RSS Feed  Bak

ISI_mail

Öyle bir pazar

Değerlendir
Yazan: , tarih : 04-10-2009 , 11:17 PM (801 bakış)
Bugünü yazmak istiyorum.

Yagmurlu bir havada pazar günü sabahin köründe saat 4:37 de uyandim. Kalkip su ictim. Stressim 4:37 demek. Ben ne kadar erken uyanirsam o denli stresteyimdir. Normal uyanma saatim 7-8 arasi, ondan öncesi tehlikeli.
Yeniden yataga uzanip "Rüstem Pasa" romanini aldim. Bir-iki sayfa sonra uyuyakalmisim.
Saat 7 civarinda yeniden uyandim. Kitaba kaldigim yerden devam ettim. Daha önce Cahit Ülkünün Pargali Ibrahim Pasa romanini da okumustum. Bu ikinci kitabi, birincisiyle ortak yillarda baslayip Kanuni Sultan Süleyman Döneminde geciyor. Akici. Üstelik de cok bilgili bir yazar. Tarihi bilgilerinin üstün körü olmadigi belli oluyor.

Esim de kalkti. Elimdeki kitaba aldirmayip benimle konusmaya basladi. Bense Rüstem Pasa ile Diyarbekirde geziniyorum. Su siralar onun elindeki kitaplar bitti, benim böyle romandan kopamayisimi kiskaniyor.

Kalkip kahve yapiyor. Kücük ekmekleri firina veriyor. Yeniden yanima uzanip bana satasiyor. Kitabin en heyecanli yerindeyim... birakamiyorum. Oysa biraksam ne olur, film degil ki kacirayim... deyip onunla yatak dövüsüne basliyorum. Böyle arada sirada yatakta güresmek iyi geliyor. Saldirganlik duygularimizi yasiyoruz. Neyse kavgaya oglum da karisiyor. Arada -bir sey kirilmadan olayi atlatsak bari diyorum. Neyse ki firinin zili caliyor. Duruluyoruz. Herkes dagiliyor. Ben ekmekleri cikariyorum. Esim kahvaltiliklari.

Asagidan gazeteyi getiriyorum. Bugün gazeteler onun olsun.

Herkes kahvaltiliklarini alip yataga dönüyor. Yatakta kahve ve kahvaltiyla kitap okumanin zevkine diyecek yok. Kahvaltiyi bitirdikten sonra yeniden bir agirlik cöküyor. Kitabi birakip uykunun kollarina gömülüyorum. Esim telefonda konusuyor. Sesini duyuyorum. Sanki bir perdenin ardinda onu duymamak icin direniyorum. Böylece 12.00 ye kadar yatiyorum. Oh be pazar dedigin böyle olmali. Kalkip dus aldiktan sonra yeniden kitaba dönüyorum. Esim de yanimda bana gazete okuyor. Bense hi... hi... öylemi diye onunla konusuyorum. Kardesim ve ailesiyle bulusacaktik ertelemisler... cok sagol canim diyorum... derken esimin aklina bugün magazalarin acik oldugu geliyor (Almanyanin birlesme gününün ertesi pazar oldugu icin özel alisveris günüymüs..) Oglumla beni yataktan kaldiriyorlar... Ver elini büyük kitapci. Orada onlara da birer kitap alip, bir tur atip geri dönüyoruz.

Yolda esime satasiyorum, oglum kitap seciminde ona yöneliyor... su anda vampir ve bilim-kurgu kitaplarina takti... ben de babamin sevmedigi kitaplari okurdum, ama oglumun en azindan birazcik akli basinda kitap okumasini istiyorum...
Esim de tarih-bilim-kurgu-ask-gizem karisismi kitaplari okumayi sever... ona eger oglumuz bir gün Gotik akimiyla siyahlar giyip odasina kapanirsa onun bundan sorumlu olacagini söylüyorum... o da bana kiziyor, ne yani savas ve barisi mi okusundu yani (icimde fena olmazdi diyorum ama...) hic olmazsa genclik kitabi okusun canim diyorum.

Anlasamiyoruz. Arabada sessizlik... Arada bir gözümle esime bakiyorum... Küstü mü acaba?
Bir yanak yapiyorum... gülümsüyor... ben de takiliyorum... neyse evde aksami ediyoruz. Her birimiz kendi kösesinde. Böyle bir pazar iste bizim yasadigimiz. Ne daha iyi ne daha kötü.
Ben böy-le pa-zar-lar-i cok se-vi-yo-rum!
Etiketler: Yok Ekle / Düzenle Etiketler
Katogoriler
Katogorisiz

Yorum

Yukarı Çık