![]() |
| | |||||||
EĞLENCE katogorisi Sohbet, Muhabbet, forum oyunları forumu içinde "Yuva Yıkanın Yuvası Olur mu Sizce?" başlıklı konu görüntüleniyor, "Günümüzde ne yazıkki genç kızlarımızın evli erkeklerle olması fazlalaştı diyebiliriz ya ailevi sorunlar yada doyumsuzluk tutkusu insanlara yasak ilişki tutkusunu benimsetiyor kanımca,yada evli erkekler aradıkları mutluluğu eşlerinde bulamayınca sevgiyi yada ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| SUPER MODERATOR ![]() Üyelik tarihi: Mar 2007 Nerden: Samsun
Mesajlar: 2.026
Cinsiyet: Rep Gücü: 208 Rep: 20455 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Yuva Yıkanın Yuvası Olur mu Sizce? Günümüzde ne yazıkki genç kızlarımızın evli erkeklerle olması fazlalaştı diyebiliriz ya ailevi sorunlar yada doyumsuzluk tutkusu insanlara yasak ilişki tutkusunu benimsetiyor kanımca,yada evli erkekler aradıkları mutluluğu eşlerinde bulamayınca sevgiyi yada ilgiyi dışarda arıyolar ve buna nazaran ne yardan geçebiliyorlar nede serden diyebiliriz.Peki sizce burda kilit kişi kim yuvayı yıkan erkekmi oluyor yada araya giren bayanmı bunu tetikliyor,işin özü size yuva yıkanın yuvası olurmu? yorumlarınızı bekliyorum.. ![]()
__________________ Sözlerini Tutmaya Alışkanlık Edenler Değerleri ile Yükselirler |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 | |
| FORUM MODERATOR ![]() Üyelik tarihi: Dec 2006 Nerden: İstanbul/Pendik
Mesajlar: 2.679
Blog Mesajları: 1
Cinsiyet: Rep Gücü: 100 Rep: 9690 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Yuva Yıkanın Yuvası Olur mu Sizce? Alıntı:
Yuva yıkanın yani hanfendinin yuvası yıkıldıktan sonra nasıl yuvası olur ki, yıkıldı zaten:) Bazen bazı kızlar birlikte oldukları erkeğin evli olduğunu bilemiyorlar, onlarıda her zaman suçlamak lazım, ben bunu savunmuyorum ama bunu bilerek özellik ile yuva yıkanın yuvası olmaz bence de, anca Allah'ından cezasını bulur!
__________________ HER NEDEN İLE ÇOK YAŞAR İSE BİR İNSAN, AKİBİYETİ ÖLÜMDÜR GERİSİ YALAN, BEN GİDERİM ADIM KALIR, DOSTLAR BENİ HATIRLASIN | |
| | |
| | #3 |
| FORUM MODERATOR ![]() | Cevap: Yuva Yıkanın Yuvası Olur mu Sizce? Yer kürede öyle akıl almaz olaylar cereyan ediyor ki, birini düşünmeden, tartışmadan, ya da acısını dindirmeden bir öteki olayla sarsılıyoruz. Tabiri caizce bir devri alemdir gidiyor. Yani bu dünyaya gelen herkesin bir vaktinde gitmesinin mukarrer olduğu gibi bazı olayları da yaşamamız mukarrer oluyor. Bazı din adamları gibi şairler, yazarlar, düşünürler, filozoflar cennet ve cehenneme yolun dünyadan geçtiğini söylerler. Yani bazılarımız cehenneme, bazılarımız da buradan cennete sürükleniyoruz. İşte bu noktada bazılarınızın sesini duyar gibi oluyorum. Ama kimse korkmasın ki başkalarının işine karıştığım yok. Bir din görevlisi ile s bette söylediğim gibi ;”Hocam bu insanları artık cennet vaatleri ve cehennemle korkutmak bir işe yaramıyor. Bu cemaate bugünden, yaşanılan günden, yaşadığımız olaylardan örnekler verin. Dünü bugünle bir süzgeçten geçirip insanlara daha güzel örnekler verip, doğru, ahlaklı, ilkeli, dürüst, haramı bilen, günahı tanıyan, büyüklerine saygıda hürmet eden, küçüklerini seven kollayan öğütler veriniz” dedim.Muhterem hocam buyurdular ;”Haklısınız. Bizler bile kendimizi bir yele kaptırdık gidiyoruz. Öğrenilmesi, öğütlenmesi menfaatlerimiz için hayırlı olan birçok şeyi terk ettik. Bu materyalist kafa ile ne söylesek boş!” diye cevap verdi. Onun bu sözleri bir süre önce adı rüşvete, aracılığa karışan sözde bazı din adamlarını hatırlattı. Yazdığım bir haberle ilgili olarak biri telefonla aradı. Bana uzun ,uzun kem-küm ettikten sonra ona da; ” A be güzel hocam! Bu holding için aracı olup vatandaşı kaz gibi soydurduğun için yüreğin sızlamıyor mu?” dedim. Tabii ki aldığım cevap;”Tıssss! Oldu. Ardından mutat gezilerim sırasında bir arkadaşım; ”Duydun mu falanca kuruluşun önde gelen biri üç çocuğunu koyup gitmiş!” dedi. Şaşkınlıkla “Dur, dur! Ne olmuş?” diyesiye arkadaş hikayeyi anlattı. Üzülmedim değil. Sonra çok sevdiğim bir arkadaşım telefonla; ”Duydun mu olanları?” diye söze başladı. Hayrola ne olayları? demeye kalmadı. Anlattıkları ile dudaklarım uçukladı. Arkadaşımın anlattığına göre bir Belçikalı ile evlenen arkadaşımızı eşi “tamtakır, iyi ayar bakır” deyip, kuru bir evde üç çocuğunu alıp bırakmış. Arkadaş dertli mi, dertli. Muhterem eşlerinin evden kaçtığına yanmıyor. Olan çocuklara olacakta onun acısı derdi işinde eşini eve döndürmeye çalışıyor. Kısacası çalmadık kapı bırakmayan ve hatta falcıdan bile umut bekleyen bu yürekler parçalayıcı olay beni de şok etti. Ben bu şokları yaşarken, bu defa başka bir haber ile sarsıldım. Yine haber kaynağı arkadaşlarım :”Duydun mu falancanın eşi, falanca iş adamı ile kaçmış.” “Allah! Allah “ demeye fırsat kalmadan arkadaş söze devam etti: ” Hem de bir eş , bir metres üstüne!” Uzatmayalım, daha vereceğimiz bu tür örnek çok. Biz özellikle genç evlilerin evliliklerini sürdüremediklerini biliyorduk. Bu konudaki sızlanmalar için birbirini tanıyan ve aynı kültür ortamında yetişen gençlerin evliliğinin daha sağlıklı olacağını anne ve babalara telkin ediyorduk. Ama bu yetişkinlere, yani bu yıllardır evli olan çiftlere ne olmuştu? Ünlü Halk Aşığı Deryami’nin dizelerinde olduğu gibi; ”Çok yaralar çektim ama/ Yok sevgi yarası gibi/ İçine düştüm çıkamam/ Cehennem deresi gibi/ Ayrılık, terk edilmişlik örneği yaşayan eşler kadar çocuklar da bu yeni parçalanmış durum karşısında şaşkın ve çaresiz. Çocuklarını alıp evi terk eden acılı baba kadar, eşini ve çocuklarını terk edip, ardına bakmadan giden kocalar yeni metresleri ile yeni yaşamları ile topluma kötü örnek olmaktadırlar. Elbette herkesin yaşamı, özel hayatı kendisini bağlar ama bu ayrılıklar, bu yıkım, bu felaket çarşıda, pazarda, konuda, komşuda konuşuluyorsa gerçek bir aile dramı, gerçek bir felaket ile karşı karşıyayız demektir. Bu durumu yaşamış, eşinden ve çocuklarından bir vefa görememiş olan Aşık Deryami; Ne bilirim kaderimin işini/ Yazın ortasında yaptı kışını/ Evlatlarım, en sevdiğim eşimi/ Öz canımı cananımı yok bozdu/ böyle diyor. Ancak Türkiye’den uzaklarda durum daha başka, başka. Bir zamanlar Karadeniz’i vuran Nataşa’lar olayı Belçika’da ilk krizi Polonyalı Anuşka’lar ile yaşatmıştı. Anuşka’ ların sarsıntısını üzerinden atamayan Türk kadını bu defa Bulgaristan, Romanya ve Yugoslavya’dan gelen dilberlerin göz kamaştırması ile bir kez daha yıkıldı. Ellerinde tek destek olan ve yıllardır aynı yastığa baş koydukları erkeklerini kaptırmanın üzüntüsü içinde olan kadınlarımızın yürek yangını gerçekten büyük. Bu durumu sevgili dostum Faruk Anbarcıoğlu şöyle özetliyor: ”Sen gittin kurşunların kaldı yüreğimde/ Sen gittin güllerin kaldı vazomda/ Sen gittin muhabbet kuşum öksüz kaldı kafeste/ sen gittin ben sensiz kaldım duvardaki tabloda/ Şiirden söz olurda gurbeti iliklerinde yaşamış Kazım Poyraz ustadan da bir iki satır okumamak olur mu? Vurgun yedim, azap kırdı dalımı/ Karanlık kapladı ışık yolumu/ Bir dostum yok bildireyim halimi/ Gurbet elin çekilmez çilesi var/ Buraya kadar anlatmak istediğimi sezinlemiş olanlar var elbet. Ancak yine de bazılarınızın “Sen ne anlatırsan anlat, herkes bildiğini okumaya devem edecektir” sözü söyleneceklerin söylenmesinden bizi alıkoymaz. O nedenle hayatı dolu, dolu yaşamak, sevgi sunmak, kalp kazanmak, paylaşmak, ahlaklı olmak, kural tanımak, başkalarının zayıf noktalarından istifade etmemek, yardıma koşmak, darda olanın imdadına ses vermek, eline, diline ve uçkuruna sahip olmak ,”Kırkından sonra saz çalanı, teneşir paklar” sözünü söyletmemek, sevdiklerine acı çektirmemek, sevgi ve şevkate ihtiyacı olanları yalnız bırakmamak , sevgi ile kurulan yuvaları dağıtmamak hedef ve ilke olmalıdır. Aksi de elbette kötülük ve küs olmamalıdır. Zaman tanımak, hoş görmek, biraz tolerans göstermek fazilet ve erdemliktir. Bu yolda yine büyük görev, büyük iş dişi kuşa düşüyor. Yüreğimde derin iz bırakan ve tele-vole dizilerindekileri aratmayan hikayelerde bizzat gördüğümüz gibi yuva yıkanlar saadeti olmuyor. O nedenle bizden yardım isteyen çocuklar ve acılı eşlerin ; ”Baba lütfen eve dön, seni çok özledik” diyen mektuplarının yeni buluşmanın, birlikteliğin habercisi olmasını temenni ediyorum. Ve ayrılıklara yelken açanların, bir zayıf anda birlikteliklerini acıya dönüştürenlerin yaşamlarını, durumlarını bir daha gözden geçirmelerini, ve yukarıdaki bu sese kulak vermelerini, çocukları için cesaretli bir birliktelik kararı almalarını öneriyorum. alıntı
__________________ İsteyene Değil, İstediğime Yol Veririm!!! |
| | |
| | #4 | |
| SUPER MODERATOR Altın Üye (mayıs 2008) ![]() Üyelik tarihi: Aug 2007 Nerden: adana-ankara
Mesajlar: 1.631
Cinsiyet: Rep Gücü: 136 Rep: 13404 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Yuva Yıkanın Yuvası Olur mu Sizce? Alıntı:
Bu durumlarda suçlu aramanın bir faydası olduğunu sanmıyorum,yani ne erkek nede kadın suçlu durumundadır ..Bu ortak bir eylemdir zira..Suç varsa iki kişi tarafından işlenmiştir... "Yuva yıkanın yuvası olurmu" ???? Evet oluyor, o kadar çok ki yıkılanan üzerine kurulan yuvalar....Harabeler üzerine villa yapanları çok gördüm.... | |
| | |
| | #5 |
| FORUM MODERATOR ![]() | Cevap: Yuva Yıkanın Yuvası Olur mu Sizce? Bir kadın güçlüdür aslında. Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar. Bir kadın sevgilidir aslında. İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri 'acımak' duygusudur. Bir kadın yalnızdır aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz. Bir kadın bilgindir aslında. Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır. Bir kadın hayattır aslında. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.
__________________ İsteyene Değil, İstediğime Yol Veririm!!! |
| | |
| | #6 |
| Yeni Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 88
Cinsiyet: Rep Gücü: 2 Rep: 194 ![]() ![]() | Cevap: Yuva Yıkanın Yuvası Olur mu Sizce? kesinlikle olmaz hem olsa ne olurki o damga herzaman kendinden önce varacak biyerlere yani hakkettikleri hayatı yaşamış olacaklar ......ayrıca eşlerine sahip çıkıp çıkmamakla alkası yok insanın içinde varsa bağlasan yine durmaz hem sahip çıkmak neymiş kendi kendinin sahibi olamıyor mu ? kendine hakim olup yuvasını bozmaması gerktiğini algılayamıyor mu? _aldatan aldanır__ |
| | |
| | |