![]() |
| | |||||||
TARTIŞMA (polemik) katogorisi Serbest Kürsü forumu içinde "Gizli Yazışmalar" başlıklı konu görüntüleniyor, "İbrahim Tenekeci I Ermeniler Erivan’da bayrağımızı önce çiğnedi, sonra yaktı. Elbette aynısını biz de yapalım demiyorum. Diyemem de. Ama şunu da yapmayalım: Onlar hakaret ediyor, biz ise teşekkür... Biz değişebiliriz. ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| 1. şiir yarışması birincisi Altın Üye (Ağustos 2008) ![]() Üyelik tarihi: Mar 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 2.226
Blog Mesajları: 4
Cinsiyet: Rep Gücü: 415 Rep: 41291 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Gizli Yazışmalar İbrahim Tenekeci I Ermeniler Erivan’da bayrağımızı önce çiğnedi, sonra yaktı. Elbette aynısını biz de yapalım demiyorum. Diyemem de. Ama şunu da yapmayalım: Onlar hakaret ediyor, biz ise teşekkür... Biz değişebiliriz. Nitekim millet olarak büyük bir evrim yaşıyor, hızla değişiyoruz. Fakat “karşı taraf” hiç değişmiyor. Hep aynı. Bunu bana söyleten şey, Ekim yayınlarından çıkan bir kitap oldu. Bir Osmanlı Askerinin Sıra Dışı Anıları adını taşıyan kitabın, daha doğrusu hatıratın sahibi Temeşvarlı Osman Ağa. Anılar, 1688-1700 yılları arasında kaleme alınmış. Osman Ağa savaş sırasında Avusturyalılara esir düşüyor ve hatırat, esaret günlerinden oluşuyor. Kitabın 185. sayfasından küçük bir iktibas yapalım: “Sırplar eskiden beri bizim din düşmanlarımızdır. Ayrıca bunlar cahil bir kavimdir. Biraz dünyalık ve küçük çıkarlar için gözlerini kırpmadan herkese kıyabilen insanlardır.” Aslında bu cümlelere ilave edeceğimiz başka bir şey yok. Sadece şunu soralım: Ermenilerin, Bulgarların, Yunan halkının da Sırplar gibi olmadığını kim iddia edebilir? II Gelişmeleri hep birlikte takip ediyoruz: Türkiye, barışsınlar diye Suriye ile İsrail işgal devleti arasında arabuluculuk yapıyor. Hem de en üst düzeyde... Kurtuluş Savaşı yıllarında Ege ve Marmara bölgesinde on binlerce evi yakan, camileri yerle bir eden Yunanistan, savaştan sonra Türkiye’ye savaş tazminatı olarak Karaağaç kasabasını vermiş ve kurtulmuştu. Yani bizim malımızı bize geri vermişlerdi. Bu da böyle bir şey: İsrail, 1967 yılında Suriye’den çaldığı Golan Tepeleri’ni geri verip masum olacak. Türkiye’nin bu çabası, mazlum ve mağdur Filistin halkını daha fazla yalnızlaştırmaktan ve Siyonistlerin eline düşürmekten başka bir anlam taşımıyor. Bir anlamda, birileri İsrail adına çalışıyor. Filistin davasını destekleyen Irak işgal edildi. Mısır, Amerika’nın baskıları karşısında İsrail ile anlaşma imzalamak zorunda kaldı. Filistin halkı yoklukla pençeleşirken, Mısır’ın sınır kapılarını açmaması, bir Müslüman’ın başka bir Müslüman’a yapacağı şey mi? Ürdün’ü ise hiç saymıyorum. Ürdün, bana hep karton bir devletmiş gibi geliyor. Ayrıca Filistinliler konusunda 1970 yılından kalma büyük bir sabıkası var. Hem kalbî, hem coğrafî nedenlerden dolayı Filistin halkını ve bu halkın haklı davasını destekleyen tek ülke, neredeyse Suriye... Olaylara birkaç sene geriden bakarsak, aslında her şeyi göreceğiz. Amerika’nın baskısı karşısında Suriye önce Lübnan’daki birliklerini çekti, hemen peşinden de İsrail, bu ülkeyi işgal etmeye kalktı. Unutmayın. Muhtemelen yine böyle bir şey olacak. İsrail, çevre emniyetini sağladıktan sonra, önce Filistin meselesini halledecek. Sonrasını hep birlikte göreceğiz. III Bizim kuşaktan iyi radyocular ve televizyoncular çıktı. Tabii iyi şair ve yazarlar da... Bunları üç kişi olarak düşünelim: Radyocu, televizyoncu ve şair. Biri dinleyici oluşturdu, biri izleyici, biri de okuyucu... Kâğıt üzerinde radyo ve televizyoncular daha şanslı... Çünkü daha çok insana ulaşıyor, daha çok tanınıyorlar. Buna “popüler olmak” diyoruz. Fakat şu var: Popüler arkadaşlarımızın çıkardığı kitaplar birinci baskıyı bile bitiremezken; popüler olmayan ve sessiz sedasız okuyucu oluşturmayı tercih eden arkadaşların kitapları üçüncü, dördüncü baskıya ulaştı. Hep söylüyorum, yine söyleyeyim: Kalıcı işler yapmak isteyen, geçici şeylerle uğraşmamalı... IV Türkçenin gücü beni hep mutlu etmiştir. Bu güç, bana hep güzel anlar yaşatmıştır. İşte onlardan biri: Uykulu gözlerle eve geldim. “Hanım, bugün çok yoruldum.” “Doğrudur.” “Doğru durdum. Bütün gün bilgisayarın karşısındaydım.” “Doğru dur demedim, doğrudur dedim.” “He, tamam.” Bir örnek daha verelim: Oturduğumuz semtte, üç katlı bir evin kapısında KEL KİTAP yazıyor. Muhtemelen KELKİT APARTMANI demek istemişler. Yani KELKİT AP. Fakat KEL ile KİT biraz ayrılmış. Buna karşılık KİT ile AP birleşmiş. Olmuş sana KEL KİTAP. Şimdi, bir İngiliz’in bunu kendi diline çevirdiğini düşünün. BALD BOOK. Anlam, nasıl da bir yerden başka bir yere taşındı. İbrahim Tenekeci çileweb
__________________ CANIN CENNETE ADAMIM ! |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 |
| SUPER MODERATOR ![]() Üyelik tarihi: Jan 2007 Nerden: BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
Mesajlar: 1.670
Cinsiyet: Rep Gücü: 233 Rep: 23092 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Gizli Yazışmalar 1- biz radikallestikce , baska dinlerin sistemini goremez hale geliyoruz , Onlar goruyorlar 2- kismen Hepsinin ortak ozelliklere sahip ama bakip ta goremiyoruz , gorebilmek icin disaridan bakmak lazim ,hic dis iliskimiz yok ki diyelim -2 insan var ikisi de turk 2side evlatlik verilmis kardes ayri evde yetismisler bu 2 turku karsi karsiya ne getirebilir ? bunu birileri dusunmus olabilir mi ? hemde 100 yil onceden |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| | |