Hakk'a giden yolda bir karınca olabilmektir tüm gayretim.
Sevdalar Aldı Beni,
Sardı Tüm Benliğimi,
Aydınlandı tüm Dünyam,
Sevdalar Aldı Beni.
Savulun Bozguncular,
Sevdalar Aldı Beni.
Kahrolun Bütün Putlar,
Sevdalar Aldı Beni.
Sevdalar Aldı Beni,
Sardı Tüm Benliğimi,
Aydınlandı tüm Dünyam,
Sevdalar Aldı Beni.
Savulun Bozguncular,
Sevdalar Aldı Beni.
Kahrolun Bütün Putlar,
Sevdalar Aldı Beni.
Yalan Üstü Yorum;Kadayıf Üstü Dondurma
Gonderdi 04-06-2008 saat 11:43 AM by almuallim
İnsanlığın ahlaki zaaflarından birisidir yalan.Özellikle sorumluluk bilincini kaybetmiş,cesaretsiz,algılama gücü zayıf ve kendine güvenemeyenlerin başvurduğu metodlardan son zamanlarda en çok kullanılanı.Siyasetçisinden esnafına,gazetecisinden işçisine;velhasıl tüm meslek erbabının zaman zaman bu gayri ahlaki yola başvurduğuna şahid oluyoruz.
Aslını soracak olursanız bu "zorlu"mesleğin mümessilleri içerisinde "basın"başı çekiyor.Zaman zaman bir kısım siyasilerimiz/politikacılarımızla yarışsalar da,basınımızın bu konudaki "lider"liği kimseye kaptırmaya niyeti yoktur.Bunun bir iddia değil,bir hakikat olduğunu ispat için fazla araştırma yapmanıza da gerek yoktur.Mesela bugün,şu satırları kaleme aldığımız bir zamanda ,gazete bayiine gidip:
"Bir kartel gazetesi lütfen!Adı farketmez"
deseniz,söylediklerimizle yüzleşmeniz kuvvetle muhtemel.
Basında duayen sayılan,belki de birilerinin duayen olarak bizlere "pazarladığı" kaşarlı köşe yazarlarımızın son günlerdeki "ilkesiz"tavırları,Türkiye medyasının nasıl bir "gayri ahlaki"düzleme çekilmek istendiğini gözler önüne seriyor.Türkiyenin ciddi Gazetelerinden Vakit Gazetesine yapılanlar,ciddi bir haber kirliliği,daha da ilerisi "çirkefliği"ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Bütün bunlar bir tarafa,benim asıl vurgu yapmak istediğim husus,yalan haberi referans alarak yapılan değerlendirmeler,saldırılar.Yalancılığı tescilli basın organlarına artık söyleyecek bir sözümüz kalmadı.Haberciliği boş kaldıklarında yapan,mesailerini yalan ve iftiraya teksif edenleri zaten Allaha havale ettik.Gazetelerini almayarak tepkimizi koysak da,Türkiyede ciddi sayıda bir okuyucu kitlesi bahsettiğimiz yayın organlarını takib ediyor.
"Bu gazete,basın yayın meslek ilkelerine uyar"gib klişe cümleleri bahsi geçen medya organlarında görebilirsiniz.Bir aksesuardan öteye geçmese de,okuyucuyu "kafalamak"için iyi bir metoddur.Basın yayın meslek ilkelerini kim koymuşsa iyi koymuş,ama sanırım uygulanma şartını eklemeyi unutmuş gözüküyor.Öyle ya,çıplak kadın fotoğraflarını,yalan haber ve ayrıntılarını çıkardığınızda kuşa dönen,isim ve logosu dışında birşeyi kalmayan bir gazetenin hangi meslek ilkesine uyduğu söylenebilir?Genel yayın yönetmenlerinin "iş takipçiliği"yaptığı,tehdit ve şantaj dosyaları oluşturmakla görevli olduğu bir gazete,nasıl "doğru"haber verebilir?
Meslenin diğer tarafı,beni bu yazıyı yazmaya iten sebebi ise,bu gazetelerden birini referans /kaynak alarak haber blogculuğu yapan,yalan haberi zikredip de üzerine hedeflediği kitleyi aşağılayıcı yorum dediği iftira ve hezeyanlarını kusan "işgüzarlar".
Size bir blogda yazılan bir haberi ve üzerine yapılan"seviyesiz yorumu"aktarmak istiyorum.Yazı yazmanın bir sorumluluk ve seviye gerektirdiğini haykıran bir olay,bir örnek olması düşüncesiyle buraya aynen aktaracağım.Şahısları rencide etmek deği tabi ki amacım.Basın ahlakının neden gerekli olduğunu,yazı yazmanın ciddi bilgi ve kültür istediğini ortaya koyarak,dikkatleri bu noktaya çekmek istiyorum:
Türkiye Kürek Şampiyonası’na katılan Ankara Üniversitesi kafilesi, ilçe merkezinde ‘Burada taytla, şortla gezemezsiniz’ diyen 25 genç tarafından hastanelik edildi…
Burası bir gazetenin haberi.Ertesi gün yalanlandı.Meselenin özü;kürekçilerin kaldıkları otelin(Öğretmenevinin?) önüne parkettikleri araçlara bir kaç gencin haksız olarak park parası talep etmeleri.Sıradan bir park mafyası işi.Sonra kürekçilerle kavga olur ve bazıları tartaklanır.
Ve bu da bu yalan habere "sazanlama "dalan seviyeli bir blogcumuzun yorumu.Kelimesine ,virgülüne dokunmadan yazıyorum:
vay yobazlar vay.kültürsüzler,odunlar,erkek değilsiniz siz 25 kişi toplanın sadece sporunu yapmaya gelen çocuklara saldırın.hepiniz birer itsiniz.ben olsam inadına daha kısa şortla giderim.böyle itoğluitlerin beni yolumdan çeviremeyeceğini göstermek için.
İşte size kartelimizin Türkiyeye hediye ettiği bir düşünce adamı(!)Bir blog yazarı.Yalancılığı meslek edinenler ellerinin arasına kafalarını alıp "ne yapıyorum"diye düşünmedikçe,bu olaylar devam edecek.Yanlış yanlışı doğuracak.Yanlışların sonucu da sadece yapanın değil,toplumun felaketi demek.
Yalan üstü yorum,kadayıf üstü dondurma.Tadından yenmiyor.
Ama olan mazlumlara,suçsuzlara oluyor.
Bu ülke bunu aşmalı,özellikle medya organları sorumluluklarını hiçbir zaman unutmamalı.Bu halleriyle öykündükleri batı kültürünün bile ruhuna rahmet okutacaklar.
Aslını soracak olursanız bu "zorlu"mesleğin mümessilleri içerisinde "basın"başı çekiyor.Zaman zaman bir kısım siyasilerimiz/politikacılarımızla yarışsalar da,basınımızın bu konudaki "lider"liği kimseye kaptırmaya niyeti yoktur.Bunun bir iddia değil,bir hakikat olduğunu ispat için fazla araştırma yapmanıza da gerek yoktur.Mesela bugün,şu satırları kaleme aldığımız bir zamanda ,gazete bayiine gidip:
"Bir kartel gazetesi lütfen!Adı farketmez"
deseniz,söylediklerimizle yüzleşmeniz kuvvetle muhtemel.
Basında duayen sayılan,belki de birilerinin duayen olarak bizlere "pazarladığı" kaşarlı köşe yazarlarımızın son günlerdeki "ilkesiz"tavırları,Türkiye medyasının nasıl bir "gayri ahlaki"düzleme çekilmek istendiğini gözler önüne seriyor.Türkiyenin ciddi Gazetelerinden Vakit Gazetesine yapılanlar,ciddi bir haber kirliliği,daha da ilerisi "çirkefliği"ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Bütün bunlar bir tarafa,benim asıl vurgu yapmak istediğim husus,yalan haberi referans alarak yapılan değerlendirmeler,saldırılar.Yalancılığı tescilli basın organlarına artık söyleyecek bir sözümüz kalmadı.Haberciliği boş kaldıklarında yapan,mesailerini yalan ve iftiraya teksif edenleri zaten Allaha havale ettik.Gazetelerini almayarak tepkimizi koysak da,Türkiyede ciddi sayıda bir okuyucu kitlesi bahsettiğimiz yayın organlarını takib ediyor.
"Bu gazete,basın yayın meslek ilkelerine uyar"gib klişe cümleleri bahsi geçen medya organlarında görebilirsiniz.Bir aksesuardan öteye geçmese de,okuyucuyu "kafalamak"için iyi bir metoddur.Basın yayın meslek ilkelerini kim koymuşsa iyi koymuş,ama sanırım uygulanma şartını eklemeyi unutmuş gözüküyor.Öyle ya,çıplak kadın fotoğraflarını,yalan haber ve ayrıntılarını çıkardığınızda kuşa dönen,isim ve logosu dışında birşeyi kalmayan bir gazetenin hangi meslek ilkesine uyduğu söylenebilir?Genel yayın yönetmenlerinin "iş takipçiliği"yaptığı,tehdit ve şantaj dosyaları oluşturmakla görevli olduğu bir gazete,nasıl "doğru"haber verebilir?
Meslenin diğer tarafı,beni bu yazıyı yazmaya iten sebebi ise,bu gazetelerden birini referans /kaynak alarak haber blogculuğu yapan,yalan haberi zikredip de üzerine hedeflediği kitleyi aşağılayıcı yorum dediği iftira ve hezeyanlarını kusan "işgüzarlar".
Size bir blogda yazılan bir haberi ve üzerine yapılan"seviyesiz yorumu"aktarmak istiyorum.Yazı yazmanın bir sorumluluk ve seviye gerektirdiğini haykıran bir olay,bir örnek olması düşüncesiyle buraya aynen aktaracağım.Şahısları rencide etmek deği tabi ki amacım.Basın ahlakının neden gerekli olduğunu,yazı yazmanın ciddi bilgi ve kültür istediğini ortaya koyarak,dikkatleri bu noktaya çekmek istiyorum:
Türkiye Kürek Şampiyonası’na katılan Ankara Üniversitesi kafilesi, ilçe merkezinde ‘Burada taytla, şortla gezemezsiniz’ diyen 25 genç tarafından hastanelik edildi…
Burası bir gazetenin haberi.Ertesi gün yalanlandı.Meselenin özü;kürekçilerin kaldıkları otelin(Öğretmenevinin?) önüne parkettikleri araçlara bir kaç gencin haksız olarak park parası talep etmeleri.Sıradan bir park mafyası işi.Sonra kürekçilerle kavga olur ve bazıları tartaklanır.
Ve bu da bu yalan habere "sazanlama "dalan seviyeli bir blogcumuzun yorumu.Kelimesine ,virgülüne dokunmadan yazıyorum:
vay yobazlar vay.kültürsüzler,odunlar,erkek değilsiniz siz 25 kişi toplanın sadece sporunu yapmaya gelen çocuklara saldırın.hepiniz birer itsiniz.ben olsam inadına daha kısa şortla giderim.böyle itoğluitlerin beni yolumdan çeviremeyeceğini göstermek için.
İşte size kartelimizin Türkiyeye hediye ettiği bir düşünce adamı(!)Bir blog yazarı.Yalancılığı meslek edinenler ellerinin arasına kafalarını alıp "ne yapıyorum"diye düşünmedikçe,bu olaylar devam edecek.Yanlış yanlışı doğuracak.Yanlışların sonucu da sadece yapanın değil,toplumun felaketi demek.
Yalan üstü yorum,kadayıf üstü dondurma.Tadından yenmiyor.
Ama olan mazlumlara,suçsuzlara oluyor.
Bu ülke bunu aşmalı,özellikle medya organları sorumluluklarını hiçbir zaman unutmamalı.Bu halleriyle öykündükleri batı kültürünün bile ruhuna rahmet okutacaklar.
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
Toplam Trackbacks 0











