Kalk Ali Kalk Kurtulduk
Gonderdi 17-05-2008 saat 01:20 PM by aliÖZDEMİR
yeni tuttuğu hizmetçi kadına sordu : Şiven buralara enzemiyor Nerelisin sen ?
___ Uzaklardanım. Alnımın yazısı benı buralara getirdi. Dedi kadın. Gözleri bozulmuş şekerleşmiş şurup gibi soluk ve çöküktü. Adeta bir gam tortusu gibiydi. Akşam akşam keyfinin kaçmasından korktu... içinden yenisini bulunca bunu gönderirim diye geçirdi. Hikayesini dinleyince bunu asla yapamayacağını anladı.
Savaş başlamıştı sınıra yakın bir köyde oturuyordu dul Ayşe. Bir akşam üstü şu yaygara kopmuştu “ DÜŞMAN GELİYOOOR “
Gelen düşman sadece can düşmanı değil aynı zamanda ırz ve namus düşmanıdır da. Müslüman Erkeği süngüliyecek ……. kadını kirletecek ………..
ve çocukları katledecektir. Köy halkı mal mülkü bırakıp kaçmaya karar verir… Dul Ayşede hazırdır bir at üstünde…… Arkasında beş yaşındaki Ali… minik elleri ile beline dolamış…. Önünde üç yaşında Medine düşmesin diye dizlerinden atın eyerine bağlanmış… Ve kucağında henüz bir yaşını bitirmemiş Osman duruyordu….. Felaket kafilesi yol almaya başlamıştı ancak gün ihtiyar lık vaktini yaşıyorken yıl ise ölümünün sekeratına başlamıştı…. Tepelerden yağan yağmura bakılırsa kısa sürede ovayı sel basacak çaylar kabaracak köprüler çökecek yol iz kalmayacak…felaket kafilesi için her an bir akıntıya kapılmaları veya bir bataklığa saplanmaları an meselesi idi. Öndeki ümit müslüman ordusuna kavuş mak… akadaki korku düşman ordusuna çiğnenmek…Dul Ayşe için asıl felaket felaket kafilesinden geri kalmaktır. Yaşlı ve romatizmalı at arada bir sürçüyor batıyor çıkıyor kişniyor…. Sırıl sıklam ka- file ıslak gece içinde ilerliyor. Ayşenin beline dolanan minik ellerin gevşediğinde " Uyuma Ali uyuma sıkı tut " sözleri ile uyanık tutmaya çalışırken öndeki kafanın düştüğünü gördüğünde “ uyuma Medinem uyuma …” sözleri ile şahlanırken kucağında kıpırdamalar başlıyor bu sefer… onu da “ uyu Osman ım uyu ” nıdası ile üç ciğer paresine nefesi ile soba sesi ile güven cüssesi ilede siper olma telaşesindedir bahtı kara Aişe ...................... Atın ve kendisinin kudretsisliğini gören Ayşe korkularının en büyüğü ile karşı karşıya idi o korku ise üç canlı yükü ile yaya kalmak tı … ve maalesef korkulan olmuştu … çamurun içinde yan yatan atın üstünde hemen indiler çabukça toparlanıp hemen yola devam etmeleri gerektiğini biliyordu dul Ayşe.
Felaketin en büyüğü felaket kafilesinden geri kalmak olduğunu çok iyi biliyordu Ayşe. Bunun için hemen Osmanı nı önöne bağladı Medine sini sırtıda aldı. Kollarını boynuna dlattı ve sıkı tutmasını tembihledi.. Ali ciğin elini kavradı kafilenin arkasında yol almaya başladı dul Ayşe. Yürüdü yürüdü yürüdü … Çamura bata çıka yürüyordu ancak gittikçe takattan düşüyordu felaket kafilesinden de kimse dul Ayşenin yardımına gelmiyordu… Gerçi felaket kafilesininde durumu onunkinden farksız ve vehametin zirvesinde idi. Üç canlı yükü birden taşımanın mümkün olmadığını anlayınca ikisini kurtarmak için birini feda etmek gerektiğine kanaat getirdi.
Ama hangisini … Çamura bata çıka elinde tuttuğu Ali sinimi? Halbuki tuttuğu minik eli bırakmak yeterli… ancak bunu asla yapamayacağını anladı. Çaresizce boynunu çevirip Medine sine baktı baktı baktı… onada birtürlü içi el vermedi. Halbuki bütün yapması gereken boynundaki minik elleri çözmek… ancak bunu yapmak dul Aişe için dünyanın en zor işi idi. Çaresizlik içindeki Aişe ölmüştür ümidi ile bohça da sessiz duran Osmana yönelir. Peçeyi açtığında ılık ılık ağladığını görür. Aman Allahım ne zor bir imtihan annelik şefkatı üç seçeneğin üçüne de onay vermemişti…
Dul Ayşe tüm gücünü birkez daha topladı yoluna devam etti….. Dakikalar geçmek yol bitmek bilmiyordu ….. Aman Allahım … gördüğü doğru muydu acaba ? … Gayrı ihtiyari takatsız kalan kolları açılmış ve kucağındakı yükü artık yoktu … Kim bilir Osmanı ne kadar gerilerde düşürmüştü.
Gerçi Aişenin içinde bulunduğu vehamet iki canlı yükü ile orada ölmeyi zor görmüyordu . Osmanın acısını içine gömüp Ali nin elini daha sıkı tutup Medinesini daha sağlam omuzlayıp daha bir ümitle yol almaya başlamıştı. .. Boynundaki eller arada bir gevşeyince “ UYUMA MEDİNEM SIKI TUT ” sözleri ile tutunmasını sağlıyordu….
Felaket kafilesi bı hayli yol almıştı …. Ancak dul Aişenin dayanacak takatı da kalmamıştı . Felaket kafilesi düşe kalka yol almaya devam ediyordu… .................................................. ....................................
Bir an Aişe hızlandışını ve dizlerindeki takatın arttığını his eder. Ancak bu hiç te hayra alamet değildi. Ne olduğunu anlaması fazla zamanını almamıştı … çünkü sırtındaki hafiflik yeni bir felaketin habercisi idi ... boynunu saran eller çözülmüş kim bilir ne kadar gerilerde çamurlara batmış ve orayı kendine istrahatgah seçmiştir… kimbilir daha kaç Medine aynı kaderi paylaşmıştır felaket kafilesinde kimbilir…......................................... ..........................
Dul Aişe Medine nin de acısını kalbine gömüp elinde kalan tek canlı yükünü yani Ali sini omuzlar yürür.. yürür ama koşarcasına yürür… En gerilerde kafileyi takip eden Aişe en öndekilerin bile önünde idi artık.............
Ve nihayet düşman ordusuna çiğnenme tehlikesi bitmiş Müslüman ordusuna kavuşmuştu felaket ordusu.
Dul Aişe en önde… Yanaşır bir cephane sandığına yükünü üstüne indirir derin bir nefes alır… kurtulmanın vermiş olduğu sevinç ile Ali ciğine sesllenerek... ve dürterek “ Kalk Ali kalk kurtulduk ” diyerek Ali yi uyandırmaya çalışıyordu… ama Ali bir türlü uyanmıyordu… çünkü ebedi uykuya dalmıştı … Dul Aişe saatlerce bir ceset taşıdığını yeni anlamıştı. Ve artık hayatta yapa yalnızdı dul Ayşe…..
Alıtıya eklemeler yaptım. Kusurlarıma müsamaha ile bakmanızı rica ediyorum…
___ Uzaklardanım. Alnımın yazısı benı buralara getirdi. Dedi kadın. Gözleri bozulmuş şekerleşmiş şurup gibi soluk ve çöküktü. Adeta bir gam tortusu gibiydi. Akşam akşam keyfinin kaçmasından korktu... içinden yenisini bulunca bunu gönderirim diye geçirdi. Hikayesini dinleyince bunu asla yapamayacağını anladı.
Savaş başlamıştı sınıra yakın bir köyde oturuyordu dul Ayşe. Bir akşam üstü şu yaygara kopmuştu “ DÜŞMAN GELİYOOOR “
Gelen düşman sadece can düşmanı değil aynı zamanda ırz ve namus düşmanıdır da. Müslüman Erkeği süngüliyecek ……. kadını kirletecek ………..
ve çocukları katledecektir. Köy halkı mal mülkü bırakıp kaçmaya karar verir… Dul Ayşede hazırdır bir at üstünde…… Arkasında beş yaşındaki Ali… minik elleri ile beline dolamış…. Önünde üç yaşında Medine düşmesin diye dizlerinden atın eyerine bağlanmış… Ve kucağında henüz bir yaşını bitirmemiş Osman duruyordu….. Felaket kafilesi yol almaya başlamıştı ancak gün ihtiyar lık vaktini yaşıyorken yıl ise ölümünün sekeratına başlamıştı…. Tepelerden yağan yağmura bakılırsa kısa sürede ovayı sel basacak çaylar kabaracak köprüler çökecek yol iz kalmayacak…felaket kafilesi için her an bir akıntıya kapılmaları veya bir bataklığa saplanmaları an meselesi idi. Öndeki ümit müslüman ordusuna kavuş mak… akadaki korku düşman ordusuna çiğnenmek…Dul Ayşe için asıl felaket felaket kafilesinden geri kalmaktır. Yaşlı ve romatizmalı at arada bir sürçüyor batıyor çıkıyor kişniyor…. Sırıl sıklam ka- file ıslak gece içinde ilerliyor. Ayşenin beline dolanan minik ellerin gevşediğinde " Uyuma Ali uyuma sıkı tut " sözleri ile uyanık tutmaya çalışırken öndeki kafanın düştüğünü gördüğünde “ uyuma Medinem uyuma …” sözleri ile şahlanırken kucağında kıpırdamalar başlıyor bu sefer… onu da “ uyu Osman ım uyu ” nıdası ile üç ciğer paresine nefesi ile soba sesi ile güven cüssesi ilede siper olma telaşesindedir bahtı kara Aişe ...................... Atın ve kendisinin kudretsisliğini gören Ayşe korkularının en büyüğü ile karşı karşıya idi o korku ise üç canlı yükü ile yaya kalmak tı … ve maalesef korkulan olmuştu … çamurun içinde yan yatan atın üstünde hemen indiler çabukça toparlanıp hemen yola devam etmeleri gerektiğini biliyordu dul Ayşe.
Felaketin en büyüğü felaket kafilesinden geri kalmak olduğunu çok iyi biliyordu Ayşe. Bunun için hemen Osmanı nı önöne bağladı Medine sini sırtıda aldı. Kollarını boynuna dlattı ve sıkı tutmasını tembihledi.. Ali ciğin elini kavradı kafilenin arkasında yol almaya başladı dul Ayşe. Yürüdü yürüdü yürüdü … Çamura bata çıka yürüyordu ancak gittikçe takattan düşüyordu felaket kafilesinden de kimse dul Ayşenin yardımına gelmiyordu… Gerçi felaket kafilesininde durumu onunkinden farksız ve vehametin zirvesinde idi. Üç canlı yükü birden taşımanın mümkün olmadığını anlayınca ikisini kurtarmak için birini feda etmek gerektiğine kanaat getirdi.
Ama hangisini … Çamura bata çıka elinde tuttuğu Ali sinimi? Halbuki tuttuğu minik eli bırakmak yeterli… ancak bunu asla yapamayacağını anladı. Çaresizce boynunu çevirip Medine sine baktı baktı baktı… onada birtürlü içi el vermedi. Halbuki bütün yapması gereken boynundaki minik elleri çözmek… ancak bunu yapmak dul Aişe için dünyanın en zor işi idi. Çaresizlik içindeki Aişe ölmüştür ümidi ile bohça da sessiz duran Osmana yönelir. Peçeyi açtığında ılık ılık ağladığını görür. Aman Allahım ne zor bir imtihan annelik şefkatı üç seçeneğin üçüne de onay vermemişti…
Dul Ayşe tüm gücünü birkez daha topladı yoluna devam etti….. Dakikalar geçmek yol bitmek bilmiyordu ….. Aman Allahım … gördüğü doğru muydu acaba ? … Gayrı ihtiyari takatsız kalan kolları açılmış ve kucağındakı yükü artık yoktu … Kim bilir Osmanı ne kadar gerilerde düşürmüştü.
Gerçi Aişenin içinde bulunduğu vehamet iki canlı yükü ile orada ölmeyi zor görmüyordu . Osmanın acısını içine gömüp Ali nin elini daha sıkı tutup Medinesini daha sağlam omuzlayıp daha bir ümitle yol almaya başlamıştı. .. Boynundaki eller arada bir gevşeyince “ UYUMA MEDİNEM SIKI TUT ” sözleri ile tutunmasını sağlıyordu….
Felaket kafilesi bı hayli yol almıştı …. Ancak dul Aişenin dayanacak takatı da kalmamıştı . Felaket kafilesi düşe kalka yol almaya devam ediyordu… .................................................. ....................................
Bir an Aişe hızlandışını ve dizlerindeki takatın arttığını his eder. Ancak bu hiç te hayra alamet değildi. Ne olduğunu anlaması fazla zamanını almamıştı … çünkü sırtındaki hafiflik yeni bir felaketin habercisi idi ... boynunu saran eller çözülmüş kim bilir ne kadar gerilerde çamurlara batmış ve orayı kendine istrahatgah seçmiştir… kimbilir daha kaç Medine aynı kaderi paylaşmıştır felaket kafilesinde kimbilir…......................................... ..........................
Dul Aişe Medine nin de acısını kalbine gömüp elinde kalan tek canlı yükünü yani Ali sini omuzlar yürür.. yürür ama koşarcasına yürür… En gerilerde kafileyi takip eden Aişe en öndekilerin bile önünde idi artık.............
Ve nihayet düşman ordusuna çiğnenme tehlikesi bitmiş Müslüman ordusuna kavuşmuştu felaket ordusu.
Dul Aişe en önde… Yanaşır bir cephane sandığına yükünü üstüne indirir derin bir nefes alır… kurtulmanın vermiş olduğu sevinç ile Ali ciğine sesllenerek... ve dürterek “ Kalk Ali kalk kurtulduk ” diyerek Ali yi uyandırmaya çalışıyordu… ama Ali bir türlü uyanmıyordu… çünkü ebedi uykuya dalmıştı … Dul Aişe saatlerce bir ceset taşıdığını yeni anlamıştı. Ve artık hayatta yapa yalnızdı dul Ayşe…..
Alıtıya eklemeler yaptım. Kusurlarıma müsamaha ile bakmanızı rica ediyorum…
Toplam Yorumlar 1
Yorumlar
-
tebrik ederim çok güsel olmuşGonderdi 18-05-2008 saat 12:15 AM by Selinamm












