![]() |
|
| | |||||||
Yazmak Çaresizliktendir. Can Yücel Yazmak yaşamaktır. Tersinden okursak, yaşamak yazmaktır da denebilir. Her iki önerme gerçekte salt bir yaşamı özetler. Nerede yaşarsak yaşayalım, yaşamımızı anlamlı kılacak nesneler, olaylar ve her
![]() |
| | BackLink | Seçenekler |
| | #1 |
| Misafir..
Mesajlar: n/a
| Yazmak Çaresizliktendir. Can Yücel Yazmak yaşamaktır. Tersinden okursak, yaşamak yazmaktır da denebilir. Her iki önerme gerçekte salt bir yaşamı özetler. Nerede yaşarsak yaşayalım, yaşamımızı anlamlı kılacak nesneler, olaylar ve her türlü canlı ve cansız varlık bizim için hazırdır. Herkes ve her şey bizim emrimizdedir. Yeter ki, düşüncelerimizin bizi yönettiğine inanalım. Victor Hugo 15 yaşında çok ünlü bir yazar olacağını biliyordu. Bu nedenle kapısını çaldığı ilk yayıncıya çok net bir biçimde bunu söyleyecek cesareti bulabilmişti. Peki, bir insan neden yazar olmaya yönelir? Bu sorunun yanıtını Can Yücel vermiş. Çaresizlikten! Yazarlar, algılama ve gözlem gücü yüksek, yani duygusal zekâları çok gelişmiş insanlardan çıkar. Toplumsal olayları ve kişi analizleriyle derhal fark edilirler. Daha çok yazarak düşünmeye endekslidirler. Bu yüzden bazılarının konuşma becerilerinin fazla gelişmediği de görülür. Şaşırtıcı gelmemelidir. Yüksek algılama güçlerinin bir avantaj olmadığının kendileri farkındadır. Bu durum, onlara acı verir. Bu yüzden yüksek siyaset ortamlarında, fikirlerine alıcı bulmakta zorluk çekerler. Sözel olarak anlatmakta güçlük çektikleri fikirlerini en rahat ancak yazıyla ifade edebilecekleri için bu zorlu ve çetin yolu kendilerine seçmişlerdir. Kendi yaşantımda geriye dönük zaman zaman yolculuklar yaparım. Bu yolculuklarda beni yalnız bırakmayan sevgili hafızamla ne denli gurur duysam azdır. Çocukluğumun koca sinemaskop ekranına kesik kesik de olsa istediğim filmi koyar, oynatır o gizli makinist. Ne zaman istesem hep hazırdır. Ortaokul ikideydik. Yılsonu müsameresinde görevliydim. Sahnede gösterimiz bitmiş, bizden sonra sahne alan arkadaşlarımızı izlemek için sinema salonunun giriş kapısında hole gelmiştik. Sinema kiliseden bozma bir yapıydı. Halk tıka basa salonu doldurmuştu. Biz gösteriyi güç bela izlemeye çalıştığımız bir sırada dipten gelen bir sarsıntı herkesi şaşkına çevirmişti. Deprem oluyordu, kaç saniye sürdüğünü bilmiyorum ama şiddetliydi. İnsanlar can havliyle kendilerini salondan dışarı atmaya çalışıyordu. Ben, salonun hemen ağzında olduğumdan üç metre uzunluğundaki dış kapı ile iç kapı arasındaki holde sıkışıp kalmıştım. Yere yıkıldıktan sonra üzerimden kaç kişi geçti, anımsamıyorum. Sokağa çıktığımda karanlıkta ilk dikkatimi çeken şey, pantolonumun diz kapağı bölümünün erimiş olduğuydu. Her şeye karşın kurtulmuştum. Hayatımda anımsadığım ilk ciddi depremdi bu. O gece eve geldiğimde tüm mahalle halkını sokaklara hasır ve kilimleri sermiş oturur halde bulmuştum. Şimdi düşünüyorum da, kasabamızda depremden paniklemeye gerek yoktu. Çünkü evler kerpiç tuğlalı ‘yer ev’ denilen tek katlıydı. Geçenlerde elimde su hortumu çiçekleri sulamaya niyetlendim. Evi çevreleyen demir korkuluklardan atlamaya çalışırken dengemi yitirdim bir an. Ayaklarım ve karın bölgemde derin sıyrıklar oluştu. Neden ve nasıl böyle bir şey oldu, buna bir anlam veremedim. Yani anlayacağınız, yaşamımız pamuk ipliğine bağlı. “Siz kendi kaderinizin tasarımcısı ve yazarısınız. Kalem sizin elinizde, öyküyü siz yazıyorsunuz ve sonuç sizin seçiminiz oluyor.” diyen Lisa Nichols yazarlar kadar esasen hemen herkes için geçerli bir yaşam sırrını veriyor. Yazar olmanın ilk koşulu okumaktır. Okuma yazmayı öğrenmeyle başlayan bu eylemde, geriye dönüp baktığımda beni okumayı sevdiren yayınlar arasında aklıma ilk gelenlerin Hayat ve Ses dergisi olduğunu görüyorum. O yılların popüler dergisi olan bu iki dergi hayal dünyamızı zenginleştiren öğelerle doluydu. Dayım abone olduğu için sık sık onları ziyaret eder, özellikle Hayat dergisinde Şevket Rado’nun yazılarını okurdum. Böylece evimizde pek alışık olunmayan bir okuma merakı bende gelişmişti. Bereket versin, annemle babam bu merakımı engelleyecek bir davranış da sergilemiyorlardı. Kendi yolumu daha ortaokul sıralarında belirlemiştim. Yazar olacak, yazılarım ders kitaplarına girecekti. Kimbilir, çalışkan bir ressam arkadaşım(!) olursa karakalem resmimi de yapar ve yazımın başında o resim yer alırdı. Beni böyle düşündüren şeyse, Türkçe ders kitaplarımızdı. Ancak ben, Orhan Kemal ve benzerleri gibi çaresizlikten yani bir devlet dairesine kapılanamamaktan ötürü yazar olmayacaktım. Cemal Süreya gibi hem düzenli bir işim ve gelirim olmalı hem de yazarlık işimi sürdürebilmeliydim. Aksi halde günün birinde Orhan Veli gibi bir çukura düşüp ölmek de vardı işin içinde. Yazarlığın meslek olarak seçilmesi de bir tercihtir. Ancak ülke koşullarında tüm emeğini bu işe vererek yaşamını belli bir standardın üzerine taşıyan kaç kişi sayabiliriz? Yazarak bunu başarma zorluğu işin doğasında var. Evet, yazmak çaresizliktendir ancak onu pazarlamak da bir marifet işidir. Bu beceriyi gösterebilmek için türlü etik dışı yolları deneyenlerin saman alevi gibi parlayıp söndüklerini gördükçe, insanın bu işten vazgeçesi geliyor. Yazarlık, düşüncelerinizin birileriyle paylaşılmasıdır ki, ilk paylaşan da gene yazarın kendisidir. Yazar muhaliftir. Muhaliflik negatif olmak demek değildir. Pozitif düşünerek pekâlâ muhalefet yapılabilir. Böyle yazan kişiye düşünceleri yine olumlu olarak geri dönecektir. Düşünceleriniz sadece sizi etkiler, başkalarına bir zararı olamaz. Bu noktadan olaya baktığımızda yine Can Usta’nın dediğine gelmiş oluyoruz. Her yazar eninde sonunda çaresizlikleri karşısında güvenli bir sığınak gördüğü yazı limanına demir atar. Yazdıkça rahatlar, üzerindeki negatif iyonları yazıya gönderir. Rainer Maria Rilke, “Yazmadan yaşamayı becerebileceğini sanıyorsan, yazma.” diyor. Yaşamını yazmaya adayan kişi yazar olmayı hak edendir. Son sözü Gabriel Garcia Marquez’e bırakmalı: ”Ya yazacaktım, ya ölecektim!” kaynak |
|
| | #3 | |
| Aktif Üye ![]() | Cevap: Yazmak Yaşamaktır Alıntı:
| |
| | |
| | #4 | |
| Misafir..
Mesajlar: n/a
| Cevap: Yazmak Yaşamaktır Alıntı:
Rica ederim beğenmene sevindim...:) Yazmak çok başka bir şey, ben yazarken tuhaf gelecek belki ama sanki başka bir dünyada buluyorum kendimi ve farklı bir yolculuğa çıkıyorum...Yazmak ve kendini,düşüncelerini en güzel şekilde sözcüklerle ifade edebilmek harika bir duygu benim için...Yazıyorum, seviyorum yazmayı...:) | |
|
| | #5 |
| Misafir..
Mesajlar: n/a
| Cevap: Yazmak Yaşamaktır |
|
| | #6 |
| Altın Üye (Haziran 2008) ![]() Üyelik tarihi: Dec 2006 Nerden: MATRİKS'den Yaş: 35
Mesajlar: 777
Rep Gücü: 2897 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Yazmak Yaşamaktır Yazmak aslında yaşamaktır Yaşamak esasında yazmaktır. Yazmak hayal etmektir esasında Hayalsiz yaşam da olmaz aslında. (Y.E.K.) |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Yazmak mı...Konuşmak mı...? | RABİA | Edebiyat | 32 | 30-03-2010 10:25 PM |
| Sözlüğe yorum yazmak | Sen | Süper Sözlük | 1 | 21-09-2009 10:40 AM |
| Yazmak mı, Konusmak mı? | YukseLL | Serbest Kürsü | 6 | 01-09-2009 01:16 AM |
| bir gidişi yazmak | blueice | Edebiyat | 0 | 11-03-2009 06:02 PM |
| Kâğıda, Aşkı Yazmak | blueice | Edebiyat | 7 | 01-03-2009 12:24 AM |
| Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler! | FORUM KURALLARI REKLAM SEÇENEKLERİ |