Kolesterol" kitabında şekeri
kalp sağlığına büyük bir tehdit olarak tanımlamıştı. Kitaptan şekerle ilgili
satırlar şöyle:


"Mutluluk, dünyada en çok peşinde koşulan duygudur. Şeker ise, dünyada en
bol bulunan kimyasal madde. Sorun da burada. Şeker insanı mutlu ettiğinden
ve her yerde kolayca bulunduğundan, bağımlılık yaratabilir. Ancak bu
bağımlılık şekerin yan etkileri (özellikle obezite) nedeniyle sağlıksızdır.


Yüksek miktarda şeker (sukroz, yüksek glisemik endeksli karbonhidratlar ve
meyve suyu) alımı, aşırı miktarda ensülin üretimine yol açar. Aşırı ensülin
ise hücrelerinizi "uyuşturur".


Hücre içine giriş imkânı bulamadığından, glikoz (ve diğer birçok besin)
gidecek yerleri olmadan kan dolaşımında sürüklenir durur. Sabit bir şekilde
glikozun akışı olduğunu farkeden pankreas ensülin salgılamaya devam eder.
Glikoz ve insülin zehirli hale gelirler. Hasar başlar.


En korkutucusu, ensülin "termogenez"i bloke ederek yağ yakma özelliğinizi
engeller. "Termogenez", zayıf kalmanız için size Allah tarafından bahşedilen
bir haktır. Vücudunuzun yağlardan, onları ısıya çevirerek kurtulma
sürecidir. Ensülin, bu süreci engeller. Termogenez gibi mucizevî bir
özelliğe, hareket etmenizden veya diyet yapmanızdan bağımsız bir şekilde
doğuştan sahipsiniz, unutmayın.


Aşırı şeker alımına dayanan bu olumsuz etkiden mağdur olanlar, kontrol
edemeyecekleri biyokimyasal bir kâbusun kölesi olacaktır. Çoğu vakada, geri
dönüş yoktur. Uyanma imkânı olmayan bu kâbusun karakteristik özellikleri
sürekli şeker krizleri, dindirilemeyen susuzluk hissi, idrar miktarında
artma, vücut yağ miktarında artma (yıllar içinde vücudunuzun yağ yüzdesi
artıyor mu?), karamsarlık ve düşük enerjidir.


Bu belirtiler daha sonrasında obezite, ardından insülin direnci, tip 2
diyabet, kalp hastalığı, kanser ve nihayetinde erken ölüme sebep olabilir.
"İlkyardım" ilaçlarını unutun ve kan şekerinizi doğal yollarla düşürmeye
çalışın."


Şekersiz hayat mümkün


Şeker o kadar çok hayatımıza girmiş ki, şarküteri ürünlerinden hazır
pizzaya, ketçaptan bebek mamasına kadar her şeyin içinde şeker var. Bu
yukarıdaki satırları okuyup, şekerden uzak durmak gerektiğine ikna olanlar
dahi, şekerle bu kadar içli dışlı yaşamak nedeniyle bunun imkânsız olduğu
zannına kapılabiliyor. Oysa çok basit… Şekerli içtiğiniz çaya şeker
atmamakla başlayın işe.


*Şeker yememek için 66 neden*


Şekerin suç dosyası kabarık. Kurbanları arasında karaciğerden tutun beyne
kadar birçok organ var. Bilimin şimdiye kadar tespit ettiği suçları okuyunca
bir daha şeker yemek istemeyeceksiniz.


İyi bilgi, Malezya Tüketici Derneği'nin tüketicileri bilinçlendirmek için
başlattığı "CAP Guide" serisinden çevirileri sizlerle paylaşmaya devam
edecek. Serinin şekeri konu alan kitapçığı bu "tatlı katilin" suç dosyasını
şöyle sıralıyor.


1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.


2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.


3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.


4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa
sebep olabilir.


5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.


6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.


7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.


8. Şeker bakteri enfeksiyonlarına karşı savunma sistemini zayıflatabilir.


9. Şeker böbreklere hasar verebilir.


10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.


11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.


12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.


13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.


14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep
olabilir.


15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.


16. Şeker gözleri bozabilir.


17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını
daraltabilir.


18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.


19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.


20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.


21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.


22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini
hızlandırabilir.


23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.


24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.


25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.


26. Yüksek miktarda şeker yemek Crn's hastalığı ve ülseratif kolit riskini
artırır.


27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.


28. Şeker astıma sebep olabilir.


29. Şeker mantar enfeksiyonlarına sebep olabilir.


30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.


31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.


32. Şeker iskemik kalp hastalığına yol açabilir.


33. Şeker apendisite yol açabilir.


34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini
şiddetlendirebilir.


35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.


36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.


37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.


38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.


39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.


40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.


41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.


42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.


43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.


44. Şeker gıda alerjilerine sebep olur.


45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.


46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.


47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.


48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.


49. Şeker DNA yapısını bozabilir.


50. Şeker katarakta sebep olabilir.


51. Şeker amfizeme sebep olabilir.


52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.


53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.


54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.


55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da
karaciğerin boyutlarını büyütür.


56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.


57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.


58. Şeker pankreasa zarar verebilir.


59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.


60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.


61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.


62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.


63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini
zayıflatır.


64. Şeker depresyona sebep olabilir.


65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.


66. Şeker Alzheimer's hastalığı riskini artırabilir.


Kanser en çok neyi sever?


Kanserin beslenmesine izin vermeyin! Bilim adamları kanser hücrelerinin en
sevdiği yiyeceğe karşı uyarıyor... Bu "tatlı" yiyecek ne mi? Okuyun,
şaşırın...


Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir. 1930'lu
yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir
hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar
önemli bir buluştur ki, Otto Warburg'a Nobel ödülü kazandırmıştır.


Kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerin oksijenli
solunumunun, oksijensiz – anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.


Otto Warburg


Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser, normal
hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler
oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Oksijen
terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir
yöntemdir.


Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma süreciyle
metabolize olduğudur.


Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür.


Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:
Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde
çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini
beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye
başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini
sağlayamazsa...


Proteinlerden şeker


Bu ziyan sendromuna "cachexia" denir. Cachexia, vücudun proteinlerden (evet,
doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden)
"glycogenesis" işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler.
Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.


Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek
mantıklı geliyor mu size? Ya da karbonhidratlardan zengin bir diyet
uygulamak?


Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de
yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki
bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin
gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü
ŞEKER KANSERİ BESLEMEKTEDİR.


Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki
doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu
düşünmektedir. Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan
parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey
öğrenmemiştir. Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri,
beslenmenin hastalıkla bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi.


Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer
terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri Laetrile'dir. Cachexia'lı
hastaların yüzde 50'den fazlasında glycogenesis sürecini durduran Hydrazine
Sulfate bunlardan bir diğeridir.


Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba"
üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir
kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya
geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi
serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.


Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin
ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ
yiyeceklerdense pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki
enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini
aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!


Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil


Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş
olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan
araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA),
sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine "Sağlığa zararlıdır.
Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır." ibaresinin
konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan
etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.


Kaynak: International Wellness Directory


*Şekeri bırak, kalbini koru!*


Yılın tıp kitabı "Bir Masalmış Kolesterol" kalp sağlığımızı korumak için
şekerden uzak durmayı öğütlüyor. Şeker yediğimizde neden kendimizi "mutlu"
hissettiğimizi açıklayan yazar, bu sanal mutluluktan ve şeker
bağımlılığından kurtulmanın da reçetesini veriyor! İyi bilgi özel


"Mutluluk, dünyada en çok peşinde koşulan duygudur. Şeker ise, dünyada en
bol bulunan kimyasal madde. Sorun da burada. Şeker insanı mutlu ettiğinden
ve her yerde kolayca bulunduğundan, bağımlılık yaratabilir. Ancak bu
bağımlılık şekerin yan etkileri (özellikle obezite) nedeniyle sağlıksızdır."


Yazar Shane Ellison, kan şekerini kontrol altına alma ile ilgili şunları
yazıyor:


"Kalp hastalığını önleme veya geriletmede yaşam biçiminin etkisi


Kalp hastalığını önlemede ilk basamak, hap yutmak değil, sağlıklı yaşam
alışkanlıklarını kazanmak olmalıdır. Bu kural, reçeteli ilaçlar için de,
kapsül şeklinde satılan besin destekleri için de geçerlidir. Her iki ilaç
türü de, yaşam biçimi kötü olanlarda kalp hastalığı görülmesini
engelleyemez. Eğer kalp hastalığı risklerinizi azaltma konusunda ciddiyseniz
aşağıdaki alışkanlıklarını kazanmalısınız:


• Şekeri (sukroz, yüksek fruktoz içeren mısır şurubu -nişasta bazlı sıvı
şeker-, fruktoz ve suni tatlandırıcılar)53 ve sigarayı kesin


• Ağır olmayan egzersiz yapın


• Şarap da dahil, alkol alımını kesin veya en aza indirin


• Her gün daha fazla yeşil/ yapraklı sebze tüketin


• Daha fazla saf su için (damıtılmış olmayan sulardan için)


• Sadece çiğ süt (pastörize edilmemiş süt) tüketin, miktarı sınırlı tutun


• Düzenli olarak, ceviz, hindistan cevizi yağı ile taze somondan ve/veya
kanola yağından omega-3 yağ asidi tüketin


• Rafine tahıllarla yapılmış besinleri (beyaz unlu) azaltın


• YAĞLARINIZDAN KURTULUN (aşağıda "Obezite için Yardım" bölümüne bakınız)


Az önce bahsettiğimiz yaşam tarzı değişikliklerine uymak, vücudunuzdaki
olumlu değişikliklere bağlı olarak ömrünü uzatır. Bunların tümü de kalp
hastalığını aşağıda sayılan yollarla önlemeye uğraşırlar:


• Endotel fonksiyonunu yeniden düzenler (daha iyi kan dolaşımı için)


• Yağsız vücut kütlesini arttırır


• Trombosit kümelenmesini azaltır (pıhtıları önler)


• Kan basıncını (tansiyonu) düzenler


• Plak oluşumunu ve büyümesini önler


• Oksidatif stresi önler


• Kalbe optimal enerji sağlar


• Homosistein düzeylerini düşürür


• Ensülin direncini önler


*Obezite için yardım*: Kan şekerinizi nasıl kontrol altına alabilirsiniz?


Obezite ve yaşlanma için "her derde deva" bir ilaç olsaydı, bu ilaç diyete
değil, kan şekerini kontrol etme ve düşürmeye yönelik olurdu. Kendimden
örnek verebilirim. Kan şekerimi kontrol altına alarak yüzde 30 olan vücut
yağ oranımı yüzde 10'a düşürebildim. İnce olmanın yararlarının yanı sıra,
kan şekerini kontrol altına almak ensülin direnci, tip 2 diyabet, dikkat
dağınıklığı ile ilişkili belirtiler, kanser ve kalp hastalığına deva
olacaktır.


Kan şekeri dikkat edilmesi gereken bir konudur. FDA, "ABD'de yetişkin
nüfusun üçte ikisinin aşırı kilolu veya obez olduğunu ve diyabet nedeniyle
erken ölümlerin salgın hastalık gibi yayıldığını" bildiriyor. Amerika bir
mezarlık. İnsanların çoğu, hastalık belirtilerini maskelemeye yarayan FDA
onaylı ilaçları kullanıp rahat rahat ölmeyi bekliyor. Mantığınızı
dinlerseniz, "Diyet kolayı çöpe at, kolesterol düşürücü ilaçları unut ve bu
uyarıyı beyninde hemen hareket geçir" dediğini duyacaksınız.


Tüm maddeler, hatta su bile toksik, yani zehirlidir. Bir maddenin zehir olup
olmayacağını hangi dozda kullanıldığı belirler. Bu prensip, M.Ö. 1500
yılında Paracelsus tarafından ortaya konmuş olup, glikoz ve ensüline
uyarlanabilir.


Glikoz, enerji ateşinizi tutuşturan kıvılcım olarak değerlendirilebilir.
Ensülin de kibrittir. Kan dolaşımınıza glikoz girdiğinde, pankreastan
ensülin salgılanır. Ensülin, mekik gibi vücudunuzun hücrelerine glikoz ve
diğer besin maddelerini taşır. Bu önemli maddeler dahi zehirli olabilir.
Nasıl mı?


Yüksek miktarda şeker (sukroz, yüksek glisemik endeksli karbonhidratlar ve
meyve suyu) alımı, aşırı miktarda ensülin üretimine yol açar. Aşırı ensülin
ise hücrelerinizi "uyuşturur".


Hücre içine giriş imkanı bulamadığından, glikoz (ve diğer birçok besin)
gidecek yerleri olmadan kan dolaşımında sürüklenir durur. Sabit bir şekilde
glikozun akışı olduğunu farkeden pankreas ensülin salgılamaya devam eder.
Glikoz ve insülin zehirli hale gelirler. Hasar başlar.


En korkutucusu, ensülin "termogenez"i bloke ederek yağ yakma özelliğinizi
engeller. "Termogenez", zayıf kalmanız için size Allah tarafından bahşedilen
bir haktır. Vücudunuzun yağlardan, onları ısıya çevirerek kurtulma
sürecidir. Ensülin, bu süreci engeller. Termogenez gibi mucizevi bir
özelliğe, hareket etmenizden veya diyet yapmanızdan bağımsız bir şekilde
doğuştan sahipsiniz, unutmayın.


Aşırı şeker alımına dayanan bu olumsuz etkiden mağdur olanlar, kontrol
edemeyecekleri biyokimyasal bir kabusun kölesi olacaktır. Çoğu vakada, geri
dönüş yoktur. Uyanma imkanı olmayan bu kabusun karakteristik özellikleri
sürekli şeker krizleri, dindirilemeyen susuzluk hissi, idrar miktarında
artma, vücut yağ miktarında artma (yıllar içinde vücudunuzun yağ yüzdesi
artıyor mu?), karamsarlık ve düşük enerjidir.


Bu belirtiler daha sonrasında obezite, ardından insülin direnci, tip 2
diyabet, kalp hastalığı, kanser ve nihayetinde erken ölüme sebep olabilir.
"İlkyardım" ilaçlarını unutun ve kan şekerinizi doğal yollarla düşürmeye
çalışın


Yüksek kan şekerinizi düzeltmek için, aşağıdakileri uygulayın:


• Eğer önünüzdeki yemeğin tadı şekerliyse, ve bu tat organik meyveden
gelmiyorsa yemeyin


• Her yemekten önce suda çözünmüş 1 çorba kaşığı karnıyarık otu tumu
(psyllium husk)


• Her gün 1-6 gram tarçın57


• Her gün 300-600 mg alfa lipoik asit (ALA)


• Her gün 10-25 mg, yüzde 1'lik banaba bitkisi ekstresi (korosolik asit)


• Beslenmenizden yüksek glisemik endeksli karbonhidratları çıkarın


• Yemek veya atıştırmalıklarla birlikte ayçekirdeği, badem, kabak çekirdeği
gibi tumlar veya fındık fıstık tüketin (kavrulmamış, tuzlanmamış
olanlarını)


• Tabii ki düzenli olarak spor yapın


Uzun vadede kan şekerinizi kontrol altında tutarsanız, 5–10 yaş daha genç
görüneceğinizi ve hissedeceğinizi düşünebilirsiniz. Obezite, diyabet, kalp
hastalığı ve kanser nedeniyle erken ölüm tehdidi kötü bir rüya olarak
kalacaktır.


Şekeri sonsuza kadar nasıl bırakabilirsiniz?


Şeker bağımlılığı gerçek bir tehlikedir. Sukroz bağımlılığı, obezitenin bir
numaralı nedeni sayılabilir. Obezitenin, kalp hastalığı için risk faktörü
olduğu kanıtlanmıştır. Şeker bağımlılığının bir göstergesi de, küçük
kızlarımızı "şeker" olarak tanımlamaktır.


Sevdiklerimizi şekerle ilişkilendirmemizin nedeni, şekerde olduğu gibi
çocuklarımıza duyduğumuz sevginin de kendimizi iyi hissettirmesidir. Başka
bir deyişle, sevgi ağrıyı keser.


Bilim adamları, şeker ve sevgi arasındaki bu benzerlikle ilgili olarak, her
ikisinin de "opioid" (afyondan elde edilen) reseptörleri tetiklediğini
keşfetmişlerdir. Bu reseptörler tetiklendiğinde, reaksiyonlar zinciri
ateşlenmiş olur. Bu zincir, "ağrıyı hissetmeme" ile son buluyor. Sonuç,
mutluluktur.


Şeker ve sevgiye ek olarak, ilaçlar da opioid reseptörleri
tetikleyebilirler. Bu ilaçlar afyon, kodein, morfin ve oksikodon'dur.
Bunların hepsi "opiat" olarak bilinir. "Mutluluk"un ötesinde, opiatlar
"coşku ve neşe" duygularına da neden olur. Bu, kısmen de olsa, insanların
neden bağımlı olabildiklerini açıklar – bu coşku ve neşe halinin doğal bir
şekilde hissedilmesi güçtür, ama imkânsız değildir. Bu ayrıca, sevilme
hissinin eksik olduğu kişilerin neden şekere (örneğin karınız mutsuz
olduğunda çikolata yer) veya ilaçlara yöneldiğini de açıklar.


Opioid reseptörleri tetikleyen birçok şey bağımlılık yaratabilir. Bazı
bağımlılıklar sağlıklıdır, bazıları da şeker bağımlılığında olduğu gibi
sağlıksız.


Mutluluk, dünyada en çok peşinde koşulan duygudur. Şeker ise, dünyada en bol
bulunan kimyasal madde. Sorun da burada. Şeker insanı mutlu ettiğinden ve
her yerde kolayca bulunduğundan, bağımlılık yaratabilir. Ancak bu bağımlılık
şekerin yan etkileri (özellikle obezite) nedeniyle sağlıksızdır.


Şeker bağımlılığı birçok bahane ile rasyonalize edilir. Genellikle şunlar
söylenir: Herkes gazoz içiyor, zararlı olsaydı satılmazdı, çocuklar bile
yiyor, etikette "şekersiz" yazıyor, yarın bırakacağım, kilo almak umurumda
değil, benimki genetik, herkes şişman, şişmanlık sağlıklıdır, bir yerde
şekerin bağımlılık yapmadığını okudum.


Şeker bağımlılığının nasıl geliştiğini bilmek, tedavinin nasıl olacağı
hakkında fikir verir. Şeker tüketildiğinde beyinde serotonin seviyesi
yükselir. Bu da endorfin üretimini arttırır. Aynı ilaçlarda olduğu gibi, bu
beyin kimyasalları da opioid reseptörleri tetikler, böylece mutluluk verir,
acı hissini gölgeler.


Opioid reseptörleri şekerle tekrar tekrar tetiklenerek serotonin düzeylerini
suni olarak arttırırsa, insan vücudu doğal yollardan serotonin üretimini ve
salgılanmasını durdurur. Serotonin duygulanım ve iştahın kontrolünden
sorumludur58. Serotonin olmadığında kişi depresif olur ve daha fazla şeker
yemek için kıvranır. Bu da mutluluk ile şeker arasında duygusal bir bağ
kurulmasına yol açar. Şeker bağımlıları, serotonin düzeyini arttırmak ve
mutlu olmak için şekersiz yapamaz hale gelir. Bu olayın adı "duygusal
yeme"dir. Zamanla, duygusal yeme şeker yeme haline gelir, bu da termogenezi
engellediğinden yağ dokusunun artmasına yol açar.


Bunun üstesinden gelmek için, şeker bağımlılarının serotonin düzeylerini
artıracak ve şekerdeki gibi olumsuz yan etkileri olmayan sağlıklı
alışkanlıklar geliştirmeye ihtiyaçları var. Bu kriterlere uyan iki şey var:
egzersiz ve esansiyel aminoasit olan L-triptofan.


İyi bilinen "koşma sarhoşluğu", endorfinlerin opioid reseptörleri
tetiklemesinin sonucudur. Bu mutluluk hissi, hafif egzersiz ile de
kazanılır. Şekerin yerine geçebilecek harika bir alternatiftir. Kuşkusuz,
koşma alışkanlığı pasta yemekten daha yorucu olup sağlıksız bir bağımlılığa
da yola açabilir- her gün egzersiz yapanlarda olduğu gibi. Dengeyi bulmak
çok önemlidir.


L-triptofan, şekerin yerini kolayca alabilir ve egzersizle birlikte
kullanılabilir. Yapıtaşı gibi davranarak vücudun serotonin üretimini
arttırır. Sonuçta, L-triptofan kullananlar, şeker krizlerinden kurtulurlar.
Bu esansiyel aminoaisit melatonini de arttırır. Bu da gece güzel bir uyku
çekmeyi seven herkesin çok hoşuna gidecektir.


Şeker bağımlılığı bir kez sonlandığında, termogenez harekete geçecektir.
Termogenez herkese ince bir vücutla yaşama hakkı verir. Tek başına bu dahi
kalp hastalığına yakalanma ihtimalinizi düşürür.


Suni tatlandırıcılara da yer yok


Purdue Üniversitesi'nden Prof. Dr. Terry Davidson ve Doç. Dr. Susan Withers,
suni tatlandırıcıların, aynı şekerde olduğu gibi, tokluk hissine engel
olduğunu bulmuşlardır.


Uluslararası Obezite Dergisi'nde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre
"ağızdaki his" vücudun kalori sayma becerisinde çok önemli rol oynuyor. Suni
tatlandırıcı kullandığımızda, vücudun şekerli tadı esas alarak kalori sayma
kabiliyetini engellemiş oluyoruz.
__________________
Bugünde dünün yarını değilmiydi? dün ne yaptın ki bugün ne yapacaksın!!!
Selinamm isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 17-03-2008, 03:12 PM   #2
Banned
Taş yeşermez geçmiş olsa da nevbahar
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1.000
Cinsiyet:
Rep Gücü: 0 Rep: 6826
atmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyoratmaca34 çok gurur duyuyor
Cevap: Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

tatlı yemiyim ozaman

kostrol bukadar tehlikeli değildir sanırım
atmaca34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Alt 18-03-2008, 01:42 PM   #3
Super Aktif
 
Selinamm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SUPERMEYDAN
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 2.169
Cinsiyet:
Rep Gücü: 105 Rep: 10297
Selinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyor
Cevap: Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

Her hastalığın zarar verdiği bölgeler vardır bunuda göz ardı etmemek gerekiyor belli bir yaştan sonra dikkatli olmak lazım sanırım:)))))
__________________
Bugünde dünün yarını değilmiydi? dün ne yaptın ki bugün ne yapacaksın!!!
Selinamm isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Alt 18-03-2008, 01:48 PM   #4
FORUM MODERATOR
 
SGOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
motordelisi
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: united states of 42
Yaş: 26
Mesajlar: 1.414
Cinsiyet:
Rep Gücü: 102 Rep: 10005
SGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyorSGOR çok gurur duyuyor
Cevap: Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

çok şükür şekerle aram pek yok..
çayımı şekersiz içiyorum.. tatlıyı zaten sınırlı yiyorum.. ama krize girdiğim anlar hariç..
__________________
İsteyene Değil, İstediğime Yol Veririm!!!
SGOR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Alt 18-03-2008, 01:49 PM   #5
1. şiir yarışması birincisi
 
RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ötelerden habersiz nizama lanet olsun ...
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Yaş: 24
Mesajlar: 1.337
Cinsiyet:
Rep Gücü: 200 Rep: 19820
RABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyorRABİA çok gurur duyuyor
Cevap: Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

verdiğin bilgiler için teşekkürler ...faydalı bir paylaşım bence...
__________________
EDEP İLE GELEN LUTUF İLE GİDER
RABİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Alt 18-03-2008, 02:10 PM   #6
Super Aktif
 
Selinamm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SUPERMEYDAN
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 2.169
Cinsiyet:
Rep Gücü: 105 Rep: 10297
Selinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyor
Cevap: Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

Rabia ne demek canım asıl okuduğunuz için ben tşk ederim canım..
__________________
Bugünde dünün yarını değilmiydi? dün ne yaptın ki bugün ne yapacaksın!!!
Selinamm isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Alt 18-03-2008, 02:15 PM   #7
Super Aktif
 
Selinamm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SUPERMEYDAN
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 2.169
Cinsiyet:
Rep Gücü: 105 Rep: 10297
Selinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyorSelinamm çok gurur duyuyor
Cevap: Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor...

Sgor bu hastalık malesef şeker ve tatlı tüketmemekle olmuyo eğer tip 2 olursa hastalıkta dediğin şeyler geçerli ama genetikse yani tip 1 se o zaman önlenemiyor ve ileriki safhalarda insülin kulanmaktan başka çare kalmıyor..
__________________
Bugünde dünün yarını değilmiydi? dün ne yaptın ki bugün ne yapacaksın!!!
Selinamm isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:20 PM .


Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.

Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler!


eXTReMe Tracker

Search Engine Friendly URLs by vBSEO