FORUM SUPERMEYDAN  
Kültür Sanat ve Havacılık forumları Samsun Özel Armada Kız Öğrenci Yurdu Tex reklam Alanı Tex reklam Alanı Tex reklam Alanı

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > EĞLENCE > Öykü & Hikaye & Fıkra

DİLENCİ KİM...! (çok güzel bir yazı)

EĞLENCE katogorisi Öykü & Hikaye & Fıkra forumu içinde "DİLENCİ KİM...! (çok güzel bir yazı)" başlıklı konu görüntüleniyor, "Saltanatının sınırları geniş diyarlara uzanan bir hükümdardı.Kibrinin ve gururunun ise sınırı yoktu. Elinden gelse bütün dünyayı eline geçirmek ve mülküne dahil etmek istiyordu. Sürekli "daha, daha" diyordu. Hiç kimse ondan ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-04-2008, 01:06 PM   #1
Altın Üye (nisan 2008)
 
blueice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Supermeydan
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 1.363
Cinsiyet:
Rep Gücü: 176 Rep: 17354
blueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyorblueice çok gurur duyuyor
DİLENCİ KİM...! (çok güzel bir yazı)

Saltanatının sınırları geniş diyarlara uzanan bir hükümdardı.Kibrinin ve gururunun ise sınırı yoktu. Elinden gelse bütün dünyayı eline geçirmek ve mülküne dahil etmek istiyordu. Sürekli "daha, daha" diyordu. Hiç kimse ondan bir gün olsun "yeterli" veya "Buna da şükür" sözünü duymamıştı. Yeme-içmede, eğlenmede, hakarette, haksızlıkta hep dünden bir adım ileriye gidiyordu.Öyle bencildi ki, iyilik yaparken bile başkalarına ne kadar cömert olduğunu sergilemek isterdi.

İşte bu hükümdar, bir gün sarayının önündeki bahçede yürüyüşe çıkmış gezinirken, yanına başı önünde eğik, elinde dilenci kabı taşıyan bir adam yaklaştı. Muhafızlar, dilencinin hükümdarın yanına sokulmasının engellediler.

Hükümdar, adamlarına o ana dek hiç konuşmayan dilenciyi bırakmalarını emretti.

"Ne istiyorsun?" diye büyüklenerek sordu hükümdar. Adamın onun yanına dilenmek için geldiği besbelliydi, ama o bu soruyu yine de sordu, çünkü karşısındakinin kendisine yalvarmasını istiyordu. Bu hep böyle olurdu.

Fakirler, dilenciler birşeyler ister, o onlara fazlasıyla ihsanda bulunur, adamlar binbir teşekkürle ve minnetle yanından ayrılırken o "Var mı benim gibi cömert?" dercesine sağına soluna bakınır ve etraftaki yağcıların övgü dolu sözlerini kendinden geçerek dinlerdi.

Ama bu defa öyle olmadı!

Dilenci güldü ve başını kaldırıp hükümdarın gözlerinin içine bakarak şöyle dedi:

"Sultan hazretleri yoksa benim arzumu yerine getirebileceklerini mi sanıyorlar?"

Böylesine küstahça bir söz karşısında önce ne yapacağını bilemedi hükümdar.İstese oracıkta dilencinin kafasını vurdurabilir ya da onu zindanlarda çürütebilirdi. Ama, bu dilenci kendisine meydan okumaya kalkmıştı ve bu söz ne kadar ağırına giderse gitsin, ona dersini başka bir şekilde vermeliydi. Evet, kararını vermişti: Onu cömertliğiyle ezecekti.

"Elbette ki senin arzunu yerine getirebilirim ey dilenci! Ne olduğunu söyle yeter."

"Çok basit," dedi dilenci ve dilenirken kullandığı kabı uzattı: "Bu kabı birşeyle doldurmanın istiyorum."

Bu kadar basit bir isteği duyunca rahatlayan hükümdar kahkahalarla güldü: "Bundan kolay ne var?"

Yanındaki vezirlerden birisine dönüp emretti: "Bu adamın kabını parayla doldurun."

Vezir saraya gitti, dönüşte getirdiği büyükçe bir kese altını dilencinin kabına boşalttı. Normalde kabı doldurup taşması gereken altınlar kaba dökülür dökülmez yok oldu ve dilencinin kabı biraz önceki gibi bomboş kaldı.

Hükümdar ve etrafındakiler gördüklerine inanamadılar. Dilencinin hiç de öyle büyücü bir görünümü yoktu, ama yine de ondan ürkmeye başladılar. Hükümdar, adamlarını daha fazla altın getirmeleri için saraya yolladı. Ancak, her gelen kesedeki altınlar aynı akıbete uğradı. Dilencinin kabına boşanır boşanmaz, uçup gittiler. Bu kap sanki kara delik gibi altınları yutuyordu. Önce saraydakiler, sonra da olup biteni duyan şehir ahalisi toplandı etraflarına.

Ne kadar altın ve gümüş boşaltırsa boşalsın, hükümdar dilencinin küçük kabını dolduramıyordu. Şanı, şöhreti, tibarı elden gitmek üzereydi. Ama o "Bütün hazinemi gözden çıkarırım da bu dilenci parçasına mağlup olmam" diye homurdanıyordu.

Gerçekten de, altınlar, gümüşler, elmaslar, yakutlar... hazinesinde ne varsa dilencinin kabına boşaltıldı. Ama sonuç değişmiyordu: Dilencinin uzattığı kap bomboştu. Saatler geçiyor, insanlar hayret ve şaşkınlıkla hükümdarın hazinesinin avuç avuç kabın içinde eriyişini seyrediyordu.

En sonunda, hükümdar dilencinin ayağına kapandı ve mağlubiyetini ilan etti: "Sen kazandın, ama gitmeden önce bana tek bir şey söyle. Bu kabın sırrı nedir?" Hırsıyla, kibriyle ün salan koca hükümdar, sıradan bir dilencinin önünde böyle yalvarıyordu.

Gerçekte, bir dilenci değildi karşısındaki. Ona ders vermek için gönderilen dilenci görünüşündeki bir melekti.

Melek "Bu kap" dedi, "insan hırsından yapılmıştır. Ve hiçbir şey onu dolduramaz. Hırsına mağlup olan insan, ister senin gibi sultan olsun ister köylü, kabı hiç dolmayan dilenciye benzer. Dünyanın en güzel sarayları, dünyanın en güzel atları, dünyanın en büyük hazineleri onu doyurmaz. Hatta dünyayı da yutsa tok olmaz. Elindeki kabı, dilenir durur."


alıntı
__________________
blueice isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:27 PM .


Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.

Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler!


eXTReMe Tracker

Search Engine Friendly URLs by vBSEO