![]() |
| | |||||||
TARTIŞMA (polemik) katogorisi Vip Salonu forumu içinde "Dindarlığı kabalık olarak gördük" başlıklı konu görüntüleniyor, "Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu Balçiçek Pamir'e konuştu: "Kazancımıza dikkat etmiyoruz, hak hukuk gözetmiyoruz, ibadet ederek kendimizi temizlemeye çalışıyoruz. Peki biz kimi kandırıyoruz" HABERTÜRK'te Balçiçek Pamir'in hazırlayıp sunduğu ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Banned Üyelik tarihi: Jan 2007 Nerden: İSTANBUL Yaş: 24
Mesajlar: 2.745
Blog Mesajları: 1
Cinsiyet: Rep Gücü: 0 Rep: 32864 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Dindarlığı kabalık olarak gördük Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu Balçiçek Pamir'e konuştu: "Kazancımıza dikkat etmiyoruz, hak hukuk gözetmiyoruz, ibadet ederek kendimizi temizlemeye çalışıyoruz. Peki biz kimi kandırıyoruz" HABERTÜRK'te Balçiçek Pamir'in hazırlayıp sunduğu 'Söz Sende'nin konuğu, 'Türban İslam'ın ön şartı değildir' açıklamasıyla dikkat çeken Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu'ydu. Diyanet Vakfı Kadın Kolları 1996 yılında kurulmuş ve 8 binden fazla üyesi var. Ne yapar Kadın Kolları? Çok önemli işler yapıyoruz. Her şeyden önce bir akademi gibi çalışıyoruz. Bir açık üniversiteyiz. Edebiyattan felsefeye, tarihten psikolojiye, sosyolojiden dini alanlara kadar pek çok konuda Türkiye'nin otorite isimleriyle çalışıyoruz. Dinin doğru anlaşılması başta, sadece dini alanda değil pek çok alanda kadınımızı donanımlı hale getirebilmek için çalışıyoruz. Bu çalışmalarımız toplumda kısa zamanda güzel bir şekilde kabul gördü ve şu anda merkezimizde 5 binin üzerinde, İncesu Kültür Merkezi'mizde ise 3 bin 600 civarında üye sayımız var. Özellikle ne istiyorlar kadınlar? Bizim çalışmalarımızın birkaç ayağı var. Belli kültürel seviyeye sahip kadınlarımız var ki; akademik çalışmalarımız daha çok onlar tarafından kabul gördü. Diğer taraftan Halk Eğitim Merkezi ile yaptığımız çalışmalar var. Okuma yazmadan tutun el sanatlarına Türk süsleme sanatlarından dikiş-nakış ve boyama kurslarına kadar birçok alanda eğitim veriyoruz. "İslam kadına hak ve özgürlük verdi" 'Din ve Kadın' kitabınızda İslam'da kadının kimliğini sorguluyorsunuz ve kadın kimliğinin hak ettiği yere kavuşmasını istiyorsunuz.. İslam kadının şahsiyet kazanmasını istemiştir. Her şeyden önce hak ve özgürlük vermiş kadına. Ama sonra erkek egemen bakış mı bunu değiştirmiş? O döneme dönecek olursak, 7'nci yüzyıla; İslam gerçekten kadını çok önemli bir mevkiye yükseltmiş. Buradan hareketle o dönemi sorguluyoruz. Bu büyük bir yanlış. O sosyal yapı içerisinde kadına verilen haklar gerçekten devrim niteliğinde haklar söz konusu. Ama sonra gelenekselliğe kurban edilmiş bir bakış var kadına karşı. Benim için model şahsiyetlerden biri Hz. Ayşe'dir. Hakikaten bugün tekrar tekrar okunması gereken, enteresan bir kimliktir Hz. Ayşe. Peygamber Efendimiz'in eşi ama pek çok alanda etkin ve yetkin konumda görüyoruz. Özgün ve özgür bir kimlik Hz. Ayşe. Peki oradan bu güne gelirsek neden işler bir anda tersine dönmüş de kadın ikinci plana itilmiş? O dönemin kültürüne baktığımızda kadın hep ötekilenen ve ikincilenen bir varlık. Hatta fitne unsuru. Birçok temel kaynaklarda da var bu. Bugün belki pek çok tartışmanın odağında da bana kalırsa bu anlayış yatıyor. Başı kapalının üzerinden de siyaset yapılıyor. Başı açık üzerinden de. Burada kadının kendisine düşen rolleri de iyi oynaması gerekiyordu. Erkek egemen kültürü tabii ki sorgulamak gerekiyor. Ama biz kadınlar şunu da sormalıyız kendimize; 'Bize verilen rolü neden yeterince oynayamadık. Nerede hata yaptık'. Basit bir cevabı var mı peki bu sorunun? Burada çok yönlü cevaplar var. Bazı sosyal problemleri indirgemeci bir anlayışla 'şundandır' diye cevaplayamazsınız. Onun içinde pek çok kültürel, sosyal, siyasal nedenler var. "Din ve dindarlık bu değil" 'Yükselen Dindarlık' diye bir panel düzenlediniz. Ve 'Din ve Dindarlık bu değil' diye bir çıkış yaptınız. Biraz onu açar mısınız? Ne var şu anda ve askında ne olması gerekiyor? Biz o panelin ardından bir start verdik. Hem her yönüyle sağlıklı bir din anlayışı oluşması açısından hem de bugüne kadar yapılan tüm yanlışları bertaraf etme açısından bir seferberlik başlatalım dedik. Fakat kamuoyunda arzuladığımız seviyede ses getirmedi. "Hacca giderek kendimizi temizlemeye çalışıyoruz" 'Sadece ritüelleri yapıyorlar ama ritüellerin bizi getirmek istediği güzel ahlaka sahip değiller' diye bir şey yazmışsınız kitabınızda. Aynı kitapta; 'Kazancımıza dikkat etmiyoruz, hak hukuk gözetmiyoruz, Hacca giderek kendimizi temizlemeye çalışıyoruz. Peki biz kimi kandırıyoruz' cümleleri var.. Kendimizi kandırıyoruz. Dinin bizi getirmek istediği nokta güzel ahlaklı insan olmak. Ritüellerin elbette değeri var. Ama şekilden öteye gitmiyor. İbadet adet halini alıyor. Halbuki o şekillerin, ritüellerin bizi getirmek istediği yer güzel ahlaklı insan. Eleştirilerim direk kendimize aslında. Suçlu aramıyorum. Suçlu hepimiziz. 'Din ve dindarlık bu değil' çıkışınızı ne kadar sürdürebileceksiniz? Diyanet arkanızda duracak mı? Diyanet'in zaten bunu yapmaya çalıştığına inanıyorum. Ben bugüne kadar söylediklerimi tek başıma söylemedim. Diyanet Vakfı'nın kadın kollarının başındayım, bunun yanı sıra da Diyanet İşleri Başkanlığı'nda uzun yıllar görev yapan birisiyim. Bu çalışmalarımızı Diyanet İşleri Başkanlığı da Diyanet Vakfı da destekliyor. Ama başarılı olabilmemiz için sadece onların sahiplenmesi yetmez. Bütün toplumun sahiplenmesi gerekiyor. "Namaz kılmakla dindar olunmaz" Kırmızı ışıkta durmaktan tutun da genel müdürün attığı imzaya kadar, ikili ilişkilerimizden tutun da aile içi ilişkilerimize kadar, evdeki musluğu akıtmaktan tutun da yaktığımız elektriğe kadar biz sorumlu varlıklarız. Dindarlık her şeyimizi ilgilendiriyor. Bütün davranışlarımızı ilgilendiriyor. Sadece namaz kılmakla, oruç turumakla, başını kapatmakla dindarlık olmuyor. İnsani değerleri, ahlaki değerleri oluşturmadan onun üzerine inşa edilecek bir dindarlık bizi bir yere götürmez. "Dindarlığı kabalık olarak gördük" Diyorsunuz ki kitabınızda 'dindarlık zerafet, nezaket, incelik, saygı, sevgi, hoşgörü getirmeli'.. Bugüne kadar öne çıkarılmamış hususlardan biri de bu. Sevgili Peygamberimiz'in zerafeti beni hep hayran bırakmıştır. Özellikle eşleriyle olan diyalogları, küçük bir çocuğa yaklaşım tarzı... Bugün dindarlığı biz kabalık olarak gördük. Ya da bir köylülük dindarlığı oluşturduk. Bugün Türkiye'de kentli bir İslam anlayışı oluşturamadık. Bunun üzerinde sosyologların ve ilhiyatçıların durması gerektiğine inanıyorum. HABERTURK.COM |
| | |
| Herşey Yarı Fiyatına.. |
| | #2 |
| Aktif Uye ![]() | Cevap: Dindarlığı kabalık olarak gördük sayın ayşe haım'ın söylediklerine kesinlikle katılıyorum.. bu zaman müslümanlarının eksikliklerini çok güzel tespit etmiş... teferruat'a dalarsam uzun bir yorum yapmak gerekebilir çünki yukardaki yazıdanda cımbızla çekme operasyonu yapılmamsı oldukça olası. ancak salim bir beyinle yorumlamayı tercih ediyorum....daha sağlıklı olur emeğine sağlık...
__________________ Dişlerinin arasında bir silahın namlusu varsa sadece sesli harfleri söyleyebilirsin. |
| | |
| | #3 |
| Super Aktif ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus Yaş: 34
Mesajlar: 2.409
Cinsiyet: Rep Gücü: 298 Rep: 29597 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Dindarlığı kabalık olarak gördük Ben de yazılanlara katılıyorum. Ve şunu eklemek istiyorum. Sadece namaz yada haccca gitmekle müslüman olunmuyor. Ahlaklı bir müslüman olmak hepsinden önce geliyor. Bir yolun ortasında gördüğün bir taşı insanlara zarar vermesin diye kaldırmayı düşünecek kadar insanlara saygın varsa o zaman yaptığın ibadetler boşa gitmez. Yalan söylemek, iftira atmak, gıybet, kul hakkı yemek, insanları kırıp incitmek,tüm bunları yapıp bir de namaz kılıyorsa insan bence boş yere kılıyor demektir. Önce ahlak ve insana saygı diyorum. Sonra da kul hakkı yememek diyorum. İbadetler Allah'la kul arasında olduğu için o konuyu herkes kendisi bilir.
__________________ Yanlış bir argümanın ilacı, daha iyi bir argümandır. Fikirlerin bastırılması değil. |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| | |