![]() |
| | |||||||
Kültür, Sanat katogorisi Edebiyat forumu içinde "Yaprak dökümü" başlıklı konu görüntüleniyor, "REŞAT NURİ GÜNTEKİN “YAPRAK DÖKÜMÜ” ADLI ROMANIN ÖZETİ “Bir babanın çocuklarına bırakacağı en kıymetli miras temiz bir isimdir. Evet ama parada gereklidir. Bu sözleri söyleyen adam bir ay evvel şirketin ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| SUPER MODERATOR ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.978
Blog Mesajları: 7
Cinsiyet:
Rep Gücü: 506 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Yaprak dökümü REŞAT NURİ GÜNTEKİN “YAPRAK DÖKÜMÜ” ADLI ROMANIN ÖZETİ “Bir babanın çocuklarına bırakacağı en kıymetli miras temiz bir isimdir. Evet ama parada gereklidir. Bu sözleri söyleyen adam bir ay evvel şirketin muhasebe katipliğinden istifa etmiş yağız bir gençti. Öğle paydosunda, arkadaşlarını görmeye gitti. Onlar yemekteyken yeni işini rahatlığını anlatırken biraz rahatsız oldu. O bütün bunları söylerken altmış yaşlarında eski bir mutasavvıf olan Ali Rıza Bey kibar bir şekilde tepkisini ortaya koydu. Efendim kendinize doğru olabilirsiniz ama her şey para değildir diye. Genç adam Ali Rıza Bey’e acır gibi cevap verdi. Çiçek meraklısınız ama para olmadığı sürece ne verim alabilirsiniz. Babasınız ama paranız olmadığı sürece çocuklarınıza ne verebilirsiniz. Ali Rıza Bey bütün bunları düşünüyor değildi. Ama gerçekten evlatları ona bir feci yaprak dökümü manzarası seyrettirmekten gayri saadet vermeyecekler miydi. Ali Rıza Bey Arabi, Farisi’den başka İngilizce ve Fransızca’yı da bilirdi. Gençliğinde edebiyatla uğraşmış çok çalışkan bir adamdı. Kırk yaşına doğru evlenmişti. Onun için aile kurmak ehemmiyetli bir işti ve talihine, karşısına ağırbaşlı, temiz bir kadın çıkmıştı. Elli yaşına geldiğinde çocuk nüfusu beşe ulaşmıştı. Ama gelgelelim Ali Rıza Bey’in emekliliği gelmişti. Arayan Mevlasını da , bulur belasını da hesabı yeni bir iş ararken eski öğrencisi Muzaffer’i gördü. Ali Rıza Bey beş, altı ay hasta bir tarih öğretmenliğine vekalet etmişti. Muzaffer şimdi, iki büyük şirkette meclis-i idare azası ve “Altın Yaprak Anonim Şirketi’nin umumi müdürü idi. Muzaffer Ali Rıza Bey’e iş teklifinde bulundu ve yeni bir kapı açıldı. Birgün ihtiyar bir odacı Ali Rıza Bey’e onu görmek isteyen Leman adında bir genç kızın olduğunu söyledi. Bu kız Ali Rıza Bey’in on, on iki sene önce vilayetten birinde tanıdığı bir orman müdürünün kızı idi. Babasını kaybetmiş ve iş arıyordu. Ali Rıza Bey Leman’ı işe aldırdı. Aldırmaz olsaydı. Ali Rıza Bey’i aldığına alacağına, yaptığı bu iyiliğe pişman edecek bir hareket etmişti. Leman Muzaffer Bey’den bir çocuk düşürmüştü. Annesi ağlaya sızlaya Ali Rıza Bey’den yardım istedi. Ali Rıza Bey’de Muzaffer Bey’in iyi bir adamdır Leman’ı nikahına alır dedi. Ali Rıza Bey o gün çıkış saatinde bile ayrılmadı. Muzaffer Bey;’in işlerini bitirmesini bekleyerek meseleyi açtı ama Muzaffer Bey, Ali Rıza Bey’e “Leman sizin bildiğiniz gibi bir çocuk, saf bir kız değil” dedi. Leman’a gereken yardımı yapacağına söyledi. Ama nikah meselesini kesin bir dil ile reddetti. Bütün bu gergin havanın ardından Ali Rıza Bey Muzaffer Bey’e işi bıraktığını açıkladı. Ali Rıza Bey’in artık bir işi yoktu. Sessiz sokaklardan sonra eve yaklaştığında bir ışık cümbüşü vardı. Evet evde bir kutlama havası vardı. Büyük oğlu Şevket müsabakayı kazanmış ve yüz lira aylıkla işe başlamıştı. Ali Rıza Bey’in gözleri dolmuştu. Ama bunu nedeni tahmin ettikleri gibi değildi. Artık Ali Rıza Bey tahtı oğluna bırakmış bir padişah edasında idi. Fakat Ali Rıza Bey’le karısı aynı fikirde değildi. Hayriye Hanım namus için iş mi terk edilir. Diye çıkışınca Ali Rıza Bey’le münakaşa büyüdü. Hayriye Hanım’ın “Ekmeksiz kalırsak kendi çocuklarımın namusu tehlikeye girer” demesi Ali Rıza Bey’e tokmak gibi inmişti. Tüm gün bahçeyle uğraşıp bunları düşünmüştü. İşsizlik günleri onu iyiden iyiye sıkıyordu. Eskiden kitap okumaya zamanı olmadığı için kızardı ona şimdi kitaplarda zevk vermiyordu. Hayriye Hanım ona eskisi gibi ehemmiyet vermiyordu. Ali Rıza Bey’in bütün tekaüt memurlarına benzemesi için bir ay kafi geldi. Bu kahve köşelerinde pinekleyen adamlara hep bir tiksinde duyardı. Ama şimdi tek tük de olsa kendide gidip gelmeye başlamıştı. Bir iki derken Ali Rıza Bey’le bir grup oluşmuştu. Artık kahve aboneleriydiler. Kimisinin geçim derdi, kimisinin kız oğul derdi verdi. Ali Rıza Bey şimdi fukaralığın ne demek olduğunu ve hayatın şimdiye kadar görmediği bu renklerini daha iyi anlıyordu. Evde ona karşı olan bu kin misali bakışlar yalnız Hayriye Hanım’a değil Şevket dışındaki çocuklarına da mahsustu.
__________________ |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 |
| Yeni Uye ![]() Üyelik tarihi: May 2007 Nerden: kocaeli
Mesajlar: 191
Cinsiyet:
Rep Gücü: 5 ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Yaprak dökümü çok güzel kitapları seçip tanıtıyorsun paylaşımların için teşekkürler doğangüneş
__________________ İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman... |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| SUPERGOLD-Bitki Koruma Zarı (5 Ürün) | supergold | Ekonomi, iş, kariyer | 0 | 07-03-2008 04:58 PM |
| Turunçgiller Hangi İklimde Yetişirler | doğangüneş | Ekonomi, iş, kariyer | 2 | 17-01-2008 02:31 PM |
| Yaprak Kolleksiyonu | doğangüneş | El Sanatları (hobi) | 3 | 15-01-2008 09:36 PM |
| Vahşi çiçekler | doğangüneş | Biyoloji | 0 | 08-01-2008 05:00 PM |
| Yaprak Dökümü | KopiLL | Tv Dizileri ve Programlar | 3 | 26-10-2007 11:25 PM |
| | |